Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Sayın Orhan Gödel'in açıklaması ışığı altında Kıyım Kararnamesi




ZAMAN YAYILAN SİNSİ KIYIM

Bir kıyım kararnamesi yaşadığımız, güzel bir mizansen ile yutturulmaya çalışıldı. Bakalım işin aslı nedir?

2010 Ekim ayında göreve başlayan HSYK 2011-2013 yılları arasında sadece 3 yıl içinde -adli yargıda- çıkarttığı kararname sayısı: tam tamına 12'dir. 

Şimdilerde avazı çıktığı kadar teamüllerden, ilke kararlarından bahseden bazı hukukçuların aksine 2011 yılı kışın ortasında, 3 kararname bile çıkartılmıştır. 

REKOR KİMDE? 

 2224 kişinin tayininin çıkartıldığı 2014 yaz kararnamesinden, daha fazla sayıda hakim-savcının tayini 2012 yaz kararnamesinde çıkartılarak, rekor kırılmıştı.  2335 hakim ve savcının tayini çıkartılmıştı.

 2011-2013 DÖNEMİ 

Bu iki yıl içinde 64 başkan, 92 başsavcı/başsavcı vekili görevden alınmış, bunlardan 12'si sürgün sayılacak nitelikte yerlere tayini çıkartılmıştır. 2011-2013 yılları arasında tayini çıkartılan hakim-savcı sayısı 7701'dir.

Hakim-savcı sayısının 12.000 olduğu düşünüldüğünde. 2011-2013 yılları arasında HSYK, yargıyı hallaç pamuğu gibi attıkları ortada! 

2014 DÖNEMİ 

2014 yılında ise 64 başkan, 69 başsavcı/başsavcı vekili görevden alınmış, bunlardan 2'si sürgün sayılacak nitelikte yerlere tayini çıkartılmıştır. 2014 rakamlarına 17 Aralık sonrası sürülen, görevden alınanlar dahil değildir. Ama aynı şekilde Beşiktaş'tan tasfiye edilenler de : 2011-2013 yıllarına ait istatistiklere dahil değildir! 

DÖNEMLER ARASINDAKİ FARK: KIYIM-SAFİYE

2011-2013 yıllarındaki tayinlerin, kıyım kararnamesi olması ötesinde bir farkı daha vardı: tamamen uyduruk jurnalci, karakter suikastının ötesinde, can alıcıydı da! Bir kaç örnek vermek gerekir ise:

Kız kardeşi ile birlikte kız kardeşinin arkadaşını hava alanında karşılayan başsavcının hava alanındaki kamera görüntüleri çirkin bir iftira ile basına servis edilmiş ve itibarsızlaştırma operasyonu başlatılmıştı. "Yetmedi sanırım; 1 yıl sonra Van Devlet Tiyatrosu'nda sahne amiri olan çok yakın aile dostum ve üniversite öğrencisi bayan arkadaşımız hakkında sahte bir ihbarla fuhuş örgütü üyesi oldukları iddiasıyla isimleri değiştirilerek dinleme kararı alındı." ve sonrasında .... 

Bir başka örnek: yüreğinde insanlık namına bir parça kalmış ise okuyanı kahredecek kanlı bir örnek. Beşiktaş başkanlarından biri hakkında hiç bir neden yokken olağanüstü soruşturma yapılır. Soruşturmada hiç kimsenin duymadığı şeyler, adliyedeki tüm personel ve hakim-savcılar dinlenerek tek tek bu kişilere "böyle bir rüşvet olayı söylentileri var, sen duydun mu" diye sorarlar. Herkes böyle bir olay duymadığını söyler. Müfettişler geri dönmüşler, ancak yaydıkları virüs çığ gibi büyümüş: herkes birbirine "sen duydun mu, sen duydun mu" diye sormaya başlamıştır. Müfettişler bir daha gelmiş "böyle bir rüşvet söylentisi varmış, duydun mu"diye. İfadeler zapta geçerken "evet böyle bir olay duydum" diye yazılmış. Zaten daha önce soruşturma yapıldı, "o zaman duymuştuk" sözleri ne hikmetse yazılmamış. Sonra bir dosyada avukat olan bir kişinin; müvekkilinin bir akrabasından 90.000 TL civarında ev devraldığı tespit edilmiş. O dosyada da başkan tahliye kararı vermişmiş....! Başkanı, rüşvetten küçük bir ile sürgün ederek üye olarak atamışlar. Sonrası mı ? ihraç! 

Kan, nerede mi? Başkanın ailesi bu durumdan çok etkilenmiş, zaten bu süreç içinde üretilen tüm duyumlar basında manşetmiş! Oğlu insan içine çıkamaz olmuş: "anne herkes bana bakıyor" diye tarif ettiği psikolojik bunalıma girmiş ve bir gün korkunç olay gerçekleşmiş: babasının gözü önünde 7. kattan aşağıya atlamış. 

Bir hikaye gibi okuduk değil mi? Ama bir çocuğumuz öldü, bir babanın, bir annenin evladı, canı, ciğeri, her şeyi; gözlerinin önünde önce yavaş yavaş eriyerek öldü! Dönemler arasındaki farkı gösterecek örneklerin haddi hesabı yok! 

Hiç bir vicdan, izan tanımayan uygulamalar, delil yaratmalar, basın kartını kullanarak çamura bulamalar, tanıklara baskılar, tetikçi müfettişler.... 2

014 kararnamesinde ise, Hakim-savcıların en çok tercih ettikleri ve hatta TOP 10'da yer alan Aydın, Eskişehir, Yalova, İstanbul gibi yerlere gitmişler; kıdemsizler de safiye yerlere ve-veya bulundukları yerlere 400-500 km uzakta yine güzel yerlere tayinleri çıkmış!

BARIŞ DİLİ 

Barış dili, tamamı ile görüntü olduğu, evresel ilkelerin ve hak-adaletin sadece kendilerine talep edildiği 2011-2014 sürecince çok net görülmüştür. Kan da bulanan ; 2011-2013 süresinde sesleri çıkmayan, HSYK'nın her eylemine hapşırmasına bile methiye dizen, mağdurun çığlıklarını boğazına tıkayanlar; 2014 yılında gerçek yüzlerini de göstermişlerdir. 

2011-2013 sürecinde ağır mağduriyete uğrayanlar, sesi çıkmaz iken, sesi çıkanlarında muhatabına karşı saygı gösterirken;
2014'de sadece unvanı alınıp istedi yere de tayini çıkanlar adına konuşanlar; bu kararnameye tepki göstermeyen veya bu kararnamede unvan sahibi olanlara: Rüşvetçi, Gırtlağına kadar siyasete saplanmış, Peşin teşvik primi alan, Maaşa ilişkin ahlaksız teklif muhatabı Renginiz kaçmış Kuvvetli yanında yer alarak ikbal uman, Menfaat platformcuları, Güçlü gördüklerinin yanında saf tutan Garip meslektaşlar, Türeyen Yargı Siyasetçileri, Canavarlaşacaklar, Sopa-havuç taktiğine kananlar, Menfaat düşkünü payeciler, Kullanılıp atılacaklar .... gibi onlarca hakareti yaparlarken; 

iddianame yazmasını bilmeyen, her soruşturması fecaat olan savcılarına 90-100 veren müfettişlerini; cana mal olan tetikçi müfettişlerini görmeden ve tek laf dahi etmeden sadece kaybettikleri üç-beş makama feryadı figan etmişler! 

SONUÇ Zannederler ki ses avazı çıktığı kadar yüksek tutulur ise:bu geçmiş unutulur!






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim