Kartel dava dilekçesi örneği - Kartel oluşturan 12 banka

Makaleler

MAHKEMESİNE

DAVACI :

DAVALI : .... Bankası T.A.O.

....../istanbul

KONU : Rekabet Kurulu’nun 08.03.2013 tarih, 13-13/198-100 sayılı kararına dayanılarak, Davalı’nın da içinde bulunduğu toplam 12 bankanın oluşturduğu kartelin yol açtığı rekabet ihlalinden kaynaklanan uğramış olduğum zararların tespit edilmesi; 4057 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57 ve 58’inci maddesine dayanılarak, tespit edilen zararın üç katının ve haksız fiilin gerçekleştiği andan itibaren hesaplanacak yasal gecikme faizinin hesaplanarak, ilgili tutarın fazlaya ilişkin haklarımız saklı olmak kaydıyla Davalı’dan talep edilmesidir.

AÇIKLAMALAR :

Rekabet Kurulu, Türkiye’de faaliyet gösteren on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında anlaşma ve/veya uyumlu eylem içerisinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun (RKHK) 4’üncü maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, vermiş olduğu 08.03.2013 tarih ve 13- 13/198-100 sayılı nihai karar (EK-1) ile aralarında Davalı Türkiye Vakıflar Bankası'nın da olduğu on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında RKHK’un 4'üncü maddesini ihlal ettiklerine karar verilmiştir.1

İlgili bankalara RKHK m. 16/111 ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik" m.5/1, bent 1 ve m.5/ll ve m.7/l uyarınca 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayrisafi gelirlerini takdiren Türkiye Vakıflar Bankası’na 2011 mali yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin %1'i olmak üzere 82.172.910,00 TL para cezası verilmesine karar verilmiştir.

Hukuk Mahkemeleri nezdinde Rekabet Kanunu ihlali nedeniyle açılan tazminat talepli davalarda, Yargıtay, Rekabet Kurulu Kararı'nın önemini vurgulamaktadır. (19. HD. 14.2.2011 Tarih, 2011/330E., 2011/1771 K.; 19. HD. 6.11.2006, 2006/2809E., 2006/10346K.)


İşbu tazminat davası, ihlal döneminde satın almış olduğum aracın bedelinin bir kısmı için Davalı Bankadan kredi kullanmış olmam ve söz konusu ihlal nedeniyle serbest rekabet ortamında ödeyeceğimden daha yüksek faizler ödemek zorunda kalarak zarara uğramam nedeniyle açılmaktadır. Davalının ihlali gerçekleştirdiği Rekabet Kurulu kararı ile sabit olduğundan, uğramış olduğum zararın üç katındaki tutarı, zarar başlangıcından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı'dan işbu maddi tazminat davası ile tazminine hükmedilmesini talep etme gereği hâsıl olmuştur. Şöyle ki;

1) REKABET HUKUKUNDA ÖZEL HUKUK YAPTIRIMLARI VE TAZMİNAT SORUMLULUĞU VARDIR

Rakip teşebbüsleri veya doğrudan tüketicileri hedef alan; fiyat tespiti piyasaya girişin engellenmesi, ayırımcı uygulamalara gidilmesi, bağlayıcı kayıtlar konulması, boykot, üretimin sınırlandırılması, gibi rekabeti kısıtlayıcı davranışlar haksız fiil sorumluluğuna da yol açmaktadır. Haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde, ahlaka aykırı bir fiil ile bilerek rakip teşebbüslerin veya tüketicilerin zarar görmelerine sebep olan şahıs, bu kimselerin maruz kaldıkları zararı tazmin etmek zorunda kalacaktır (BK m.41/2 ve yeni TBK m. 49).

RKHK’nın 57. maddesine göre, “...Kanuna aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayan kimseler bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdurlar”.

Birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkan zararlarda, zarara sebep olanlardan her biri müteselsilen sorumludur. Nitekim RKHK'nın 57. maddesinde "...Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilin sorumludur..."bu durum açıkça ortaya konulmuştur.

Bunun yanı sıra serbest rekabetin ülkenin ekonomik gelişimi açısından önemini vurgulamak için 1982 Anayasası'nın 167. maddesi ile devlete "para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli islemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri" alma; "piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi" önleme görev ve sorumluluğu yükletilmiştir.

