Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Makaleler
0 Yorum

HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT





HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT


Av.Çelik Ahmet Çelik

 

HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT

I- YASAL DÜZENLEMELER

Kanun dışı yakalanan ve tutuklanan kişilere tazminat ödenmesi hakkında 466 sayılı Kanun, 15 Mayıs 1964 tarihinde yürürlüğe konulmuş; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki 23.03.2005 gün 5320 sayılı Kanun’un 18.maddesinin (c) bendi hükmü gereğince, 1.6.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
466 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasıyla, onun yerini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141-144 maddeleri almış olup, 141.maddede “haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası” açma koşulları, 142.maddede dava açma süresi, görevli mahkeme ve dilekçenin şekli ile kanıtların neler olacağı açıklanmıştır.

466 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmış ve onun yerini 5271 sayılı Yasa’nın 141-144 maddeleri almış olmakla birlikte, 01.06.2005 tarihinden önceki olaylara 466 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması sürdürülecektir.
Bu nedenle aşağıda önce 466 sayılı Yasa’ya göre “haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası” açma koşulları açıklanacak; daha sonra 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın 141-144 maddelerine göre dava açma koşulları anlatılacaktır.

A) 466 SAYILI YASA DÖNEMİ

1- Tazminat davası açma hakkı doğuran nedenler

466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan ve Tutuklanan Kişilere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un 1.maddesine göre:
a) Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve şartlar dışında yakalanan veya tutuklanan veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;
b) Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak hemen bildirilmeyen;
c) Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmıyan;
d) Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;
e) Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumlar yakanılarına hemen bildirilmiyen;
f) Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen;
g) Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.


2- 466 sayılı Yasa’ya göre dava açma süresi

a) 466 sayılı Yasanın 2. maddesine göre, haksız tutuklama nedeniyle “maddi ve manevi” tazminat davası, kesinleşen beraat kararının sanığa tebliğinden itibaren (3) ay içinde açılmalıdır. Ceza davasındaki beraat kararı, ister sanığın isterse vekilinin yüzüne karşı veya yokluklarında verilmiş olsun, kesinleştikten sonra vaki tebliğden itibaren 466 sayılı Kanunun öngördüğü yasal süre işlemeye başlayacaktır.

b) 21.4.1975 gün 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, yasal hakların kullanılmasını sağlayabilmek için ilgililerin, haklarındaki karar ve hükümlerden haberdar edilmeleri Usul Hukukunun ana kuralları arasında yer almaktadır. Bildirilmeyen bir karar sonucunda, kişilerin yasal haklarını arayamaz ve alamaz durumda bırakılmaları adalet ilkeleri ile bağdaşmaz.
Daha açık bir anlatımla, ceza davasında verilen beraat kararı sanığın ve vekilinin yüzüne karşı verilmiş olsa dahi, karar kesinleşip sanığa tebliğ edilmedikçe, (3) aylık dava zamanaşımı işlemeye başlamaz. Eğer kesinlmeşmiş karar tebliğ edilmişse, süre işlemeye başlar ve kesinleşmeden itibaren (3) aylık sürede dava açılmazsa, artık bu hak kaybedilmiş olur.
c) Öte yandan, kesinleşmiş kararın tebliğ edilmesinden sonra işlemeye başlayacak (3) aylık sürede dava açma hakkı, (10) yılın geçmesiyle sona erecektir. Bir Yargıtay kararında:
Tazminat istemine ilişkin davanın, beraat kararının kesinleştiği tarihten 10 yılı aşan bir süre sonra açılmış olması durumunda davanın süre yönünden reddedilmesi gerekeceği; çünkü davacı asilin bu uzun süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz etmenin yaşamın olağan akışına uygun düşmeyeceği, bu nedenle davanın 466 sayılı Yasanın 2.maddesinde öngörülen süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olamayacağı sonucuna varılmış; yerel mahkemenin kararı bu gerekçe ile bozulmuştur.

