Çizmelerimi Çıkarayım, Sedye Kirlenmesin!

Sadece rakamla anacağız, bileceğiz onları..

301 kişi.

Ne isimlerini bileceğiz, ne hayatlarını, ne umutlarını, ne de hayallerini..

Sadece “Soma’da hayatını kaybeden 301 kişi” olarak bileceğiz.

İlk başlarda üç beş gün haber yapılacak. Sonrasında ise unutulup gidecek.

Ne de olsa “hayat devam ediyor” değil mi!

Peki hayat nasıl devam ediyor?

“Can”larını kaybeden yüzlerce ev, ana, baba, çocuk ve eş için hayat nasıl devam edebilir ki?

Akşam olunca çocukların “babam gelmiş” diye sevinçleri olmayacak artık.

Yemek sofrasında hep bir hüzün olacak.

Bayramlarda insanlar sevdikleri ile beraberken, artık hep bir şeyler eksik kalacak.

Yani hayat devam edecek, edecek ama hep bir şeyler  yarım kalacak.

Hüzün ve hasretle, “ah kapı çalsa da şimdi canımız gelse” diyecek aileler.

xxxxxxxxxxxxx

Peki bu acı ne uğruna yaşandı?

Elimiz kirlenir diye almak istemeyeceğiz “kömür” uğruna.

Kömür ile insanı yan yana koyduğunuzda, hangisi daha değerli diye bir sorsam, ne cevap verirsiniz?

Herhalde buna mantıklı her birey “İNSAN” cevabını verir.

Ama işte öyle olmadı SOMA’da.

Bırakın yaşam odasının olup olmadığını, son derece ilkel gaz maskelerini bile görmek yeter de artar bile “İNSAN”a ne kadar değer verildiğine.

Paraya, kâra, daha çok kazanç elde etmeye verilen değer “İNSAN”a verilmedi maalesef.

Ve sonuçta yürekleri tertemiz “canlarımız” bir daha hiç gelmemek üzere elveda dediler.


Aklımıza kazınan şu cümle bile yeter “insanlığın” ne olduğunu anlamaya.

Daha doğrusu anlamak isteyene!

“Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin”…..

Önceki Forum

Kim bu Hakim

Sonraki Forum

2000 TIR BAŞLIKLI BİR HABERE İLİŞKİN TEKZİP

Yorumlar

  •  Her felaketten sonra  nakarat aynı  , yeter artık,   bu düzen değişsin, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu en çok 17 ağustos depreminden sonraki günlerde duymuştum.   Herşey eskisinden beter oluyor oysa. İnsana verilen edğerin ölzüsü felaketlere karşı aldığımız önemlerin kalitesiyle ölçülüyor.  Bu iş   siyaset için bir hesap kitap meselesi. Önlemek  ile  felaket olduğunda ödeme yapmanın maliyeti karşılaştırıldığında    paha biçilmez  olan insan yaşamını bir kenara ayırırsanız   "ödemek" her zaman daha az maliyetlidir. Nitekim her felaketten sonra olduğu gibi   Soma felaketinden sonra  toplumsal bir huşu ile somaya  maddi ve manevi  yardımlarımızı yağdırarak  kendimize topyekün bir bir terapi yaptık.   Sonra malum  konu unutuldu gitti  arkasından hatıra kalan  sedyeye uzanan  ve utancımızı tescil eden madencinin sözü kalır. Çizmelerimi çıkarayım ,Sedye kirlenmesin.  Madenci kardeş bu toplumun vicdanı kirlenmiş sen rahat ol.

  • Bir maske, iki uyarı cihazı.... Üç kuruş para.
    İnsanlık bu kadar da ölmesin be , ölmesin

  • Biraz samimiyet, biraz kalp sızısı. Bunlar olsa yeter, gerisi gelir ama.

  • Durun! 
    Çizmelerimi çıkarayım, sedyeniz kirlenmesin, 
    Ölümüme kader deyin, vicdanınızı zehretmeyim.
    Neşeniz keyfiniz bozulmasın, 
    Şuracıkta yitiri vereyim. 
    Delik çoraplı, 800 liralık hayatımı. 


    Emre Erden/Mavi Şair 

  • Ekim 2013'te Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin hazırladığı ve Milliyetçi Hareket Partisi ile Barış ve Demokrasi Partisimilletvekilleri tarafından desteklenen, 60 vekilin imzaladığı Soma'daki maden ocaklarına meydana gelen iş kazalarını araştırma amacıyla bir meclis araştırma Komisyonu kurulmasını öneren soru önergesi, 29 Nisan'da Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiş ancak Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti.[4][5]

  • “Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin”…..