Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Hukuk Medeniyeti
0 Yorum




T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
  21. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2017/429  Esas
KARAR NO : 2017/426 Karar

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A
İ S T İ N A F   K A R A R I

BAŞKAN : MÜNÜRE TUNCER  (33884)
ÜYE : ESMA CÖMERT GÜNAYDIN  (35155)
ÜYE : ŞÜKRAN DEMİRAY  (35071)
KATİP : ELİF ÜNAL  (146479)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/08/2016
NUMARASI : 2015/1378  Esas - 2016/760 Karar
İSTİNAF TALEBİNDE

DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
KARAR TARİHİ : 14/03/2017
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH : 15/03/2017

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenmesi talep edilmiş olup, dosya yerel mahkemece Dairemize gönderilmiş olmakla, üye hakim tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki tüm belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İncelenen dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesi tarafından tarafların hazır bulunduğu 09.08.2016 tarihli celsede tarafların yüzüne karşı kararın tefhim olunduğu, İ.İ.K 363.maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresinin tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün olduğu, ve kararın tarafların yüzüne karşı tefhim olunması nedeni ile istinaf süresinin tefhimden itibaren başlayacağı ve başvurunun yapıldığı 10/10/2016 tarihi itibariyle yasada belirtilen başvuru süresinin geçtiği anlaşılmakla istinaf talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 
1-İstinaf talebini içerir dilekçenin yasal süresinde verilmediği anlaşıldığından, istinaf talebinin USULDEN REDDİNE;
2-a)Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına;
b)İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına;
3-Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda İ.İ.K 365/3.maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 14/03/2017


T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
  23. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO : 2017/396 
KARAR NO : 2017/391


T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A
İ S T İ N A F   K A R A R I


BAŞKAN : MUSTAFA TANER UYAR  (38196)
ÜYE : FUNDA KÖSE AYDAR  (40967)
ÜYE : HALİT ÇAVUŞ  (41413)
KATİP : MELİH BAYIR  (127467)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2016
NUMARASI : 2015/417 ESAS,  2016/933 KARAR

DAVANIN KONUSU : İstihkak (Taşınır Mal Haczinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 16/03/2017
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/03/2017

Yukarıda ayrıntıları belirtilen mahkeme kararının süresi içinde istinafen incelenmesi davacı/3.kişi ve davalı/alacaklı tarafından talep edilmekle, görevlendirilen Üye Hakim tarafından hazırlanan ön inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra heyetçe yapılan müzakere sonucunda duruşma açılmaksızın gereği görüşülüp düşünüldü: 

Davacı/3.kişi tarafından 06.04.2015 tarihinde işyerinde yapılan hacizde haczedilen malların kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar nedeniyle davacı/3.kişi ve davalı/alacaklı vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır.

Tüm dosya kapsamı ve istinaf sebepleriyle bağlı olarak yapılan incelemede; mahkemenin vermiş olduğu karar istinaf talep edenlerin yüzlerine karşı verilmiş, ancak kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük süre içerisinde istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiş ise de, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince istinaf süresinin tefhim veya tebliğden itibaren 10 günlük süreye tabi olduğu, bu sürenin mahkemece arttırılıp eksiltilemeyeceği, HMK'nın 297/2.maddesine göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi durum, tereddüt ve ihtilaflar yaratır. İstinafa konu dosyada tefhim edilen kısa kararda yargılama giderleri dahil olmak üzere hüküm kurulduğu, kısa karar ve gerekçeli karardaki hüküm fıkrasının aynı olduğu, bu haliyle kısa kararın HMK'nın 297/2.maddesine uygun hüküm niteliğinde görüldüğü, buna göre, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince temyiz süresinin duruşmada hazır olanlar için tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, istinaf talep edenlerin her ikisinin de duruşmada hazır olduğu, kararın kendilerine tefhim edildiği, kısa kararın HMK'nın 297/2.maddesi hükmüne uygun hüküm niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece istinaf bavuru süresinin tebliğden itibaren başlayacağına dair kararının sonuca etkili görülmediği, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince kararın tefhim edildiği tarih olan 01/11/2016 tarihinde istinaf süresinin başladığı, istinaf talep tarihleri olan davacı yönünden 23/11/2016, katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran davalı V. yönünden 17/01/2017 tarihi dikkate alındığında kanunda belirtilen 10 günlük istinaf süresinin geçmiş olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusu süresinde olmadığından, tarafların istinaf taleplerinin süre aşımından reddine karar vermek gerekmişir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/417 Esas - 2016/933 Karar sayılı 01/11/2016 tarihli kararına ilişkin davacı/3.kişi ve davalı/alacaklının İSTİNAF BAŞVURULARININ SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, 
2-Davacı/3.kişiden alınması  gerekli  olan  31,40-TL  istinaf  karar harcından peşin alınan 29,20-TL'nin mahsubuna,  2,20-TL  bakiye harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri  üzerinde bırakılmasına, 
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı/3.kişi ve davalı/alacaklı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı/alacaklı yönünden istinaf harçları peşin olarak alındığından ve yeterli görüldüğünden, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda İİK'nın 363/1. ve 365/1-son maddesi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/03/2017