3- Görevli ve Yetkili mahkeme

a) Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası, davacının ikametgahının bulunduğu ağır ceza mahkemesinde açılacaktır.

b) Eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, dava, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karar bağlanacaktır.

B) 5271 SAYILI CMUK DÖNEMİ

Yukarda açıkladığımız gibi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 18.maddesinin (c) bendi hükmü gereğince, 01.06.2005 tarihinden önceki tazminat davalarına 466 sayılı Yasa ve 01.06.2005 tarihinden sonraki tazminat davalarına 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın 141-144 maddeleri uygulanacaktır.

1- 5271 sayılı CMUK’na göre tazminat hakkı doğuran nedenler

5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın “Tazminat istemi” başlıklı 141.maddesine göre:
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan,
c) Kanuni hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hallerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilirler.

2- Dava açma süresi

5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın “Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142.maddesi 1.fıkrasında : “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içinde ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” denilmiştir.


3- Görevli ve yetkili mahkeme

5271 sayılı Yasa’nın 142.maddesi 2. fıkrasına göre: “Dava, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.”

4- Başvuru ve yargılama yöntemleri

Gene 5271 sayılı Yasa’nın 142.maddesi 2-7 fıkralarına göre:
a) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.
b) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

c) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.

d) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hakimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.

e) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kağıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.

5) Tazminat isteyemeyecek kişiler

5271 sayılı Yasa’nın 144.maddesi 1.fıkrasına göre, Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

a) Gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler.
b) Tazminata hak kazanmadığı halde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hale dönüşenler.
c) Genel veya özel af, şikayetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
e) Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.

IV-TAZMİNAT İSTEKLERİ

1- Maddi zararlar neler olabilir

Haksız tutuklanan davacının isteyebileceği maddi tazminat kalemleri şunlar olabilir:

a) Tutuklu kaldığı sürede çalışamamaktan ve işyerinin kapalı kalmasından dolayı kazanç kayıpları;
b) Uzun süreli tutuklanma nedeniyle işten çıkarılmışsa, işverenden alamadığı ücret, ikramiye ve sosyal yardımlar ile yoksun kaldığı kıdem tazminatı;

c) Haksız tutuklanan kişinin herhangi bir işi ve kazancı olmasa bile, tutuklu kaldığı süreye göre asgari ücretten hesaplanacak tazminatı;

d) Ceza mahkemesinde avukatla temsil edilmişse, avukata ödediği vekalet ücreti;

e) Tutuklu kaldığı sürede cezaevinde yaptığı masraflar;

f) Ve maddi anlamda “her türlü zararları” istenebilecektir.

2- Nasıl kanıtlanacaktır

Kuşkusuz bütün bu maddi zararların yöntemince kanıtlanması gerekir. Çünkü, hukukta her iddia ispata muhtaçtır. Kazanç kayıplarının kanıtlanması genellikle zor olmaktadır. Kanıtlanamıyorsa, tutuklu kalınan süredeki kazanç kayıpları yasal asgari ücretler üzerinden hesaplanacaktır. Ancak kişinin işi, mesleği belli ise, diploma, sertifika, uzmanlık veya ustalık belgeleri varsa, o zaman ilgili meslek kuruluşlarından emsal kazançlar sorulmalı ve ona göre kazanç kaybı hesaplanmalıdır.
Ceza davasında avukata ödenen vekalet ücreti, makul ölçülerde düzenlenmiş “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” ile kanıtlanabilir. Böyle bir sözleşme yoksa Avukatlık Asgari Ücretleri üzerinden hesaplama yapılacaktır.

