Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol




Advertisement

Sitenize Ekleyin

İİK 16.madde ile düzenlenen şikayet yoluna özgü usuli hükümler




2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 16. maddesi; " Kanunun hâllini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflâs dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.


Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir." hükmünü taşımaktadır. 

Görüleceği üzere şikâyetin konusu icra (ve iflas) memurlarının yaptıkları işlemlerdir. Kural olarak sadece icra (ve iflas) dairelerinin işlemlerine karşı şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurulabilir.


İcra (ve iflas) memurunun yaptığı işlem kanuna aykırı ya da kanunda memura bırakılan konulardaki takdir yetkisinin olaya uygun kullanılmamış veya haklı bir sebep olmaksızın yapılması gereken işlem hiç ya da süresi içinde yapılmayıp sürüncemede bırakılmış ise bu işlemde hukuki yararı bulunan kişi şikâyet makamı olan icra mahkemesine başvurarak, yapılan işlemin denetlenmesini isteyebilir. 


Şikâyetin hukuki niteliği bakımından bir dava olmayıp, icra ve iflâs hukukunda düzenlenmiş kendine özgü bir kanun yolu olduğu gerek doktrin gerekse yargısal kararlarda kabul edilmektedir (Kuru B.: İcra ve İflâs Hukuku, İkinci Baskı, 2013, s.103, yine HGK'nın 05.04.2017 gün ve 2017/12-1141 E., 2017/641 K.). 


Teknik anlamda bir dava olmadığından, icra takibinin tarafları olan alacaklı ve borçlu dışında şikâyet konusu işlemin iptali yada düzeltilmesinde hukuken korunmaya değer yararı bulunan üçüncü kişiler de bu yola başvurabilirler.


Şikâyet bir dava olmadığından, şikâyet talebinde karşı tarafın hiç gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmiş olması, şikâyetin reddini gerektirmez. Az yukarıda değinildiği gibi şikâyet, icra (ve iflas ) dairesinin bir işlemine karşıdır. Bu anlamda şikâyet, icra (ve iflas) dairesinin işlemine karşı öngörülmüş olsa da icra (ve iflas) dairesine karşı kabul edilen bir kanun yolu değildir. Uygulamada, şikâyetin pasif tarafı olarak, işlemle ilgisi olan kişi olduğundan icra takibinin diğer tarafı gösterilmektedir.


İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır (İİK. m.18/1). Şikâyet bir dava olmadığı hâlde, incelenmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) düzenlenmiş basit yargılama usulüne göre (HMK. m. 316- 322) yapılır. Basit yargılama usulünde dava bir dilekçe ile açıldığı hâlde şikâyet, icra mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılabileceği gibi sözlü olarak şikâyet beyanının icra mahkemesinde tutanağa geçirilmesi ile de yapılabilir. Cevaplar da dilekçeyle olabileceği gibi sözlü de olabilir.


Kanunda ayrıca bir düzenleme bulunmayan hâllerde icra mahkemesi şikâyetin niteliğine göre duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını taktir eder. İcra mahkemesi duruşma yapılmasını uygun gördüğü taktirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir (İİK. m. 18/3). İki taraf gelmezse dahi HMK'nın 150. maddesi uyarınca şikâyet dosyası işlemden kaldırılmaz.

İcra mahkemesi, şikâyete konu işlemin tümünü inceleyerek gereken kararı vermek yetkisine sahiptir.


Diğer taraftan, HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi, hâkimin iki taraftan birinin istemi olmaksızın kendiliğinden bir davaya bakamayacağını ve karara bağlayamayacağını ifade etmektedir. Şikâyet, kişisel yararların korunmasına hizmet ettiğinden ve kural olarak kamu yararı söz konusu olmadığından, ileri sürülmesi açısından tasarruf ilkesi geçerlidir. Diğer bir anlatımla, icra mahkemesinin şikâyeti inceleyebilmesi için kendisine bir talepte bulunulması gerekir. Ancak şikâyet konusu yapılmış bir işlemin dayandığı vakıaların aydınlatılması ve deliller açısından taraflarca hazırlanma ilkesi geçerli değildir. Kendiliğinden araştırma ilkesi gereğince, icra mahkemesi şikâyeti incelerken tarafların ileri sürdüğü deliller yanında kendisi de ileri sürülen vakıaların açıklığa kavuşması için tanık dinleyebilir, bilirkişiye başvurabilir, gerektiğinde keşfe karar verebilir.

Yine, şikâyet dilekçesinde belirtilmemiş olsa bile şikâyete konu işlemlerle ilgili olanları kendiliğinden çağırıp dinleyebilir. 


Not : HGK kararından alınmıştır 






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim




Advertisement
Advertisement