Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
5 Yorum

BAM ve Asliye Ticaret Mahkemelerinin konkordato kararları- 2018







T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ


ESAS NO : 2018/644 Esas

KARAR NO : 2018/802


DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

DAVA TARİHİ : 17/07/2018

KARAR TARİHİ : 17/07/2018


Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı dava dilekçesinde özetle; ortağı olduğu ... Ltd. Şti. tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sırasında konkordato talepli dava açıldığını, ortağı olduğu ... Ltd. Şti.'nin aynı zamanda tüm risklerine şahsi kefil olduğu gibi kendi adına kayıtlı taşınmazları şirket lehine 3. kişiler ve bankalar adına ipotek ettirdiğini, şahsi borçlarının tasfiyesi için konkordato talebinde bulunmak zaruretinin doğduğunu belirterek lehine konkordato mühleti verilmesini talep ve dava ederek iş bu davanın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sırasında görülen dava ile birleştirilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde davacı ... Ltd. Şti. tarafından 09/05/2018 tarihinde konkordato talepli dava açıldığı, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinde "Aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde açılmış davalar aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı 2. davanın açıldığı mahkemede verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda yukarıda incelenen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sayılı davası ile mahkememizde görülen iş bu dava arasında hukukî ve fiilî bağlantı bulunması nedeni ile HMK 166 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır. 

HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Mahkememizin 2018/644 esas sırasında kayıtlı iş bu dava ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sırasında kayıtlı dava arasında hukukî ve fiilî bağlantı bulunması nedeniyle her iki davanın BİRLEŞTİRİLMESİNE, yargılamaya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/403 esas sayılı davası üzerinden devamına, 

2-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına, 

Dair; nihai karar ile birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verildi.18/07/2018


Başkan 

e-imza

Üye

e-imza

Üye 

e-imza 

Katip

e-imza 










****************************************************************************************************************************


T.C.

İSTANBUL

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ


ESAS NO : 2018/820 

KARAR NO : 2018/902


DAVA : Konkordatonun Tasdiki

DAVA TARİHİ : 14/09/2018

KARAR TARİHİ : 21/09/2018


Mahkememizde görülmekte olan Konkordato davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA / 

Konkordato talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kuruluşunun 01.04.2009 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiğini ve otomotiv sektöründe her türlü yedek parçanın internet üzerinden tedarikini ve dağıtımını yaptığını, şirketin son esas sermayesinin 62.500,00 TL olup, tamamının ödendiğini, 4 ortaklı bir şirket olduğunu ifade etmiş ve şirketin konkordato başvurusu yapmasına dayanak gelişim sürecini ve mali krizin sebeplerini ayrıntılı bir şekilde açıkladığı, bunun dışında şirketin -1.684.723,01 TL borca batık olduğunu, şirketin konkordato ön projesinde en önemli gelir kaynağının mevcut yazılımın kiraya verilip aylık düzenli gelir sağlanması olduğunu, tüm borçların %30 tenzilatı ile %70'inin ödenmesinin teklif edildiğini, belirterek İİK. 285. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca konkordato talebinin kabulüne, geçici mühlet verilmesine ve geçici konkordato komiseri atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 

GEREKÇE /

Dava, İİK. 285. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 

Davacı şirketin muamele merkezinin bulunduğu yer Kağıthane-İstanbul olup, İİK. 285/3. maddesi uyarınca bu davaya bakma konusunda mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır. 

7101 Sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 286. maddesinde ''konkordato talebine eklenecek belgeler'' tek tek sayılmıştır. 

İİK. 286. maddesinde,

'' a) Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye arttırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi,

b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri, ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun mali durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup, defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile gösteren liste ve belgeler, 

c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste,

d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo,

e) Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunda yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları ile dayanakları. Şu kadar ki bu şart 03.06.2011 tarihli ve 635 Sayılı Bilim ve Sanayi Teknoloji Bakanlığının teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28. maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından uygulanmaz

Bu madde uyarınca sunulan mali tabloların tarihi, başvuru tarihinden en fazla 45 gün önce olabilir. 

Borçlu, konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır''

denilmiştir.

Davacı şirket tarafından dava dilekçesi ekinde İİK. 286. maddesinin a ve d bendinde gösterilen bilgi ve belgelerin sunulduğu, bunun dışında b ve c bendinde belirtilen bir kısım belgeler sunulmuş ise de, şirketin tüm alacak ve borçlarını vadeleriyle gösteren liste ve belgeler ile mali durumunu açıklayıcı bilgi ve belgelerin ve nakit akım tablosunun ayrıca c bendinde tanımlanan alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren listenin sunulmadığı veya imtiyazlı alacaklının da olmadığı hususunda herhangi bir beyanın bulunmadığı tespit edilmiştir. 

Konkordato isteminde bulunan borçlu tarafından dava dilekçesi ekinde İİK. 286. maddesinde belirtilen tüm belgelerin sunulması zorunludur. 

Davacı şirket tarafından alacaklarının ve borçlarının vadeleriyle birlikte gösterildiği liste ile alacağa ya da borcuna dayanak kanaat getirici hiçbir belgenin, nakit akım tablosunun ve malvarlığı ile ilgili açıklayıcı bilgi ve belgelerin sunulmadığı, zira ibraz edilen bilançoda şirketin taşıtlarının, makine, cihazlarının ayrıca demirbaşlarının olduğunun anlaşıldığı, araçların trafik kayıtları sunulmadığı gibi makine ve cihazların niteliği ile ilgili herhangi bir açıklayıcı bilgi ve belgenin de ibraz edilmediği, ayrıca imtiyazlı alacaklıların da gösterilmediği görülmektedir. 

İİK. 286/2. maddesi uyarınca, bu madde gereğince sunulan mali tabloların tarihinin başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olabileceği, davacı tarafından ibraz edilen rayiç değer bilançosunun 31.12.2017 tarihli olduğu, daha sonra ibraz edilen dilekçe ekinde yasada tanımlanan 45 günlük süreye uygun şekilde 31.08.2018 tarihli rayiç değer bilançosunun sunulduğu ancak ibraz edilen gelir tablosunun ve kaydi değerleri içeren bilançonun başvuru tarihinden geriye doğru en fazla 45 gün öncesine ait olması gerekirken bu gereğin yerine getirilmediği, bu belgelerin tarihinin 45 günlük süreyi aştığı ve nakit akım tablosunun ise hiç ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. 

İİK. 286. maddesinin lafzından ve yorumundan, konkordato talebinde bulunanın İİK. 286. maddesinin a, b, c, d ve e bendinde belirtilen belgeleri eksiksiz olarak mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Nitekim kanunda, dava dilekçesi ekinde anılan maddede belirtilen tüm belgelerin sunulması halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Konkordato başvurusunda geçici mühlet ile ilgili yapılan inceleme şekli olup, maddede belirtilen belgelerin dilekçe ekinde bulunup bulunmadığı ve tanımlanan niteliklere uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Anılan belgelerle ilgili olarak ilk etapta içerik denetiminin yapılamayacağı, aksi halde istenen ve amaçlanan neticenin elde edilememesi durumunun ortaya çıkabileceği ve kanunun da bu neticeyi amaçlamadığı, belge içeriklerinin denetimi, başka bir deyişle konkordato projesinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ya da mali durumun düzelip düzelmeyeceğinin geçici mühlet içinde konkordato komiserlerince verilecek raporlara göre yapılabilecektir. Ancak belgelerin eksik sunulması halinde mahkeme tarafından şirketin başvuru yaptığı tarihte ve en azından bu tarihe en yakın tarih itibariyle şirketin mali anlamda genel durumu ile ilgili tam bir kanaate varmasının mümkün olamayacağı da kabul edilmelidir. 

İİK. 286. maddesinde dilekçe ekinde sunulması gereken belgeler tek tek sayılmış olup, dava dilekçesi ekinde sunulmasının zorunlu olduğuna işaret edildiği, bu belgelerin hazırlanması bir takım güçlükler içeriyor olsa da belgelerin tam olması halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğinden ve bu kararın neticesinde alacaklılar yönünden takip yasağı başlayacağından alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesi ve geçici mühlet kararının neticeleri dikkate alındığında esasında davacının dilekçe ekinde tüm belgeleri eksiksiz olarak sunmasının zorunlu olmasının kanunun amacına da uygun düştüğü kabul edilmelidir. 

Konkordato isteminde bulunanın konkordato talebine ekleyeceği belgeler İİK. 286. maddesinde tek tek sayılmış olup, anılan belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde geçici mühlet bakımından değerlendirme yapılabilecektir. Nitekim İİK. 287. maddesinde ''Konkordato talebi üzerine mahkeme İİK. 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhal geçici mühlet kararı verir......'' denilmiştir. Davacı şirketçe İİK. 286. maddesi çerçevesinde sunulması zorunlu belgelerin yukarıda izah edildiği şekilde eksik olarak ibraz edildiği, zira şirketin alacak ve borçlarının vadelerinin ve dayanak belgelerinin, nakit akım tablosunun, malvarlığı ile ilgili açıklayıcı bilgi ve belgelerin imtiyazlı alacaklılar listesinin sunulmadığı, sunulan mali tabloların da, (rayiç değer bilançosu dışında) yasada öngörülen 45 günlük süreyi aşacak dönemi kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu belgelerin ibrazı için ayrıca bir süre verilmesi mümkün görülmemiştir. İİK. 286. maddesinin başlığının ''konkordato talebine eklenecek belgeler'' ifadesini içermektedir ve devamında borçlu konkordato talebine aşağıdaki belgeleri ekler denilmiştir. Ayrıca İİK. 287/2. maddesinde, konkordato işlemlerinin alacaklılardan biri tarafından talep edilmesi durumunda, borçlunun 286. maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması halinde geçici mühlet kararı verileceği açıklanmıştır. Bu durumda, konkordato talep edenin alacaklı olması halinde İİK. 286. maddesinde belirtilen belgelerin sunulması için borçluya süre verilebileceği açıkça anlaşılmakta olup, borçlu tarafından konkordatonun talep edilmesi durumunda bu yönde bir süre verilmesine ilişkin bir düzenlemenin olmadığı, davacının kendi borçları açısından konkordato isteminde bulunduğu, İİK. 286. maddesinde ifade edilen belge ve bilgilerin hazırlanması için gerekli tüm verilerin kendi ticari defterlerinde ve işletmesi dahilinde bulunduğu, buna rağmen yasanın amir hükmüne aykırı olarak İİK. 286 maddesindeki belgelerin eksik olarak ibraz edilerek yasanın öngördüğü gereğin yerine getirilmediği dosya içeriğiyle sabit bulunduğundan davacının talebinin bu nedenle reddi gerektiği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 

Davacının İİK. 286/b maddesinde tanımlanan belgeleri eksiksiz olarak sunmamış olması nedeniyle konkordato talebinin usulden REDDİNE,

Karar harcının peşin alınan harçtan mahsubuyla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 

Davacının yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, 

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/09/2018


BAŞKAN ...


ÜYE ...


ÜYE ...


KATİP ...








************************************************************************************************************




T.C.


İSTANBUL


1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ




ESAS NO : 2018/838 


KARAR NO : 2018/912




DAVA : Konkordatonun Tasdiki


DAVA TARİHİ : 19/09/2018


KARAR TARİHİ : 25/09/2018




Mahkememizde görülmekte olan Konkordato davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,


GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:


DAVA / 


Konkordato talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adresinde kurulu, her nevi konfeksiyon ürünlerinin ve kumaşlarının toptan ve perakende alım, satım ve pazarlamasını ayrıca imalat, ithalat ve ihracatını yapmak üzere kurulmuş bir şirket olduğunu, şirketin esas sermayesinin 1.000.000,00 TL, ortaklarının ise %90 pay ile ..., %10 oranındaki payla ... olduğunu ve şirketin mali krize düşme süreci ile konkordato başvurusunda bulunma nedenlerinin ayrıntılı olarak açıklandığı, borçlarından herhangi bir tenzilat yapılmaksızın tamamının 16 ay içinde ödeneceği yönünde vade konkordatosu isteminde bulunulduğunu belirtilerek İİK. 285. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca konkordato talebinin kabulüne, geçici mühlet verilmesine ve geçici konkordato komiseri atanması ile birlikte kanunda öngörülen tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 


GEREKÇE /


Dava, İİK. 285. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 


Davacı şirketin muamele merkezinin bulunduğu yer Şişli-İstanbul olup, İİK. 285/3. maddesi uyarınca bu davaya bakma konusunda mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır. 


7101 Sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 286. maddesinde ''konkordato talebine eklenecek belgeler'' tek tek sayılmıştır. 


İİK. 286. maddesinde,


'' a) Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye arttırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi,


b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri, ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun mali durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup, defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile gösteren liste ve belgeler, 


c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste,


d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo,


e) Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunda yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları ile dayanakları. Şu kadar ki bu şart 03.06.2011 tarihli ve 635 Sayılı Bilim ve Sanayi Teknoloji Bakanlığının teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28. maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından uygulanmaz


Bu madde uyarınca sunulan mali tabloların tarihi, başvuru tarihinden en fazla 45 gün önce olabilir. 


Borçlu, konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır''


denilmiştir.


Davacı şirketin, kayıtlarına ve Bilim ve Sanayi Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamenin 28. maddesi ve bu doğrultuda çıkartılan yönetmeliğe göre küçük işletme niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla İİK. 286. maddesinin e bendinde belirtilen finansal analiz raporları ile dayanaklarını sunmaktan muaf olduğu kabul edilmiştir. 


Bunun dışında davacı şirket tarafından dava dilekçesi ekinde İİK. 286. maddesinin a ve d bendinde gösterilen bilgi ve belgelerin sunulduğu, b ve c bendinde belirtilen bir kısım belgeler sunulmuş ise de, şirketin tüm alacak ve borçlarını vadeleriyle gösteren liste ve belgeler ile malvarlığı durumunu açıklayıcı bilgi ve belgelerin ayrıca c bendinde tanımlanan alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren listenin sunulmadığı veya imtiyazlı alacaklının da olmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunulmadığı tespit edilmiştir. 


Konkordato isteminde bulunan borçlu tarafından dava dilekçesi ekinde İİK. 286. maddesinde belirtilen tüm belgelerin sunulması zorunludur. 


Davacı şirket tarafından alacaklarının ve borçlarının vadeleriyle birlikte gösterildiği liste ile alacağa ya da borcuna dayanak kanaat getirici hiçbir belgenin ve malvarlığı ile ilgili açıklayıcı bilgi ve belgelerin sunulmadığı, zira ibraz edilen bilançoda şirketin taşıtlarının, makine, cihazlarının olduğunun anlaşıldığı, araçların trafik kayıtları sunulmadığı gibi makine ve cihazların niteliği ile ilgili herhangi bir açıklayıcı bilgi ve belgenin de ibraz edilmediği, ayrıca imtiyazlı alacaklıların da gösterilmediği görülmektedir. 


İİK. 286/2. maddesi uyarınca, bu madde gereğince sunulan mali tabloların tarihinin başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olabileceği, davacı tarafından dilekçe ekinde ayrıca bir gelir tablosu sunulmamış olmakla birlikte vergi beyannamesi ekinde ve içeriğinde gelir tablosunun bulunduğu, bu gelir tablosunun 2016 ve 2017 dönemine ilişkin olup, başvuru tarihinden geriye doğru en fazla 45 gün öncesine ait olması gerekirken bu gereğin yerine getirilmediği, bu belgelerin tarihinin 45 günlük süreyi aştığı anlaşılmaktadır. 


İİK. 286. maddesinin lafzından ve yorumundan, konkordato talebinde bulunanın İİK. 286. maddesinin a, b, c, d ve e bendinde belirtilen belgeleri eksiksiz olarak mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Nitekim kanunda, dava dilekçesi ekinde anılan maddede belirtilen tüm belgelerin sunulması halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Konkordato başvurusunda geçici mühlet ile ilgili yapılan inceleme şekli olup, maddede belirtilen belgelerin dilekçe ekinde bulunup bulunmadığı ve tanımlanan niteliklere uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Anılan belgelerle ilgili olarak ilk etapta içerik denetiminin yapılamayacağı, aksi halde istenen ve amaçlanan neticenin elde edilememesi durumunun ortaya çıkabileceği ve yasanın da bu neticeyi amaçlamadığı, belge içeriklerinin denetimi, başka bir deyişle konkordato projesinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ya da mali durumun düzelip düzelmeyeceğinin geçici mühlet içinde konkordato komiserlerince verilecek raporlara göre yapılabilecektir. Ancak belgelerin eksik sunulması halinde mahkeme tarafından şirketin başvuru yaptığı tarihte ve en azından bu tarihe en yakın tarih itibariyle şirketin mali anlamda genel durumu ile ilgili tam bir kanaate varmasının mümkün olamayacağı da kabul edilmelidir. 


İİK. 286. maddesinde dilekçe ekinde sunulması gereken belgeler tek tek sayılmış olup, dava dilekçesi ekinde sunulmasının zorunlu olduğuna işaret edildiği, bu belgelerin hazırlanması bir takım güçlükler içeriyor olsa da belgelerin tam olması halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğinden ve bu kararın neticesinde alacaklılar yönünden takip yasağı başlayacağından alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesi ve geçici mühlet kararının neticeleri dikkate alındığında esasında davacının dilekçe ekinde tüm belgeleri eksiksiz olarak sunmasının zorunlu olmasının kanunun amacına da uygun düştüğü kabul edilmelidir. 


Konkordato isteminde bulunanın konkordato talebine ekleyeceği belgeler İİK. 286. maddesinde tek tek sayılmış olup, anılan belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde geçici mühlet bakımından değerlendirme yapılabilecektir. Nitekim İİK. 287. maddesinde ''Konkordato talebi üzerine mahkeme İİK. 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhal geçici mühlet kararı verir......'' denilmiştir. Davacı şirketçe İİK. 286. maddesi çerçevesinde sunulması zorunlu belgelerin yukarıda izah edildiği şekilde eksik olarak ibraz edildiği, zira şirketin alacak ve borçlarının vadelerinin ve dayanak belgelerinin, malvarlığı ile ilgili açıklayıcı bilgi ve belgelerin ve imtiyazlı alacaklılar listesinin sunulmadığı, sunulan mali tabloların da, (rayiç değer bilançosu dışında) yasada öngörülen 45 günlük süreyi aşacak dönemi kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu belgelerin ibrazı için ayrıca bir süre verilmesi mümkün görülmemiştir. İİK. 286. maddesinin başlığının ''konkordato talebine eklenecek belgeler'' ifadesini içermektedir ve devamında borçlu konkordato talebine aşağıdaki belgeleri ekler denilmiştir. Ayrıca İİK. 287/2. maddesinde, konkordato işlemlerinin alacaklılardan biri tarafından talep edilmesi durumunda, borçlunun 286. maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması halinde geçici mühlet kararı verileceği açıklanmıştır. Bu durumda, konkordato talep edenin alacaklı olması halinde İİK. 286. maddesinde belirtilen belgelerin sunulması için borçluya süre verilebileceği açıkça anlaşılmakta olup, borçlu tarafından konkordatonun talep edilmesi durumunda bu yönde bir süre verilmesine ilişkin bir düzenlemenin olmadığı, davacının kendi borçları açısından konkordato isteminde bulunduğu, İİK. 286. maddesinde ifade edilen belge ve bilgilerin hazırlanması için gerekli tüm verilerin kendi ticari defterlerinde ve işletmesi dahilinde bulunduğu, buna rağmen yasanın amir hükmüne aykırı olarak İİK. 286 maddesindeki belgelerin eksik olarak ibraz edilerek yasanın öngördüğü gereğin yerine getirilmediği dosya içeriğiyle sabit bulunduğundan davacının talebinin bu nedenle reddi gerektiği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. 


HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 


Davacının İİK. 286. maddesinde tanımlanan belgeleri eksiksiz olarak sunmamış olması nedeniyle konkordato talebinin usulden REDDİNE,


Karar harcının peşin alınan harçtan mahsubuyla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 


Davacının yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, 


Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/09/2018




BAŞKAN ...




ÜYE ...




ÜYE ...




KATİP ...












*************************************************************************************




T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ



ESAS NO : 2018/897 

KARAR NO : 2018/971



DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

DAVA TARİHİ : 24/09/2018

KARAR TARİHİ : 25/09/2018

KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2018


Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA:

Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 24/09/2018 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Bakırköy..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve davacı şirket yönündende konkordato gider avansının yatırılmış olduğunu, müvekkili şirketler lehine 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesini, şirketlerin mallarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında , şirketlerin malvarlıklarının korunması amacı ile konkordato mühletinin sonana kadar ,6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere şirketlere karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesini, iş bu konkordato taleplerinden önce şirketlere karşı 6183 sayılı kanuna göre yapılan taliplerde dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasını , rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malları muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasını, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasını, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında , mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasını ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasını, şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesini, alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasını , mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen , müstakbel (doğacak) alacakların da haczin içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasını, mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve şirketler lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesini, geçici mühlet kararı ile birlikte , mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesini, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesini, konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğini, şirketlerin malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin , hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimini, ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava, konkordato istemine ilişkindir.

Somut olayda, dava konusunun aynı olduğu, konkortdato talep eden şirketlerin grup şirketler olup delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği,davaların birlikte görülmesinin zaruri olması sebebiyle aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan mahkememiz dosyası ile Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyasının HMK'nun 166. md gereğince birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 

1-Mahkememizdeki dava ile aynı ve birbirine benzer sebepten doğan, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunması sebebiyle aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan mahkememiz dosyası ile Bakırköy ... .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyasının HMK'nun 166. md gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE,

Esasın bu şekilde KAPATILMASINA,

Yargılamanın Bakırköy ... .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, 

Dair, asıl karar ile birlikte istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi 25/09/2018



BAŞKAN ...


ÜYE ...


ÜYE ...


KÂTİP ...


*********************************************************************************************



T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ


ESAS NO : 2018/898 Esas

KARAR NO : 2018/773


DAVA : Kayıt Kabul

KARAR TARİHİ : 02/08/2018


Mahkememizde görülmekte olan Kayıt Kabul davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İNCELEME VE GEREKÇE:

Her ne kadar mahkememize tevzi edilmiş ise de Kayıt Kabul davalarına ....... tarihli kanunun 4 maddesinde belirtildiği üzere " İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davalarına "İcra ve İflâs Kanunu 235. Maddesi hükmü gereğince;

Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı Asliye Ticaret mahkemesinin, Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise ........... numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine, 7101 sayılı Kanun’un 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanu12nuna eklenen geçici 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kapsamda görülmekte olan davalar bakımından iflâsın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına, mahkemelerin derdest dava dosyalarının bu karara dayanarak anılan mahkemelere gönderemeyeceğine, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 03/04/2018 tarihten itibaren açılacak davaların ise anılan mahkemelere tevzi edilmesine karar verilmiş olduğundan dosyanın esastan kapatılmasına karar vermek gerekmiş ve hüküm aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 

1-Dosyanın 1,2 ve 3 Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,

2-Esas kaydımızın bu şekilde kapatılmasına, 

3-Yargılama giderlerinin ilgili mahkemesince değerlendirilmesine, 

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.  


****************************************************************************************************************


T.C.

İSTANBUL 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO : 2018/966 Esas

KARAR NO : 2018/1118

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 01/11/2017

NUMARASI : 2009/801 2017/1182

DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 08/05/2018

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, müvekkilinin bilgisayar ve internet ürünleri satış ve dağıtımını yaptığını, bu ürünlerin Türkiye'de satışının davalı şirket aracılığı ile gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 4 adet faturadan kaynaklanan 190.604,15 USD alacağın davalı tarafından ödenmediğini, bu konuda çekilen ihtara rağmen olumlu sonuç alamadıklarını, davalının kendilerine gönderilen bir kısım ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle indirim talep etitğini, oysa bunun ödeme yapmamanın gerekçesi olamayacağını belirterek 194,604,15 USD'nin para borcuna ilişkin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili, davacının yabancı bir şirket olup teminat göstermesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ancak mutabakat sağlanamadığını, garanti kapsamında bozulan veya iade olunan emtiaların davacıya fatura edildiğini, bu mallardan dolayı davacının sorumluluğunun devam ettiğini, buna göre cari hesapların sürekli değiştiğini, bu konuda tespit yaptırdıklarını ve müvekkilinin nasıl bir risk altında olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. 

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davalı hakkında iflas kararı verildiği, daha sonra davalının ikinci alakcaklılar toplantısını beklediği süre içinde iflas için konkordatı yoluna gittiği, konkordatonun tasdikine karar verildiği ve kesinleştiği, bu nedenle iflasın kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece iflasın kaldırılmasına karar verildiği, yargılamaya devam edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı tarafından davalıya düzenlenen 4 adet toplam bedeli 190.604,15 USD olan alacağın ihtarlara rağmen ödenmediği, iade faturaları düşüldükten sonra kalan alacağın 153.760,63 USD olduğu, ancak davacının bu miktarı kabul etmediği, fatura tarihleri olan 2008 tarihinden dava tarihi olan 2009 tarihine kadar olan ticari defter ve kayıtların incelenmesinin istendiği, buna göre davalının kendi defterleri üzerinde yapılan incelemede dava tarihi itibariyle davacıya 132.784,63 USD borclu gözüktüğü, dava konusu edilen 4 adet faturanın davalı kayıtlarında olduğu, davanın cari hesaba dayalı bir dava olmadığı, bu iddiaların başka bir davanın konusu olabileceği, dava tarihinden sonraki yıllara ilişkin ticari defterele göre karar verilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 132.784,63 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4.a maddesine göre hesaplanacak faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. 

Davalı vekili istinaf sebebi olarak, müvekkili şirketin 2010-2011 yıllarına ait defter ve kayıtlarının incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, zira davacının müvekkiline sattığı ürünlerin 2 yıl garantisini bulunduğunu ve bu ürünlere ilişkin sorumluluk devam ettiğinden ve söz konusu ürünlerin raf ömüre ve satış süresi dikkate alındığında bunun yaklaşık 3 yıl sürdüğünü, davacıya iade edilen arızalı ürünlerin bedelinin müvekkili borcundan düşülmesi gerektiğini, dolayısıyla cari hesapta sürekli değişkenlik olduğunu, buna göre sonraki yıllara ait defterlerin de incelenmesi gerektiğini, mahkemenin sonraki yıllara ilişkin kayıtların ve yapılacak iadelerin açılacak yeni bir davanın konusu olacağına ilişkin gerekçesinin doğru olmadığını, müvekkilinin 2010-2011 yılına ait kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tasdik edilen iflas içi konkordato projesinin dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin konkordato teklifinin kabul edilerek tasdikine karar verildiğini, tasdik edilen bu projeye göre tasdik kararının kesinleşme tarihinden itibaren 12 ay sonra başlamak üzere 60 aylık süre içinde her üç ayda bir ödeme yapılarak 20 eşit taksitle ödeme yapılacağını, müvekkilinin konkordato hükümleri kapsamında ödeme yaptığını, müvekkilinin talebi üzerine tevdi mahali tayin edilen hesaba konkordatonun 1. 2. 3. taksitlerinin yatırıldığı, İİK'nun 303.maddesine göre konkordatonun tasdikinden önce olan alacakların konkordato hükümlerine tabi olmak mecburiyetinde olduğu, müvekkilinin faizsiz şekilde teklif edilen konkordato projesi kabul edildiğinden alacağa faiz işlemeyeceğini, yine ödemelerin TL cinsinden olduğunu, buna göre alacakların TL almak zorunda olduğunu, ilamla belirlenen alacakların da konkordato projesinin öngördüğü esaslara göre ödenmesi gerektiğini, davanın yargılaması devam ederken kayıt kabul davasına dönüşmesine rağmen yerel mahkeme tarafından alacak davası üzerinden hüküm tesis edilerek nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu, işbu davanın nitelik olarak kayıt kabul davasına dönüştüğünden mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, karardan sonra 11/12/2017 tarihli dilekçe ile konkordato hükümleri uyarınca tahsil edilmesi gerektiğine ilişkin ibarenin hükme yazılmasını istediklerini ancak mahkemenin bu talebi istinafa tabi olduğundan reddettiğini, kararın ve ek kararın hukuka aykırı olduğunu bildirmiştir. 

Davalı hakkında İstanbul Anadolu 13. ATM'nin 2013/174 esas, 2013/43 Karar sayılı ilamı ile 12/03/2013 tarihinde doğrudan iflasına karar verildiği, kararın 15/09/2014 tarihinde kesinleştiği, yine İstanbul Anadolu 4 ATM'nin 2016/791 esas, 2016/696 karar sayılı ilamı ile davalı hakkındaki iflasın kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. 

İstanbul Anadolu 4.ATM'nin 2015/908 esas, 2016/414 karar sayılı ilamıyla davalının iflas için konkordato tasdiki istediği, yargılama sonunda davanın kabulüne ve konkordatonun tasdikine 27/04/2016 tarihinde karar verildiği görülmüştür. 

Yargılama sırasında alınan 31/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu 4 adet faturanın toplam tutarının 209.607,15 USD olduğu, davacının 28/04/2009 tarihli ihtarname ile 190.604,15 USD'yi talep ettiği, davalının ise cevabi ihtarda elinde bulunan mallar ve bu malların arıza çıkıp iadesi gündeme gelebileceğinden 200 bin dolar risk olabileceği yolunda cevap verdiği, davalının 2008 yılına ait defterlerinin iflas müdürlüğünden bulunmadığından incelenemediği yolunda görüş bildirilmiştir. 

Yargılama sırasında alınan 09/05/2017 tarihli ek raporda ise; davalının 2008 ve 2009 yılı defterlerinin incelendiği, dava tarihi itibariyle davalı defterinde davacıya 732.784,63 USD borçlu bulunduğunun görüldüğü, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde "kredit not virmanı tahhakkuku veya fiyat koruma geliri " açıklamalı bazı tutarların muhtelif tarihlerde davacıya ödeme tutarı olarak kayıt altına alınmış ise de, bu konuda bir belge bulunmadığı, davalı tarafından yaptırılan tespitte 33 koli içinde 355 adet arızalı ürün olduğunun görüldüğü, arızalı ürünlerin garanti dahilinde tüketicilere yeni ürün veya yeni ürün alınmak üzere işlemlerinin sonuçlandığının görüldüğü şeklinde görüş bildirilmiştir. 

GEREKÇE:

Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacının davasına dayanak yaptığı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili her ne kadar müvekkilinin 2010 ve 2011 yılı defterinin de incelenmesini istemiş ise de, davalının yargılama sırasında incelenen 2008 ve 2009 yıllarına ait ticari defterlerinde dava konusu faturaların yer aldığı ve dava tarihi itibariyle bu faturalardan dolayı davacıya kendi defterlerinde 132.784,63 USD borçlu gözüktüğünün 09/05/2017 günlü ek bilirkişi raporunda belirtildiği, ayrıca işbu davanın cari hesaba dayalı alacak istemli olmayıp 4 adet faturaya dayalı alacak istemine ilişkin olması hususları ile davadan önce ayrıca bir ödeme yapıldığı, ya da tespit edilenlerin dışında bir iadenin olduğu ileri sürülmediği dikkate alındığında bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Yine davalı vekilince alınan bu malların raf ömrü ve 2 yıllık garanti süresi gözetilerek 2010 ve 2011 defterlerinin de incelenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, işbu davanın 16/07/2009 tarihinde açıldığı, davalıya ait 2008 ve 2009 yılları ticari defterlerinin incelendiği, şayet şartlar varsa davadan sonraki iadeler konusunda da davalının davacıdan bu konuda talepte bulunabileceği hususları gözetildiğinde bu konudaki istinaf talepleri de yerinde değildir. Öte yandan davalı vekili, müvekkilinin konkordato talebinin kabul edildiği ve mahkemece hükümde konkordatonun dikkate alınmamasının doğru olmadığını ileri sürmüş ise de, dava konusu alacağın konkordato teklifinde esas alınan ve oylamaya dahil edilen alacaklardan olduğu yolunda bir iddiada bulunulmadığından bu konudaki istinaf talepleri de yerinde değildir. 

Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelen davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 13.900,75 TL harçtan peşin alınan 3.475,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.425,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2018

********************************************************************************************************



T.C.

İSTANBUL 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/595 Esas

KARAR NO : 2018/671

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 20/12/2017

NUMARASI : 2017/438 Esas, 2017/1203 Karar

DAVANIN KONUSU : İflas (İflasın Kapatılması)

KARAR TARİHİ : 11/04/2018

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 

İDDİA:

Davacı vekili ve asil 12.02.2014 tarihli dava dilekçesinde,... olarak teklif edilen konkordatonun iflastan sonra konkordato olduğunu, alacaklılık iddia edenlerin bir an önce alacaklarını alma imkanlarının önünü açmak ve haklarına kavuşmak gayesi ile teklifinin kabul edilmesini, bu kanuni sulh imkanının hem kendisini ve hem alacaklı olduklarını iddia eden alacaklıları himaye etmekte olacağını, ekonomik krizler nedeniyle fazlasıyla etkilendiğini,borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, bu durumdan kurtulamayarak... tarafından bütün malları bilhassa okullarının elinden alındığını, ... isimli kişinin müracatı üzerine iflasına karar verildiğini,büyük hukuk savaşı sonrası haklarını geri almışsa da, bu süre içinde İflas İdaresinin açtığı inançlı işlem ve muvazaa davalarının 8-10 yıl devam ettiğini, İflas tasfiye işlemlerinin bir türlü neticelenmeyip, İflas sonrası çeşitli hukuki ihtilaflar ve davalar yüzünden uzayıp gittiğini, taşınmazlarının iflasın tasfiyesi amacıyla mevcut halleri ile satışa çıkarıldığında müşteri bulunmasının zor olacağını,hem alacaklıların alacağını tam olarak tahsil etmelerini sağlamak, hemde kendisinin batmasının önüne geçilip ve piyasaya yeniden borçsuz atılması için konkordato talebi ihtiyacı olduğunun zaruri ve açık olduğunu, aktiflerinin satış kabiliyetinin olmadığını, bu halin iyileştirilmesinin müflisin konkordato teklifinin kabul edilip iflasın kaldırılmasına bağlı olduğunu,eğer konkordato kabul edilmez, İflas kalkmazsa herşeyin harap haliyle kalacağını, tasfiye satış ve tahsil kabiliyeti uzun süre alacağını ve bu durumunda alacaklılar aleyhine olacağını, masaya yazılan alacak toplamının 3.731.241 TL olup, taşınmazların değerleriyle borçları kat be kat karşılayabileceğini, asıl alacakların tamamının ödeneceğini, konkordatonun kabul edilip, iflasın kalktığı tarihten 4 ay sonra ilk taksit, takip eden 4 ay sonra ikinci taksit olmak üzere borcun tamamının ödenmiş olacağını, kendisinin ana alacağı ödeyeceğini teklif etmesinin hiç tenzilat istememesinin iyi niyetinin eseri olduğunun neticesi olduğunu,ana parayı ödeme gayretini gösterdikten sonra faiz ödemesi imkanının kalmayacağının açık olduğunu buna rağmen alacakları düşünerek ana borcun üzerine faiz adı altında % 10 koyarak ana parayla beraber toplayıp ödemek istediğini, teklif ettiği İflas içi konkordato kabul edildiği takdirde, güvenli ve rahat çalışma imkanının doğacağını ve taahhütleri yerine getirileceğini, 10 yıldan beri çoğu harap olmuş mallarını onarmak, imarlarını düzeltmek ve temizlemek için paraya çevirmek için süreye ihtiyaç olduğunu, iyi bir programlama ile bütün borçların ödeneceği gibi kamu alacakları ve imtiyazlı alacaklar için teminat göstermekle bütün alacakların garanti altına alınacağını, ayrıca İflas içi konkordatonun tüm diğer şartlarınında hakkında gerçekleşmiş bulunduğunu iddia ederek, konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Kadıköy İflas Müdürlüğü 2000/35 İflas sayılı dosyada 12.02.2014 tarihli dilekçe ile, ... tarafından teklif edilen İflas içi konkordatonun 15.01.2014 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında müzakere yapılıp ,müflisin teklifinin alacaklılar tarafından kabul edildiğini, borçlunun mal varlığının çeşitli pürüzler yüzünden ve müflisin serbestçe tasarruf etme imkanları olmamasından doğan güçlükler yüzünden zamana ihtiyaç duyulan durumlarda borçlunun teklif ettiği konkordato hakkını tanımakta isabet ve zorunluluk olduğunun müzakere edilip ve sonuçta kabul edilmiş olmakla bu gibi durumlarda borçluya aktifini paraya çavirerek borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan kısa da olsa bir sürenin verilmesinin uygun olacağını, tatbikatta uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme teklifleri karşısında müflisin alacaklılarının menfaatine olan teklifini dürüstlük ve doğruluk ilkesine uygun gördüklerini, müflisin İflas içi konkordato teklifinin ve alacaklıların kabul kararının incelenerek tasdik edilmesi kanaatini beslediklerini belirterek İflas idaresinin rapor ve görüşünü Ticaret Mahkemesine sunmuşlardır.

Duruşma günü, yasa uyarınca gazetede ilan edilmiştir.

CEVAP:

Davalı İflas idaresi memurları, konkordato ile güdülen gayenin,borçluya alacakları ile anlaşıp, bir borç tasfiyesi planı yapıp, sulh yoluyla çözüme kavuşturulması olduğunu, borçluya tanınan kanundan doğan bu imkanın borçluyu himaye ettiği gibi,alacaklıların menfaatinide koruyup kollayacağını,borçlunun konkordato sayesinde alacakların rıza gösterip, verdikleri kabul oyları ile iflastan kurtulacağını,müflisin İflas içi konkordato talebini İflas idarelerine yaptığını,müdahil olarak müracaat eden ...' nun, iflasın açıldığı tarihten beri geçen 13 yıllık süre içinde ,iflastan önce alacaklı olduğundan bahisle kanunun koyduğu süreler veya dışında alacaklı kaydı yaptırmadığı gibi, İflas açıldıktan sonra doğmuş bir alacağı içinde alacaklı kaydı yaptırmadığını, ancak TMSF den temlik aldığı, alacağı için Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/1113 esas, 2013/596 karar sayılı dosyada açtığı kayıt kabul davasının, iflastan yıllarca önce mevcudiyetini iddia ettiği alacağının olmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedildiğini, müdahale talep edenin, kanunen konkordato sebebiyle kayıtlı alacaklı sıfatına haiz olmadığını,müflisin İflas içi konkordato teklifini kanuna uygun şekilde yaptığını, konkordato müzakeresinin ilan ve tebliğ edildiği gibi 15.01.2014 tarihinde yapıldığını, konkordato müzakeresine yoklama yapılarak, sıra cetveli mucibince alacağı kısmen veya tamamen kabul edilmiş olan alacaklılarla, nizalı olup 237.madde mucibince tetkik mercii tarafından toplantıya ve oya iştirakına karar verilmiş olan alacakların iştirak ettiğini, toplantıda,toplantı nisabı İİK 221/2 ve 237 son fıkra gereğince alacaklı adedinin 1/2 si, alacak miktarının 2/3 den fazlası kabul oyu verdiğinden İflas içi konkordato talebinin kabul edildiğini, ancak müdahillerin yetkili icra Hukuk mahkemelerinde 6 defa toplantıya katılma ( ihtiyati tedbir) talebinde bulunmuşlarsa da, bu taleplerinin her seferinde reddedildiğini,kararların kesinleştiğini şimdi ise, müdahale bahanesiyle müdahillerin her zamanki talepleri ve konuları tekrar ederek baskı kurmalarının hakkın suistimali olduğunu,konkordato sırasında tanzim ettikleri raporlardan ve bilirkişilerin hazırladığı raporlardan da anlaşılacağı üzere, müflisin hüsnüniyetle ve çok iyi şartlarda ve çok kısa zamanda alacaklılarına ödemeleri yapma teklifinin bilhassa müdahillerin baskısından alacakları kurtarması karşısında tasdiki kanaatini beslediklerini beyan etmişlerdir.

Asli Müdahiller ... San.ve Tic. A.Ş ve ... vekili, ...'in 2.kez ileri sürdüğü İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiğini beyan edilerek, konkordatonun tasdiki talebinde bulunulduğunun öğrenildiğini, müvekkillerin ayrı ayrı ve birlikte olmak üzere 28,29,70 ve 71. Sıralarda, müflisin masasına alacak kaydı yaptırdığını ve reddedilen alacakların masaya kabulü için kayıt kabulü davası açılmış nizalı alacaklar olduğunu,İİK nun. 296/2 hükmü gereğince,konkordatonun tasdikine itiraz eden alacaklar olarak, tasdiki istenen konkordato teklifinde müvekkili alacaklarına yer verilmemiş olmasının doğuracağı mağduriyet olarak müvekkillerinin haklarının müdafaası için huzurdaki davaya müdahil olmakta hukuki yararlarının mevcut olduğunu belirterek yasal şartları ihtiva etmeyen konkordato tasdik talebine karşı beyanları için dosya fotokopisini talep etmiş, 20.03.2014 tarihli beyan dilekçesinde ise, İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğü'nün.. İflas sayılı dosyasında 14 yıldır tasfiye işlemleri yürütüyor gözüken müflisin, ilk olarak 24.08.2011 tarihinde İflas içi konkordato teklifinde bulunduğunu,müflisin 1. konkordato teklifinin,o dönemde görevde olan ve fakat 2012 yılında Kadıköy ... İcra Mahkemesinin 16.02.2012 tarih, 2011/1191 esas,2012/228 karar sayılı kararı ile ,müflis ile işbirliği yaptıkları ve tarafsız davranmadıkları gerekçesi ile görevden azledilen İflas idare memurları tarafından 2/3 çoğunluk tarafından kabul oyu kullanıldığı gerekçesi ile tasdik talebi ile Ticaret Mahkemesine sunulduğunu, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.04.2012 tarih ve 2011/1415 esas, 2012/442 karar sayılı kararı ile, yasal şartları taşımayan ve müvekkillerinin konkordato nisabına dahil edilmesine ilişkin tedbir kararının varlığına rağmen toplantıya katılımının engellenmiş olması gerekçesi ile konkordatonun tasdiki talebinin reddedildiğini, ret kararının kesinleştiğini, buna rağmen İflas idaresi tarafından hiç bir tasfiye işleminin yapılmadığını,İflas içi konkordato teklifinin tasdiki için, 297-298 ile 308 de belirtilen şartlar oluşmadığından tasdik talebinin reddi gerektiğini,borçlunun dürüst olmadığını,borçlunun dürüst olması şartını düzenleyen 298. maddenin 1. bendinin 2003 yılında kaldırıldığını, ancak İİK nun 308 .maddede ifadesini bulan dürüstlük kuralı hakkında ifade edildiği gibi, konkordatonun tasdiki için de dürüstlük şartının en önemli şart olduğu hususunda tereddüt olmadığını, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/1049 esas, 2002/1144 karar sayılı kararında, miflisin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı bunedenle müflis lehine delil vasfının bulunmadığının, tek düzen muhasebe planı tebliğine aykırı bir şekilde kayıt altına aldığının belirtilip kararın kesinleşmiş olmasına rağmen, toplantıya hazırlık aşamasında alınan 12.11.2013 havale tarihli hesap bilirkişisi raporunda, müflisin defterlerindeki kayıtların tek düzen muhasebe tebliğine uygun olduğunun belirtildiğini, yasanın tarifine göre, dürüst samimi olmayan müflisin iyiniyetten uzak ve alacaklarını zararlandıran, müflisi zenginleştiren teklifin tasdikine ilişkin talebin reddine karar verilmesini istemiştir.

Alacaklılar ... ve ... adına vekaleten kendi adına asaleten Av...., 10.08.2015 tarihli beyan dilekçesinde, ... tarafından sunulan, masa aktifine ve gerçeklere uymayan ve samimi olmayan teklifin reddine karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise,konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklılar olarak alacaklarının tüm işlemiş faizleri ve ferileriyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Müdahale talebinde bulunan ... vekili 25.06.2014 tarihli dilekçe ile, müvekkilinin İflas masasından toplam 212.682,53 TL alacaklı olduğunu, yasaya aykırı olarak ödeme yapılmadığı gibi alacaklarının sürüncemede kaldığını, hukuki yarar nedeniyle müdahilliklerinin kabulü ile konkordatonun onama talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

Alacaklı ... 29.01.2016 tarihli dilekçesi ile, asli alacaklı olması nedeniyle davaya müdahillik talebinde bulunarak usul ve yasaya aykırı olan konkordatonun tasdikinin reddine karar verilmesini istemiştir.