Rekabet hukukunun ihlalinden kaynaklanan zararlardan sorumlulukta hukuka aykırılığı; piyasa düzeninin bozulmasına, rekabetin kısıtlanmasına sebep olma teşkil etmektedir. RKHK 57. maddesine göre tazminat sorumluluğu için üç önemli şart vardır:

  1. İlk şart, hukuka aykırılıktır. Teşebbüslerin Kanunun yasak faaliyet olarak nitelendirdiği davranışlar içine girmeleridir. Tazminat sorumluluğu için RKHK’nın 4. maddesinde sayılan işbirliği davranışları bu kapsama girmektedir.
  2. ikinci şart, zarardır. Söz konusu yasak faaliyetleri icra eden teşebbüsler, bu davranışları sebebiyle rakiplerine veya üçüncü kişilere ya da tüketicilerine zarar vermiş olmalıdırlar.
  3. Üçüncü şart, illiyet bağıdır. Rekabetin kısıtlanması ya da bozulması ile tazmini talep edilen zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. İlliyet bağının varlığını zarara maruz kalan kimseler ispat edeceklerdir. Fakat RKHK’nın “Zarar görenlerin, bir anlaşmanın varlığı ya da piyasada rekabetin bozulduğu izlenimi veren, özellikle piyasaların fiilen paylaşılması, uzun sayılacak bir süre piyasa fiyatında gözlenen kararlılık, fiyatın piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerce birbirine yakın aralıklarla artırıldığı gibi kanıtları yargı organlarına sunmaları halinde, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde bulunmadıklarını ispatlama yükü davalılara geçer.



Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispatlanabilir" şeklinde düzenlenmiş ve tazminat hukukunda davacının üzerinde olan ispat yükünü tersine çevirmiştir.

2) DAVALI’NIN EYLEMİ HUKUKA (RKHK’YA) AYKIRIDIR.

Rekabet Kurulu, Davaya konu olayda, aralarında Akbank T.A.Ş. (Akbank), Türkiye Garanti Bankası A.Ş. ve Garanti Ödeme Sistemleri A.Ş. ile Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık A.Ş. (Garanti), Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (Yapı Kredi), Türkiye İş Bankası A.Ş. (iş Bankası), Finans Bank A.Ş. (Finansbank), Türkiye Halk Bankası T.A.O. (Halkbank), Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. (Ziraat Bankası), Denzibank A.Ş. (Denizbank), HSBC Bank A.Ş. (HSBC), ING Bank A.Ş. (ING), Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. (TEB) ile Davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. (Vakıfbank) yer aldığı on iki bankanın, 21.08.2007 ve 24.10.2011 tarihleri arasında mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri bakımından fiyat tespit etmek suretiyle RKHK’nın 4. maddesinin ihlal ettiği; ayrıca Vakıfbank, Ziraat ve Halkbank'ın ise kamu mevduatı açısından RKHK'nın 4. maddesini ayrıca ihlal ettikleri tespit etmiştir. Bunun üzerine her bankaya soruşturmanın açıldığı tarihten bir önceki takvim yılı olan 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirleri üzerinden takdiren toplam 1.116.957.468.000 TL cezaya hükmedilmiştir (Tablo-1).


Tablo-1 Bankalara Verilen İdari Para Cezası Miktarları

BANKALAR

İDARİ PARA CEZASI MİKTARI


BANKALAR

İDARİ PARA CEZASI MİKTARI

Akbank T.A.Ş.

172.165.155,00 TL

Türkiye Garanti Bankası A.Ş. ve Garanti Ödeme Sistemleri A.Ş. ile Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık A.Ş.

213.384.545,76 TL

Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.

149.961.870,00 TL

Türkiye İş Bankası A.Ş.

146.656.400,00 TL

Finans Bank A.Ş.

54.021.410,00 TL

Türkiye Halk Bankası A.Ş.

89.691.370.00 TL

Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.

82.172.910,00 TL

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.

148.231.490,00 TL

Denizbank A.Ş.

23.055.396,00 TL

HSBC Bank A.Ş.

14.875.404,00 TL

ING Bank A.Ş

12.072.792,00 TL

Türk Ekonomi Bankası A.Ş.

10.668.726,00 TL

TOPLAM

1.116.957.468.000 TL





Dolayısıyla, RKHK’nın 57. maddesinin aradığı ilk şart olan teşebbüslerin RKHK’ya aykırı davranışlar içinde bulunması durumu, Rekabet Kurulu’nun 08.03.2013 tarih, 13-13/198-100 sayılı kararı ile açık biçimde ortaya konulmuş ve aralarında Davalı Vakıfbank’ın da bulunduğu 12 teşebbüsün yaklaşık 4 yıl gibi bir süre içinde RKHK 4. maddesini ihlal ettiği tespiti yapılmıştır.

3) REKABETİN KISITLANMASI NEDENİYLE MADDİ ZARAR OLUŞMUŞTUR.