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
 31. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO : 2017/776 
KARAR NO : 2017/428


T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A
İ S T İ N A F   K A R A R I


BAŞKAN : SELMA BETİN  
ÜYE : AYŞE AKSOY 
ÜYE : HÜLYA CANPOLAT  
KATİP : GÖNÜL BİLGETEKİN  

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2016
NUMARASI : 2015/495 2016/180


DAVANIN KONUSU : Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 30/03/2017

Yerel Mahkemece verilen karar sonrasında istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

DAVA: 
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı işyerinde 19/01/2004 - 25/12/2013 tarihleri arası 9 yıl 11 ay 6 gün güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin ihbar önelsiz ve haksız olarak feshedildiğini, İstanbul 14.  İş  Mahkemesinin 2014/8

 Esas ve 2014/409 Karar sayılı 03/09/2014 tarihli ilamı ile işe iadesine karar verildiğini, kesinleşen işe iade kararı sonrası yasal süresi içerisinde Bakırköy 40. Noterliğinin 06/04/2015 tarih ve 09233 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile müvekkilinin işe başlama talebinde bulunduğunu, davalı işverenliğe yapılan 09/04/2015 tarihli tebliğe rağmen müvekkilinin işe başlatılmadığını, davalı tarafından boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının ödendiğini, ancak kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin ödenmediğini iddia ederek, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: 
Davalı tarafça davaya karşı yazılı savunma yapılmamış, davalı vekili tarafından davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından; "davacının 19/01/2004-25/12/2013 tarihleri arasında 9 yıl 11 ay 6 gün davalı iş yerinde çalıştığı, İstanbul 14. İş Mahkemesi'nin 2014/8 Esas, 2014/409 Karar sayılı ilamının kesinleşmesi üzerine yasal süre içerisinde gönderdiği 06/04/2015 tarihli ihtarname ile işe başlatılmak üzere işverene müracaat ettiği, ihtarnamenin 09/04/2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen işverenin tebliğden itibaren 1 aylık süre içerisinde davacıyı işe başlatmadığı, bu halde davacının iş akdinin 1 aylık sürenin sonunda 09/05/2015 tarihinde feshedilmiş sayılacağı, işe iade davası neticesinde 4 aya kadar ücret ve diğer yasal hakların ödenmesine karar verilen sürenin kıdem süresine eklenmesi gerektiği, bu halde fesih tarihi itibariyle davacının kıdeminin 10 yıl 3 ay 6 gün olacağı, talebe konu alacakların hesabında bu kıdem süresinin dikkate alınması gerektiği, işe iade için açılan dava ile yapılan feshin geçerli olmadığının ve davacının iş akdinin haklı nedene dayanmaksızın feshedildiğinin kesinleştiği, davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretine göre kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanması gerektiği, bilirkişi tarafından davacının ilk fesih tarihindeki ücretinin aynı tarihteki brüt asgari ücrete oranlaması yöntemiyle belirlenen aylık brüt ücret (1.742,18 TL) ve yol yardımı ile yemek yardımı eklenmek suretiyle belirlenen giydirilmiş ücret (2.068,18 TL) dikkate alınarak yapılan hesaplamalar ile belirlenen kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği, davacının  kullandırıldığı veya karşılığının ödendiği ispat edilemeyen yıllık izin alacağının bulunduğu,  yine davacının iş akdinin feshedilmiş sayıldığı tarihteki ücretine göre belirlenen yıllık izin ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 

DELİLLER: 
SGK kayıtları, sigorta hizmet cetveli, işyeri özlük dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamıdır.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

GEREKÇE : 
Dava;  iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayanan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. 
Davalının istinaf sebepleri açısından istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile bağlı ve sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan incelemede; 


Kısa kararın taraf vekillerinin yüzüne karşı 14/12/2016 tarihinde tefhim edildiği, gerekçeli kararın davacı vekiline 26/01/2017 tarihinde, davalı vekiline ise 30/01/2017 tarihinde  tebliğ edildiği, davalı vekilinin süre tutum dilekçesini 20/12/2016 tarihinde süresi içerisinde sunduğu, ancak gerekçeli karar kendisine 30/01/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli istinaf  dilekçesini sunmadığı, süre tutum dilekçesinde de ayrıntılı olarak istinaf sebeplerininin bildirilmediği anlaşılmıştır.
HMK düzenlemesinde süre tutum yöntemi ile istinaf yoluna başvuru düzenlenmemiştir. Davalı vekili kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile ayrıntılı sebep bildirmeden bozma talebini içerir dilekçesini 20/12/2016 tarihinde 5521 Sayılı Yasa'nın 8/2 maddesinde düzenlendiği gibi 8 günlük süre dolmadan vermiştir. Yerel Mahkemece davanın her iki tarafına gerekçeli karar tebliğ edilmiştir.
Yeni HMK da gerekçeli kararların kısa karar verildikten sonra bir aylık sürede yazılacağına yönelik hüküm getirilmiştir.
Kısa kararın tefhiminden sonra bir aylık sürede gerekçeli kararın yazımına ilişkin bu düzenlemenin, kanun yoluna başvuran tarafa, kanun yoluna başvuracağını bildirme anlamına gelen süre tutum dilekçesinin, gerekçeli kararın tebliğinden sonra dahi yasalardaki tüm süreleri ortadan kaldırır nitelikte güç kazandıracağını düşünmemek gerekir. 
Anılan dilekçe, istinafa başvuran tarafın HMK.352. md. de belirtilen gerekçeli istinaf dilekçesi verme süresini süresiz ya da sınırsız hale getirmez. 
İstinaf yoluna başvuru HMK.342/1.madde düzenlemesine göre dilekçe ile yapılır ve HMK.344/2.e maddesine göre dilekçede başvuru sebepleri ve gerekçesinin de belirtilmesi zorunludur.
6100 sayılı HMK.’nın 352. maddesinde “istinaf başvurusunun süresinde yapılması gerektiğini ve başvuru sebeplerinin ya da gerekçesinin hiç gösterilmemesine” ilişkin incelemenin öncelikle yapılması gerektiği düzenlemesi getirilmiştir. 
HMK.nun 355.maddesinde ise istinaf incelemesinin "istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır" düzenlemesi mevcutur. Bunun istisnası Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf kanun yoluna gelen dosyada resen kamu düzenine aykırılık ve emredici hukuk kurallarına aykırılık tespit etmesi halidir. 
Somut olayda; istinafa başvuran taraf gerekçeli kararın tebliğinden sonra HMK.nun yukarıda söz edilen maddelerinde açıklanan nitelikleri içerir gerekçeli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesini sunmamış olduğu, süre tutum dilekçesinin de gerekçe içermediği, verilen süre tutum dilekçesi nedeni ile Dairemizce resen yapılan incelemede ise kamu düzenine ve emredici hukuk kurullarına herhangi bir aykırılık saptanmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b.1 ve 355. maddeleri gereğince esastan REDDİNE ilişkin Üye Hakim Ayşe AKSOY'un görüşü heyetçe de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: 
1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve kamu düzenine yönelik yapılan inceleme sonucunda İSTANBUL 8. İŞ MAHKEMESİ'NİN 2015/495 - 2016/180 E.K. sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukkuki değerlendirmesi bakımından usul esas yönünden dosyada eksik ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b.1 ve 355 maddeleri gereğince ESASTAN REDDİNE, 
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken  1.261,25 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 70,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 1.191,25 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın tebliği ile harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5. maddesine göre KESİN olmak üzere 28/03/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. 




Basit yargılama usulünde temyiz süresinin başlangıcı - kısa karar- hüküm özeti - tefhimden değil tebliğden başlar

Vesim parlak başvurusu anayasa mahkemesi kararı - kısa karara karşı temyiz süresi tefhimden değil tebliğden başlar


İstinafa başvuru süresinin başlangıcı içtihat koleksiyonu




  
30.3.2017 11:28:09

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim