Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

HAGB Zarar Giderimi Kapsamı



Yargıtay bir karar verdi, Türkiye'deki hakim ve avukatların tümü onu çözmeye çalışıyor.


Ne mi?

Taksirle adam öldürmede bozma ilamı geldi: "ölüm nedeniyle oluşan maddi zararı makul, inandırıcı, basit bir araştırma ile tespit edip, sanığa bildirip, ödemek istemesi halinde süre verilmesi gerekirken, zarar gideriminin olmadığı gerekçesiyle HAGB'ye karar verilmediği şeklinde hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle ....kararın bozulmasına"


Tüm ülke şimdi, ölüm nedeniyle gerçekleşen maddi zararı, basit, inandırıcı ama ikna da edici bir araştırma ile tespite çalışıyor!



Hayır delikten bakıp bir şey gören varsa, söylesin de biz de görelim!


Benim gördüklerim aşağıda yazılı siz ne dersiniz?
_________

Hukukun doğuşundan bu yana, bir başkasına haksız bir biçimde zarar vermeme  zorunluluğu (neminem leadere, başkasına zarar verme!) kuralı her daim vardır.


Ancak  ?başkasına zarar vermeme? kuralının, kapsamının yeniden değerlendirilmesinin gerektiğini 1980'lere kadar  Alman hukukçu Rudolf von Jhering dışında kimse düşünmemiştir.


Bu hukukçu tarafından culpa ın contrahendo (sözleşme öncesi sorumluluk) hukuk hayatına kazandırılmıştır.

__________

Haksız fiili gerçekleştiren kişinin, zararı,  zararın gerçekleştiği tarihten itibaren gidermesi gerekmesi ve bu nedenle faizin zararın gerçekleştiği tarihten itibaren kendiliğinden işlemeye başlar.

Ceza kanunları ile korunan haklarda ise, haksız fiilerin  haksızlık yoğunluğunun; diğer haksız eylemlerden daha ağır olduğu da açıktır.

_________

Tüm bilgiler ışığı altında HAGB'de zarar giderimi incelendiğinde:


Suç oluşturan bir fiil ile zarara neden olunması halinde; davacı konumunda bulunmayan şikayetçi-mağdura, ispat zorunluluğu yüklemek baştan hatadır. 


Mağdur sıfatıyla ceza davasında zarar talebinde bulunsa bile, ceza davasındaki sıfatı davacı değil, mağdur-şikayetçi veya katılandır.  


Adam öldürme gibi en nitelikli soruşturma dosyalarında ne, nerede ne zaman, kimle, kim, nasıl gibi temel soruları sormayan,
ismen adli kolluk olup, tek bir ?adli muhakkik ile? sorguları yapan kolluğun kalitesi düşünüldüğünde; 
nasıl da yapılacağı pek bilinmeyen, basit AMA inandırıcı bir araştırma yapılması için adli kolluğa yazdığımız müzekkereye, 
adli kolluk tarafından, mağduru hangi durumda ne zaman beyanının alındığı bilmediğimiz beyanına göre nasıl zararı tespit edeceğiz?

Veya yaralanma olaylarında aç gün iş ve güçten kaldı diye yeniden rapor aldırıp, bir de vergi kayıtlarından yıllık gelirini bulup kazanç kaybını da mı inceleyeceğiz?

Veya mağdur ilk tedavi giderlerim şu ise de, o tedavilerden dolayı 3 ayrı hastahanede 3 ayrı ameliyat geçirdim dediğinde, sanık da onlar gerekli değildi diye karşılık verdiğinde sonraki 3 ameliyatın gerekli olup olmadığını basit ama ikna edici bir şekilde araştıracak mıyız?

Ölümlü iş kazasında, maddi zarar niteliğinde olan yansıma zararı niteliğindeki destekten yoksun kalınan miktarın tespiti için nasıl bir araştırma yapılabilir? Hukuk mahkemeleri bile destekten yoksun kalma nedeniyle açılan tazminat davaları 1 yıldan önce bitiremezken!

E zarar basit bir araştırma ile tespit edilebildiği kadar mı diyelim? 
Yani cenaze, hastane masrafı kadar!

Neden suçlular bu kadar korunur?
Hukukun ilk doğduğu tarihten beri kural; "başkasına zarar verme!" değil midir? Yoksa hukuk geriye doğru mu evrilmektedir?
İlaç firmalarının, tıp sektörü üzerinde hakimiyet kurup, ?önleyici tıp?ın unutulup sadece hastalıkların tedavisi ile uğraşan ?ilaçcı tıp?ın çıkması ile aynı nedenden dolayı mı hukuk geriye evrilmektedir?

 ?başkasına zarar verme!" şeklindeki hukuki temele aykırı eylemde bulunup, hemi de suç olan eylemi gerçekleştiren failin aynı medeni hukukta olduğu gibi kendiliğinden harekete geçerek zararı giderme yükümlülüğü  NEDEN yok?
 medeni hukukta zararı kendiliğinden giderme yükümlülüğü vardır. 
Çünkü; zarar doğar doğmaz, hiçbir ihtara gerek kalmaksızın haksız fiili gerçekleştiren temerrüde düşür. 
Öyle bir temerrüttür ki, zarar miktarı belirli olmasa bile değişmez, yine temerrüttedir.


Sanık, suç da oluşturan haksız eylemle zarar doğurmuşsa, yukarıda anlatılan hukukun bu temel ilkeleri ve CMK 231. maddede HAGB'ye karar verilmesinin mutlak şartı olan ?iyi kişilikli? olunmasının gereği; 

ceza hukukunda da sanığın kendiliğinden harekete geçerek zararı gidermek istemesi gerekmez mi?  

Oto camını kırmışsa, mağdura ulaşarak tamir ettirmesi, mağdurun tamir masrafını öğrenip ödemesi, tamir masrafı konusunda anlaşamamışsa, otonun üretici firmasının servisinden fiyat alıp, bu bedeli mağdura ödemesi, mağdur ödemeyi kabul etmiyorsa, 


adına adreste ödemeli havale çıkarması gerekmez mi? Suç işleyen sanık mı, mağdur mu, mahkeme mi, kamu mu?
 


Peki maddi zarar miktarının tespiti bu kadar kolay değilse ne yapılaması gerek?  
Daha da ayrıntıya girip konuyu uzatmadan, mevcut ceza dosyası kapsamına göre zarar miktarının tespiti için 
hukuk mahkemelerinden değişik iş üzerinden  tespit kararı alamaz mı? Destekten yoksun alma miktarını, 
makul ölçülerde değişik iş dosyasında tespit ettirse olmaz mı? Suçu işleyen sanıksa, zararını gidermek için uğraşması gerekmez mi?


Tespit isteyecek malvarlığı yoksa? HMUK'a göre adli yardımdan faydalanabilir.


Tespit edilecek miktarı ödeyecek gücü yoksa? CMK 231/9. maddesi gereğince taksitlendirir. Ödemek istemiyorsa HAGB de istemez.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim