Hakim-savcı makul sürede davayı sonuçlandırmaz ise tazminat ödemesi kanunlaşıyor!

25.9.2016 09:16:38

İş yükünün azaltılmasına ilişkin kanun tasarısıyla CMK 141. maddeye "Soruşturma ve kovuşturma aşamaları makul süre içinde sonuçlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." düzenlemesi getirilirken aynı zamanda devletin ödediği tazminatı, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına rücu edileceği düzenlemesi de getirilmekte.

Böylece davaları-soruşturmaları makul sürede bitirmeyen her hakim ve savcı görevinin gerekleri aykırı hareket ettiği iddiasıyla rücu davaları ile karşı karşıya kalacak.

Rücu davalarının dayanağı olacak "Dava çeşitlerine göre taraflara taahhüt edilecek yargılama süreleri" ise en son yasa değişikliği ile HSYK belirleyecek.

Ancak taahhüt edilecek yargılama sürelerinin belirlenmesinde ciddi sıkıntılar var.

 Tebliğ yapılamaması nedeniyle adres araştırması, makul iş yükünün 3-4 katı işe bakma, hâkimin rahatsızlığı, tayini ve yetki değişikliği, yetkilendirme nedeniyle başka mahkemenin işine bakma, mahkemenin kapatılması nedeniyle işlerin başka mahkemeye devredilmesi, Bilirkişi raporunun gecikmesi, ek rapor ihtiyacı....gibi yargılamanın gecikmesine yol açan asıl nedenler istisna olarak görülmüş ve  "taahhüt edilecek yargılama sürelerinin" bu gibi somut sorunları yaşayan hakim-savcıların %80'ine nasıl uyarlanması gerektiği ve hatta uyarlanması gerekip gerekmediği noktalarında hiç bir düzenleme bulunmamakta.

"Makul iş yükünün 3-4 katı işe bakma, hâkimin tayini ve yetki değişikliği....gibi yargılamanın gecikmesine yol açan asıl nedenlerin, hakim-savcıların %80'inin sürekli yaşadığı sorun olması nedeniyle istisna olarak görülmemesi ve bu gibi somut sorunları yaşayan hakim-savcılara  "taahhüt edilecek yargılama sürelerinin" nasıl uyarlanması gerektiğine ilişkin somut ilke ve hesaplama usullerinin HSYK tarafından getirilmesi gerekmekte. Aksi taktirde yıllar süren davalarda 10'larca hakim değişikliği nedeniyle sadece bir dosya için bile bir çok hakim davalık olabilecek!

İş yükünün azaltılmasına ilişkin kanun tasarısı için tıklayınız.

MADDE 14- Ceza Muhakemesi Kanununun Birinci Kitabının Dördüncü Kısmının Yedinci Bölümünün başlığı "Suç Soruşturması ve Kovuşturması Nedeniyle Tazminat" şeklinde değiştirilmiş; 141 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş; dördüncü fıkrasına "savcılarına" ibaresinden sonra gelmek üzere ", görevin kötüye kullanıldığının tespitinden itibaren" ibaresi ve aşağıdaki cümle eklenmiştir.


"l) Soruşturma ve kovuşturma aşamaları makul süre içinde sonuçlandırılmayan," "Rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan dairede görülür."

MADDE 28- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Hukuk davaları ve idari davalar nedeniyle tazminat

Madde 46- (1) Adli ve idari yargıda görülen hukuk davaları ile idari davalarda, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve savcıların verdikleri tüm kararlar ve yaptıkları her türlü işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

  1. Davaların makul sürede bitirilememesi nedeniyle de Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.

  2. Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim ve savcılara, görevin kötüye kullanıldığının tespitinden itibaren bir yıl içinde rücu eder."


    GENEL GEREKÇE Mahkemelerdeki iş yükü artışının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde öngörülen “makul sürede yargılanma hakkı” önünde büyük bir engel oluşturabileceğine çok erken tarihlerde dikkat çeken Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesinin 16 Eylül 1986 tarihli ve (86) 12 sayılı Tavsiye Kararında, uyuşmazlıkların mahkeme dışı çözümünü ve bunun için gerekli usullerin geliştirilmesi teşvik edilmiştir. Mağdurun menfaatlerinin korunması ve ihtiyaçlarının karşılanmasının, ceza adaletinin temel işlevlerinden biri olması gereğine değinilen (85) 11 sayılı Tavsiye Kararında da, bu amaçla geliştirilecek tedbirlerin, toplumsal kuralların kuvvetlendirilmesi ve faillerin ıslahı gibi ceza hukukunun “tecziye” dışındaki diğer amaçlarına ulaşılmasında yardımcı olacağına vurgu yapılmıştır.

    MADDE 14 GEREKÇEMakul sürede yargılanma hakkı, Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından birini oluşturmakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde bu hakka yer verilmiştir. Anayasanın, "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu düzenlenmiştir.