Bu konuda Yargıtay kararlarından örnekler :

Haksız olarak tutuklu kaldığı günler için maddi ve manevi tazminat isteğinde; davacı Seyahat Acentesinde çalıştığını iddia ettiğinden ikamet ettiği yerdeki Seyahat Acentalarından ve ticaret odasından günlük kazancının sorulmak suretiyle maddi tazminat tayin edilmemesi yasaya aykırıdır. (10.CD.15.07.2005,6272-8782)

Haksız tutuklama nedeniyle iş akdinin feshi durumunda, ücret alacağının çalıştığı günlerdeki ücret üzerinden hesaplanması ve fesih tarihine kadar olan kıdem tazminatı ile sosyal yardım ve ikramiye konusundaki taleplerinin de karşılanması gerekir.
8.CD.31.10.2002,5926-10056

Dava, 466 sayılı kanun uyarınca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Herhangi bir işte çalışmayan şahısların maddi tazminat hesabında asgari ücret esas alınmaktadır. (8.CD.26.12.2001,13893-17507)

Düzenli geliri ve işi olmadığı anlaşılan davacının, maddi tazminat hesabının asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanması gerekir. (9.CD.12.05.2003, 429-804)

Haksız tutuklanma tazminatı isteyen tarım işçisinin, önceki yıllara ait gerçek zirai geliri hakkında geçerli bir belge ibraz etmemesi durumunda, maddi tazminatın tarım işçileri asgari ücret tesbit komisyonunun belirttiği ücrete göre hesaplanması gerekir.
1.CD.01.06.1989,1793-1730

Gözaltına alındığı ve tutuklandığı tarihte avukat olan davacının, mesleğini yapmamaktan dolayı gerçek zararının saptanabilmesi için; tutmakla yükümlü bulunduğu defterlerinin ve vergi kayıtlarının uzman bir bilirkişi aracılığıyla incelenip, kazanılmış hakkı da gözetilerek maddi tazminatın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
9.CD.07.03.2002,275-447

3- Manevi tazminat isteği

Haksız tutuklama nedeniyle manevi tazminat da istenebilir. Ne yazık ki, bunun bir ölçüsü yoktur. O nedenle bir rakam veremiyoruz. Bu, kişinin işine, mesleğine, toplum içindeki saygınlığına, aile bireylerinin durumuna ve tutuklu kaldığı süreye göre belirlenmek gerekir.
Manevi tazminat konusunda Yargıtay kararlarında şunlar söylenmiştir:

466 Sayılı Yasaya göre manevi tazminat talebinde bulunan davacı hakkında, objektif bir kriter olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumuna hal ve mevkiin icabına, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve mesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekir.
11.CD.16.03.2005,2004/4610-2005/1116

Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki 466 Sayılı Yasa'ya göre davacı-sanık lehine manevi tazminat belirlenirken dikkate alınması gereken en temel ölçülerden biri ne kadar süre ile haksız olarak gözetim ve tutuklulukta geçirdiğidir. (CGK.06.04.2004, E.2004/9-70 K.2004/83)

Davacının tutuklu kaldığı süreye öğrenci olup okuluna devam edememesine göre, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle düşük miktarda tazminatın hüküm altına alınması doğur bulunmamıştır. (1.CD.21.03.2006, 2005/1960-2006/867)

4- Faiz istenebilmesi

Anayasa’nın 19/son maddesi uyarınca "...zararın, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödeneceğinin..." belirtilmesi karşısında talep üzerine faize hükmedileceği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
11.CD.15.03.2005, 2004/9786-2005/1113

Haksız tutuklama nedeniyle 466 sayılı Yasa uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara, sorumluluk hukukunda faiz zarar kapsamına dahil olduğundan ve istem halinde zararı doğuran fiil ya da işlem gününden başlayarak faizin hükme bağlanması zorunlu bulunduğundan, ayrıca faize hükmedilmesini yasaklayıcı bir kural bulunmadığından, istem halinde yasal faiz yürütülmelidir.
CGK.20.09.2005,E.2005/1-88 K.2005/98

466 sayılı Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunan davacı yararına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
(5.CD.05.10.2006, 2004/9217-2006/7662

5- Islah yapılabilmesi

Haksız tutuklamadan doğan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemini içeren dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmaması halinde, sonradan "ıslah" suretiyle bu hususta sözlü veya yazılı talepte bulunulması mümkündür.
9.CD.09.06.2009,2007/8967-2009/6862

  
2.4.2016 15:32:04

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim