Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol




Advertisement

Sitenize Ekleyin

Borcunu ödediği halde vatandaşa SMS atmaya devam edilmesi



Tarih 
3.01.2017
Esas 
2016/690
Karar 
2017/24

 

 

 

Avukatlık Yasası’nın 35/a maddesinde bildirilen uzlaşma hakkının birden fazla ve amacına aykırı olarak kullanılarak, takip öncesi, sırası ve sonrasında alacağın taciz ile tahsiline çalışıldığı açıktır. Bu eylemlerin personel tarafından gerçekleştirildiği, buna rağmen cezalandırılmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu savunmasının Avukatlık Yasası’nın 46. maddesi gereği avukatın personelin davranışlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerçeği karşısında hukuksal dayanaktan yoksun olduğu açıktır.

(Av. Yas 34, 35/A, 46, 134 TBB Mes. Kur 3, 4)

 

 

 


 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü: 

Şikâyetli avukat hakkında, “Şikâyetçinin … olan kredi kartı borcundan dolayı banka vekili şikâyetli avukat tarafından gönderilen mesajlarla sürekli taciz ve tehdit edildiği” iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir. 

Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini, bürolarında icra hukuku konusunda müvekkil yoğunluğunun olduğunu, şikâyetçinin ihtarname keşide edildikten sonra borcun ödenmemesi sebebiyle şikâyetçi hakkında icra takibi yapıldığını, ofis çalışanı A. K. ile telefonla temas kurulduğu halde borcun ödenmediğini, bu nedeniyle telefonla SMS atıldığı ve ihtaratta bulunulduğunu, şikâyetçi ile hiçbir telefon görüşmesi yapmadığını, şikâyetçi ile sürekli telefon ve SMS iletişimi kuran personelin A. K. olduğunu belirterek, şikâyetin reddini talep etmiştir. 

Şikâyetli vekili sözlü beyanlarında; Şikâyetçinin bankaya olan borcunu Kasım ayındaki kısa mesajlardan sonra ödediğini, yapılan uyarıların borcun ödenmesine yönelik olduğunu, herhangi bir şiddet ve tehdit içermediğini, şikâyetçinin son taksiti Kasım 2014 tarihinde ödediğini belirtmiştir. 

İncelenen dosya kapsamından; … 19. Noterliğinin 15.08.2014 gün ve 18663 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile …. vekili Avukat S. A. Y. tarafından 1.898,41 TL alacağın 30 gün içinde ödenmesinin şikâyetçiye ihtar edildiği, ihtarnamenin 21.08.2014 günü şikâyetçiye tebliğ edildiği, 

Şikâyetçinin cep telefonuna 28.08.2014 saat 10.48’de, “… BORCUNUZ ODENMEDIGINDEN HAPSEN TAZYIK, GAYRIMENKUL SATIS VE EVHACZI ISLEMLERINE MAGRUZ KALMADAN EN YAKIN SEKERBANK SUBELERINE ODEME YAPMANIZ MENFAATINIZE OLACAKTIR. AKSI TAKTIRDE YAPILACAK ICRA MASRAFLARI BORCUNUZUN ARTMASINA NEDEN OLACAKTIR. IRT:2127095979-0530956611-05309566110” 

29.08.2014 saat 10.26’da “… borcunuzla ilgili tespitli adresinize nakliye kamyonu ile gelinerek adresinizden eşya alımı yapılacaktır. Adreste olmamanız halinde kapı polis eşliğinde çilingir açılacaktır. Ayrıca hakkınızda IIK 76. Mad gereği hapisle tazyik davası açılacaktır. 2127095979-0530956611-05309566110” 

30.08.2014 saat 11.20’de “… borcunuzla ilgili tespitli adresinize nakliye kamyonu ile gelinerek adresinizden eşya alımı yapılacaktır. Adreste olmamanız halinde kapı polis eşliğinde çilingir açılacaktır. Ayrıca hakkınızda IIK 76. Mad gereği hapisle tazyik davası açılacaktır. BU ISLEMLE MAGRUZ KALMAMANIZ ICIN IRTIBAT SAGLAYARAK ODEMENIZ YAPILDIGI TAKDIRDE HACİZ ISLEMLERINIZ DURDURULACAKTIR. SON ODEME 30 AGUSTOS IRT: 0530956611-05309566110” içerikli mesajlar gönderildiği, 

Şikâyetçi aleyhine ... vekili sıfatıyla şikâyetli avukat tarafından 15.10.2014 günü … İcra Müdürlüğü’nün 2014/29457 esasına kayden 1.949,99 TL talepli icra takibi başlatıldığı, 

Şikâyetçinin anılan icra dosyasına 04.08.2015 tarihinde 2.050,00 TL ödeme yaptığı, 17.09.2015 kayıt tarihli dilekçe ile kalan borcu da 16.09.2015 günü kapattığını beyan ettiği, 

İcra takibi başlatıldıktan sonra da 2015 yılı Haziran ve temmuz aylarında da şikâyetçiye benzer içerikli mesajların gönderildiği, bu mesajlarda öncekileri mesaj içeriklerine ek olarak; şikâyetçiye ait taşınmazı için satış talimatı alındığı, “Borçlanıp Ödememeyi Alışkanlık Haline Getirmek” suçundan şikâyetçi hakkında suç duyurusunda bulunulacağı, 10 Temmuz’da ev haczine maruz kalmamak için ödeme yapması hususlarının belirtildiği, 

En son 16.09.2015 saat 1.32’de; “YAPILAN TUM UYARILARA RAGMEN … BORCUNUZ ODENMEDIGINDEN DOLAYI YARIN TESPITLI ADRESINIZE NAKLIYE KAMYONU ILE GELINEREK ESYA ALIMI YAPILACAKTIR.2127095979” kısa mesajının gönderildiği, 

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.05.2015 günlü ‘Olur’u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmesinin gerekli görülmediği, 

Baro Disiplin Kurulu tarafından; “…SMS’lerin borcun ödenmesinden sonra da gönderilmeye devam olunduğu, dolayısı ile şikâyetçinin borcu ödemesinden sonra gönderildiğinin sabit olduğu, ayrıca mesaj içeriklerinin vatandaş nezdinde endişe ve korkuya sebep olacak ifadeler taşıdığı kendisinin mallarının evden alınıp götürülmekle kalmayıp kendisi hakkında ‘borçlanıp ödememeyi     alışkanlık haline getirme suçundan dolayı Cumhuriyet Savcılığına Suç duyurusunda bulunacağı ifadesini de içerdiği, ayrıca şikâyetli avukat savunmasında bu işlemleri yapan kişinin takip elemanı olduğu yönünde savunmada bulunmuş ise de bu savunmasının sorumluluk açısından geçerli olmayacağı…” gerekçesiyle karar verildiği, 

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, ceza olmadığı, 

Şikâyetli vekilinin 25.06.2016 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışanları tarafından tamamen iyiniyetli olarak borçlulara bilgi verildiğini, eylemi gerçekleştirenin çalışan A. K. tarafından gerçekleştirildiğini, buna rağmen müvekkilinin cezalandırılmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğunu, şikâyetçinin de kendilerini tehdit ettiğini, bu hususun dikkate alınmadığını belirterek itirazlarının kabulü ile verilen cezanın kaldırılarak müvekkili hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. 

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”  

Avukatlık Yasası’nın 35/A. maddesi, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.” 

Avukatlık Yasası’nın 46. maddesi, “Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir.” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.” 

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” 

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir. 

Dosya kapsamına göre Avukatlık Yasası’nın 35/a maddesinde bildirilen uzlaşma hakkının birden fazla ve amacına aykırı olarak kullanılarak, takip öncesi, sırası ve sonrasında alacağın taciz ile tahsiline çalışıldığı açıktır. Bu eylemlerin personel A. K. tarafından gerçekleştirildiği, buna rağmen cezalandırılmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu savunmasının Avukatlık Yasası’nın 46. maddesi gereği avukatın personelin davranışlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerçeği karşısında hukuksal dayanaktan yoksun olduğu açıktır. 

Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır. 

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. 

Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları’nın 3, 4. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde ise de; Avukatlık Yasası’nın 136/1. maddesine aykırı olarak uyarma cezası tayini yerinde görülmemiş ve aleyhe itiraz olmadığından itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetlinin itirazının reddi ile; 

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 11.04.2016 gün ve 2015/D.621 Esas, 2016/258 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından ONANMASINA, 

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, 

Oybirliği ile karar verildi.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim




Advertisement
Advertisement