    Bu hak, kişilere yargılamalarının makul sürede bitirilmesini talep etme hakkını vermektedir. Soruşturma aşaması da yargısal faaliyet kapsamında bulunduğundan bu aşamada da şüpheliler soruşturmanın makul sürede bitirilmesini isteme hakkına sahiptir. Buna karşın, Devletin adalet hizmetlerini etkin biçimde sunma ödevine aykırı olarak, adlî soruşturma veya kovuşturmaların makul sürede sonuçlandırılamaması, iç hukukumuzda bir tazminat nedeni olarak düzenlenmemiştir.

    Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla Ülkemiz aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açılan davalardan 540 tanesi ihlal kararıyla sonuçlanmış ve halen yaklaşık 900 dava Mahkeme önünde beklemektedir. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluyla yapılan başvurulardan 283'ü ihlal kararıyla sonuçlanmış ve halen

    2.100 başvuru Mahkeme önünde bulunmaktadır.

    Diğer yandan, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesinde ceza yargılamasında başvurulan koruma tedbirleri nedeniyle Devletin sorumluluğu kabul edilmiş ve haksız uygulan tedbirler nedeniyle tazminat ödenmesi öngörülmüştür. Söz konusu maddenin birinci fıkrasına eklenen hükümle, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının makul süre içinde sonuçlandırılmaması halinde de Devletçe tazminat ödenmesi esası getirilmekte ve adil yargılanma hakkının gerçekleşmesi amaçlanmaktadır. Makul sürenin belirlenmesinde ve makul sürenin aşılması durumunda ödenecek tazminat miktarları konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenen kriterlerin esas alınması gerekmektedir.

    Diğer yandan, maddenin dördüncü fıkrasına göre Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu edebilmektedir. Ancak, fıkrada rücu davasının hangi mahkemede görüleceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Tazminata hükmeden mahkemenin işin özelliği gereği rücu davasına da bakması gerektiği değerlendirilmekle, fıkraya eklenen hükümle, rücu davasının, tazminat davasını karara bağlamış olan dairede görüleceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Öte yandan, hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına, görevin kötüye kullanıldığının tespitinden itibaren bir yıl içinde ödenen tazminattan dolayı rücu edilebilecektir.

    MADDE 28 GEREKÇESİ- Maddeyle, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ncı maddesi değiştirilmekte ve Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve 142 nci maddesinde benimsenen sorumluluk esası getirilmektedir. Buna göre maddenin birinci fıkrasında sayılan devletin sorumluluğu ve rücu halleri, adli ve idari yargıda görülen hukuk davaları ile idari davalarda, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve savcıların verdikleri tüm kararlar ve yaptıkları her türlü işlemleri kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Değişiklikle idari yargı hakim ve savcıları da kapsama alınmaktadır. Açılacak tazminat davaları yine Devlet aleyhine açılabilecektir.

    Diğer yandan, Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim ve savcılara görevin kötüye kullanıldığının tespitinden itibaren bir yıl içinde rücu edebilecektir.

    Ayrıca, Tasarıyla Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesinde düzenlenmesi öngörülen, davaların makul sürede bitirilememesi nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceğine ilişkin hüküm, aynı gerekçelerle hukuk hakimleri ve idari yargı hakim ve savcıları bakımından da getirilmektedir.

12/1/2011 TARİHLİ VE 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Devletin sorumluluğu ve rücu

MADDE 46- (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki

sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:

a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya

şmank sebebiyle hukukaykırı bir hüküveya karar verilmiş

olması.

b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir

küm veya karar verilmiş olması.

c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun

hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.

ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak

küm verilmiş olması.

d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut

tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün küm ya da karara etkili

Hukuk davaları ve idari davalar nedeniyle tazminat

MADDE 46- (1) Adli ve idari yargıda görülen hukuk davaları ile

idari davalarda, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk

halleri de dahil olmak üzere hakimler ve savcıların verdikleri tüm

kararlar ve yaptıkları her türlü işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.


(2) Davaların makul sürede bitirilememesi nedeniyle de Devlet

aleyhine tazminat davası açılabilir.


(3) Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı

hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim ve

savcılara, görevin kötüye kullanıldığının tespitinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.


YEDİNCİ BÖLÜM

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat


Tazminat istemi

Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

  1. Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

  2. Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

  3. Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

  4. Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

YEDİNCİ BÖLÜM

Suç Soruşturması ve Kovuşturması Nedeniyle Tazminat


Tazminat istemi

Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

  1. Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

  2. Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

  3. Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

  4. Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,


  1. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

  2. Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

  3. Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

  4. Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

  5. Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

  6. Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

  7. (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,





Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.


  1. Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.


  1. (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

  1. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

  2. Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

  3. Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

  4. Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

  5. Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

  6. Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

  7. (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,


l) Soruşturma ve kovuşturma aşamaları makul süre içinde

sonuçlandırılmayan,


Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.


  1. Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.


  1. (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.


(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.

(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına , görevin kötüye

kullanıldığının tespitinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. Rücu davası, tazminatdavasını kararbağlamış olan dairede rülür.