RKHK’nın 58. maddesinin ifadesiyle rekabeti engelleyen, bozan veya kısıtlayan faaliyetler sonucunda zarara maruz kalan kimseler (rakip teşebbüsler, tüketiciler, ara teşebbüsler),

ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı (fiili zararı), zarar olarak talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

ihlalin vuku bulduğu 21.08.2007 ve 24.10.2011 tarihleri arasına denk gelen 20.09.2010 tarihinde satın almış olduğum . Marka, Turk Lirası

tutarındaki (EK-2) aracın K kısmının rınansmanı için 17.09.2010 tarihinde Vakıflar

Bankası’ndan Josya masraflı . tutarında kredi kullanılmıştır (EK-3).

Dolayısıyla satın alınan arabanın TL’lik bedelinin TL’si taşıt kredisiyle

Davacı, ihlalin gerçekleştiği dönemde, 17.9.2010 günü Vakıfbank’ır

■ . Şubesi’nden

TL tutarında, 36 ay vadeli, % 0,87 aylık basit, % 10,44 yıllık basit ve % 10,95 yıllık bileşik faizle kredi kullanmıştır. Kredinin ilk taksitinin ödemesi 15.10.2010 tarihinde, son ödemesi ise kredinin erken kapatıldığı 01.08.2012 tarihinde yapılmıştır (EK-8). Ödeme tablosu aşağıdaki gibidir.




Bankadan alınan belgelerde, kullanılan taşıt kredisinin vade sonu olarak belirlenen tarih olan 15.09.2013 tarihine gelindiğinde ödenmiş olacak toplam faiz tutarının (

. olduğu görülmektedir. Ancak kredi 01.08.2012 tarihinde ödenerek kapatılmıştır. O tarihe kadar ödenen taksitler ile Davacı Vakıfbank'a yapılan fiili ödeme toplamı TL'ye ulaşarak kredinin kullanıldığı 17.9.2010 günü ile kapatıldığı 01.08.2010 tarihi arasında geçen 1 vıl 10 ay 15 gün (toplam 684 gün) için ödenen toplam faiz tutarı da ( ; TL olmuştur.

Dolayısıyla 1 yıl 10 ay 15 günlük süre için bir başka ifade ile 22,5 aylık bir süre için ödenen faizin aylık tutarı yaklaşık TL olmuştur.

Davalı ....ve diğer 11 bankanın RKHK'nın 4. maddesine aykırı anlaşmalar ile rekabeti ortadan kaldırmamış olsalar idi, piyasada fiyatlar arz-talep dengesine göre belirlenecek ve bankalar arasındaki rekabet nedeniyle de faizler tüketici lehine olarak daha düşük olacak idi. Şu halde, işbu Dava'nın konusu olan fiili zararımın, rekabet ihlali yapan 12 banka şayet mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri pazarlarında rekabeti kısıtlanmasaydı, bir diğer ifade ile kredi pazarında rekabetin kısıtlanması sonucu yüksek faiz ile taşıt kredisi kullanmasaydım malvarlığım hangi durumda bulunacak idiyse, söz konusu durumla hâlihazırdaki (rekabetin kısıtlanmasından sonraki) durumum arasındaki fark kadar zarara uğradığımı beyan eder ve uğradığım zararın tam tutarının mahkeme tarafından tespitini talep ederim.

. Bir başka ifâdeyle, bankalar arasında rekabeti kısıtlayıcı anlaşma olmasaydı, ödenecek toplam faiz tutarı 145,28 TL ile 581,24 TL arasındaki bir tutarda daha az olacaktı.

RKHK mç 58/II, rekabetin ihlali nedeniyle oluşan zararın ihlali gerçekleştiren tarafların anlaşması, kararı ya da ağır ihlalden kaynaklanması halinde, hakimin zarar görenlerin talebi üzerine uğranılan maddi zararın üç katı tutarında tazminata hükmedilebileceğini düzenlemektedir.

İşbu davaya konu olan zarar, Davalı’nın diğer bankalarla yaptığı rekabete aykırı anlaşmalar yoluyla mevduatta uygulanacak azami faiz oranları ve kredi faizinde yapılacak artışların birlikte belirlenmesi, faiz oranları gibi rekabete duyarlı bilgilerin rakiplerle paylaşılması yoluyla fiyat koordinasyonu yapılması nedeniyle oluşmuş ve tarafımı söz konusu rekabete aykırı anlaşmalar olmasaydı ödeyeceği faizlerden daha yüksek faiz oranları ile kredi ödemesi yapmak zorunda bırakmıştır. Zarara neden olan rekabet ihlali tarafların anlaşması nedeniyle oluştuğundan, işbu maddi tazminat davası ile uğradığım (145,28 TL ile 581,24 TL arasında gerçekleşmiş olabilecek) zararın tespit edilmesi ve tespit edilen zararın RKHK’nın 58. maddesi uyarınca üç katındaki (435.84 TL ile 1743,74 TL) tutarın, zararın başlangıç tarihi olan 17.9.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Davalı tarafından tazminine karar verilmesi talep edilmektedir.