Müdahil ... Tic.AŞ vekili ,05.04.2016 tarihli dilekçe ile, müflis hakkında hileli iflas suçundan İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/124 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müflisin dürüst olma şartını hiçbir zaman sağlamadığı gözetilerek, alacaklının zararına sonuç doğuracak teklifin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

Temlik alan Kemal Kaygısız vekili, 22.06.2016 tarihli duruşmadaki zapta geçen beyanında, davanın kabulünü talep ettiklerini belirtmiştir.

Asli müdahiller vekili 08.11.2016 tarihli dilekçe ile,müvekkillerinin hakkaniyetli ve adil yargılama yapılarak hüküm kurulacağına olan inançlarının ve duydukları güvenin sarsıldığını, üzülerek HSYK nezdinde şikayette bulunulduğunu belirterek mahkeme heyetinin davadan çekilmesini talep etmiştir.

Mahkemece 09.11.2016 tarihli celse ara kararında, HMK 41. maddesi gereğince mahkeme heyetinin reddine ilişkin talebin esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, davanın hukuki niteliği itibarıyla icra iflas kanununun 296 ve devamı madde hükümleri gereğince davacı tarafından talep olunan iflas içi Konkordatonun onanmasına karar verilmesi isteğine ilişkin olduğunu, HMK nun 382/f Madde hükümlerinde icra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri içerisinde Konkordatonun tasdiki davasının da gösterildiğini ,yasa gereğince çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün de uygulanacağını, hukuk muhakemeleri kanunu'nun 316/1-e madde hükümleri nde konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davaların basit yargılama usulüne göre yapılmasının öngörüldüğünü, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu, davacı tarafından açılan İflas içi Konkordatonun onanmasına ilişkin iş bu davada da re’sen araştırma ilkesi gereğince, Konkordatonun onanması için gerekli şartların yerine getirilip getirilmediğinin ayrı ayrı inceleme konusu yapıldığını, Konkordato davasının icra iflas kanunu'nun 166. madde hükümleri gereğince yurt düzeyinde dağıtımı yapılan ve tirajı 50.000 Üzerinde bulunan gazetelerden birinde ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, Konkordatonun onanmasına itiraz etmek isteyenlerin itiraz nedenlerine ilişkin dilekçelerini duruşma gününden on gün öncesine kadar mahkemeye sunmalarına karar verildiğini, iflas Müdürlüğü'nün talebinin iflas idaresine tebliğ edildiğini, İflas içi konkordatoda İflas dışı Konkordatodan farklı olarak Konkordato talebinin yapılacağı merciinin icra mahkemesi olmayıp, masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresi olduğunu, İflas dışı Konkordato da olduğu gibi borçlunun burada da somut bir Konkordato projesini hazırlaması ve bunu konkordato teklifi ile birlikte iflas idaresine vermekle yükümlü olduğunu ancak müflisin burada Konkordato teklifine ayrıntılı bilançosunu ve defter tutmaya tabii şahıslardan olsa bile defterlerinin durumunu gösterir bir cetveli ekleme zorunluluğunun olmadığını ,yine bu Konkordato türünde bir Konkordato mühletinin olmadığını ve bir Konkordato komiserinin atanmayacağını, Konkordato komiserine ait görevlerin iflas idaresi tarafından yerine getirileceğini, müflisin konkordato teklifini alan iflas idaresinin bir ilan yaparak, Konkordato teklifinin görüşülmesi amacıyla alacaklıları toplantıya davet edeceğini, iflas idaresinin almış olduğu 21.10.2013 tarihli karar uyarınca bu gereklere riayet ederek ilanlarla alacaklıların toplantıya davet edildiğini, alacaklılar toplantısının görev ve yetkilerinden birisinin de iflasına hükmedilmiş olan bir borçlunun teklif etmiş olduğu Konkordatoyu karara bağlamak olduğunu, müflisin İflasın açılmasından, paraların kesin dağıtılmasına kadar olan dönemde konkordato teklif edebileceğini, teklif dosyasının İncelenmesinde iflas idaresinin müflisin Konkordato teklifi üzerine almış olduğu 21.10.2013 tarihli kararının altı nolu bendi ile alacaklılara tebligat kanunu uyarınca davetiye çıkarılmasına ve keyfiyetin ilanına karar verdiği bu kararın yerine getirildiği, Konkordato talebinin görüşülmesine ilişkin olarak 15.01.2014 tarihinde saat 15:00 de toplantı yapıldığı, tutanak tanzim edilerek imza altına alındığının anlaşıldığı, Konkordato, kaydedilmiş olan alacaklıların yarısını ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza verilmiş ise kabul edilmiş sayılacağı, imtiyazlı alacaklılarla, borçlunun karısı, kocası ve ana baba ile evladının ne alacak ve ne de alacaklı ekseriyeti teşkilde hesaba katılmayacaklarını, rehinle temin edilmiş alacakların komiser tarafından takdir edilen kıymet neticesinde teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılacaklarını, ... iflas masasının mevcut olan bir kısım alacaklılar bakımından mahkemece bu yönde yani alacaklılar toplantısına katılabilme yönünde bir karar bulunmadığından bu alacaklıların toplantıya katılabilme ve toplantıda oy kullanabilme yetkisinin bulunmadığını, nizalı alacaklılar tarafından bu yönde yapılan başvuruların değişik mahkeme kararlarıyla reddedildiğini,iflas idaresi tarafından hazırlanan ... tarafından teklif edilen iflas içi Konkordatonun 15.01.2014 tarihli olan olağanüstü alacaklılar toplantısında müzakere edilip 19 adet kabul oyu kullanıldığı, kabul oyu kullanan alacaklıların alacak toplamının 12.150.790,00TL olduğu buna karşılık Konkordato teklifine beş adet alacaklının toplantıya gelmedikleri için ret oyu kullanmış sayıldığı, ret oyu kullanan alacaklıların alacak miktarının 457.600 TL olduğu, müflisin toplam borcunun 12.608.390,00TL olduğuna göre alacaklıların 1/2 sinden alacakların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığından müflisin iflas içi Konkordato talebi kabul edildikten sonra, Konkordatonun onanması konusunda mahkemeye sunulduğu, asliye ticaret Mahkemesi'nın Konkordato'nun tasdikine ilişkin yargılamasının maddi hukuk yargılaması olmayıp kendisine özgü bir onama işlemi niteliğinde olduğunu, konkordatonun tasdiki yargılaması sonunda verilecek kararın, Konkordato prosedürünün yasal koşullarına uygun yürütülüp yürütülmediğinin ve Konkordatonun unsurlarının kanunun öngördüğü anlamda oluşup oluşmadığının saptanmasına ilişkin bir özellik taşımadığı, bu açıdan da konkordatonun tasdiki için yargılamanın nizasız kaza niteliğinde kamu düzeni ile ilgili bulunan çekişmesiz yargı işi olduğunun kabul edildiğini, icra iflas kanununun 298. madde hükümleri gereğince Konkordato teklifinin tasdiki için, teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, malvarlığının terki suretiyle konkordato da, paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen meblağın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının öngörülmesi, konkordato işlemlerinin yerine getirilmesinin, alacaklıları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesini ve mühlet sırasında komiserin onayıyla akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için, alacaklılardan her biri özel olarak ve açıkça kendi alacağı bakımından vazgeçmedikçe,yeterli teminatın gösterilmesi, konkordatonun tasdikini gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerektiği, mahkemenin iflas içi konkordatoya karar verebilmesi için bu şartların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği, diğer bir değişle şartlardan birinin diğerine bir üstünlüğünün olmadığını ve şartlardan biri yerine gelmemişse kural olarak diğer şartların incelenmesinin gerekmeyeceği, müflisin dürüst olması,teklif edilen paranın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması gerektiği, teminat gösterme şartı ve yargılama giderlerinin ve harçlarının depo edilmesi şartlarının yerine getirildiği bu sebeple dava dosyasına sunulu bulunulan belgeler ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz olunan raporlarda icra iflas kanunu 298. madde hükümlerinde öngörülen koşulların davacı borçlu müflis tarafından yerine getirilmiş bulunduğu, konkordatonun tasdikine karar verilmesi gerektiği, müdahil vekillerinin HSYK ya şikayet ettiklerini belirterek davadan çekilmeyi İstemişler ise de, 6100 sayılı HMK nun 36. Madde hükümlerinde ret sebeplerinin belirtildiği ret isteminde bulunan itirazcının HMK 65 ve 66 Madde hükümlerinde belirtilen şekilde davanın tarafı olmayışı nedeniyle reddi hakim istemi yerinde görülmeyerek reddine karar verildiği, HMK 65. maddede bir yargılamanın konusu olan hak ve şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütüleceği, karara bağlanacağı, aynı yasanın 66. maddesinde ise üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar asli müdahil olarak davada yer alır ise fer'i müdahil olduğunu,konkordatonun tasdiki davasında ise nizasız kaza niteliğinde kamu düzeni ile ilgili bulunan çekişmesiz yargı işinde ise asli ve feri müdahil durumunun söz konusu olmayıp sadece itiraz eden konumunda bulunduklarını belirtilerek"DAVANIN KABULÜ İLE,

1-İstanbul ili,Tuzla İlçesi,... kayıtlı arsa niteliğindeki mahkememizce bilirkişi tarafından 2.267.035,25 TL değer belirlenen taşınmazın konkordato teminatı teşkil etmek üzere başkasına devir ve temlik edilmesinin önlenmesi için sicil kaydına işlenmek üzere İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE,

2-KONKORDATONUN TASDİKİNE,

3- Yazı işleri müdürü tarafından hemen ilgili yerlere yazı yazılmasına,

4-İİK ' nun 302. maddesi gereği itiraza uğrayan alacaklılara dava açmak için hazır olanlara tefhimden hazır olmayanlara tebliğden itibaren 10 günlük süre verilmesine,

5-KARAR HARCI

Alınması gereken 158.000 TL konkordato Onama harcı davacı tarafından yargılama evresinde peşin olarak yatırılmış olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,"şeklinde karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararı, yasal sürede,asli müdahiller ... Tic.A.Ş,.... Tic.A.Ş ve ... vekili ile katılma yoluyla yasal sürede davacı ... vekili ve katılma yoluyla ancak asli müdahillerin istinaf dilekçesi kendilerine 26.12. 2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 348. maddesinde ki düzenlemeye aykırı şekilde 07.02.2017 tarihinde,alacaklılar ..., ..., ...,... ,.. ve...'ın alacaklarını temlik alan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 2014/58 Esas, 2016/790 Karar ve 09.11.2016 tarihli kararı, Dairemizin 2017/321 Esas, 2017/325 Karar ve 30.03.2017 tarihli kararı ve “... Dava,İİK 309 maddede düzenlenen iflastan sonra konkordatodur.

İflastan sonra (İflas İçi) konkordato yasada,iflasına hükmedilmiş olan bir borçlunun konkordato teklif ederse ,İflas idaresinin mütalaası ile beraber ikinci alacaklılar toplantısında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu teklifi bildireceği şeklinde düzenlenmiş,309/2 fıkrada ise,294 ' ten 299 uncu ve 302' den 308 inciye kadar olan maddelerin buradada tatbik edileceği ,komisere ait vazifelerin İflas idaresi tarafından yapılacağı belirtilmiştir. İİK nun belirtilen maddelerinde ise,adi konkordatoya ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Yasa koyucu ,iflastan sonraki konkordato ile düzenlemenin pek çoğunu adi konkortato ile ilgili düzenlemelere atıfla yetinmiştir.Bu durumda ,tüm ilgili maddelerin kendi özellikleri itibariyle birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.Konkordato, dürüst bir borçlunun, imtiyazsız alacaklıların (en az 2/3 çoğunluğu ) ile yaptığı ve Ticaret Mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşmadır.Bu anlaşma ile, imtiyazsız alacaklar borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat eder. Borçlu,borçlarının kabul edilen kısmını ödemekle borcundan kurtulur. İİKnun 297. maddesi gereğince ,konkordato,kaydedilmiş olan alacaklarının yarısını ve alacakların 2/3 ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılacaktır. Yasa maddesinin üst başlığı " konkordatonun kabulü için lazım gelen ekseriyet " tir. Müflis davacı vekilininde istinaf dilekçesine beyan ve katılma yolu ile istinaf talep dilekçesinde beyan ettiği gibi,müflisin konkordato teklifinin oylanmasına dair 15.01.2014 tarihli olağanüstü toplantı tutanağındaki 19 kabul oyunun tamamı alacaklıların vekillerine aittir.Yine tarafların kabulünde olduğu gibi alacaklılar yerine kabul oyu kullanan vekillerin vekaletnamelerinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 74.maddesinde düzenlendiği şekilde,davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller arasında sayılan"...konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez.."hükmünde belirtilen şekilde konkordato ile ilgili özel yetkileri mevcut değildir.Konkordatonun tasdik talebine ilişkin başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen dava şartları arasında da ayrıca,vekil aracılığı ile takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin bulunması dava şartları arasında düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK nun 504. maddesinde ise,vekaletin kapsamı düzenlenmiş ve TBK 504/3 bendinde" Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, hakeme başvuramaz, İflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez..."düzenlemesine yer verilmiştir. Her iki yasal düzenlemede de bazı yazarların kabul ettiği şekilde,genel sulh yetkisi veya konkordato yetkisini içeren özel vekaletnamenin bulunmasına dair bir ifadeye yer verilmemiştir. Mahkemece vekaletnamelerin özel yetkiyi kapsayıp kapsamadığı re'sen incelenip bu konuda bir karar verilmesi gerekirken bu hususun incelenmeksizin işin esasına girilmesi doğru kabul edilmemiştir. Asliye Ticaret Mahkemesinin konkordatonun tasdikine ilişkin yargılamanın çekişmemiz yargı işi olduğu kabul edilmektedir. Konkordatonun tasdiki prosedürünün çekişmemiz yargı işi olarak kabul edilmesi halinde,tasdik yargılamasına müdahale imkanının bu çerçevede ele alınması gerekecektir. HMK 383.maddede konkordatonun tasdiki yargılamasının çekişmesiz yargı işi olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Doktrin ve yargı kararlarında çekişmesiz yargıda fer'i müdahalenin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Ancak bu durum konkordatonun tasdikine ilişkin inceleme sırasında herhangi bir itirazın vuku bulmamış olması halinde söz konusudur. Buna karşılık ,konkordatonun tasdikine ilişkin incelemenin gerçekleşmesi sırasında, tasdik şartlarının bulunmadığı yönünde itirazlar olmuşsa, bu durumda yapılacak olan yargısal faaliyet çekişmesiz yargılama faaliyeti değil, çekişmeli yargılama faaliyeti olur. Nitekim bu husus, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2000 tarih ve 904/1573 sayılı kararlarında da hemen hemen benzer ifadelerle hükme bağlanmıştır.Bu durumda konkordatonun tasdikine müdahiller tarafından yapılan itirazları ,konkordatonun tasdikine yapılan bir itiraz olarak değerlendirilip,konkordatonun tasdiki yargılamasının çekişmeli yargılama faaliyeti haline geldiğini kabul etmek gerekecektir.(Doç. Dr.Serdar Kale,Sorularla Konkordato, sayfa110 ).Açıklanan nedenlerle,katılma yoluyla istinaf eden davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı gibi,mahkemece yasanın hatalı yorumlanması sonucu varılan sonuç itibariyle eksik inceleme ile hüküm kurulmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İİK nun 303.maddesinde konkordatonun tasdikine ilişkin hükümde ihtiva etmesi gereken hususlar açıklanmıştır. 303/son fıkrada "Konkordato tasdiki kararında ,alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği,borçlunun borçlarını nasıl ödeyeceği ve gerekirse sağlanacak teminatlar belirtilir. Kararda komiser veya uzman bir kişi tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevlendirilir.Bu takdirde görevlendirilen kişi, borçlunun işletmesinin durumu ve borçlarını konkordato projesi uyarınca ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor tevdi eder; alacaklılar bu raporu inceleyebilir ."hükmüne yer verilmiştir.Mahkemece kabul şekline göre, konkordatonun tasdikine dair kararda,konkordato İstemi tasdik edilen tacirin borçlarını ne şekilde ve hangi sürelerde ödeyeceği ve ödeme koşulları ,yukarıda belirtilen yasal düzenlemede gözetilerek hüküm fıkrasına yazılması gerekirken bu hususlardan hiç bahsedilmeden konkordatonun tasdikine karar verilmiş olması hatalı ve eksik olmuştur.Yine mahkemece,İİKnun 299. maddesinde ,konkordato hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren borçlu ve itiraz eden her alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabilir düzenlemesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükmün kapsamını düzenleyen 297/1-ç bendi uyarınca, hükmün sonuç kısmına kanun yolu ve süresinin yazılmamış olması da yerinde kabul edilmemiştir.

Asli müdahillerin bir diğer istinaf nedenleri hakimi ret taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilmiş olmasına ilişkindir. Asli müdahil vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 08.09.2016 tarihli dilekçe ile,mahkeme heyetinin davadan çekilmesi talep edilmiş, aynı dilekçede HSYK nezdinde şikayetçi olunduğu da belirtilmiştir. Mahkemece, duruşmada ret talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 41. maddesi uyarınca geri çevrilmiş ve gerekçeli kararda ise, ret şartları yazılmak suretiyle ayrıntılı şekilde red sebeplerinin oluşmadığı belirtilerek bu talep reddedilmiştir.HMK nun36. maddesinde,ret sebepleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Somut olayda,müdahil vekilinin ileri sürdüğü nedenler hakimin ret sebepleri değil, ancak kararın istinaf nedenleri olarak kabul edileceğinden ve bir kısım iddiaların ise soyut nitelikte olması nedeniyle ,mahkemenin hakimin reddi talebini ret etmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden müdahil vekilinin buna ilişkin istinaf nedeni yerinde kabul edilmeyerek reddedilmiştir.