  1. DAVALI’NIN HUKUKA AYKIRI EYLEMİ ZARAR SEBEBİYET VERMİŞTİR. HUKUKA AYKIRI EYLEM İLE ZARAR ARASINDA İLLİYET BAĞI VARDIR.

Rekabet Kurulu, on iki bankanın aleyhine yürütmüş olduğu soruşturma sonucunda verdiği 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararla, Davalı’nın da içlerinde yer aldığı on iki bankanın mevduatta uygulanacak azami faiz oranları ve kredi faizinde yapılacak artışları birlikte belirlenip belirlediği, faiz oranları gibi rekabete duyarlı bilgilerin rakiplerle paylaşılması yoluyla fiyat koordinasyonu yapıldığı sonucuna varmış ve Türkiye Vakıflar Bankası'nın da olduğu on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında RKHK'un 4’üncü maddesini ihlal ettiklerine karar verilmiştir.

işbu tazminat davası ile rekabet ihlali olmamış olsaydı ödeyeceğim rekabetçi faiz ile rekabet ihlali nedeniyle ödemek zorunda kaldığım yüksek faiz arasındaki farkın hesaplatılarak, Davacı’nın anlaşma ile ihlale sebebiyet vermesi nedeniyle zararımın üç katı tutarında tazminata, zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilmesi talep edilmektedir.

iktisadi işbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) “Açık Kartellerle Etkili Şekilde Mücadele Edilmesine ilişkin Tavsiyesi”nde, "fiyat tespiti, ihalelerde danışıklı hareket, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, müşterileri, sağlayıcıları, bölgeleri ya da ticaret kanallarını paylaşmak konusunda rakipler arasında varılan rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem veya düzenlemeler” şeklinde tanımlanan kartellerin, “en ciddi rekabet ihlali olduğu” ifade edilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 52’nci maddelerinde yer alan düzenlemelere göre tazminatın takdirinde hakime yetki verilmektedir. Bu miktarın takdirinde, bireysel anlamda ufak gözükebilecek 145,28 TL ile 581,24 TL’lik zararımın yanı sıra, aralarında 3 kamu bankası olan soruşturmaya taraf 12 bankanın Türk bankacılık sektöründe 2011 yılındaki toplam aktif payının %91,02 olduğu ve bu nedenle RKHK’ya aykırı eylemin ilgili piyasada kredi kullanan on binlerce şirket ile kredi, kredi kartı ve bu bankaların mevduat ürünlerini kullanan milyonlarca tüketici açısından neden olabileceği zararın kümülatif büyüklüğü ve Rekabet Kurulu’nun kararı da dikkate alınmalıdır.

  1. DAVALI’NIN HUKUKA AYKIRI EYLEMDE BULUNMASI KUSUR ŞARTINI OLUŞTURMAKTADIR.

Rekabet Kanunu Borçlar Hukukunda bulunmayan özel bir tazmin şeklini, "üç kat tazminat" sistemini getirmektedir. Kanun, hâkime, ortaya çıkan zararın, tarafların anlaşması va da kararı veya ağır ihmalinden kaynaklandığı hallerde, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın karşılığına va da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmeleri muhtemel olan kârların üc katı oranında tazminata hükmedebilme yetkisi vermiştir.

Dava konusu olayda, Rekabet Kurulu’nun, 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararı ile aralarında Davalı Vakıfbank’ın da yer aldığı 12 banka hakkında rekabeti bozucu anlaşmalar yaparak kanunu ihlal etmeleri gerekçesiyle ile idari para cezasına hükmetmiş

olmasıyla, bir diğer ifade ile RKHK’ya aykırılığın tespitiyle, kusur şartı gerçekleşmiş olmaktadır.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle; maddi tazminata ilişkin işbu davanın kabulüne, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımızın saklı tutularak, Rekabet Kurulu Kararı'na konu ihlal olmasa idi tarafımır. baz puan daha az ödeyeceği tahmin edilen kredi faizi oranının ve Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı nihai kararı ile idari para cezasına konu olan ve aralarında Davalının da bulunduğu kartel nedeniyle tarafıma uygulanan yüksek taşıt kredisi faiz oranı nedeniyle oluşan tahmini 581,24 TL zararımın gerçek miktarının hesaplanması ve RKHK’nın 58. maddesi uyarınca bu zararımın üç katı tutarındaki Türk Lirasının, zarar tarihi olan 17.9.2010 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte Davalı tarafından tazmini ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