Açıklanan tüm nedenlerle, katılma yolu ile hükmü istinaf eden,Alacaklılar ..., ..., ..., ..'ın alacağını temlik alan ..vekilinin istinaf başvurusunun HMK 348. Maddesinde, katılma yoluyla istinaf dilekçesinin cevap dilekçesi ile birlikte verilmesi kabul edildiğinden ve istinaf dilekçesine cevap verme süresinden sonra katılma yoluyla istinaf ettiğinden istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, katılma yolu ile istinaf eden davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun gerekçede açıklandığı gibi, tasdike ilişkin incelemede, tasdik şartlarının bulunmadığı yönünde itiraz olup dava çekişmeli yargılama faaliyeti haline geldiğinden reddine, asli müdahiller vekilinin istinaf başvurularından hakimin ret talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan reddedilmiş,dava dosyasına ilişkin istinaf başvuruları ise, gerekçede ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere,konkordatonun tasdiki yargılamasında,mahkemece re'sen dikkat edilmesi gereken usulü eksiklikler ve yargılama şekli ile ilgili yasanın hatalı yorumlanması sonucu ,hatalı yargılama ile kabul şekline göre de yine hatalı hüküm kurulmuş olması ve bu şekilde verilen bir karara yönelik denetim yapılması mümkün olmayacağından, asli müdahillerin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin,yalnızca hükmün özelliği gözönünde bulundurularak kabul şekline göre de resen usulü eksiklere vurgu yapılmak suretiyle kabulüne ve ilk derece kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi gerekmiştir....” ”gerekçesi ile karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, Dairemizin kararı yazıldıktan sonra, davanın hukuki niteliği itibarıyla İİK nun 296 vd maddeleri hükümleri gereğince davacı tarafından talep edilen İflas içi konkordatonun onanmasına karar verilmesi isteğine ilişkin olduğu, konkordatonun tasdiki için kanunda öngörülen şartların , müflisin dürüst olması, teklif edilen paranın borçlunun kaynakları İle orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması, teminat gösterilmesi, yargılama giderlerinin ve borçlarının depo edilmesi gerekir şeklinde sayıldığını, konkordatonun tasdiki için ön görülen bu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 esas sayılı dosyasında yargılaması devam eden konkordato teklifine olumlu oy veren ...’un 8.900.000,00 TL alacak iddiası ile açtığı kayıt kabul davasının reddine karar verildiği, kararın kesinleşmediği ancak, mahkemenin ilk kararında 8.900.000,00 TL nin müflisin tüm borcundan tenzil edilmesi durumunda müflisin borç tutarının 3.708.390 TL ye düşeceği , aynı rakamın kabul oyu kullanan alacaklıların alacak toplamından indirildiğinde geriye 3.250.790 TL kaldığı, kabul oyu kullanan alacaklı sayısınında 18 ze düştüğü, konkordato teklifinde 5 adet red oyu kullanıldığı, red oyu kullanan alacak toplamınında 457.600 TL olduğu, bu durumda dahi alacaklıların 1/2 sinden ve alacakların 2/3 ünden fazla İle konkordato teklifinin kabul edilmiş olduğu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 Esas sayılı dosyası üzerinden verilecek kararın konkordato nisabını etkilemeyeceği belirlenmişken, İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin kesin kararı üzerine, konkordato teklifinin oylamasında vekilleri aracılığı İle olumlu oy kullanan 19 alacaklı yönünden özel yetki içeren vekaletname veya alacaklarının icazetlerini sunmak üzere davacıya süre verildiği, buna rağmen davacı tarafça konkordato teklifinin oylamasında kabul oyu kullananlardan bir kısmının icazetlerinin tamamlanamadığı gibi özel yetki içeren vekaletnamelerinde sunulamadığı, ... tarafından temlik alınan ve konkordato teklifinde kabul oyu kullanan ...a ilişkin icazet verildiği, ayrıca ..., . ... ve ... ‘un şahsen icazet verdikleri, her ne kadar ... adına icazet belgesi sunulmuş ise de kimlik tespiti dolayısı İle imzanın aidiyeti tespitinin yapılamadığı icazetin kabulünün mümkün olmadığı, alacaklı Kaledekor adına Av.... tarafından icazet verildiği bildirilmişse de söz konusu vekilin vekaletnamesinde özel yetkinin bulunmadığı gibi, Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2000/35 İflas sayılı 06.12.2011 tarihli derkenarında 13-14-15-17 nolu alacaklılar vekili Av.... müflisin ... Tic.A.Ş ye olan borcunu ödediğinin yazılı olduğu için Kaledekor adına icazet verildiğinin kabul edilemeyeceği , ... tarafından temlik alınan ve icazet verilen ..., ..., ...,...’ın konkordato teklif oylamasında red oyu kullandıkları bu hali İle icazet veren alacaklı sayısının 10 olduğu, ... tarafından açılan kayıt kabul davasının reddi nedeniyle alacak miktarı 8.900.000,00 TL nin borçtan tenzili halinde borç miktarının 3.708.390 TL ye düştüğü, konkordato teklifinin onaylanması için gerekli alacak miktarının 2.472.260 TL olması gerekirken icazetler dikkate alındığında kabul oyu kullanan alacak miktarının 1.200.390 TL olduğu, konkordato teklifinde olumlu oy kullananlar bakımından alacaklı sayısının 1/2 den fazla olmadığı gibi, alacak miktarının da 2/3 ten fazla olmadığı, kesin süreye rağmen icazet ve özel yetki içerir vekaletname sunulmadığı, icazeti sunulamayan alacaklılar İle kayıt kabul davası red edilen ... ‘un alacağı birlikte değerlendirildiğinde konkordato tasdiki için gerekli olan nisaba ulaşılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar davacı vekili, alacaklı ... vekili ve İflas idaresi memurları tarafından yasal sürede istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak: ilk derece mahkeme kararını yazdıktan ve tekrar ettikten sonra, kararın haksız olduğunu, icazetlerin tamamlanmadığı veya özel yetki içeren vekaletnamelerin sunulmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde özel vekaletname verilmesi gereken hallerin belirtildiğini, kabul oyu kullanan alacaklılar ile vekilleri arasında uzun süreden beri devam eden vekalet akdi bulunduğunu, müvekkillerin bizzat takip ettiğini, özel yetkisi bulunmayan vekilin yaptığı işleme icazet verilebileceğini, ayrıca konkordatonun alacaklılar İle bir sulhu gerektirdiğinden , konkordato teklifi ve bu teklifin kabulü için vekilin ya genel Sulh yetkisinin ya konkordato yetkisini içeren vekaletinin bulunması gerektiğini, özel vekalet ile bu eksikliğin giderildiğini, alacaklı sayısının 10 olduğu kabulünün yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, üçüncü şahsın alacağını temlik etme hakkı olduğunu, Mahkemenin kabulünün hatalı olduğunu, red oyu verenlerin sonradan kabul oyuna çevirebileceğini, Kemal Kaygısız’ın alacağı olmadığına dair kesin bir karar olmadığı takdirde İflas defterinde ve mahkeme kesin kararı ile sıra cetvelinde kayıtlı müzakerelerde bulunma hakkına sahip ve oy kullanma ve nisaba dahil olma yetkisine haiz bir İflas alacaklısı olduğunu, toplam alacak miktarının 12.150.709 TL, icazet verilen alacak miktarının 10.563.890 TL olup 2/3 alacak nisabına ulaşıldığını, toplam alacaklı adedinin 24 kişi, icazet veren alacaklı adedinin 17 kişi, 1/2 alacaklı nisabına ulaşıldığını, konkordatonun tasdiki için gerekli olan çifte nisabın sağlandığını belirterek kararın kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davacı ... şahsi olarak dosyaya ibraz etmiş olduğu 06.02.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, 15.01.2014 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında İflas içi konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edildiğini , mahkemenin onama makamı olarak görevini aşarak, ihlal ederek karar verdiğini, İflas içi konkordatonun alacaklılarla yapılan Sulh anlaşması olduğunu, dava sürecinde şartların yerine geldiğinin bilirkişi kurulu raporları ile yerine gelmişken, şartların görmezden gelindiğini, hukuka aykırılık durumları oluştuğunu, eksiklikler tamamlandığı halde incelenmeyerek, bilirkişiye incelettirilmeyerek, hukukçu öğretim üyeleri mütalaaları dikkate alınmayarak, ileri sürülmeyen iddiaların sonradan genişletilerek, davanın sürüncemede bırakılarak karar verildiğini belirttildikten sonra yeniden mahkeme kararları, kabul oyu ve red oyu veren alacaklılar ayrı ayrı belirtilip , alacakların yok sayılamayacağını, temlik edilen alacağın borçlusunun eski alacaklının yerine geçeceğini, nisabın haricinde tutmakla büyük yanılgıya düşüldüğünü belirterek vekilinin dilekçesindeki iddialara yer vermiş ve alacaklının red oyu kullandığı için alacağının yok sayılamayacağını, Kemal Kaygısız alacağının nisaptan düşülmesinin İflas kaideleri ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, icazet veren çifte çoğunluğun fazlası İle mevcut olduğunu, ehil bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Alacaklı Kemal Kaygısız vekili istinaf nedenleri olarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin sonradan tamamlattırılacak usuli işlemi kesin süreye bağlamış olmasının , sonradan vekalet ve icazetlere ilişkin yaptığı nitelendirmelerin hatalı olduğunu,müvekkili tarafından temlik alınmış alacaklıların konkordato oylamasında kabul oyu olarak nitelendirilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin konkordato kararı sonrası hukuki süreçte davası reddedilmiş alacaklının alacağını ve oyunu oy ve alacak nisabından çıkarılmasının yerinde olduğunu, ancak aynı hukuki süreçte temlik alınmış alacaklar için verilmiş icazetlerin aynı hukuki gerekçe ile nisaba eklenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.

İflas İdaresi Memurları vekili istinaf nedenleri olarak, İflas içi konkordatonun müflis tarafından sunulan bir sulh anlaşması olduğunun kanunda açık olduğunu, karardaki tartışmanın İflastan önceki tartışmaya ilişkin olduğunu, hatalı değerlendirmeler yapıldığını, Kemal Kaygısız İle ilgili hatalı değerlendirme yapıldığını, davanın başından beri haksız müdahale kararı ile davayı katılanların müdahilliklerine karar verildiği, bunun bir hata olduğu, borçlu olmadıklarını gösteren kararlara rağmen mahkemenin göz ardı ettiğini, davaya müdahil olarak katılanların müdahillik sıfatlarının olmadığını, temlik alanın alacaklı sıfatını kazandığını, karar verilinceye kadar temlik sahibinin kabul oyu vermesinin geçerli olduğunu belirterek mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını, yapılacak işin uzman bilirkilere dosyanın tevdi edilerek geniş kapsamlı alacaklı sayısı ve alacak miktarının testinin gerektiğini uygulamada genel vekaletnamesi olan avukatın bu vekaletnamede geniş kapsamlı sulh yetkisinin bulunmasının yeterli olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, iflastan sonra talep edilen konkordatonun tasdiki istemidir.

Taraflar arasında, Dairemizin 2017/321 Esas, 2017/325 Karar ve 30.03.2017 tarihli ilamında belirtildiği üzere, müflisin konkordato teklifinin oylanmasına dair 15.01.2014 tarihli olağanüstü toplantıda, toplantı tutanağındaki 19 kabul oyunun tamamının alacaklıların vekillerine ait olduğu, alacaklılar yerine kabul oyu kullanan vekillerin vekaletnamelerinde ve hatta dava tarihinde davacı vekilinin vekaletnamelerinde HMK 74. madde ve 6098 sayılı TBK nun 504/3. fıkrası gereğince, konkordato ve muvafakata ilişkin özel yetkinin bulunmadığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık, vekaletnamelerde bulunması gereken özel yetkilerin konkordato oylamasındaki etkisinin ne olacağı, söz konusu eksikliğin tamamlanıp tamamlanamayacağı, ne şekilde tamamlanması gerekeceği, alacağı temlik alan alacaklının nisaptaki yerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, oylamada red oyu veren alacaklının alacağının temlik alan alacaklının sonraki kabul oyunun nisaba etkisinin ne olacağı , İflas içi konkordatoda, konkordato çoğunluğunun hesaplanmasında dikkate alınacak alacaklar arasında kayıt kabul davası açan ve davası reddedilen alacaklının durumunun ne olacağı , kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından ve özellikle Kadıköy İflas Müdürlüğünün 21.06.2012 havale tarihli yazısından (İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/382 Esas sayılı dosyada düzenlenen 03.03.2014 tarihli bilirkişi heyet raporundan), Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/213 Esas sayılı dosyasında 13.12.2000 günü İflas kararı verilen ve İflas tasfiye işleri Müdürlüğün 2000/35 sayılı dosyasında yürütülen ...’in İflas masasında görevli olan İflas idare memurlarının icra mahkemesince görevden alınmış olduğu, diğer bilgilerden , müflisin ilk olarak 24.08.2011 tarihinde iflas içi konkordato talebinde bulunduğu, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/1415 Esas, 2012/442 Karar ve 09.04.2012 tarihli kararı İle konkordato tasdik talebinin reddedildiği, kararın kesinleştiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/36934 soruşturma nolu dosyasında, ... hakkında, hileli iflas iddiası İle şüpheli sıfatıyla İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine 11.03.2016 tarihli iddianame İle kamu davası açıldığı, kamu davasının İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/124 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu , iş bu İflas içi konkordato tasdikine dair talebin ikinci tasdik talebi olduğu anlaşılmıştır.

Konkordato, Prof .Dr.Baki Kuru’nun İcra İflas Hukuk kitabının 4. cildinde , konkordatonun, dürüst bir borçlunun alacaklılarının çoğunluğu İle yaptığı ve ticaret Mahkemesinin tasdiki İle hüküm ifade eden , bir cebri anlaşma olduğu , bununla imtiyazsız alacaklıların borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat edecekleri ve borçlunun borçlarının konkordato İle kabul edilen kısmını ödemekle borçlarından kurtulacağı, buna göre , konkordatonun bunu kabul eden alacaklılarla borçlu bakımından bir anlaşma olduğu , bu anlaşmanın karşılıklı fedakarlıklarda bulunmak suretiyle meydana gelen sulh sözleşmesine çok benzediği şekilde tarif edilmiştir. Doktrinde ağırlık görüş bu şekilde veya bu görüşe yakındır.Müflisin konkordato oylamasının yapıldığı 15.01.2014 tarihinde ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde , Dairemizin ilk kararında ayrıntılı şekilde yazılarak belirtildiği üzere, davaya vekalette özel yetki verilmesi gerektiren haller düzenlenmiştir. Maddede açıkça “...Sulh olamaz...konkordato ve Kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez...” ifadelerine yer verilmiştir. Davacı tarafın bunun aksine iddialarından birisi, konkordatonun bir nevi sulh sözleşmesi olduğu ve vekaletnamede özel yetki olarak sulh yetkisinin bulunmasının yeterli olacağına ilişkindir. Bu konunun dayanağı olarak ise, Yargıtay’ın değişik kararları ve iş bu kararların esas alınarak yazılmış eserler gösterilmiştir. Gösterilen tüm iddialar yerinde olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğü İle birlikte yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK 63. madde İle ilgili değerlendirmelerin iş bu davada uygulanma yeri olmayacağı dikkate alınmamıştır. Çünkü , 1086 sayılı HUMK 63. maddede, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddede düzenlenen, konkordato İle ilgili düzenlemeye yer verilmemiş ve yalnızca sulha yer verilmiştir. Bunun sonucu olarak ve doğal olarak, söz konusu yasa kapsamında ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlarında Sulh yetkisine vurgu yapmakla yetinilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yasanın açık düzenlemesi ile birlikte davanın, davanın açıldığı tarihteki yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerekeceğinden, istinaf eden davacı vekilinin vekaletname İle ilgili aksi iddiaları yerinde görülmemiştir. Şu halde, gerek davacı vekilinin müvekkili adına konkordato teklifinde bulunurken, gerekse de konkordato teklifine ,alacaklı asıllar yerine toplantıya katılarak muvafakatta bulunarak oy kullanan vekillerin vekaletnamelerinde açıkça 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde düzenlenen özel yetkilerin bulunması gerekmektedir.HMK 74. maddesi emredici niteliktedir. Kaldı ki , aynı yasanın dava şartlarını düzenleyen 114/1-f bendinde, vekille takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması yanında usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin bulunması da dava şartları arasında sayılmıştır. Ancak söz konusu eksiklik, sonradan giderilmesi mümkün olduğundan yasa koyucu bu hususa 115/2. fıkrada yer vermiş ve noksanlığın tamamlanması için süre verilmesi, verilen süre içinde noksanlığın giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usülden reddedileceğine yer vermiştir.Somut olayda, davacı tarafça Dairemiz kararından sonra eksiklik giderilmiş ve usulüne uygun vekaletname ibraz edilmiştir. Konkordato oylamasında müvekkilleri yerine kabul oyu kullanan vekillerin tamamı ise müvekkillerinin yasa gereğince muvafakatlarını içerir vekaletname ibraz edemedikleri gibi alacaklıların tamamı da mahkemeye gelerek vekillerinin yapmış oldukları işleme icazette bulunmamışlardır.

Mahkemece dosya üzerinde bilirkişi raporu ve itiraz üzerine ek rapor alınmıştır .11.09.2014 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı ... müdahale talep edenlerin iddiaları, dosya kapsamı değerlendirildikten sonra, İflas idare memurların raporu yazıldıktan ve konkordato İle ilgili açıklamalar neticesinde, İflas idaresinin raporuna eklediği, kabul ve red oyu kullananların dökümüne ilişkin tablo incelendiğinde, 19 adet kabul oyu kullanıldığı, kabul oyu kullananların alacaklarının toplamının 12.150.790 TL olduğu, buna karşılık konkordato teklifinde 5 adet red oyu kullanıldığı, red oyu kullanan alacaklar toplamının 457.600 TL olduğu, netice olarak müflisin toplam borcunun 12.608.390 TL olduğu, kamu alacakları için ayrı bir bölüm oluşturulduğu, sonuç olarak alacaklıların 1/2 sinden , alacaklıların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığından müflisin İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiğinin İflas idare raporunda belirtildiğini, konkordato şartlarının ise, müflisin dürüst olması, teklif edilen paranın borçlunun kaynakları İle orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması, teminat gösterme şartı olduğu, sonuç olarak, konkordatonun tasdiki yargılamasının kural olarak çekişmesiz yargı işi olduğu, fakat olayda , müdahillerin itirazlarının konkordatonun tasdiki yargılamasını çekişmeli yargılamaya dönüştürdüğü, çifte çoğunluk koşulunun somut olayda gerçekleştiği ancak derdest kayıt kabul davasının sonucunun bu nisabı değiştirebilecek nitelikte bulunduğu takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.

Müdahil vekilleri rapora itiraz ederek, itiraz dilekçelerine ekli belgeleri ibraz etmişlerdir.Müflis vekili ise, konkordato tasdiki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 2 kez ek rapor alınmıştır.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK nun 297.maddesinde konkordatonun kabulü için lazım gelen ekseriyet düzenlenmiş, maddede, konkordatonun kaydedilmiş alacaklıların yarısını ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davacının kabulünde olduğu üzere, konkordato oylamasının yapıldığı 15.01.2014 tarihli toplantıda , kabul ve red oyu kullananlar hakkında düzenlenen rapordaki tabloda, toplam borcun 12.608.390 TL, kabul oyu kullanan 19 adet alacaklının toplam alacak miktarının 12.150.790 TL olduğu, 3 kişinin red oyu kullandığı, 2 alacaklının ise gelmediği için red oyu kullandığı , red oyu kullanan toplam 5 alacaklının alacak toplamın 457.600 TL olduğu bu durumda alacaklıların 1/2 sinden , alacakların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığı için müflisin İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiği hususu İflas idare memurları tarafından belirtilmiştir.19 kabul oyu kullanan alacaklılarla birlikte 5 adet red oyu kullanmış alacaklarla birlikte toplam alacaklı sayısı 24 ‘dür.Mahkeme kararında belirtildiği gibi, kabul oyu kullananlar arasında , 8.900.000 TL alacak miktarı İle yer alan Kemal Kaygısız’ın açtığı kayıt kabul davası reddedilmiştir.Söz konusu dava dosyasına ait 03.3.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı ... Kaygısız tarafından İflas idaresine karşı 20.02.2012 tarihli dava dilekçesi ile , kendisinin ve yakınlarının parasını ...’e borç verdiğini, paraların ödenmediğini iddia ederek, 8.900.000 TL alacağın İflas masasına kayıt ve kabulüne dair dava açtığı, davacının talebinin 74 kayıt sıra numarasına kayıt edildiği, masanın alacak talebini 13.06.2012 tarihinde reddettiği, müflisin ,alacaklı talebine karşı ,Kemal Kaygısız alacağını kabul ettiğini beyan ettiği, ancak masanın alacağı reddetmiş olması nedeniyle adı geçen alacaklının kayıt kabul davası açtığı anlaşılmıştır.Rapor sonucunda, ispatın kesin delille yapılmasının gerekeceği vb gerekçelerle davacı alacaklı aleyhine beyanda bulunulduğu, 30.09.2015 tarihli mahkemede alınan ek bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirildiği ve Kemal Kaygısız’ın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 Esas sayılı dosyasında açtığı kayıt kabul davasının 10.05.2015 tarihli oturumda reddedildiği, kabul oyu kullanmış alacaklı sayısının 18 ze düştüğü , varsayılan halde de konkordato nisabını etkileyecek bir yönün bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Ancak, gerek bilirkişi kök raporunda ,gerekse de ek raporlarda, konkordato teklifini kabul eden alacaklıları temsil eden vekillerin vekaletnameleri ve geçerlilikleri tartışılmamıştır.Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere konkordato teklifini kabul ve red edenlerin oylarının geçerliliği ve borçlunun borç ve alacaklıların alacak hesaplarının yeniden hesaplanması gerekecektir.Buna göre ...’ın kabul oyu ile nisapta yer alan alacak miktarının , açmış olduğu kayıt kabul davasının reddedilmiş olması nedeniyle öncelikle mahsubu gerekecektir.Bu durumda, kabul oyu kullanan alacaklı sayısı 18, alacak miktarları (12.150.790-8.900.000 TL =) 3.250.000 TL ,borçlununun borç miktarı da aynı oranda azalacağından, müflisin toplam borcu (12.608.390 TL -8.900.000 TL =)3.708.390 TL olacaktır.Davacının alacakları olan 3.708.390 TL üzerinden 2/3 ise, 2.472.260 TL dir. Davacının alacaklarının bu çoğunluk üzerinden imza edilmesi gerekecektir.Diğer taraftan kabul oyu kullanan, ancak mahkeme kararı İle alacaklı olmadığı gerekçesiyle davası reddedilen .. tarafından, red oyu kullanan ..., ..., ... ve ..’ın alacakları 20.06.2016 tarihli temliknamelerle temlik edilmiştir.Temlik alan ... dosyaya ibraz ettiği dilekçelerle temlik aldığı alacakların tümü yönünden oylamalara iştirak ve icazet verdiklerini beyan etmiştir .Değişik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, alacağın yasalara uygun olarak temliki halinde , temlik alacaklısı durumuna geçenlerin çoğunluğun hesabında göz önünde bulundurulması gerekecektir.Bu durumda , ... ‘ın temlik aldığı ve daha önceden red oyu kullanan yukarıda sayılan 4 alacaklının konkordato teklifini kabul edenler arasında yer verilmesi doğru olacaktır. Sonuç olarak, kabul ve red oyu kullananlar arasında gösterilen, ...( alacak miktarı 5.000 TL ), ... ( alacak miktarı 108.000 TL) , ... ( alacak miktarı 3.000 TL ),... ( alacak miktarı 8.000 TL ) ,... ( alacak miktarı 7.000. ),... ( alacak miktarı 13.000 TL ),... ( alacak miktarı 12.000 TL ),... ( alacak miktarı 5.890 TL ) , ... ( alacak miktarı 1.032.000TL ), ... ( alacak miktarı 10.691 TL ), ... ( alacak miktarı 100.00O TL ) , .... ( alacak miktarı 25.000 TL ) olmak üzere , davacı müflisin konkordato teklifini kabul eden alacaklı sayısı 13, alacak miktarı ise toplam 1.335.490 TL olmuştur.Davacı müflisin toplam 12.608.390 TL olan borcundan Kemal Kaygısız’ın reddedilen ve nisaptan çıkartılan 8.900.000 TL nin mahsubu sonucu kalan 3.708.390 TL miktar ise davacı müflisin nisaba esas alacakları olarak kabul edileceğinden 2/3 hesabında 3.708.390 TL esas olacaktır.Bu ise (3.708.390 *2/3=)2.472.260 TL dir. Davacıdan alacaklı olan ve kabul oyu kullanan 13 alacaklının toplam alacak miktarı ise yukarıda ayrıntılı şekilde gösterildiği gibi 1.335.490 TL dir.Yani 2/3 nisaba denk gelen 2.472.260 TL nin çok altındadır.Mahkemece kabul oyu kullanılan alacak miktarının 1.200.390 TL olarak hesaplanması bu anlamda doğru değilse de sonuca etkili görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılarak reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2004 sayılı İİK nun 299. maddesinde kanun yollarına başvuru üst başlığı İle “ Konkordato hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde borçlu ve itiraz eden her alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabilir ...” düzenlemesine yer verilmiştir. İİK .m 299. daki itiraz eden her alacaklı deyiminden maksadın, konkordatoya yazılmış olsun olmasın, konkordato duruşmasına gelerek konkordatonun tasdikine itiraz etmiş , yani mahkemeden konkordatonun reddine karar verilmesini istemiş olan alacaklılardır ( Prof. Dr.Baki Kuru- İcra ve İflas Hukuku Kitabı ,4 cilt 3767. sayfa, 1997 basım). Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2004/7172 E, 2784 Karar ve 17.03.2005 tarihli ilamında, konkordato talebine itiraz etmeyen alacaklıların kararı temyiz edemeyecekleri belirtilmiştir.Somut olayda istinaf talebinde bulunan Kemal Kaygısız, itiraz eden alacaklı olmayıp bilakis kabul eden olduğundan istinaf talebinin aynı yasa gereğince reddi gerekmiştir.