YASAL NEDENLER : BK m. 41 (TBK m. 49), BK m. 43 (TBK m. 51), 4054 sayılı RKHK m.57 ve m.58, 6100 sayılı HMUK m.107 ve her türlü sair delil.

http://www.rekabetuyumonline.com/2016/10/uc-katna-kadar-tazminat-talebim-7-dava.html?m=1

Önceki Haber

Rekabet Kurulu Kararının tam metni PDF - Kartel oluşturan 12 banka

Sonraki Haber

ANKARA 6.TÜKETİCİ MAHKEMESİ KARARI - Kartel oluşturan 12 banka

Yorumlar


  • TÜKETİCİ
    MAHKEMESİ


    SIFATIYLA


    ASLİYE
    HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE


    …………………….









    DAVACI :……………………….


    VEKİLİ :……………………….


    ADRES :……………………….



    DAVALI
    :
    ……………………….


    ADRES :……………………….





    DAVA :Belirsiz
    Alacak Davası





    DAVA DEĞERİ :………………..
    TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere)


    DAVA
    KONUSU :
    Fazlaya
    ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı
    bankanın dava dışı 11 banka ile birlikte REKABETİ İHLAL ettiği
    dönemde, kartel oluşturmak suretiyle yüksek faizli kredi
    kullandırması ve müvekkilimin de bu dönemde yüksek faiz
    oranlarından kredi kullanmak zorunda kalması ile; 4054 Sayılı
    Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57-58.maddeleri gereğince,
    davalı ve dava dışı
    11 banka tarafından rekabetin ihlal edilmesi nedeni ile oluşmuş
    olan zararının
    3
    katı tutarındaki tazminatın
    ;
    zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek olan en yüksek
    mevduat faizi ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesi
    istemlerimizden ibaret olan belirsiz alacak davası dilekçemizdir.



    AÇIKLAMALAR
    :


    1-Müvekkilim
    davalı bankanın ……….. şubesinin ……………… MBB
    numaralı bireysel mudi ve müşterisidir.





    2-Müvekkilim,
    davalı bankadan ………… yılından beridir toplamda
    ………
    kredi kullanmıştır ve yine söz konusu davalı bankada hesabına
    tanımlanmış …….. adet kredi kartı ve bir adet artı para
    hesabını da halen kullanmaktadır.






    Müvekkilim
    davalı bankadan kullanmış olduğu ……. adet krediyi ödeyerek
    kapatmış ve ……. kredisi olan konut kredisinin ödemelerine de
    hala devam etmektedir.


    Bu
    krediler,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı ………….. TL bedelli kredi,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı …………. TL bedelli kredi,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı ………….. TL bedelli
    kredilerdir.


    Davalı
    bankadan kullandığı ve halen kullanmaya devam ettiği diğer
    ürünler ise;


    -……..
    şube ve …………. numaralı hesabına tanımlanmış ………….
    TL bakiyeli artı para hesabı;


    -Ve
    yine aynı hesaba tanımlı ………… **** …… numaralı ……..
    Gold kredi kartıdır.





    Kullandırılan
    kredilere ait hesap özetleri ve geri ödeme planı , hesap cüzdanı
    ve kredi kartı fotokopileri dilekçemiz ekinde sunulmuştur.(Ek-1)





    3-Müvekkilim,
    2016 yılı Ekim ayında, Türkiye’de faaliyet gösteren
    (kredi
    kullandığı davalı bankanın da dahil olduğu)

    12 bankanın Rekabet Kurulu tarafından incelemeye alındığı ve bu
    inceleme neticesinde söz konusu bankaların mevduat, kredi ve kredi
    kartı hizmetleri konusunda anlaşma ve/veya uyumlu eylem içerisinde
    bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
    Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiğini öğrenmiş
    bulunmaktadır.



    4-
    Rekabet Kurumu Başkanlığının, 2011-4-91 Esas - 13-13/198-100
    Karar sayılı ve 08.03.2013 tarihli bu kararına göre,
    raporda
    adı geçen 12 bankanın, 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011
    tarihleri arasında uzlaşma içinde hareket ederek, kartel
    oluşturdukları, faiz oranlarını birlikte belirlemesi
    sebebiyle
     serbest
    piyasa
     koşullarını
    bozarak, faiz oranlarını artırdıkları, bu yüzden de o dönemde
    çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz,
    mevduatlara ise olağandan düşük faiz uyguladıkları, söz konusu
    bankaların haksız kazanç elde ederken, banka müşterileri olan
    tüketiciler, tacirler ve kamu kurumlarının mağdur edildiği
    tespit edilmiştir
    . 





    5-Rekabet
    Kurulu’nun gerekçeli kararının (Belge-6) değerlendirilmesi
    bölümünde geçen Tablo 16’da yaptığı tespite göre, bu
    dönemde kartel oluşturan 12 banka, 21.08.2007 ve
    22.09.2011 tarihleri arasında,





    -Konut
    kredilerinde 15 baz puanlık (0,15)


    -İhtiyaç
    kredilerinde 10 baz puanlık (0,10)


    -Taşıt
    kredilerinde 5-20 baz puan arasında (0,5-0,20)


    -Kredi
    kartlarında 20 baz puanlık (0,20) bir kartel uzlaşması (ortak
    faiz artırımı) yoluna giderek o dönemde kredi, artı para ve
    kredi kartı kullanan tüm müşterilerinden haksız ve hukuksuz bir
    şekilde fazla faiz tahsil etmişlerdir.





    6-Bilindiği
    üzere bankalar,
    yazılı
    ve sözlü duyurularla halktan faiz veya ivaz karşılığında
    topladıkları paraları Türk ekonomisinin güçlenmesi
    doğrultusunda değerlendiren ve aynı zamanda bu mevduatlardan para
    kazanan kuruluşlar olup,
     göstermiş
    oldukları tüm bankacılık faaliyetlerinde, finansal piyasalarda
    güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir
    şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin
    korunmasına dikkat ve özen göstermekle yükümlüdürler.





    Ne var
    ki;
    kendi
    geliştirdikleri tek tip kredi sözleşmeleriyle

    kapitalist politikaların birer kalesi olan bankaların, finans
    piyasasındaki aşırı söz sahibi yapıları ile,hukuk
    sistemimizdeki mevcut boşlukları kendi lehlerine yorumladıkları,
    bu şekilde ihtiyaç sahibi tüketicileri sömürdükleri aktüel
    sosyal bir gerçekliktir.





    Rekabet
    Kurulu Başkanlığının anılan tespit raporu da, bu gerçekliğin
    ortaya konulması açısından önemlidir.





    Her ne
    kadar, özel hukuk alanındaki sözleşmelerde kural olarak taraflar
    birbirine eşit kabul edilse de, kanunda yazılı sebepler veya
    sözleşmenin mahiyeti dolayısıyla, eşitliğin söz konusu
    olamayacağı bazı haller vardır. Bunun en bariz örneği de
    Rekabet Kurulu Başkanlığının raporunda bahsedildiği şekliyle
    genel işlem şartının
    tipik bir örneği olan kredi/kredi kartı sözleşmeleridir
    .





    Davamıza
    esas soruşturmada,
    adı
    geçen teşebbüslerin kredi ve kredi kartı işlemlerinde
    ,
    4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK)'un rekabeti
    kısıtlayıcı anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliği
    kararlarına ilişkin 4. maddesinde yasaklanmış olan davranışları
    gerçekleştirip gerçekleştirmediklerinin tespiti amacıyla
    yürütülmüş, ve neticesinde Rekabet Kurulu tarafından;
    bankacılık hizmetleri
    pazarında faaliyet gösteren 12 bankanın kartel oluşturduğu,
    mevduatta uygulanacak azami faiz oranlarının ve kredi faizinde
    yapılacak artışların birlikte belirlediği, henüz ilan edilmemiş
    faiz oranı değişikliklerinin birbirlerine bildirilmesi suretiyle,
    rekabete duyarlı, geleceğe yönelik stratejik bilgilerin rakiplerle
    paylaşılması yoluyla fiyat koordinasyonu yaptıkları,kredi
    kartına ilişkin ücret ve komisyonlarda fiyat artışı konusunda
    uzlaşmaya vardıkları,
    bu
    şekilde ortak bir fikir ve eylem birliği içerisinde
    kullandırdıkları kredilere ilişkin faiz oranlarını olması
    gerektiğinin çok üstünde tutarak, tüketiciyi yüksek faizle
    kredi almaya zorlamak suretiyle zararına sebebiyet verdikleri
    şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya konmuştur.





    Bankaların,
    anılan kararın iptali için yaptıkları başvurular 
    Ankara
    2. İdare Mahkemesi tarafından 25.12.2014 tarih 2014/119 Esas ve
    2014/1580 Karar sayılı kararı

    reddedilmiş, temyiz itirazları da
    Danıştay
    13. Dairesi 2015/2445 esas ve 2015/4605 karar sayılı kararı

    ile haksız bulunarak kabul edilmemiş ve yerel mahkeme kararı
    onanmıştır. Böylece bankaların uyumlu eylem içerisinde faiz
    oranlarını yükselttiği hususu kesin olarak hüküm altına
    alınmıştır.