İflas dışı konkordatoda, konkordato komiserinin, İflas içi konkordatoda konkordato komiserine ait görevleri yerine getirmeyi üstlenmiş olan İflas idaresinin ( m.309 ) konkordatonun tasdiki talebinin reddine ilişkin kararı temyiz hakkı bulunmamaktadır.Bunun nedeni konkordato komiserinin ( İflas içi konkordato komiserlik görevini üstlenmiş olan İflas idaresinin ), icra etmiş oldukları komiserlik görevi bakımından Konkordatonun taraflarından tümüyle bağımsız , objektif ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde hem borçlunun hem de alacaklıların menfaatlerinin adil ve eşit ölçüler içerisinde dengelenmesine ve uzlaştırılmasına yönelik olarak faaliyet gösteren resmî bir görevli konumunda olmasıdır..( Yrd.Doç.Dr. Süha .i- Konkordatonun Tasdiki kitabı 1996 baskı) Bu nedenle ve İİK nun 299. maddesi gereğince kararı istinaf eden İflas İdare Memurlarının istinaf talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, alacaklı Kemal Kaygısız ve İflas İdare Memurlarının ise istinaf başvurusunun istinaf kanun yoluna başvuru hakları bulunmadığından reddine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,

1- İflas İdaresi Memurları İle Kemal Kaygısız vekillerinin istinaf taleplerinin İİK 299 maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvuru hakları bulunmadığından ayrı ayrı REDDİNE,

2- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/438 Esas, 2017/1203 Karar ve 20.12.2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan REDDİNE ,

3- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL başvuru harcı İle yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davacıdan tahsili İle hazineye irat kaydına,

4- Davacının ve istinaf başvuruları usülden reddedilenlerin istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1, İİK 299. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/04/2018


*******************************************************************************************************************

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ


ESAS NO : 2018/792 Esas

KARAR NO : 2018/829


DAVA : Konkordato

DAVA TARİHİ : 10/09/2018

KARAR TARİHİ : 11/09/2018


Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin canlı hayvan alım satımı, gıda alım satımı, üretimi ve ikamet amaçlı binaların inşaatı işi yaptığını, müvekkilinin önceki yıllar ve 2018 yılına ait hesaplarının, faaliyetlerinin incelendiğini ve yanlış finansman yöntemleri uygulanması, maliyet muhasebesi yapılmaması, döviz kurlarındaki anormal artışlar, alacakların tahsil edilememesi, sektörel daralma ve beklenmeyen hukuki ihtilaflar gibi sebeplerle müvekkilinin ödeme dengesinin bozulduğunu belirterek mühlet talebi hakkında karar verilmesine kadar geçecek süre içerisinde konkordato talep eden müvekkilinin mal varlığının muhafazası için İİK 287 vd. maddeleri uyarınca geçici mühlet kararı verilmesine, gerekli ilanların yapılmasına, tedbirlerin alınmasına, konkordato geçici mühleti sürecinde yürütülmesi lazım gelen işlemler için komiser atanmasına, müvekkilinin gayrimenkul sektöründe yap-sat nitelikte işlerini yürütmesi nedeni ile mamul niteliğinde olan ve süreç içinde mamule dönüşecek taşınmazların satışı ve hak sahiplerine devirlerinin komiser denetiminde devir/ferağ işlemlerinin gerçekleştirilmesine, gerekli tahkikat neticesinde İİK m. 289 uyarınca kesin mühlet kararı verilmesine, konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, 2004 sayılı İİK'nun 285 vd. maddesine dayalı konkordato talebine ilişkindir.

İİK 285/3 maddesi yollaması ile İİK 154 maddesine göre konkordato talepli davanın, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılması gerekmekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkin olup, emredici niteliktedir. Somut olayda konkordato talep eden şirketin ticaret sicil kaydında yer alan adresinin "..." olduğu, adresin ... Adliyesi Ticaret Mahkemeleri yargı çevresi içerisinde kaldığı anlaşılmakla mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, HMK 114/1-ç ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,

2-HMK 20/1 md. uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde talep halinde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

3-HMK 331/2 md. uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın davacıya tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/09/2018


Başkan ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Üye ...

e-imza 

Katip ...

e-imza


  
11.10.2018 13:58:21

Yorumlar



T.C.

İSTANBUL 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/595 Esas

KARAR NO : 2018/671

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN 

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 20/12/2017

NUMARASI : 2017/438 Esas, 2017/1203 Karar

DAVANIN KONUSU : İflas (İflasın Kapatılması)

KARAR TARİHİ : 11/04/2018

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, 

 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 

İDDİA:

Davacı vekili ve asil 12.02.2014 tarihli dava dilekçesinde,... olarak teklif edilen konkordatonun iflastan sonra konkordato olduğunu, alacaklılık iddia edenlerin bir an önce alacaklarını alma imkanlarının önünü açmak ve haklarına kavuşmak gayesi ile teklifinin kabul edilmesini, bu kanuni sulh imkanının hem kendisini ve hem alacaklı olduklarını iddia eden alacaklıları himaye etmekte olacağını, ekonomik krizler nedeniyle fazlasıyla etkilendiğini,borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, bu durumdan kurtulamayarak... tarafından bütün malları bilhassa okullarının elinden alındığını, ... isimli kişinin müracatı üzerine iflasına karar verildiğini,büyük hukuk savaşı sonrası haklarını geri almışsa da, bu süre içinde İflas İdaresinin açtığı inançlı işlem ve muvazaa davalarının 8-10 yıl devam ettiğini, İflas tasfiye işlemlerinin bir türlü neticelenmeyip, İflas sonrası çeşitli hukuki ihtilaflar ve davalar yüzünden uzayıp gittiğini, taşınmazlarının iflasın tasfiyesi amacıyla mevcut halleri ile satışa çıkarıldığında müşteri bulunmasının zor olacağını,hem alacaklıların alacağını tam olarak tahsil etmelerini sağlamak, hemde kendisinin batmasının önüne geçilip ve piyasaya yeniden borçsuz atılması için konkordato talebi ihtiyacı olduğunun zaruri ve açık olduğunu, aktiflerinin satış kabiliyetinin olmadığını, bu halin iyileştirilmesinin müflisin konkordato teklifinin kabul edilip iflasın kaldırılmasına bağlı olduğunu,eğer konkordato kabul edilmez, İflas kalkmazsa herşeyin harap haliyle kalacağını, tasfiye satış ve tahsil kabiliyeti uzun süre alacağını ve bu durumunda alacaklılar aleyhine olacağını, masaya yazılan alacak toplamının 3.731.241 TL olup, taşınmazların değerleriyle borçları kat be kat karşılayabileceğini, asıl alacakların tamamının ödeneceğini, konkordatonun kabul edilip, iflasın kalktığı tarihten 4 ay sonra ilk taksit, takip eden 4 ay sonra ikinci taksit olmak üzere borcun tamamının ödenmiş olacağını, kendisinin ana alacağı ödeyeceğini teklif etmesinin hiç tenzilat istememesinin iyi niyetinin eseri olduğunun neticesi olduğunu,ana parayı ödeme gayretini gösterdikten sonra faiz ödemesi imkanının kalmayacağının açık olduğunu buna rağmen alacakları düşünerek ana borcun üzerine faiz adı altında % 10 koyarak ana parayla beraber toplayıp ödemek istediğini, teklif ettiği İflas içi konkordato kabul edildiği takdirde, güvenli ve rahat çalışma imkanının doğacağını ve taahhütleri yerine getirileceğini, 10 yıldan beri çoğu harap olmuş mallarını onarmak, imarlarını düzeltmek ve temizlemek için paraya çevirmek için süreye ihtiyaç olduğunu, iyi bir programlama ile bütün borçların ödeneceği gibi kamu alacakları ve imtiyazlı alacaklar için teminat göstermekle bütün alacakların garanti altına alınacağını, ayrıca İflas içi konkordatonun tüm diğer şartlarınında hakkında gerçekleşmiş bulunduğunu iddia ederek, konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 Kadıköy İflas Müdürlüğü 2000/35 İflas sayılı dosyada 12.02.2014 tarihli dilekçe ile, ... tarafından teklif edilen İflas içi konkordatonun 15.01.2014 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında müzakere yapılıp ,müflisin teklifinin alacaklılar tarafından kabul edildiğini, borçlunun mal varlığının çeşitli pürüzler yüzünden ve müflisin serbestçe tasarruf etme imkanları olmamasından doğan güçlükler yüzünden zamana ihtiyaç duyulan durumlarda borçlunun teklif ettiği konkordato hakkını tanımakta isabet ve zorunluluk olduğunun müzakere edilip ve sonuçta kabul edilmiş olmakla bu gibi durumlarda borçluya aktifini paraya çavirerek borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan kısa da olsa bir sürenin verilmesinin uygun olacağını, tatbikatta uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme teklifleri karşısında müflisin alacaklılarının menfaatine olan teklifini dürüstlük ve doğruluk ilkesine uygun gördüklerini, müflisin İflas içi konkordato teklifinin ve alacaklıların kabul kararının incelenerek tasdik edilmesi kanaatini beslediklerini belirterek İflas idaresinin rapor ve görüşünü Ticaret Mahkemesine sunmuşlardır.

Duruşma günü, yasa uyarınca gazetede ilan edilmiştir.

CEVAP:

Davalı İflas idaresi memurları, konkordato ile güdülen gayenin,borçluya alacakları ile anlaşıp, bir borç tasfiyesi planı yapıp, sulh yoluyla çözüme kavuşturulması olduğunu, borçluya tanınan kanundan doğan bu imkanın borçluyu himaye ettiği gibi,alacaklıların menfaatinide koruyup kollayacağını,borçlunun konkordato sayesinde alacakların rıza gösterip, verdikleri kabul oyları ile iflastan kurtulacağını,müflisin İflas içi konkordato talebini İflas idarelerine yaptığını,müdahil olarak müracaat eden ...' nun, iflasın açıldığı tarihten beri geçen 13 yıllık süre içinde ,iflastan önce alacaklı olduğundan bahisle kanunun koyduğu süreler veya dışında alacaklı kaydı yaptırmadığı gibi, İflas açıldıktan sonra doğmuş bir alacağı içinde alacaklı kaydı yaptırmadığını, ancak TMSF den temlik aldığı, alacağı için Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/1113 esas, 2013/596 karar sayılı dosyada açtığı kayıt kabul davasının, iflastan yıllarca önce mevcudiyetini iddia ettiği alacağının olmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedildiğini, müdahale talep edenin, kanunen konkordato sebebiyle kayıtlı alacaklı sıfatına haiz olmadığını,müflisin İflas içi konkordato teklifini kanuna uygun şekilde yaptığını, konkordato müzakeresinin ilan ve tebliğ edildiği gibi 15.01.2014 tarihinde yapıldığını, konkordato müzakeresine yoklama yapılarak, sıra cetveli mucibince alacağı kısmen veya tamamen kabul edilmiş olan alacaklılarla, nizalı olup 237.madde mucibince tetkik mercii tarafından toplantıya ve oya iştirakına karar verilmiş olan alacakların iştirak ettiğini, toplantıda,toplantı nisabı İİK 221/2 ve 237 son fıkra gereğince alacaklı adedinin 1/2 si, alacak miktarının 2/3 den fazlası kabul oyu verdiğinden İflas içi konkordato talebinin kabul edildiğini, ancak müdahillerin yetkili icra Hukuk mahkemelerinde 6 defa toplantıya katılma ( ihtiyati tedbir) talebinde bulunmuşlarsa da, bu taleplerinin her seferinde reddedildiğini,kararların kesinleştiğini şimdi ise, müdahale bahanesiyle müdahillerin her zamanki talepleri ve konuları tekrar ederek baskı kurmalarının hakkın suistimali olduğunu,konkordato sırasında tanzim ettikleri raporlardan ve bilirkişilerin hazırladığı raporlardan da anlaşılacağı üzere, müflisin hüsnüniyetle ve çok iyi şartlarda ve çok kısa zamanda alacaklılarına ödemeleri yapma teklifinin bilhassa müdahillerin baskısından alacakları kurtarması karşısında tasdiki kanaatini beslediklerini beyan etmişlerdir.

 Asli Müdahiller ... San.ve Tic. A.Ş ve ... vekili, ...'in 2.kez ileri sürdüğü İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiğini beyan edilerek, konkordatonun tasdiki talebinde bulunulduğunun öğrenildiğini, müvekkillerin ayrı ayrı ve birlikte olmak üzere 28,29,70 ve 71. Sıralarda, müflisin masasına alacak kaydı yaptırdığını ve reddedilen alacakların masaya kabulü için kayıt kabulü davası açılmış nizalı alacaklar olduğunu,İİK nun. 296/2 hükmü gereğince,konkordatonun tasdikine itiraz eden alacaklar olarak, tasdiki istenen konkordato teklifinde müvekkili alacaklarına yer verilmemiş olmasının doğuracağı mağduriyet olarak müvekkillerinin haklarının müdafaası için huzurdaki davaya müdahil olmakta hukuki yararlarının mevcut olduğunu belirterek yasal şartları ihtiva etmeyen konkordato tasdik talebine karşı beyanları için dosya fotokopisini talep etmiş, 20.03.2014 tarihli beyan dilekçesinde ise, İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğü'nün.. İflas sayılı dosyasında 14 yıldır tasfiye işlemleri yürütüyor gözüken müflisin, ilk olarak 24.08.2011 tarihinde İflas içi konkordato teklifinde bulunduğunu,müflisin 1. konkordato teklifinin,o dönemde görevde olan ve fakat 2012 yılında Kadıköy ... İcra Mahkemesinin 16.02.2012 tarih, 2011/1191 esas,2012/228 karar sayılı kararı ile ,müflis ile işbirliği yaptıkları ve tarafsız davranmadıkları gerekçesi ile görevden azledilen İflas idare memurları tarafından 2/3 çoğunluk tarafından kabul oyu kullanıldığı gerekçesi ile tasdik talebi ile Ticaret Mahkemesine sunulduğunu, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.04.2012 tarih ve 2011/1415 esas, 2012/442 karar sayılı kararı ile, yasal şartları taşımayan ve müvekkillerinin konkordato nisabına dahil edilmesine ilişkin tedbir kararının varlığına rağmen toplantıya katılımının engellenmiş olması gerekçesi ile konkordatonun tasdiki talebinin reddedildiğini, ret kararının kesinleştiğini, buna rağmen İflas idaresi tarafından hiç bir tasfiye işleminin yapılmadığını,İflas içi konkordato teklifinin tasdiki için, 297-298 ile 308 de belirtilen şartlar oluşmadığından tasdik talebinin reddi gerektiğini,borçlunun dürüst olmadığını,borçlunun dürüst olması şartını düzenleyen 298. maddenin 1. bendinin 2003 yılında kaldırıldığını, ancak İİK nun 308 .maddede ifadesini bulan dürüstlük kuralı hakkında ifade edildiği gibi, konkordatonun tasdiki için de dürüstlük şartının en önemli şart olduğu hususunda tereddüt olmadığını, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/1049 esas, 2002/1144 karar sayılı kararında, miflisin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı bunedenle müflis lehine delil vasfının bulunmadığının, tek düzen muhasebe planı tebliğine aykırı bir şekilde kayıt altına aldığının belirtilip kararın kesinleşmiş olmasına rağmen, toplantıya hazırlık aşamasında alınan 12.11.2013 havale tarihli hesap bilirkişisi raporunda, müflisin defterlerindeki kayıtların tek düzen muhasebe tebliğine uygun olduğunun belirtildiğini, yasanın tarifine göre, dürüst samimi olmayan müflisin iyiniyetten uzak ve alacaklarını zararlandıran, müflisi zenginleştiren teklifin tasdikine ilişkin talebin reddine karar verilmesini istemiştir.

 Alacaklılar ... ve ... adına vekaleten kendi adına asaleten Av...., 10.08.2015 tarihli beyan dilekçesinde, ... tarafından sunulan, masa aktifine ve gerçeklere uymayan ve samimi olmayan teklifin reddine karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise,konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklılar olarak alacaklarının tüm işlemiş faizleri ve ferileriyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

 Müdahale talebinde bulunan ... vekili 25.06.2014 tarihli dilekçe ile, müvekkilinin İflas masasından toplam 212.682,53 TL alacaklı olduğunu, yasaya aykırı olarak ödeme yapılmadığı gibi alacaklarının sürüncemede kaldığını, hukuki yarar nedeniyle müdahilliklerinin kabulü ile konkordatonun onama talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

 Alacaklı ... 29.01.2016 tarihli dilekçesi ile, asli alacaklı olması nedeniyle davaya müdahillik talebinde bulunarak usul ve yasaya aykırı olan konkordatonun tasdikinin reddine karar verilmesini istemiştir.

 Müdahil ... Tic.AŞ vekili ,05.04.2016 tarihli dilekçe ile, müflis hakkında hileli iflas suçundan İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/124 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müflisin dürüst olma şartını hiçbir zaman sağlamadığı gözetilerek, alacaklının zararına sonuç doğuracak teklifin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

 Temlik alan Kemal Kaygısız vekili, 22.06.2016 tarihli duruşmadaki zapta geçen beyanında, davanın kabulünü talep ettiklerini belirtmiştir.

Asli müdahiller vekili 08.11.2016 tarihli dilekçe ile,müvekkillerinin hakkaniyetli ve adil yargılama yapılarak hüküm kurulacağına olan inançlarının ve duydukları güvenin sarsıldığını, üzülerek HSYK nezdinde şikayette bulunulduğunu belirterek mahkeme heyetinin davadan çekilmesini talep etmiştir.

 Mahkemece 09.11.2016 tarihli celse ara kararında, HMK 41. maddesi gereğince mahkeme heyetinin reddine ilişkin talebin esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

 Mahkemece, davanın hukuki niteliği itibarıyla icra iflas kanununun 296 ve devamı madde hükümleri gereğince davacı tarafından talep olunan iflas içi Konkordatonun onanmasına karar verilmesi isteğine ilişkin olduğunu, HMK nun 382/f Madde hükümlerinde icra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri içerisinde Konkordatonun tasdiki davasının da gösterildiğini ,yasa gereğince çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün de uygulanacağını, hukuk muhakemeleri kanunu'nun 316/1-e madde hükümleri nde konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davaların basit yargılama usulüne göre yapılmasının öngörüldüğünü, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu, davacı tarafından açılan İflas içi Konkordatonun onanmasına ilişkin iş bu davada da re’sen araştırma ilkesi gereğince, Konkordatonun onanması için gerekli şartların yerine getirilip getirilmediğinin ayrı ayrı inceleme konusu yapıldığını, Konkordato davasının icra iflas kanunu'nun 166. madde hükümleri gereğince yurt düzeyinde dağıtımı yapılan ve tirajı 50.000 Üzerinde bulunan gazetelerden birinde ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, Konkordatonun onanmasına itiraz etmek isteyenlerin itiraz nedenlerine ilişkin dilekçelerini duruşma gününden on gün öncesine kadar mahkemeye sunmalarına karar verildiğini, iflas Müdürlüğü'nün talebinin iflas idaresine tebliğ edildiğini, İflas içi konkordatoda İflas dışı Konkordatodan farklı olarak Konkordato talebinin yapılacağı merciinin icra mahkemesi olmayıp, masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresi olduğunu, İflas dışı Konkordato da olduğu gibi borçlunun burada da somut bir Konkordato projesini hazırlaması ve bunu konkordato teklifi ile birlikte iflas idaresine vermekle yükümlü olduğunu ancak müflisin burada Konkordato teklifine ayrıntılı bilançosunu ve defter tutmaya tabii şahıslardan olsa bile defterlerinin durumunu gösterir bir cetveli ekleme zorunluluğunun olmadığını ,yine bu Konkordato türünde bir Konkordato mühletinin olmadığını ve bir Konkordato komiserinin atanmayacağını, Konkordato komiserine ait görevlerin iflas idaresi tarafından yerine getirileceğini, müflisin konkordato teklifini alan iflas idaresinin bir ilan yaparak, Konkordato teklifinin görüşülmesi amacıyla alacaklıları toplantıya davet edeceğini, iflas idaresinin almış olduğu 21.10.2013 tarihli karar uyarınca bu gereklere riayet ederek ilanlarla alacaklıların toplantıya davet edildiğini, alacaklılar toplantısının görev ve yetkilerinden birisinin de iflasına hükmedilmiş olan bir borçlunun teklif etmiş olduğu Konkordatoyu karara bağlamak olduğunu, müflisin İflasın açılmasından, paraların kesin dağıtılmasına kadar olan dönemde konkordato teklif edebileceğini, teklif dosyasının İncelenmesinde iflas idaresinin müflisin Konkordato teklifi üzerine almış olduğu 21.10.2013 tarihli kararının altı nolu bendi ile alacaklılara tebligat kanunu uyarınca davetiye çıkarılmasına ve keyfiyetin ilanına karar verdiği bu kararın yerine getirildiği, Konkordato talebinin görüşülmesine ilişkin olarak 15.01.2014 tarihinde saat 15:00 de toplantı yapıldığı, tutanak tanzim edilerek imza altına alındığının anlaşıldığı, Konkordato, kaydedilmiş olan alacaklıların yarısını ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza verilmiş ise kabul edilmiş sayılacağı, imtiyazlı alacaklılarla, borçlunun karısı, kocası ve ana baba ile evladının ne alacak ve ne de alacaklı ekseriyeti teşkilde hesaba katılmayacaklarını, rehinle temin edilmiş alacakların komiser tarafından takdir edilen kıymet neticesinde teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılacaklarını, ... iflas masasının mevcut olan bir kısım alacaklılar bakımından mahkemece bu yönde yani alacaklılar toplantısına katılabilme yönünde bir karar bulunmadığından bu alacaklıların toplantıya katılabilme ve toplantıda oy kullanabilme yetkisinin bulunmadığını, nizalı alacaklılar tarafından bu yönde yapılan başvuruların değişik mahkeme kararlarıyla reddedildiğini,iflas idaresi tarafından hazırlanan ... tarafından teklif edilen iflas içi Konkordatonun 15.01.2014 tarihli olan olağanüstü alacaklılar toplantısında müzakere edilip 19 adet kabul oyu kullanıldığı, kabul oyu kullanan alacaklıların alacak toplamının 12.150.790,00TL olduğu buna karşılık Konkordato teklifine beş adet alacaklının toplantıya gelmedikleri için ret oyu kullanmış sayıldığı, ret oyu kullanan alacaklıların alacak miktarının 457.600 TL olduğu, müflisin toplam borcunun 12.608.390,00TL olduğuna göre alacaklıların 1/2 sinden alacakların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığından müflisin iflas içi Konkordato talebi kabul edildikten sonra, Konkordatonun onanması konusunda mahkemeye sunulduğu, asliye ticaret Mahkemesi'nın Konkordato'nun tasdikine ilişkin yargılamasının maddi hukuk yargılaması olmayıp kendisine özgü bir onama işlemi niteliğinde olduğunu, konkordatonun tasdiki yargılaması sonunda verilecek kararın, Konkordato prosedürünün yasal koşullarına uygun yürütülüp yürütülmediğinin ve Konkordatonun unsurlarının kanunun öngördüğü anlamda oluşup oluşmadığının saptanmasına ilişkin bir özellik taşımadığı, bu açıdan da konkordatonun tasdiki için yargılamanın nizasız kaza niteliğinde kamu düzeni ile ilgili bulunan çekişmesiz yargı işi olduğunun kabul edildiğini, icra iflas kanununun 298. madde hükümleri gereğince Konkordato teklifinin tasdiki için, teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, malvarlığının terki suretiyle konkordato da, paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen meblağın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının öngörülmesi, konkordato işlemlerinin yerine getirilmesinin, alacaklıları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesini ve mühlet sırasında komiserin onayıyla akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için, alacaklılardan her biri özel olarak ve açıkça kendi alacağı bakımından vazgeçmedikçe,yeterli teminatın gösterilmesi, konkordatonun tasdikini gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerektiği, mahkemenin iflas içi konkordatoya karar verebilmesi için bu şartların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği, diğer bir değişle şartlardan birinin diğerine bir üstünlüğünün olmadığını ve şartlardan biri yerine gelmemişse kural olarak diğer şartların incelenmesinin gerekmeyeceği, müflisin dürüst olması,teklif edilen paranın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması gerektiği, teminat gösterme şartı ve yargılama giderlerinin ve harçlarının depo edilmesi şartlarının yerine getirildiği bu sebeple dava dosyasına sunulu bulunulan belgeler ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz olunan raporlarda icra iflas kanunu 298. madde hükümlerinde öngörülen koşulların davacı borçlu müflis tarafından yerine getirilmiş bulunduğu, konkordatonun tasdikine karar verilmesi gerektiği, müdahil vekillerinin HSYK ya şikayet ettiklerini belirterek davadan çekilmeyi İstemişler ise de, 6100 sayılı HMK nun 36. Madde hükümlerinde ret sebeplerinin belirtildiği ret isteminde bulunan itirazcının HMK 65 ve 66 Madde hükümlerinde belirtilen şekilde davanın tarafı olmayışı nedeniyle reddi hakim istemi yerinde görülmeyerek reddine karar verildiği, HMK 65. maddede bir yargılamanın konusu olan hak ve şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütüleceği, karara bağlanacağı, aynı yasanın 66. maddesinde ise üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar asli müdahil olarak davada yer alır ise fer'i müdahil olduğunu,konkordatonun tasdiki davasında ise nizasız kaza niteliğinde kamu düzeni ile ilgili bulunan çekişmesiz yargı işinde ise asli ve feri müdahil durumunun söz konusu olmayıp sadece itiraz eden konumunda bulunduklarını belirtilerek"DAVANIN KABULÜ İLE,