    Ekte
    yer alan kararın bir suretinden de görülebileceği üzere Yüksek
    Mahkeme;





    “…
    Rekabeti ihlal edici amacın belirlenebildiği durumlarda, rekabete
    aykırı olduğu iddia edilen fiil ve davranışların mahiyetinin
    belirlenmesi asgari seviyede önem taşımaktadır. Nitekim 4054
    sayılı Kanun’un aktarılan hükümleri ve buna ilişkin
    gerekçelerde özetle; rekabetin ihlal edilmesini amaç edinen fiil
    ve davranışların yasaklandığı belirtilmiştir. Rekabet
    açısından önemli olduğunda kuşku bulunmayan geleceğe ilişkin
    fiyat ve maliyet gibi bilgilerin piyasada rekabet edilen başka bir
    teşebbüsle paylaşılmasında rekabeti ihlal edici bir amacın
    olduğu şüphesinin ortaya çıkacağı açıktır. Rekabete hassas
    bilgilerin paylaşımının belirli bir süreç dahilinde
    tekrarlanıyor olması da bu şüpheyi destekler ve bir anlaşmanın
    varlığını ortaya koyar niteliktedir. Ayrıca bilgi paylaşımının
    tekrar etmiyor olmasının, rekabete hassas bilgi paylaşımını
    rekabete aykırı bir anlaşma olmaktan çıkaramayacağı, bu
    durumun her somut olayın niteliğine göre ilgili mercilerce
    değerlendirileceği de açıktır.





    Bankacılık
    sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin, çeşitli bankacılık
    hizmetlerine yönelik uygulanan faiz oranlarını ve ücretleri
    birlikte belirlemek üzere rekabeti sınırlayıcı nitelikte
    eylemlerde bulundukları, söz konusu eylemlerin mevduat ( kamu
    bankaları açısından kamu mevduatı da dahil olmak üzere ), kredi
    ve kredi kartı hizmetlerini konu edinen bir uzlaşma kapsamında
    vuku bulduğu, uzlaşmanın ortak paydasını, fiyat stratejilerinin
    birlikte belirlenmesinin oluşturduğu, uzlaşmanın unsurlarının
    belirlenmesi, uygulanması ve takibinin ise taraflar arasında
    gerçekleştirilen bir dizi iletişim, bilgi paylaşımı ve
    mutabakat vasıtasıyla ifa edildiği, bu belgelerin içeriklerinden
    soruşturmaya taraf bankalar arasında rekabete hassas bilgilerin bir
    anlaşma kapsamında paylaşıldığı, bazı belgelerde pazarda
    rekabet eden bankaların üst yöneticilerinin kahvaltılarda
    buluştukları, bu buluşma ve görüşmeler neticesinde bir
    anlaşmanın varlığını ortaya koyar nitelikte bilgi
    paylaşımlarının yapıldığı dosyada bulunan belgelerden
    anlaşılmaktadır.





    Davacı
    teşebbüsün, soruşturma kapsamında elde edilen BELGE-2’den ve
    bu belgeye dayalı yapılan iktisadi analizlerden varlığı açıkça
    anlaşılan centilmenlik anlaşmasına taraf olduğu, BELGE-3 ve
    BELGE- ile bu belgelere dayalı yapılan analizlerden mevduat
    faizlerindeki orana ilişkin anlaşmaya katıldığı, BELGE-14,
    BELGE-16, BELGE-19, BELGE-20 ve BELGE-21’den kamu sermayeli
    bankaların aralarında rekabeti bozucu amaç taşıyan anlaşma
    yaptıkları, davacının da bu anlaşmaya dahil olduğu
    anlaşılmaktadır.


    .


    Davanın
    reddi yolundaki temyize konu Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin
    25.12.2014 tarih ve E:2014/119, K:2014/1580 sayılı kararında, 2577
    sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49 uncu maddesinin 1
    inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi
    bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek Mahkeme
    kararının belirtilen gerekçeyle ONANMASINA…”
    şeklindeki
    gerekçeler ile İdare Mahkemesi’nin kararını onamış; davalı
    bankanın da aralarında bulunduğu 12 bankanın 21.08.2007 ve
    22.09.2011 tarihleri arasında
    kasıtlı
    olarak rekabeti ihlal ederek müvekkilin ve müvekkil gibi kredi
    kullanan çok sayıda insanın zararına sebebiyet verdiklerini net
    bir şekilde tespit etmiştir.