 1-İstanbul ili,Tuzla İlçesi,... kayıtlı arsa niteliğindeki mahkememizce bilirkişi tarafından 2.267.035,25 TL değer belirlenen taşınmazın konkordato teminatı teşkil etmek üzere başkasına devir ve temlik edilmesinin önlenmesi için sicil kaydına işlenmek üzere İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE,

2-KONKORDATONUN TASDİKİNE,

 3- Yazı işleri müdürü tarafından hemen ilgili yerlere yazı yazılmasına,

 4-İİK ' nun 302. maddesi gereği itiraza uğrayan alacaklılara dava açmak için hazır olanlara tefhimden hazır olmayanlara tebliğden itibaren 10 günlük süre verilmesine,

5-KARAR HARCI

 Alınması gereken 158.000 TL konkordato Onama harcı davacı tarafından yargılama evresinde peşin olarak yatırılmış olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,"şeklinde karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararı, yasal sürede,asli müdahiller ... Tic.A.Ş,.... Tic.A.Ş ve ... vekili ile katılma yoluyla yasal sürede davacı ... vekili ve katılma yoluyla ancak asli müdahillerin istinaf dilekçesi kendilerine 26.12. 2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 348. maddesinde ki düzenlemeye aykırı şekilde 07.02.2017 tarihinde,alacaklılar ..., ..., ...,... ,.. ve...'ın alacaklarını temlik alan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 2014/58 Esas, 2016/790 Karar ve 09.11.2016 tarihli kararı, Dairemizin 2017/321 Esas, 2017/325 Karar ve 30.03.2017 tarihli kararı ve “... Dava,İİK 309 maddede düzenlenen iflastan sonra konkordatodur.

İflastan sonra (İflas İçi) konkordato yasada,iflasına hükmedilmiş olan bir borçlunun konkordato teklif ederse ,İflas idaresinin mütalaası ile beraber ikinci alacaklılar toplantısında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu teklifi bildireceği şeklinde düzenlenmiş,309/2 fıkrada ise,294 ' ten 299 uncu ve 302' den 308 inciye kadar olan maddelerin buradada tatbik edileceği ,komisere ait vazifelerin İflas idaresi tarafından yapılacağı belirtilmiştir. İİK nun belirtilen maddelerinde ise,adi konkordatoya ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Yasa koyucu ,iflastan sonraki konkordato ile düzenlemenin pek çoğunu adi konkortato ile ilgili düzenlemelere atıfla yetinmiştir.Bu durumda ,tüm ilgili maddelerin kendi özellikleri itibariyle birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.Konkordato, dürüst bir borçlunun, imtiyazsız alacaklıların (en az 2/3 çoğunluğu ) ile yaptığı ve Ticaret Mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşmadır.Bu anlaşma ile, imtiyazsız alacaklar borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat eder. Borçlu,borçlarının kabul edilen kısmını ödemekle borcundan kurtulur. İİKnun 297. maddesi gereğince ,konkordato,kaydedilmiş olan alacaklarının yarısını ve alacakların 2/3 ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılacaktır. Yasa maddesinin üst başlığı " konkordatonun kabulü için lazım gelen ekseriyet " tir. Müflis davacı vekilininde istinaf dilekçesine beyan ve katılma yolu ile istinaf talep dilekçesinde beyan ettiği gibi,müflisin konkordato teklifinin oylanmasına dair 15.01.2014 tarihli olağanüstü toplantı tutanağındaki 19 kabul oyunun tamamı alacaklıların vekillerine aittir.Yine tarafların kabulünde olduğu gibi alacaklılar yerine kabul oyu kullanan vekillerin vekaletnamelerinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 74.maddesinde düzenlendiği şekilde,davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller arasında sayılan"...konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez.."hükmünde belirtilen şekilde konkordato ile ilgili özel yetkileri mevcut değildir.Konkordatonun tasdik talebine ilişkin başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen dava şartları arasında da ayrıca,vekil aracılığı ile takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin bulunması dava şartları arasında düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK nun 504. maddesinde ise,vekaletin kapsamı düzenlenmiş ve TBK 504/3 bendinde" Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, hakeme başvuramaz, İflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez..."düzenlemesine yer verilmiştir. Her iki yasal düzenlemede de bazı yazarların kabul ettiği şekilde,genel sulh yetkisi veya konkordato yetkisini içeren özel vekaletnamenin bulunmasına dair bir ifadeye yer verilmemiştir. Mahkemece vekaletnamelerin özel yetkiyi kapsayıp kapsamadığı re'sen incelenip bu konuda bir karar verilmesi gerekirken bu hususun incelenmeksizin işin esasına girilmesi doğru kabul edilmemiştir. Asliye Ticaret Mahkemesinin konkordatonun tasdikine ilişkin yargılamanın çekişmemiz yargı işi olduğu kabul edilmektedir. Konkordatonun tasdiki prosedürünün çekişmemiz yargı işi olarak kabul edilmesi halinde,tasdik yargılamasına müdahale imkanının bu çerçevede ele alınması gerekecektir. HMK 383.maddede konkordatonun tasdiki yargılamasının çekişmesiz yargı işi olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Doktrin ve yargı kararlarında çekişmesiz yargıda fer'i müdahalenin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Ancak bu durum konkordatonun tasdikine ilişkin inceleme sırasında herhangi bir itirazın vuku bulmamış olması halinde söz konusudur. Buna karşılık ,konkordatonun tasdikine ilişkin incelemenin gerçekleşmesi sırasında, tasdik şartlarının bulunmadığı yönünde itirazlar olmuşsa, bu durumda yapılacak olan yargısal faaliyet çekişmesiz yargılama faaliyeti değil, çekişmeli yargılama faaliyeti olur. Nitekim bu husus, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.03.2000 tarih ve 904/1573 sayılı kararlarında da hemen hemen benzer ifadelerle hükme bağlanmıştır.Bu durumda konkordatonun tasdikine müdahiller tarafından yapılan itirazları ,konkordatonun tasdikine yapılan bir itiraz olarak değerlendirilip,konkordatonun tasdiki yargılamasının çekişmeli yargılama faaliyeti haline geldiğini kabul etmek gerekecektir.(Doç. Dr.Serdar Kale,Sorularla Konkordato, sayfa110 ).Açıklanan nedenlerle,katılma yoluyla istinaf eden davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı gibi,mahkemece yasanın hatalı yorumlanması sonucu varılan sonuç itibariyle eksik inceleme ile hüküm kurulmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İİK nun 303.maddesinde konkordatonun tasdikine ilişkin hükümde ihtiva etmesi gereken hususlar açıklanmıştır. 303/son fıkrada "Konkordato tasdiki kararında ,alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği,borçlunun borçlarını nasıl ödeyeceği ve gerekirse sağlanacak teminatlar belirtilir. Kararda komiser veya uzman bir kişi tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevlendirilir.Bu takdirde görevlendirilen kişi, borçlunun işletmesinin durumu ve borçlarını konkordato projesi uyarınca ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor tevdi eder; alacaklılar bu raporu inceleyebilir ."hükmüne yer verilmiştir.Mahkemece kabul şekline göre, konkordatonun tasdikine dair kararda,konkordato İstemi tasdik edilen tacirin borçlarını ne şekilde ve hangi sürelerde ödeyeceği ve ödeme koşulları ,yukarıda belirtilen yasal düzenlemede gözetilerek hüküm fıkrasına yazılması gerekirken bu hususlardan hiç bahsedilmeden konkordatonun tasdikine karar verilmiş olması hatalı ve eksik olmuştur.Yine mahkemece,İİKnun 299. maddesinde ,konkordato hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren borçlu ve itiraz eden her alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabilir düzenlemesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükmün kapsamını düzenleyen 297/1-ç bendi uyarınca, hükmün sonuç kısmına kanun yolu ve süresinin yazılmamış olması da yerinde kabul edilmemiştir.

 Asli müdahillerin bir diğer istinaf nedenleri hakimi ret taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilmiş olmasına ilişkindir. Asli müdahil vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 08.09.2016 tarihli dilekçe ile,mahkeme heyetinin davadan çekilmesi talep edilmiş, aynı dilekçede HSYK nezdinde şikayetçi olunduğu da belirtilmiştir. Mahkemece, duruşmada ret talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 41. maddesi uyarınca geri çevrilmiş ve gerekçeli kararda ise, ret şartları yazılmak suretiyle ayrıntılı şekilde red sebeplerinin oluşmadığı belirtilerek bu talep reddedilmiştir.HMK nun36. maddesinde,ret sebepleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Somut olayda,müdahil vekilinin ileri sürdüğü nedenler hakimin ret sebepleri değil, ancak kararın istinaf nedenleri olarak kabul edileceğinden ve bir kısım iddiaların ise soyut nitelikte olması nedeniyle ,mahkemenin hakimin reddi talebini ret etmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden müdahil vekilinin buna ilişkin istinaf nedeni yerinde kabul edilmeyerek reddedilmiştir.

 Açıklanan tüm nedenlerle, katılma yolu ile hükmü istinaf eden,Alacaklılar ..., ..., ..., ..'ın alacağını temlik alan ..vekilinin istinaf başvurusunun HMK 348. Maddesinde, katılma yoluyla istinaf dilekçesinin cevap dilekçesi ile birlikte verilmesi kabul edildiğinden ve istinaf dilekçesine cevap verme süresinden sonra katılma yoluyla istinaf ettiğinden istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, katılma yolu ile istinaf eden davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun gerekçede açıklandığı gibi, tasdike ilişkin incelemede, tasdik şartlarının bulunmadığı yönünde itiraz olup dava çekişmeli yargılama faaliyeti haline geldiğinden reddine, asli müdahiller vekilinin istinaf başvurularından hakimin ret talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan reddedilmiş,dava dosyasına ilişkin istinaf başvuruları ise, gerekçede ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere,konkordatonun tasdiki yargılamasında,mahkemece re'sen dikkat edilmesi gereken usulü eksiklikler ve yargılama şekli ile ilgili yasanın hatalı yorumlanması sonucu ,hatalı yargılama ile kabul şekline göre de yine hatalı hüküm kurulmuş olması ve bu şekilde verilen bir karara yönelik denetim yapılması mümkün olmayacağından, asli müdahillerin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin,yalnızca hükmün özelliği gözönünde bulundurularak kabul şekline göre de resen usulü eksiklere vurgu yapılmak suretiyle kabulüne ve ilk derece kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi gerekmiştir....” ”gerekçesi ile karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, Dairemizin kararı yazıldıktan sonra, davanın hukuki niteliği itibarıyla İİK nun 296 vd maddeleri hükümleri gereğince davacı tarafından talep edilen İflas içi konkordatonun onanmasına karar verilmesi isteğine ilişkin olduğu, konkordatonun tasdiki için kanunda öngörülen şartların , müflisin dürüst olması, teklif edilen paranın borçlunun kaynakları İle orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması, teminat gösterilmesi, yargılama giderlerinin ve borçlarının depo edilmesi gerekir şeklinde sayıldığını, konkordatonun tasdiki için ön görülen bu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 esas sayılı dosyasında yargılaması devam eden konkordato teklifine olumlu oy veren ...’un 8.900.000,00 TL alacak iddiası ile açtığı kayıt kabul davasının reddine karar verildiği, kararın kesinleşmediği ancak, mahkemenin ilk kararında 8.900.000,00 TL nin müflisin tüm borcundan tenzil edilmesi durumunda müflisin borç tutarının 3.708.390 TL ye düşeceği , aynı rakamın kabul oyu kullanan alacaklıların alacak toplamından indirildiğinde geriye 3.250.790 TL kaldığı, kabul oyu kullanan alacaklı sayısınında 18 ze düştüğü, konkordato teklifinde 5 adet red oyu kullanıldığı, red oyu kullanan alacak toplamınında 457.600 TL olduğu, bu durumda dahi alacaklıların 1/2 sinden ve alacakların 2/3 ünden fazla İle konkordato teklifinin kabul edilmiş olduğu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 Esas sayılı dosyası üzerinden verilecek kararın konkordato nisabını etkilemeyeceği belirlenmişken, İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin kesin kararı üzerine, konkordato teklifinin oylamasında vekilleri aracılığı İle olumlu oy kullanan 19 alacaklı yönünden özel yetki içeren vekaletname veya alacaklarının icazetlerini sunmak üzere davacıya süre verildiği, buna rağmen davacı tarafça konkordato teklifinin oylamasında kabul oyu kullananlardan bir kısmının icazetlerinin tamamlanamadığı gibi özel yetki içeren vekaletnamelerinde sunulamadığı, ... tarafından temlik alınan ve konkordato teklifinde kabul oyu kullanan ...a ilişkin icazet verildiği, ayrıca ..., . ... ve ... ‘un şahsen icazet verdikleri, her ne kadar ... adına icazet belgesi sunulmuş ise de kimlik tespiti dolayısı İle imzanın aidiyeti tespitinin yapılamadığı icazetin kabulünün mümkün olmadığı, alacaklı Kaledekor adına Av.... tarafından icazet verildiği bildirilmişse de söz konusu vekilin vekaletnamesinde özel yetkinin bulunmadığı gibi, Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2000/35 İflas sayılı 06.12.2011 tarihli derkenarında 13-14-15-17 nolu alacaklılar vekili Av.... müflisin ... Tic.A.Ş ye olan borcunu ödediğinin yazılı olduğu için Kaledekor adına icazet verildiğinin kabul edilemeyeceği , ... tarafından temlik alınan ve icazet verilen ..., ..., ...,...’ın konkordato teklif oylamasında red oyu kullandıkları bu hali İle icazet veren alacaklı sayısının 10 olduğu, ... tarafından açılan kayıt kabul davasının reddi nedeniyle alacak miktarı 8.900.000,00 TL nin borçtan tenzili halinde borç miktarının 3.708.390 TL ye düştüğü, konkordato teklifinin onaylanması için gerekli alacak miktarının 2.472.260 TL olması gerekirken icazetler dikkate alındığında kabul oyu kullanan alacak miktarının 1.200.390 TL olduğu, konkordato teklifinde olumlu oy kullananlar bakımından alacaklı sayısının 1/2 den fazla olmadığı gibi, alacak miktarının da 2/3 ten fazla olmadığı, kesin süreye rağmen icazet ve özel yetki içerir vekaletname sunulmadığı, icazeti sunulamayan alacaklılar İle kayıt kabul davası red edilen ... ‘un alacağı birlikte değerlendirildiğinde konkordato tasdiki için gerekli olan nisaba ulaşılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar davacı vekili, alacaklı ... vekili ve İflas idaresi memurları tarafından yasal sürede istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak: ilk derece mahkeme kararını yazdıktan ve tekrar ettikten sonra, kararın haksız olduğunu, icazetlerin tamamlanmadığı veya özel yetki içeren vekaletnamelerin sunulmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde özel vekaletname verilmesi gereken hallerin belirtildiğini, kabul oyu kullanan alacaklılar ile vekilleri arasında uzun süreden beri devam eden vekalet akdi bulunduğunu, müvekkillerin bizzat takip ettiğini, özel yetkisi bulunmayan vekilin yaptığı işleme icazet verilebileceğini, ayrıca konkordatonun alacaklılar İle bir sulhu gerektirdiğinden , konkordato teklifi ve bu teklifin kabulü için vekilin ya genel Sulh yetkisinin ya konkordato yetkisini içeren vekaletinin bulunması gerektiğini, özel vekalet ile bu eksikliğin giderildiğini, alacaklı sayısının 10 olduğu kabulünün yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, üçüncü şahsın alacağını temlik etme hakkı olduğunu, Mahkemenin kabulünün hatalı olduğunu, red oyu verenlerin sonradan kabul oyuna çevirebileceğini, Kemal Kaygısız’ın alacağı olmadığına dair kesin bir karar olmadığı takdirde İflas defterinde ve mahkeme kesin kararı ile sıra cetvelinde kayıtlı müzakerelerde bulunma hakkına sahip ve oy kullanma ve nisaba dahil olma yetkisine haiz bir İflas alacaklısı olduğunu, toplam alacak miktarının 12.150.709 TL, icazet verilen alacak miktarının 10.563.890 TL olup 2/3 alacak nisabına ulaşıldığını, toplam alacaklı adedinin 24 kişi, icazet veren alacaklı adedinin 17 kişi, 1/2 alacaklı nisabına ulaşıldığını, konkordatonun tasdiki için gerekli olan çifte nisabın sağlandığını belirterek kararın kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davacı ... şahsi olarak dosyaya ibraz etmiş olduğu 06.02.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, 15.01.2014 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında İflas içi konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edildiğini , mahkemenin onama makamı olarak görevini aşarak, ihlal ederek karar verdiğini, İflas içi konkordatonun alacaklılarla yapılan Sulh anlaşması olduğunu, dava sürecinde şartların yerine geldiğinin bilirkişi kurulu raporları ile yerine gelmişken, şartların görmezden gelindiğini, hukuka aykırılık durumları oluştuğunu, eksiklikler tamamlandığı halde incelenmeyerek, bilirkişiye incelettirilmeyerek, hukukçu öğretim üyeleri mütalaaları dikkate alınmayarak, ileri sürülmeyen iddiaların sonradan genişletilerek, davanın sürüncemede bırakılarak karar verildiğini belirttildikten sonra yeniden mahkeme kararları, kabul oyu ve red oyu veren alacaklılar ayrı ayrı belirtilip , alacakların yok sayılamayacağını, temlik edilen alacağın borçlusunun eski alacaklının yerine geçeceğini, nisabın haricinde tutmakla büyük yanılgıya düşüldüğünü belirterek vekilinin dilekçesindeki iddialara yer vermiş ve alacaklının red oyu kullandığı için alacağının yok sayılamayacağını, Kemal Kaygısız alacağının nisaptan düşülmesinin İflas kaideleri ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, icazet veren çifte çoğunluğun fazlası İle mevcut olduğunu, ehil bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Alacaklı Kemal Kaygısız vekili istinaf nedenleri olarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin sonradan tamamlattırılacak usuli işlemi kesin süreye bağlamış olmasının , sonradan vekalet ve icazetlere ilişkin yaptığı nitelendirmelerin hatalı olduğunu,müvekkili tarafından temlik alınmış alacaklıların konkordato oylamasında kabul oyu olarak nitelendirilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin konkordato kararı sonrası hukuki süreçte davası reddedilmiş alacaklının alacağını ve oyunu oy ve alacak nisabından çıkarılmasının yerinde olduğunu, ancak aynı hukuki süreçte temlik alınmış alacaklar için verilmiş icazetlerin aynı hukuki gerekçe ile nisaba eklenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.

İflas İdaresi Memurları vekili istinaf nedenleri olarak, İflas içi konkordatonun müflis tarafından sunulan bir sulh anlaşması olduğunun kanunda açık olduğunu, karardaki tartışmanın İflastan önceki tartışmaya ilişkin olduğunu, hatalı değerlendirmeler yapıldığını, Kemal Kaygısız İle ilgili hatalı değerlendirme yapıldığını, davanın başından beri haksız müdahale kararı ile davayı katılanların müdahilliklerine karar verildiği, bunun bir hata olduğu, borçlu olmadıklarını gösteren kararlara rağmen mahkemenin göz ardı ettiğini, davaya müdahil olarak katılanların müdahillik sıfatlarının olmadığını, temlik alanın alacaklı sıfatını kazandığını, karar verilinceye kadar temlik sahibinin kabul oyu vermesinin geçerli olduğunu belirterek mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını, yapılacak işin uzman bilirkilere dosyanın tevdi edilerek geniş kapsamlı alacaklı sayısı ve alacak miktarının testinin gerektiğini uygulamada genel vekaletnamesi olan avukatın bu vekaletnamede geniş kapsamlı sulh yetkisinin bulunmasının yeterli olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, iflastan sonra talep edilen konkordatonun tasdiki istemidir.

Taraflar arasında, Dairemizin 2017/321 Esas, 2017/325 Karar ve 30.03.2017 tarihli ilamında belirtildiği üzere, müflisin konkordato teklifinin oylanmasına dair 15.01.2014 tarihli olağanüstü toplantıda, toplantı tutanağındaki 19 kabul oyunun tamamının alacaklıların vekillerine ait olduğu, alacaklılar yerine kabul oyu kullanan vekillerin vekaletnamelerinde ve hatta dava tarihinde davacı vekilinin vekaletnamelerinde HMK 74. madde ve 6098 sayılı TBK nun 504/3. fıkrası gereğince, konkordato ve muvafakata ilişkin özel yetkinin bulunmadığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık, vekaletnamelerde bulunması gereken özel yetkilerin konkordato oylamasındaki etkisinin ne olacağı, söz konusu eksikliğin tamamlanıp tamamlanamayacağı, ne şekilde tamamlanması gerekeceği, alacağı temlik alan alacaklının nisaptaki yerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, oylamada red oyu veren alacaklının alacağının temlik alan alacaklının sonraki kabul oyunun nisaba etkisinin ne olacağı , İflas içi konkordatoda, konkordato çoğunluğunun hesaplanmasında dikkate alınacak alacaklar arasında kayıt kabul davası açan ve davası reddedilen alacaklının durumunun ne olacağı , kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından ve özellikle Kadıköy İflas Müdürlüğünün 21.06.2012 havale tarihli yazısından (İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/382 Esas sayılı dosyada düzenlenen 03.03.2014 tarihli bilirkişi heyet raporundan), Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/213 Esas sayılı dosyasında 13.12.2000 günü İflas kararı verilen ve İflas tasfiye işleri Müdürlüğün 2000/35 sayılı dosyasında yürütülen ...’in İflas masasında görevli olan İflas idare memurlarının icra mahkemesince görevden alınmış olduğu, diğer bilgilerden , müflisin ilk olarak 24.08.2011 tarihinde iflas içi konkordato talebinde bulunduğu, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/1415 Esas, 2012/442 Karar ve 09.04.2012 tarihli kararı İle konkordato tasdik talebinin reddedildiği, kararın kesinleştiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/36934 soruşturma nolu dosyasında, ... hakkında, hileli iflas iddiası İle şüpheli sıfatıyla İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine 11.03.2016 tarihli iddianame İle kamu davası açıldığı, kamu davasının İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/124 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu , iş bu İflas içi konkordato tasdikine dair talebin ikinci tasdik talebi olduğu anlaşılmıştır.

Konkordato, Prof .Dr.Baki Kuru’nun İcra İflas Hukuk kitabının 4. cildinde , konkordatonun, dürüst bir borçlunun alacaklılarının çoğunluğu İle yaptığı ve ticaret Mahkemesinin tasdiki İle hüküm ifade eden , bir cebri anlaşma olduğu , bununla imtiyazsız alacaklıların borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat edecekleri ve borçlunun borçlarının konkordato İle kabul edilen kısmını ödemekle borçlarından kurtulacağı, buna göre , konkordatonun bunu kabul eden alacaklılarla borçlu bakımından bir anlaşma olduğu , bu anlaşmanın karşılıklı fedakarlıklarda bulunmak suretiyle meydana gelen sulh sözleşmesine çok benzediği şekilde tarif edilmiştir. Doktrinde ağırlık görüş bu şekilde veya bu görüşe yakındır.Müflisin konkordato oylamasının yapıldığı 15.01.2014 tarihinde ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde , Dairemizin ilk kararında ayrıntılı şekilde yazılarak belirtildiği üzere, davaya vekalette özel yetki verilmesi gerektiren haller düzenlenmiştir. Maddede açıkça “...Sulh olamaz...konkordato ve Kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez...” ifadelerine yer verilmiştir. Davacı tarafın bunun aksine iddialarından birisi, konkordatonun bir nevi sulh sözleşmesi olduğu ve vekaletnamede özel yetki olarak sulh yetkisinin bulunmasının yeterli olacağına ilişkindir. Bu konunun dayanağı olarak ise, Yargıtay’ın değişik kararları ve iş bu kararların esas alınarak yazılmış eserler gösterilmiştir. Gösterilen tüm iddialar yerinde olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğü İle birlikte yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK 63. madde İle ilgili değerlendirmelerin iş bu davada uygulanma yeri olmayacağı dikkate alınmamıştır. Çünkü , 1086 sayılı HUMK 63. maddede, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddede düzenlenen, konkordato İle ilgili düzenlemeye yer verilmemiş ve yalnızca sulha yer verilmiştir. Bunun sonucu olarak ve doğal olarak, söz konusu yasa kapsamında ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlarında Sulh yetkisine vurgu yapmakla yetinilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yasanın açık düzenlemesi ile birlikte davanın, davanın açıldığı tarihteki yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerekeceğinden, istinaf eden davacı vekilinin vekaletname İle ilgili aksi iddiaları yerinde görülmemiştir. Şu halde, gerek davacı vekilinin müvekkili adına konkordato teklifinde bulunurken, gerekse de konkordato teklifine ,alacaklı asıllar yerine toplantıya katılarak muvafakatta bulunarak oy kullanan vekillerin vekaletnamelerinde açıkça 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde düzenlenen özel yetkilerin bulunması gerekmektedir.HMK 74. maddesi emredici niteliktedir. Kaldı ki , aynı yasanın dava şartlarını düzenleyen 114/1-f bendinde, vekille takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması yanında usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin bulunması da dava şartları arasında sayılmıştır. Ancak söz konusu eksiklik, sonradan giderilmesi mümkün olduğundan yasa koyucu bu hususa 115/2. fıkrada yer vermiş ve noksanlığın tamamlanması için süre verilmesi, verilen süre içinde noksanlığın giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usülden reddedileceğine yer vermiştir.Somut olayda, davacı tarafça Dairemiz kararından sonra eksiklik giderilmiş ve usulüne uygun vekaletname ibraz edilmiştir. Konkordato oylamasında müvekkilleri yerine kabul oyu kullanan vekillerin tamamı ise müvekkillerinin yasa gereğince muvafakatlarını içerir vekaletname ibraz edemedikleri gibi alacaklıların tamamı da mahkemeye gelerek vekillerinin yapmış oldukları işleme icazette bulunmamışlardır.

Mahkemece dosya üzerinde bilirkişi raporu ve itiraz üzerine ek rapor alınmıştır .11.09.2014 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı ... müdahale talep edenlerin iddiaları, dosya kapsamı değerlendirildikten sonra, İflas idare memurların raporu yazıldıktan ve konkordato İle ilgili açıklamalar neticesinde, İflas idaresinin raporuna eklediği, kabul ve red oyu kullananların dökümüne ilişkin tablo incelendiğinde, 19 adet kabul oyu kullanıldığı, kabul oyu kullananların alacaklarının toplamının 12.150.790 TL olduğu, buna karşılık konkordato teklifinde 5 adet red oyu kullanıldığı, red oyu kullanan alacaklar toplamının 457.600 TL olduğu, netice olarak müflisin toplam borcunun 12.608.390 TL olduğu, kamu alacakları için ayrı bir bölüm oluşturulduğu, sonuç olarak alacaklıların 1/2 sinden , alacaklıların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığından müflisin İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiğinin İflas idare raporunda belirtildiğini, konkordato şartlarının ise, müflisin dürüst olması, teklif edilen paranın borçlunun kaynakları İle orantılı olması, konkordatonun çifte çoğunlukla kabul edilmiş olması, teminat gösterme şartı olduğu, sonuç olarak, konkordatonun tasdiki yargılamasının kural olarak çekişmesiz yargı işi olduğu, fakat olayda , müdahillerin itirazlarının konkordatonun tasdiki yargılamasını çekişmeli yargılamaya dönüştürdüğü, çifte çoğunluk koşulunun somut olayda gerçekleştiği ancak derdest kayıt kabul davasının sonucunun bu nisabı değiştirebilecek nitelikte bulunduğu takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.

Müdahil vekilleri rapora itiraz ederek, itiraz dilekçelerine ekli belgeleri ibraz etmişlerdir.Müflis vekili ise, konkordato tasdiki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 2 kez ek rapor alınmıştır.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK nun 297.maddesinde konkordatonun kabulü için lazım gelen ekseriyet düzenlenmiş, maddede, konkordatonun kaydedilmiş alacaklıların yarısını ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davacının kabulünde olduğu üzere, konkordato oylamasının yapıldığı 15.01.2014 tarihli toplantıda , kabul ve red oyu kullananlar hakkında düzenlenen rapordaki tabloda, toplam borcun 12.608.390 TL, kabul oyu kullanan 19 adet alacaklının toplam alacak miktarının 12.150.790 TL olduğu, 3 kişinin red oyu kullandığı, 2 alacaklının ise gelmediği için red oyu kullandığı , red oyu kullanan toplam 5 alacaklının alacak toplamın 457.600 TL olduğu bu durumda alacaklıların 1/2 sinden , alacakların 2/3 den fazlasının kabul oyu kullandığı için müflisin İflas içi konkordato teklifinin kabul edildiği hususu İflas idare memurları tarafından belirtilmiştir.19 kabul oyu kullanan alacaklılarla birlikte 5 adet red oyu kullanmış alacaklarla birlikte toplam alacaklı sayısı 24 ‘dür.Mahkeme kararında belirtildiği gibi, kabul oyu kullananlar arasında , 8.900.000 TL alacak miktarı İle yer alan Kemal Kaygısız’ın açtığı kayıt kabul davası reddedilmiştir.Söz konusu dava dosyasına ait 03.3.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı ... Kaygısız tarafından İflas idaresine karşı 20.02.2012 tarihli dava dilekçesi ile , kendisinin ve yakınlarının parasını ...’e borç verdiğini, paraların ödenmediğini iddia ederek, 8.900.000 TL alacağın İflas masasına kayıt ve kabulüne dair dava açtığı, davacının talebinin 74 kayıt sıra numarasına kayıt edildiği, masanın alacak talebini 13.06.2012 tarihinde reddettiği, müflisin ,alacaklı talebine karşı ,Kemal Kaygısız alacağını kabul ettiğini beyan ettiği, ancak masanın alacağı reddetmiş olması nedeniyle adı geçen alacaklının kayıt kabul davası açtığı anlaşılmıştır.Rapor sonucunda, ispatın kesin delille yapılmasının gerekeceği vb gerekçelerle davacı alacaklı aleyhine beyanda bulunulduğu, 30.09.2015 tarihli mahkemede alınan ek bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirildiği ve Kemal Kaygısız’ın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 Esas sayılı dosyasında açtığı kayıt kabul davasının 10.05.2015 tarihli oturumda reddedildiği, kabul oyu kullanmış alacaklı sayısının 18 ze düştüğü , varsayılan halde de konkordato nisabını etkileyecek bir yönün bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Ancak, gerek bilirkişi kök raporunda ,gerekse de ek raporlarda, konkordato teklifini kabul eden alacaklıları temsil eden vekillerin vekaletnameleri ve geçerlilikleri tartışılmamıştır.Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere konkordato teklifini kabul ve red edenlerin oylarının geçerliliği ve borçlunun borç ve alacaklıların alacak hesaplarının yeniden hesaplanması gerekecektir.Buna göre ...’ın kabul oyu ile nisapta yer alan alacak miktarının , açmış olduğu kayıt kabul davasının reddedilmiş olması nedeniyle öncelikle mahsubu gerekecektir.Bu durumda, kabul oyu kullanan alacaklı sayısı 18, alacak miktarları (12.150.790-8.900.000 TL =) 3.250.000 TL ,borçlununun borç miktarı da aynı oranda azalacağından, müflisin toplam borcu (12.608.390 TL -8.900.000 TL =)3.708.390 TL olacaktır.Davacının alacakları olan 3.708.390 TL üzerinden 2/3 ise, 2.472.260 TL dir. Davacının alacaklarının bu çoğunluk üzerinden imza edilmesi gerekecektir.Diğer taraftan kabul oyu kullanan, ancak mahkeme kararı İle alacaklı olmadığı gerekçesiyle davası reddedilen .. tarafından, red oyu kullanan ..., ..., ... ve ..’ın alacakları 20.06.2016 tarihli temliknamelerle temlik edilmiştir.Temlik alan ... dosyaya ibraz ettiği dilekçelerle temlik aldığı alacakların tümü yönünden oylamalara iştirak ve icazet verdiklerini beyan etmiştir .Değişik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, alacağın yasalara uygun olarak temliki halinde , temlik alacaklısı durumuna geçenlerin çoğunluğun hesabında göz önünde bulundurulması gerekecektir.Bu durumda , ... ‘ın temlik aldığı ve daha önceden red oyu kullanan yukarıda sayılan 4 alacaklının konkordato teklifini kabul edenler arasında yer verilmesi doğru olacaktır. Sonuç olarak, kabul ve red oyu kullananlar arasında gösterilen, ...( alacak miktarı 5.000 TL ), ... ( alacak miktarı 108.000 TL) , ... ( alacak miktarı 3.000 TL ),... ( alacak miktarı 8.000 TL ) ,... ( alacak miktarı 7.000. ),... ( alacak miktarı 13.000 TL ),... ( alacak miktarı 12.000 TL ),... ( alacak miktarı 5.890 TL ) , ... ( alacak miktarı 1.032.000TL ), ... ( alacak miktarı 10.691 TL ), ... ( alacak miktarı 100.00O TL ) , .... ( alacak miktarı 25.000 TL ) olmak üzere , davacı müflisin konkordato teklifini kabul eden alacaklı sayısı 13, alacak miktarı ise toplam 1.335.490 TL olmuştur.Davacı müflisin toplam 12.608.390 TL olan borcundan Kemal Kaygısız’ın reddedilen ve nisaptan çıkartılan 8.900.000 TL nin mahsubu sonucu kalan 3.708.390 TL miktar ise davacı müflisin nisaba esas alacakları olarak kabul edileceğinden 2/3 hesabında 3.708.390 TL esas olacaktır.Bu ise (3.708.390 *2/3=)2.472.260 TL dir. Davacıdan alacaklı olan ve kabul oyu kullanan 13 alacaklının toplam alacak miktarı ise yukarıda ayrıntılı şekilde gösterildiği gibi 1.335.490 TL dir.Yani 2/3 nisaba denk gelen 2.472.260 TL nin çok altındadır.Mahkemece kabul oyu kullanılan alacak miktarının 1.200.390 TL olarak hesaplanması bu anlamda doğru değilse de sonuca etkili görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılarak reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2004 sayılı İİK nun 299. maddesinde kanun yollarına başvuru üst başlığı İle “ Konkordato hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde borçlu ve itiraz eden her alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabilir ...” düzenlemesine yer verilmiştir. İİK .m 299. daki itiraz eden her alacaklı deyiminden maksadın, konkordatoya yazılmış olsun olmasın, konkordato duruşmasına gelerek konkordatonun tasdikine itiraz etmiş , yani mahkemeden konkordatonun reddine karar verilmesini istemiş olan alacaklılardır ( Prof. Dr.Baki Kuru- İcra ve İflas Hukuku Kitabı ,4 cilt 3767. sayfa, 1997 basım). Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2004/7172 E, 2784 Karar ve 17.03.2005 tarihli ilamında, konkordato talebine itiraz etmeyen alacaklıların kararı temyiz edemeyecekleri belirtilmiştir.Somut olayda istinaf talebinde bulunan Kemal Kaygısız, itiraz eden alacaklı olmayıp bilakis kabul eden olduğundan istinaf talebinin aynı yasa gereğince reddi gerekmiştir.

İflas dışı konkordatoda, konkordato komiserinin, İflas içi konkordatoda konkordato komiserine ait görevleri yerine getirmeyi üstlenmiş olan İflas idaresinin ( m.309 ) konkordatonun tasdiki talebinin reddine ilişkin kararı temyiz hakkı bulunmamaktadır.Bunun nedeni konkordato komiserinin ( İflas içi konkordato komiserlik görevini üstlenmiş olan İflas idaresinin ), icra etmiş oldukları komiserlik görevi bakımından Konkordatonun taraflarından tümüyle bağımsız , objektif ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde hem borçlunun hem de alacaklıların menfaatlerinin adil ve eşit ölçüler içerisinde dengelenmesine ve uzlaştırılmasına yönelik olarak faaliyet gösteren resmî bir görevli konumunda olmasıdır..( Yrd.Doç.Dr. Süha .i- Konkordatonun Tasdiki kitabı 1996 baskı) Bu nedenle ve İİK nun 299. maddesi gereğince kararı istinaf eden İflas İdare Memurlarının istinaf talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, alacaklı Kemal Kaygısız ve İflas İdare Memurlarının ise istinaf başvurusunun istinaf kanun yoluna başvuru hakları bulunmadığından reddine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,

1- İflas İdaresi Memurları İle Kemal Kaygısız vekillerinin istinaf taleplerinin İİK 299 maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvuru hakları bulunmadığından ayrı ayrı REDDİNE,

2- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/438 Esas, 2017/1203 Karar ve 20.12.2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan REDDİNE ,

3- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 55,20 TL başvuru harcından peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,8 TL başvuru harcı İle yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 98,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 85,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 12,4 TL olmak üzere toplam 36,2 TL harcın davacıdan tahsili İle hazineye irat kaydına,

4- Davacının ve istinaf başvuruları usülden reddedilenlerin istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1, İİK 299. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/04/2018












Cevapla

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/478
KARAR NO : 2018/609
DAVA : Kayıt Kabul
DAVA TARİHİ : 28/05/2018
KARAR TARİHİ : 29/05/2018
Mahkememizde görülmekte olan Kayıt-Kabul dava dosyasında yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkil müflis şirkette 20.11.2012 tarihinden 31.05.2016 tarihine kadar çalıştığını, bu süreç zarfında son çıplak ücretinin 3.712,77 TL olduğunu, aylık 390 TL yemek yardımı yapıldığını, müflis şirket avrupanın bir çok yerinde faaliyet gösteren jatomi fitnes groupun Türkiye ayağı olduğunu, 31.05.2016 tarihinde türkiyedeki faaliyetlerini durduğunu, bir saat içinde tüm işlerini fiilen kapattığını bu hususun ulusal basında yankı uyandırdığını, tv ekranlarında şirketin iflasının konuşulduğunu, şirketin 04.05.2017 tarihinde iflasa karar verildiğini, iflas işlerinin ... İflas Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasından yürütüldüğünü, iflasın basit tasfiye şekilde yapılıp Müdürlükçe takip edildiğini, iflas kararı sebebiyle müvekkilin iş akdi feshedildiğini, müvekkilin alacağı olması sebebiyle iflas masasına başvurduğunu, 14.05.2018 tarihinde müvekkile tebliğ edilen yazıda talebinin reddedildiğini, müvekkilin, müflis şirketten 13.007,11TL net kıdem tazminatı,1.565,84 TL kıdem tazminatı faizi, 5.838,33 TL net ihbar tazminatı, 123,53TL AGİ, 1.982,72 TL net yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 22.716,79 TL işçilik alacağının olduğunu beyanla, bu alacağın iflas masası kaydına kararını talep ve dava etmiştir.
2-Dava, İİK.nun 235. Maddesi gereğince kayıt kabul istemine ilişkindir.
3-28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklene ngeçici 14. maddesinin ikinci fıkrasının, “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 26/09/2004 tarihli ve5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki belirleme yetkisikapsamında iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemesini, bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki hafta içinde belirler.” maddesi üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 03.04.2018 tarih ve 538 nolu kararı uyarınca; 28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. Maddesiyle 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanuna eklenen geçici 14. Maddesi uyarınca;
1) İflâs yoluyla adi takipten doğan;
a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde)
b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde)
2) Kambiyo senetlerine mahsus iflâs yoluyla takipten doğan;
a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 173. Madde)
b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 174. Madde)
3) Doğrudan doğruya;
a) Alacaklı tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 177. Madde)
b) Borçlu tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 178. Madde)
c) Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı davaları (İcra ve İflâs Kanunu 179. Madde)
4) İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) (İcra ve İflâs Kanunu 235. Madde)
5) Takasa itiraz davaları (İcra ve İflâs Kanunu 201. Madde)
6) İflâsın kaldırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 182. Madde)
7) İflâsın kapanması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 254. Madde)
8) İtibarın yerine gelmesi talebi (İcra ve İflâs Kanunu 313 ve 314. Maddeleri)
9) Adi konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 285 ilâ 308/h Maddeleri)
10) İflâstan sonra konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309. Madde)
11) Malvarlığının terki suretiyle konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309/a ilâ 309/l Maddeleri)
12) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 309/m ilâ 309/ü Maddeleri)
Hususlarından kaynaklanan davalara;
1- Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ticaret mahkemesinin,
2- Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise 1, 2 ve 3 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine, 7101 sayılı Kanun’un 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kapsamda görülmekte olan davalar bakımından iflâsın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına, mahkemelerin derdest dava dosyalarının bu karara dayanarak anılan mahkemelere gönderemeyeceğine, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren açılacak davaların ise anılan mahkemelere tevzi edilmesine karar verilmiştir.
4-Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan dikkate alınması gerekmektedir. Saptanan ve hukuksal duruma göre bu dava nedeniyle mahkememizin görevli bulunmadığı, belirtilen yasal nedenlerle görevli mahkemenin İstanbul (1), (2) ve (3) numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri olması nedeniyle dava dosyasının (1), (2) ve (3) Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine gönderilmek edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HÜKÜM /
Kayıt-Kabul davalarına bakma görevi (1), (2) ve (3) Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğundan, dosyanın (1), (2) ve (3) Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine gönderilmek üzere Tevzii Bürosuna GÖNDERİLMESİNE,
Tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi.
Katip ...
Hakim ...