    Bu
    sebeple tabii oldukları kanun ve mevzuat hükümlerinin öngördüğü
    sınırların dışına çıkarak, ellerinde bulundurdukları mevcut
    ekonomik gücü kartelleşmek suretiyle tüketici aleyhine kullanan
    bankaların, dava konusu bu eylemlerinin hukuken korunmayacağı ve
    bu şekilde yüksek oranlarla kredi kullandırılarak zarara
    uğratılan tüketicinin bu zararlarının ilgili bankalarca tazmini
    gerektiği izahtan varestedir.





    Nitekim
    4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde
    bu durum hüküm altına alınmıştır.





    REKABETİN
    KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN 57.MADDESİ:


    Madde
    57- Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme
    veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut
    belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye
    kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine
    mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları
    sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen
    sorumludur
    .




    Anılan kanun hükmüne göre

    Kanuna aykırı
    olarak eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti
    engelleyen, bozan ya da kısıtlayan yahut belirli bir mal veya
    hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanan kişi ve
    kurumlar, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine
    mecburdur.”





    Yine
    yasa koyucu, aynı kanunun 58.maddesinde, Zararın Tazmini için;


    REKABETİN
    KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN 58.MADDESİ:


    Madde
    58- Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması
    sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet
    sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı
    zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen
    rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti
    sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir.
    Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi
    umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da
    dikkate alınarak hesaplanır.
    Ortaya çıkan zarar, tarafların
    anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden
    kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine,
    uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği
    veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında
    tazminata hükmedebilir
    .”
    diyerek
    zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da
    zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan
    kârların üç katı oranında tazminata hükmedebileceğini hüküm
    altına alarak tazminata ilişkin yasal sınırın sadece uğranılan
    maddi zararla sınırlı olmadığını belirtmiş, birer güven
    kurumu olan bankaların sorumluluğunu ağırlaştırmıştır.





    Nitekim
    Yargıtay da birçok kararında bankaların sorumluluğunun, özel
    güven nedeniyle ağırlaştırılması gerektiğini kabul
    etmektedir.





    Tüm bu
    nedenlerle müvekkilimin dava konusu dönemde kullanmış olduğu tüm
    kredi, artı para ve kredi kartı işlemleri sebebiyle yersiz tahsil
    edilen faizin yasada öngörüldüğü şekliyle tarafına iadesi
    için işbu davayı açmak zarureti hâsıl olmuştur.






    DELİLLER
    :
    1- Rekabet
    Kurumu Başkanlığının, 2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar
    sayılı ve 08.03.2013 tarihli kararı.


    2-Ankara
    2. İdare Mahkemesi’nin 25.12.2014 tarih ve E:2014/119, K:2014/1580
    sayılı kararı


    3-
    Danıştay 13. Dairesi
    2015/2445 esas ve 2015/4605 karar sayılı kararı


    4-Tanık


    5-Bilirkişi


    6-Kredi
    dosyaları, hesap Özetleri ve diğer tüm ekleri


    7- Ve her
    türlü yasal delil.



    HUKUKİ
    NEDENLER :
    MK. B.K
    Bankacılık Kanunu, Rekabetin Önlenmesi Hak.Kanun



    SONUÇ
    VE İSTEM :
    Yukarıda
    kısaca açıklanan nedenlerle haklı davamızın kabulü ile;

    tüm kalemlere dair
    fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak
    kaydıyla
    ;


    1-Müvekkilimin,
    davalı bankadan kullanmış olduğu
    ,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı ………….. TL bedelli kredi,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı …………. bedelli kredi,


    -………….
    tarihli ………….. numaralı ………….. bedelli kredi,


    -………….
    şube ve …………. numaralı hesabına tanımlanmış ………….
    TL bakiyeli artı para hesabı;


    -Ve
    yine aynı hesaba tanımlı ………… **** …… numaralı ……..
    Gold kredi kartı sebebiyle, dava konusu edilen döneme ilişkin
    tarafından fazla tahsil edilen faiz tutarının 3 katı tutarında
    ki tazminata dair şimdilik
    (HMK'nın
    107. maddesine göre artırma hakkımız baki kalarak ve fazlaya
    ilişkin haklar saklı tutularak)

    …………. TL’nin, her bir taksitin ödeme tarihinden itibaren
    işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak
    müvekkile ödenmesine,


    2-Yargılama
    giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına
    karar verilmesini, saygılarımızla arz ve talep ederi…………






    Davacı Vekili



    ………………………..








































































































Yorum Yap