Cevapla

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/411
KARAR NO : 2018/569

DAVA :Konkordato (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ :10/05/2018
KARAR TARİHİ:15/05/2018

DAVA:Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... sicil numarası ile ticaret siciline kayıtlı olduğunu, şirketin tescilli sermayesinin 1.250.000,00 TL olup ortaklarının sermaye taahhütlerinden dolayı borçlarının bulunduğunu, şirketin farklı iş kollarında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin mali yapısının düzeltilebilir olduğunu, konkordato projesi çerçevesinde borçlarını belli bir vadeye yayarak ödemek istediğini, borçların herhangi bir iskonto yapılmadan 1 yıl geri ödemesiz, sonraki 2 yılda eşit paylı ödeme şeklinde ödeneceğini belirterek İİK.nın 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz hazırlanmış olması sebebi ile 287.maddesinde belirtilen 3 ay süre ile geçici mühlet verilmesini, tüm takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK 285 v.d. maddeleri gereğince Konkordato talebine ilişkindir.
İİK.nın 286. Maddesi gereğince Konkordato talebine;
a) Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi.
b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.
c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.
d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.
e) Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları ile dayanakları..." eklenmelidir.
Yukarıda sayılan belgelerin ibrazı konkordato talebi için ön koşul olup dava dilekçesi ekinde anılan belgelerin hiçbiri sunulmamıştır.
Sayılan belgelerin ibrazı dava şartı olduğundan ve dava şartlarının varlığı yargılanmanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerektiğinden(HMK m.115) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda yazılı nedenlerle;
1-Davanın usulden reddine,
2-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
4-Harç peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,
5-Kararın davacı vekili tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15/05/2018

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır




Cevapla

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/392 Esas
KARAR NO : 2018/719
DAVALI : HASIMSIZ -
DAVA : Konkordatonun Tasdiki
DAVA TARİHİ : 03/04/2018
KARAR TARİHİ : 04/07/2018
Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Tasdiki davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 03/04/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ......mah......Sokak....No..... adresinde,........Ticaret Nosu ile İstanbul Ticaret Odası'na bağlı olarak faaliyet gösteren bir şirket olduğunu,..... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş.; her türlü yabancı ve yerli menşeli alkol, alkollü ve alkolsüz içkiler, tütün ve tütün mamulleri alım ve satımını, transit ticaretini, ithalatını ve ihracatını ve ana sözleşmesinden yazılı olan diğer işleri yapmak amacıyla kurulmuş olduğunu, davacı şirketin kurulduğu 2002 yılından bu yana ticari hayatını basiretli bir tacir olarak yürüten ve borçlarını düzenli olarak ödeyen bir şirket olduğunu, şirketin ülkemizde çok sık uygulanan gümrük vergi zamlarının, 2015 yılı sonunda getirilen ve alkollü içecekleri de kapsayan antrepodan transit satış yasağının ve akabinde 2016 yılı başında alkollü içeceklere bandrol verilmesi hususunda TAPDK'nın prosedürünün, inceleme sürecini uzatmasının etkisiyle ve en önemlisi de mevcut piyasa koşulları ve bu piyasa koşullarının etkisiyle bankaların olumsuz tutumları ve edimleri neticesinde alacaklarını tahsil etmekte zorlanarak ciddi şüpheli alacak kalemlerinin oluşması neticesinde nakit döngüsünü yitirdiğini, antrepo rejimine konu edilmiş yani antrepoya alınmış alkollü içkilerin transit satışını yasaklaması birçok firma gibi ithal alkol ticareti yapan müvekkil şirketin giderlerinin ciddi oranda artmasına neden olduğunu, müvekkil şirketin sektöre özgü nedenlere rağmen bir şekilde nakit döngüsünü korumaya çalışırken ve ödemelerini düzenli olarak gerçekleştirirken, kredi borcunun olduğu bankaların tutumları ve talepleri şirketin bu sürece girmesinin en büyük nedeni olduğunu, kredibilitesi yüksek tüm firmalarca bilindiği üzere ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, krizler nedeniyle bankalar kredi miktarları, kredi akışları yüksek olan firmaları kredi kapama hususunda zorlamaya başladıklarını ve kredi limitlerini kapattıklarını, müvekkil şirketin kredi borcunun olduğu bankalardan bir kısmının şirketin kredisini kapatmasını talep ettiğini ve kredi kullandırmak bir yana, kredi kapatma yoluna gittikleri ve nihayetinde kredi limitlerini kapatmaları şirketin nakit akışının bozulmasına neden olduğunu, izah olunan bu sebeplerle şirketin nakit döngüsünün bozulması konkordato şartlarının oluşmasına neden olmuş ve işbu konkordato ön projesinin alt yapısının zeminini oluşturan koşulların ortaya çıktığını, işbu proje çerçevesinde öngörülen kaynak - kullanım süreci çerçevesinde mevcut borçların tasfiyesini müteakip, ticari hayatın olağan akışı içinde doğal faaliyet sonuçlan olan 'ticari borç' devir hızı ile ortaya çıkacak makul özkaynak-yabancı kaynak yapısı ile yaşadığı bu darboğazdan kurtulmayı hedeflediğini, şirketin nakit problemlerinin girdiği olumsuz döngüden çıkması, şirket yönetimince gerçekleştirilebilir bir zemine oturtularak planlanmış, borçların belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi konusunda mutabakat sağlandığı, mevcut halde şirketin tasfiyesi halinde alacaklıların alacağına kavuşması mümkün değil iken, şirketin işbu konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planını gerçekleştirmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşmasına ve alacaklıların menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkmasının somut olarak planlanmış halde olduğunu, öncelikle müvekkil şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287,288., 294, ve 295. maddeleri gereğince; İİK.'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi nedene dayanırsa dayansın müvekkil davacı şirket aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, davacı şirket hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulması, davacı şirketin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı şirkete ödenmesi, davacı şirketin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı şirkete iadesi, davacı şirketin takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, davacının bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması, yargılama neticesinde tedbiden ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve şirkete komiser tayin edilmesine, İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK'nun 288. maddesi çerçevesinde ilanına, geçici mühlet neticesinde İİK'nun 289. maddesi gereğince 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararinin 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararinin ilanına, yargılama neticesinde İİK'nun 305. vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararinin ilanına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davacının dava dilekçesi ve ekleri incelenmiş, İİK'nun 7101 sayılı kanunla değişik 286.maddesine göre istenen belgelerin dava dilekçesi ekinde mevcut olduğu anlaşılmakla davacı şirket lehine 3 aylık geçici mühlet kararı verilmiş, geçici mühlet süresi içerisinde İİK 294-295-296 ve 297.maddelerinin uygulanmasına, şirket aleyhine ihtiyati haciz ve muhafaza işlemlerinin yapılmasının tedbir yoluyla durdurulmasına, şirkete konkordato komiserlerinin atanmasına, atanan komiserlere şirketin defterlerini tutarak projenin incelenmesi, şirketin faaliyetlerine nezaret etmeleri ve kanundan kaynaklanan diğer görevleri yapmak suretiyle rapor düzenlemeleri görevi verilmiştir.
Verilen geçici mühlet kararı, tedbirler ve atanan komiserler ile ilgili gerekli ilanlar yapılmış ve ilgili kurumlara gerekli bilgiler verilmiştir.
Davacı tarafından gerekli iflas avansı ve konkordato gider avansı verilen süre içerisinde dosyaya yatırılmıştır.
Davacı şirketten alacaklı olan ve müdahale talep eden şirket vekilinin dilekçe ile davacı şirketin daha önce İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas erteleme davası açtığı, ilgili davanın esas numarasının .........Esas sayılı dava dosyası olduğu, ilgili dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında şirketin iflas erteleme şartlarını taşımadığı, borca batık olduğu ve iflası gerektiği yönünde raporlar düzenlendiğini bildirmiş olduğundan bu konuda bilgi almak üzere İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılmıştır.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyasında davacı şirketin 05/05/2016 tarihinde iflas ertelemesi davası açtığı, 06/05/2016 tarihinde erteleme tedbirlerine hükmedildiği, kayyım atandığı, bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin dava tarihine göre borca batıklığının hızla arttığı hedeflenen net kar rakamlarının ve hedeflenen satış rakamlarının yakalanamadığı, iyileştirme projesinde öngörülen borç ödemelerinin yapılamayacağı, iyileştirme projesinin somut gerçekçi ve inandırıcı olmadığı, davacı işletmenin iyileşme ümidinin olmadığı yönünde rapor düzenlendiği, davanın halen derdest olduğu, iflas erteleme dosyasında müdahil GSD Bank vekili tarafından erteleme tedbirlerinin kaldırılmasının talep edildiği, mahkeme tarafından bu talebinin reddedilmesi üzerine İstinaf yoluna başvurduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından müdahil vekilinin İstinaf taleplerinin kabul edildiği, davacı şirketin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyasında almış olduğu iflas erteleme tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın kesin olduğu, kayyımların görevleri ile ilgili herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış bir örneği dosyaya alınmıştır.
Mahkememizce atanan konkordato geçici komiser heyeti raporunda; şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelemiş, projedeki nakit akım tablosu 28/02/2018 tarihli rayiç bedel bilançosu, bu bilançoda yer alan ticari mallar, arazi ve arsalar, taşıtlar, demirbaşlar, duran varlıklar yönünden inceleme yapılmış, gelecek aylara ait gider hesapları ayrıntılı bilanço aktif ve pasifler geçmiş dönem karları, geçmiş dönem zararları yönünden inceleme yapılmış, şirketin özvarlığının (-) 31.544.083,07 TL olduğu, bu miktarla şirketin borca batık olduğu rapor edilmiştir.
Şirketin 28/02/2018 dönemi ile 31/05/2018 dönemi karşılaştırmalı bilançoları incelendiğinde şirketin öz kaynaklarının (-) 14.115.691,80 TL olduğu ve rayiç değer bilançosuna göre aktif toplamı ile yabancı kaynaklar farkının (-) 26.169.021,04 TL olduğu ve şirketin borca batık olduğu rapor edilmiştir.
Şirketin iflas erteleme dosyasında tedbirler İstinaf mahkemesi tarafından kaldırılmış olmasına rağmen kayyımların görevi devam ettiğinden konkordato komiserlerinin şirket faaliyetlerine tam anlamıyla nezaret edemediklerini bildirdikleri görülmüştür.komiser heyeti borçlu şirketin konkordato projesinde borçlarının %31'ini ödemeyi teklif ettiğini ancak bu ödemelerin hangi tarihte gerçekleştirileceğine ilişkin bir açıklamaya yer vermediğini, şirketin 2016-2017 ve bilançosunun hazırlandığı 28/02/2018 tarihi ile 31/05/2018 tarihleri arasında sürekli olarak zarar ettiğini, hiç kar elde edemediğini, şirketin geçmiş yıllarda ve son dönemde gösterdiği bu durumun şirketin geleceğe yönelik gelir hedeflerinde tereddüte sebep olduğunu, şirketin geçici mühlet aldığı 3 aylık dönem içerisinde öz varlığının 790.483.69 TL küçüldüğünü, konkordato projesinde 2.600.000,00 TL sermaye ödemesi beyan edildiği halde bunun hangi tarihlerde yapılacağı ve nasıl finanse edileceği konusunda somutlaştırma yapılmadığını, şirket borçlarının 3 aylık geçici mühlet sürecinde 579.913,52 TL arttığını beyanla borçlu şirketin teklif ettiği konkordatonun başarıya ulaşma imkanı bulunmadığından geçici mühletin uzatılmasında herhangi bir fayda olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
İflasın ertelenmesi davası İİK'nun 179.maddesinde düzenlenmiş olup, borca batık bir sermaye şirketi ya da kooperatifin hakkında ticaret mahkemesince iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumundan kurtulmalarını sağlayan ve iflası önleyen bir kurumdur. Davacının borca batıklığı iflas erteleme davasında reel olarak değerlendirilip, mal varlığının rayiçleri, iyileştirme projesi kapsamında erteleme şartları incelenecektir. Oysa konkordato iflas ertelemenin bazı hükümlerini bünyesinde barındırmakla birlikte daha sıkı şartlarla daha kısa sürede davacının borçlarını alacaklılarla anlaşarak vadeye bağlaması ya da tenzilatlı olarak veya her iki imkandan yararlanarak ödeme vaadinde bulunmasıdır. Önemli olan konkordatonun iflastan daha avantajlı olacağının açıklığa kavuşturulmasıdır. Bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise sürecin başında borçlu tarafından ortaya konulan belgelerle ve konkordato komiserlerinin tespit ve raporları ile anlaşılabilecektir. Oysa davacı geçici mühlette yararlandığı tedbirlere rağmen ve daha öncesinde iflas erteleme tedbirlerinden yararlanmış olmasına rağmen en küçük bir iyileşme göstermediği gibi zararı hızla artmakta, borca batıklığı büyümekte, özvarlığı küçülmektedir. Davacı vekili rapora itirazında şirket ortaklarının şirket borçlarını hali hazırda nakit olarak ödemek istediklerini ifade etmektedir. Ancak ortakların şahsi taahhüdü değil şirketin mali yapısının yeterli olması bu süreç için zorunludur.
Konkordato isteyen bir Anonim Şirkettir. Bu şirket mali durumunu ıslah edeceğini bildirerek İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde iflasın ertelenmesini talep ettiğine göre; 7101 yasa ile değişen İİK'nun konkordatoya ilişkin aranan şartları taşımaması nedeniyle iflas kararı verilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira davacı şirketin derdest iflas erteleme davasında alacaklıların katılımına bağlı olmaksızın kurtulma olanağı vardır. İflasın ertelenmesi davası son derece esnek olup, belli ölçüler ve bazı kayıtlar dahilinde her alacaklı için farklı çözüm üretilebilmesini mümkün kılar. Bu nedenle özellikle şirketin durumunu kendi imkanlarıyla ve sadece bazı alacakların çabasıyla düzeltebilmesinin mümkün olduğu hallerde şirketin iflastan kurtulması mümkün iken konkordato sürecinde özellikle büyük alacaklıların konkordatoyu kabul etmemesi durumunda iflas kararı verilmesi riski yüksektir. İflasın ertelenmesi, konkordato ile aynı işleve sahip değildir. Her ikisinin prosedürü farklı olup, farklı amaçlara hizmet eder. Bu nedenle her ne kadar şirket konkordato şartları taşımıyor ise de; şirket için daha geniş imkanlar sunan iflas erteleme dosyasında gerekli şartları taşıması halinde iflastan kurtulma imkanı vardır. Derdest bir iflas erteleme davası varken şirketin iflasına karar verilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle mahkememizce geçici mühletin uzatılması veya kesin mühlet kararı verilmesi talebi reddedilmekle birlikte şirketin iflasına karar verilmeyerek bu hususun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı derdest dosyasında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının geçici mühletin uzatılması veya kesin mühlet verilmesi talebinin REDDİNE,
2-Tüm konkordato tedbirlerinin kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine son verilmesine,
3-Şirketin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin.... Esas sayılı iflas erteleme dosyası derdest olduğundan iflas şartlarının ilgili mahkemece değerlendirilmesine,
4-Tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin kararın ticaret sicil gazetesinde ilanına, masrafın gider avansından karşılanmasına,
5-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde bakiye gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile bir kısım dilekçe sunan ilgili vekillerinin yüzlerine karşı , kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/07/2018


Cevapla

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/424
KARAR NO : 2018/828

DAVA : Konkordato
DAVA TARİHİ : 15/05/2018
KARAR TARİHİ : 19/07/2018

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin kontrolsüz hızlı büyüme, vergi borçları sebebiyle uygulanan hacizler, kurların ve faiz oranlarının olumsuzluğu, finansman planlamasında yapılan hatalar sonucu darboğaza girdiğini ileri sürerek müvekkiline konkordato geçici mühleti verilmesini, ardından kesin mühlet verilerek konkordatonun tasdikine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, konkordato talebine ilişkindir.
Davanın açılması üzerine gerekli incelemeler yapılmış; şirketin yerleşim yeri itibariyle mahkememizin kesin yetkili olduğu görülmüş, İİK'nın 286.maddesinde belirtilen belgelerin sunulduğu tespit edilerek 18/05/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiştir.
Geçici mühlet kararıyla birlikte konkordato komiserleri atanmış ve görevlerine başlamışlardır.
Konkordato komiserleri tarafından verilen birinci raporda; göreve başlanması, ilk toplantı, şirket borçlarına ilişkin ilk inceleme sonuçları aktarılmıştır. Konkordato komiserleri tarafından sunulan 18/07/2018 tarihli raporda inceleme ve değerlendirmelerin yapılmasından sonra; 11/07/2018 tarihli toplantıda şirketin borçlarından kurtarılmasına ilişkin bir işlemlerin yapılmadığının tespit edildiği, şirket ortakları arasında sorunlar nedeniyle sermaye arttırımıyla ilgili işlemlerin yapılmadığı, bu konuda şirket yetkilisinin uyarıldığı, şirket yetkililerine 18/07/2018 tarihine kadar ara raporun hazırlanması gerektiğinin bildirildiği, bu durumun mahkemenin ara kararıyla da belirlenmiş olduğu, yapılan sözlü ve yazılı uyarılara rağmen rapor tanzimi için gereken mali kayıtların inceleme için sunulmadığı, şirketin stok, demirbaş, tesis, cihaz ve taşıtlarının rayiç değerlerinin belirlenmesi için 06/07/2018 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bunun için yatırılması gereken ücretin şirket yetkilisine bildirildiği, verilen kesin sürede ücretin yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesinin yapılamadığı, davacı şirket yetkilisi ve vekiline telefonla dahi ulaşılamadığı, konkordato talebine ekli bilançoda 30/03/2018 tarihli stok tutarının 3.221.647,05-TL olarak gösterildiği, şirketten stok listesinin istendiği, verilen stok listesine göre stok tutarının 261.391,58-TL olduğunun bildirildiği, arada ciddi bir fark bulunduğu belirtilmiştir.
Duruşma sırasında konkordato komiserleri tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapora göre şirket yetkilisi ...'in beyanı alınmış, şirket yetkilisi, konkordato komiserleri tarafından yapılan tespitleri teyit ederek özetle; sermaye artışı konusunda bir gelişme olmadığını, komiserlerin mali kayıtlarla ilgili taleplerinin şirket ile muhasebeci arasındaki sorunlar sebebiyle sunulmadığını, bilirkişi ücretinin zamanında yatırılmadığını, mahkemeye sunulan konkordato ön projesine dayanak olan stok miktarı ile daha sonra konkordato komiserlerine bildirilen stok miktarının çelişkili olduğunu ve mahkemeye başvurulurken bildirilen stok miktarının gerçeği yansıtmadığını, bunun şirketin 35 yıllık bir şirket olmasından kaynaklandığını bildirmiştir.
İİK'nın 292.maddesine göre; "...iflasa tabii borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa (...)Borçlu komiserin talimatlarına uymazsa (...) komiserin yazılı raporu üzerine kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına re'sen karar verir...."
İİK'nın 292.maddesi, kesin mühlet verilmesinden sonraki dönemi kapsayan bir düzenleme olmakla beraber, aynı kanunun geçici mühlete ilişkin 287.maddesinin 5.fıkrası gereğince, İİK'nın 292.maddesi geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanacağından davacının konkordato komiserlerinin yazılı ve sözlü olarak bildirilen talimatlarına (mali kayıtların sunulmadığı, yapılacak inceleme için bilirkişi ücretinin yatırılmadığı) uyulmaması, bu yüzden konkordato komiserleri tarafından düzenlenmesi gereken aylık raporun düzenlenememiş olması sebebiyle İİK'nın 287/5 maddesi yollamasıyla 292.maddesi gereğince konkordato mühletinin kaldırılması ve iflas kararı verilmesi koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Diğer yandan davacının konkordato talebine dayanak oluşturan stok miktarının konkordato talebine ekli bilançoda(30/03/2018 tarihli) 3.221.647,05-TL olarak gösterildiği, geçici mühlet sırasında verilen stok listesinde ise stok tutarının 261.391,58-TL olduğu, böylece dava açıldığında stok miktarının bilinçli olarak olduğundan yaklaşık 12 kat civarında fazla gösterildiği, bu durumun dürüst davranma ilkesine aykırı olduğu, davacının talebinde samimi olmadığı, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yanıltıcı bilgi ve belgelerle konkordato talebinde bulunduğunu ortaya koyduğu, İİK'nın 292/b maddesi anlamında bu koşullar altında konkordato talebinin başarıya ulaşma imkanının söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşılmış, konkordato talebinin reddiyle davacı şirketin iflasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda yazılı nedenlerle;
1-Konkordato talebinin REDDİNE, verilen konkordato geçici mehlinin kaldırılmasına, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasında kayıtlı ... A.Ş.'nin iflasına,
2-İflasın 19/07/2018 saat 16.17 itibariyle açılmasına,
3-İflasın açıldığının ... İflas Müdürlüğü'ne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
4-Kararın bir örneği ile iflas avansının ... İflas Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili, davacı şirket yetkilisi ve asli müdahiller vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 10 GÜN içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.19/07/2018

Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır




Cevapla

Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim