Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
0 Yorum

Tüzel kişilik perdesiyle ilgili yargıtay kararları





19. Hukuk Dairesi         2014/7187 E.  ,  2015/4144 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri Av.... ile ... ve davalılardan .... End.Tes.Elekt.Montaj San.Tic....vek.Av....'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, davalılardan ...ile imzalanan 22.01.2009 tarihli satış sözleşmesine istinaden sözleşmeye konu malların teslim edilip, mal karşılığı düzenlenen iki adet faturanın kargo aracılığıyla gönderilerek kesinleştirildiğini, satış sözleşmesinin 6.maddesi uyarınca ... Ltd.Şti.nden teminat alındığını, ancak adı geçen şirketin bu teminatı ifadan acze düştüğünü, dosyaya sunulan akreditif temliğine ilişkin belgelerden akreditif tahtında herhangi bir tarafın sahip olduğu bir güvence ve ödeme garantisinin bulunmadığını, ... Ltd.Şti.nin 541.667 USD.ve 153.301.77 USD ödeme dışında herhangi bir ödeme yapmadığını, ... Ltd.Şti.ile yapılan toplantı ile bunun 13.10.2009 tarihinde tutanağa bağlanıp, ... Ltd.Şti.nin borç miktarını ikrar ettiğini, ... Ltd.Şti.aleyhine Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2009/674 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, Ankara 32.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17070 sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe ... Ltd.Şti.nin itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davalı şirketlerin tüzel kişilik perdelerinin çapraz olarak kaldırılmasının tüm koşullarının oluştuğunu, zira davalı şirketlerin ünvanlarının ve faaliyet alanlarının aynı olup, her iki şirket ortaklarından ... evli olduklarını, ... Ltd.Şti.nin adresinde yapılan haciz esnasında bilgisayarda ... ...ye ait antetin kullanıldığı, yine icra takibi nedeniyle.... Limanı’nda bulunan “MV Arbalist”gemisine yüklenen çimentoların haczi sonrasında ... ...nin istihkak iddiasında bulunduğu, Antalya 1.İcra Hakimliği’nin 2009/1244 Esas sayılı dosyasında ... ...ile ... Ltd.Şti.arasında hukuki ve fiili bağlantı olduğu hususunda hüküm tesis edildiğini, sözü edilen çimentoların sevk irsaliyeleri ve kantar fişlerinde “... Ltd.Şti.”ibaresinin çizilerek “... A.Ş.”olarak düzeltildiğinin mahkemece tespit edildiğini, yapılan haciz sonrasında ... Export (Ltd.)olarak wep sayfasında ... ...ye ait bilgilerin kaldırıldığını, borçlu ... Ltd.Şti.nin, ... ...tüzel kişiliği adı altında mal kaçırma girişimleri olduğunu iddia ederek tüzel kişilik perdelerinin kaldırılması suretiyle, ...nin ikrar ile sabit olan borcundan diğer davalı ... Endüstri Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj ve San.ve Tic....nin de aynen sorumlu olduğunun tespitine, dava konusu 2.454.565.13 USD.alacağın fatura tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ... End.Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj San.ve Tic....den tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile dava konusu alacağın faizi ile birlikte ...ve ... End.Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj ve San.Tic....den müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Endüstri Tesisleri ...vekili cevabında, müvekkilinin, davacı ile diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti.arasındaki 22.01.2009 tarihli satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalı ...nin, davacıdan ihraç kaydı ile satın aldığı malların, yurtdışındaki alıcı firmalardan kaynaklanan tahsilat gecikmesi nedeniyle davacıya diğer davalı tarafından 695.000 USD.ödeme yapıldığını, davalı ...ile davacının 13.10.2009 tarihinde bir araya gelerek 2.017.500.00 USD.karşılığında borcun 31.12.2009 tarihinde ödenmesi kaydıyla borcun tasfiyesine karar verildiğini, davalı şirketlerin tamamen farklı tüzel kişilikler olduğunu, şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olup, iki şirket arasında organik bir bağ bulunmadığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Tic.Ltd.Şti.vekili cevabında, davacı yanın, müvekkili şirket aleyhine ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/674 Esas sayılı dosya ile alacak davası açtığını, davanın derdest olup, iş bu dava ile konularının aynı olduğunu, ayrıca müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davacının müvekkili şirket ile sözleşme imzaladığını, müvekkili şirketin borçlarından diğer davalı şirketin sorumluluğuna gidilecek dayanakların mevcut olmadığını, davacının tüzel kişilik perdesinin aralamasına ilişkin iddiasının yeterli olmadığını, her iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve özellikle benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirir koşullar bulunmadığı, davalılardan ... End.Tes....ile davalı şirket arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı gibi, ıslah dilekçesinde talep edilen alacağın bu şirketten tahsilini gerektirir haklı bir neden ortaya konulmadığı, davalı ... Tic.Ltd.Şti.aleyhine açılan davada ıslah dilekçesi ile talep edilen 2.454.565.13 USD.alacak ile ilgili mevcut davanın açıldığı tarih itibariyle mahkemenin 2009/674 esasında aynı taraflar arasında ve yine aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak bir alacak davası mevcut olup, HMK.nun 114/1-ı maddesi uyarınca anılan dava, mevcut dava için derdestlik oluşturmakla mevcut ikinci davanın bu davalı şirket yönünden dava şartı yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle ... End.Tes.Elekt.Mak.İml.Mont.San....aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti.hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan ... Dış Tic.Ltd.Şti.ile ilgili temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalılardan ... Endüstri Tesisleri Elektro Mak.İml.Mon.ve San.ve Tic....hakkındaki temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 15.09.2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda özetle; “ her iki davalı şirketin de aynı ünvanı kullandığı, bu durumun 3.kişiler nezdinde her iki şirketin de aynı kişilere ait grup şirketler olduğu, tek bir ekonomik bütünlüğü var olduğu ve yönetimsel özdeşlik bulunduğu yönünde kuvvetli bir algı oluşturduğu, her iki şirketin hakim ortaklarının karı koca olan aynı kişiler olmasının da ekonomik bütünlüğün en önemli göstergesi olduğu, hakim ortakların davalı şirketlerde yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı olup, birinin limited şirkette diğerinin ise anonim şirkette, şirketleri temsil ve ilzama yetkili olmalarının da her iki şirketin yönetiminde özdeşlik bulunduğunun göstergesi olduğu, davalı şirketlerin faaliyet alanlarında büyük oranda kesişme bulunduğu, bu hususun internet sitesi tanıtım beyanları ve şirketlerin esas sözleşmeleri ile sabit olduğu,... 1.İcra Mahkemesi’nin 2009/1244 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen kararda da davalı şirketler arasında hukuki ve fiili bağlantının bulunduğunun belirtildiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/333 D.İşler sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitte de her iki şirket arasıdaki organik bağ, iktisadi bütünlük ve yönetsel özdeşliğin saptandığı,.... Bankası ... Şubesi’nce gönderilen evrak arasındaki kredi geri ödeme planında, her iki davalı şirketin de kaşe ve imzasının yer alması, şirketlerin birbirlerine kefil olduğunu göstermekte olup, bu durumun da ekonomik bütünlük ve özdeşlik noktasında önemli bir delil olduğu, ... Şubesinden, yurtdışından gelen 629.335 USD.nin davalı şirketlerden ... Ltd.Şti.yetkilisi... tarafından çekilmesine, davacı şirket ile aralarında bir protokole bağlanmış bir borç bulunmasına rağmen davacıya ödeme yapılmamasının, borçlu şirketin içinin boşaltılması olarak değerlendirildiği, internet sayfalarında yer alan her iki şirketin bilgi ve referansların yer aldığı bilgilerin sonradan sayfadan çıkartılmasının delillerin karartılması, şirketler arasındaki ilişkinin gizlenmesi çabası olarak değerlendirildiği, sonuç olarak farklı tüzel kişilik savunmasına itibar edilmeyip, TMK.nun 2.maddesinde dayanağını bulan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin somut olayda uygulanması gerektiği ve böylece davalılardan ... ...nin, diğer davalı ...nin davacıya olan borcundan sorumlu tutulması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
İtiraz üzerine alınan 27.05.2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, davalı şirketlerin aralarında organik bağın mevcut olduğu, dışa karşı iktisadi bütünlük algısının yaratıldığı, yönetsel özdeşlik halinin mevcut olduğu hususları aynen saptanmış, ancak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanabilmesi için ortada hile ya da hakkın kötüye kullanılması durumunun bulunması gerektiği, somut olayda ise, davalı şirketlerin hileye başvurdukları ya da bir hakkı açıkça kötüye kullandıkları somut olarak ispatlanamadığından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmaması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.

Görüldüğü gibi her iki bilirkişi raporunda da davalı şirketlerin aralarındaki organik bağ, yönetsel özdeşlik, dışa karşı yaratılan algı nedeniyle tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda birlik mevcuttur. Raporlar arasındaki farklılık, maddi vaka olarak tespit edilen hususların hukuki değerlendirilmesi noktasındadır. Hukuki değerlendirme ise, hakimin görevine giren bir husustur. Zira, 6100 sayılı HMK.nun 266.maddesinin 2.cümlesine göre; “Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz”.
Maddi vakaların tespiti yönünden birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarında yer alan veriler birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda davalı şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu yolundaki savunmaların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, TMK.nun 2.maddesinde öngörüldüğü gibi yasaca korunamayacağı ve olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisini uygulama koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı ...nin, davacıya olan borcundan dolayı diğer davalı ... ...nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.



SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı ...ile ilgili temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin ... ...den alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 24.03.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI


Tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişi veya mal topluluklarından bağımsız başlı başına varlığı olan kişiliklerdir.
Tüzel kişiler hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından hukuki işlemlere kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız olarak taraf olurlar. Böylece taraf oldukları hukuki işlemler nedeniyle kendilerini oluşturan kişilerin kişiliklerinden bağımsız olarak bizzat kendileri haklara ve borçlara sahip olurlar.
Bu olguya kişiler hukukunda AYRILIK İLKESİ denir. Ayrılık ilkesi gereğince TÜZEL KİŞİLİK kendisini meydana getiren kişilerle tüzel kişilik ile hukuki ilişki kuran üçüncü kişiler arasında bir nevi PERDE oluşturmaktadır.
Kişiler hukukundaki ayrılık prensibi, ekonomik varlıklarının tamamını riske atmak istemeyen kişilerin mali kaynaklarının bir kısmıyla iktisadi faaliyette bulunmalarına imkan vermesi bakımından zaman içerisinde geliştirilmiş ve vazgeçilmesi çok zor bir prensiptir.
Ancak tüzel kişilik perdesinin tüzel kişiyi oluşturan kişiler tarafından kötüye kullanıldığı takdirde ne olacaktır?
Esas itibariyle ayrılık ilkesi genel kural olup, bundan basit ve kolay bir şekilde uzaklaşılması mümkün değildir.
Fakat ayrılık ilkesinin uygulanması adalet ve hakkaniyet duygularını zedeleyecek sonuçlar doğuruyorsa, tüzel kişi ile onu oluşturan kişiler arasındaki ayrılık ilkesi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde ise bu durumda artık ayrılık ilkesinde ısrar edilmemeli ve tüzel kişilik perdesi kaldırılmalıdır. 
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması denildiğinde, hukuken bağımsız bir kişiliği olan tüzel kişinin bu bağımsız varlığını bir tarafa itmek ve onun tüzel kişiliğini yok saymak kastedilmektedir. Böylece bu tüzel kişilerle hukuki ilişkiye giren üçüncü kişilerin tüzel kişiden olan alacaklarını perdenin kalkmasıyla ortaya çıkan tüzel kişiyi oluşturan gerçek kişilerden talep ve tahsil edebilmeleri mümkün olacaktır. 
Nitekim kanunkoyucu bazı durumlarda tüzel kişilik perdesini bizzat kendisi aralamaktadır. Bu konuda birçok düzenleme bulunmakla birlikte konu hakkında bir fikir vermesi bakımından Bankacılık Kanunu’nun 110.maddesine ve Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35.maddesine atıf yapılabilir.
İşte tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesi, alacaklıların haklarının korunması için kanunkoyucu tarafından hiçbir özel kanuni düzenleme yapılmamış olması hallerinde uygulanabilecek istisnai bir ilkedir. 
Bu ilke veya kuram T.M.K.'nun 2.ve 3/2.maddelerine dayandırılır ve şöyle formule edilebilir: Ayrılık ilkesinin katı bir şekilde uygulanması hakkaniyet ve adalet duygumuzda bir ürpertiye neden oluyorsa, bu durumda, ayrılık ilkesi bir kenara itilerek, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması öğretisi uygulanarak ürpertimizi giderecek bir çözüme gidilebilir. 
Ancak bu konu çok karmaşıktır.
Ülkemizde konu ile ilgili ilk eserler İpek Sağlam tarafından yüksek lisans tezi olarak “Tüzel Kişilik Örtüsünün Aralanması, Amerikan ve İngiliz Hukuku İle Karşılaştırmalı Olarak”başlıklı olarak hazırlanmış çalışma ve Veliye Yanlı tarafından doçentlik takdim eseri olarak hazırlanmış “Anonim Ortaklıklarda Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Pay Sahiplerinin Ortaklık Alacaklılarına Karşı Sorumlu Kılınması”başlıklı eserlerdir. 
Ayrıca kanunun ülkemizin ekonomik hayatının güncel bir ihtiyacı olarak önem kazanması üzerine; Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 02 Şubat 2008 tarihinde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması temalı olarak düzenlenen Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu’nda yerli ve yabancı bilim adamları ile yüksek yargı üyeleri tarafından konu etraflıca tartışılmıştır.
Özetle, ticari şirketler bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, sermaye ortaklıklarında sınırlı sorumluluk ilgesinin istisnasını teşkil etmektedir. Zira tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla tüzel kişi ile ortaklıkları arasındaki ayrılık ilkesi alacaklılar lehine görmezden gelinmekte, ihmal edilmektedir. Buna göre tüzel kişilik perdesi kaldırılarak sınırlı sorumluluk kalkanı bir kenara itilmekte ve ortaklığın borçlarından dolayı ortakların şahsen sorumlu olmalarının yolu açılmaktadır. 
Ayrıca tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, haklara ve mallara el koymanın sadece ve sadece borçlunun malvarlığı üzerinde uygulanabileceği yolundaki icra iflas hukuku kuralının da ihmal edilmesi anlamına gelmektedir.
Son olarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması bazı durumlarda kaçınılmaz olmakla birlikte burada tek hukuki dayanağımız olan hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili kural genel kural değildir; istisna kuraldır. İstisnaları da dikkatli ve özenle, amacına uygun olarak kullanmak ve istisnaları genel hale dönüştürmemek gerekmektedir. Başka bir anlatımla, bu teori kişiler hukukunun temel ilkesi olan ayrılık ilkesinin özüne dokunduğu için ancak münferit olaylarda, halin icabına göre tatbik edilmeli ve somut olayla sınırlı kalacak şekilde kullanılmalı, genelleştirilmemelidir. (Buraya kadar yapılan açıklamalarda Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 02 Şubat 2008 tarihinde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması temasıyla düzenlenen Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu’na sunulan Prof. Dr....., Prof. Dr..... - Doç.Dr....., Doç. ..... ve Doç.... bildirilerinden yararlanılmıştır). 
Bu genel açıklamalardan sonra, dava konusu somut olaya gelince; davalı ......Ltd.Şti.davacıdan ihraç amacıyla çimento satın almış, bunları ihraç etmiş, davacıya bir kısım ödemede bulunmuş ve ihraç işlemi nedeniyle ithalatçı tarafından kendi lehine düzenlenen akreditif haklarını davacıya temlik etmiş, ancak davacı bu satıştan kaynaklanan alacağını tam olarak tahsil edememiştir.
Bu satış işlem büyük hacimli ticari bir satış olup, işlemin tarafları tacir olmaları nedeniyle basiretli bir idareci (müdir) gibi davranmak zorundadır. 
Davalı ......Ltd.Şti.bu satış nedeniyle davacıya borcunu ödeyememiş ise de dava dosyasında davalı şirketin hakim ortakları .... ve .... ihraç edilen çimento bedelini şahsi mal varlıklarına aktardıkları ve davalı şirket tüzel kişiliğinin arkasına saklandıkları ve böylece ayrılık ilkesinin sağlandığı hakkı kötüye kullandıklarına dair yeterli delil bulunmamaktadır. 
Bu itibarla davacı tarafın tüzel kişilik perdesinin kaldırılması talebinin koşulları oluşmamıştır. 
Bir an için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiği kabul edilecek olsa bile; perdesi kaldırılacak tüzel kişilik davalı ......Ltd.Şti.'nin tüzel kişiliğidir. Bu tüzel kişiliğe ait perde kaldırıldığında ise karşımıza şirketin hakim ortakları .... çıkar ve ancak onların şahsi sorumlulukları söz konusu olabilir.
Böyle bir durumda ise sadece bu şahısların mal varlıklarına ve bu bağlamda diğer davalı ......A.Ş.'ndeki paylarına cebri icra uygulanabilir.
Davalı ......Ltd.Şti.nin hakim ortaklarının diğer davalı ......A.Ş.'nin de hakim ortakları olması, ......Ltd.Şti.'nin borçlarından ......A.Ş.'nin müteselsil sorumluluğunu gerektirmez.
Böyle bir kabul davalı ......A.Ş.'nin...-.... dışındaki ortaklarının ve bu şirketin alacaklılarının haklarını ihlal anlamına gelir. Öyle ki davalı ......A.Ş.'nin borçlarını ödeyemeyerek iflası halinde, bu şirketin gerçek alacaklıları, yanlarında bu şirketten doğrudan bir alacağı olmayan davacının -oldukça büyük bir alacakla- süpriz misafirliğini göreceklerdir.
Yukarıdaki teorik açıklamalarda ifade edildiği gibi tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kuralının genel bir kural değil, istisnai bir kural olduğu dikkate alındığında; yerel mahkemenin davacının tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılması talebini reddetmesinde isabetsizlik olmadığını ve yerel mahkeme kararının bu yönden de onanması gerektiğini düşündüğümden saygıdeğer çoğunluğun aksi yönde gerçekleşen bozma kararına muhalifim. 24.03.2015




11. Hukuk Dairesi         2017/3979 E.  ,  2017/5598 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2015/1371-2016/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan ... Tic. A.Ş.'de belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşmenin haksız biçimde sona erdirilmesi ile davalıya ücret alacağı, kıdem tazminatı, fazla çalışma alacağı, ikramiye alacağı ve sair alacaklarla ilgili alacak davası açtıklarını, ... 16. İş Mahkemesi'nin kararı ile müvekkili lehine toplamda 783.840,90 TL alacağa hükmedildiğini ve müvekkili tarafından borçlu şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibi neticesinde kısmen dahi ödeme yapılmadığını ve yapılan araştırmalarda da borçlu şirketin mülkiyetinde bulunan borcu karşılamaya kabil malvarlığına da rastlanılmadığını, yapılan araştırma neticesinde davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun tespit edildiğini, davalı gerçek kişilerin ise davalı şirketlerin üçünün de yönetim kurulu üyesi olduğunu ileri sürerek davalı şirketler ve davalı şahıslar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanarak biçimsel olarak farklı olarak gözüken şirketlerin ve şahısların tamamının borçlardan sorumlu tutulmasının sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddine istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın işçi alacağı olduğu ve iş mahkemesi tarafından hükme bağlandığı, alacağın tahsili için davalılar arasındaki organik bağın tespiti istemli işbu davanın TTK'nın 4. maddesinde ya da başka bir yasada ticaret mahkemesinde görüleceğine dair bir hüküm bulunmadığı, işbu davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir. 

1- Dava, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalı şirketler ile bu şirketlerin yönetici ve ortakları olan davalı şahısların borcun tamamından sorumlu tutulmasının sağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konusu alacağın iş mahkemesi tarafından hükme bağlanan işçi alacağı olduğu ve davaya bakma görevinin ise iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 

Ancak, davacı vekili, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunu ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları gerektiğini, davalı gerçek kişilerin ise bu şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ve ortakları olduğu için borçtan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, davalı şirketlerin grup şirketi olduğunu, ancak bu durumun tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak grup şirketlerin ve ortaklarının malvarlığına gidilmesini gerektirmediğini savunmuştur. 

Bu durumda, işbu davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve diğer yönetici ortaklarında tüzel kişilik perdesi kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları istemine ilişkin olduğu, bu haliyle davalılar yönünden TTK’nın 3. maddesi gereğince ticari iş niteliğinde olduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

2- Ayrıca, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce davalılardan ... Tic. A.Ş’nin 670 sayılı KHK hükümleri gereğince 24.08.2016 tarihinde re'sen terkin edildiği ve 01.09.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde bu hususun ilan edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 sayılı KHK’nın 16/1 maddesine aynen; “Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile ... Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5'inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.” hükmünü haizdir.. Bu durumda, 675 sayılı KHK'nın 16/1. maddesi gözetildiğinde, davalı .... ve Tic. A.Ş. hakkında açılan davanın 675 sayılı KHK'nın 16/1 maddesi kapsamında dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden, kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


11. Hukuk Dairesi         2016/5148 E.  ,  2017/7084 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2014/794-2015/794 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Madencilik San. Nak. Haf. Tic. Ltd. Şti. ile imzaladığı faktoring sözleşmesine istinaden davalılardan... ... Maden. Yol Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin keşide ettiği çekin fatura karşılığı müvekkili tarafından temlik alındığını, çekin ibrazında karşılıksız çıkması üzerine keşideci ve lehdar aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, davalılardan ... Petrol Tic. Ltd. Şti.'nin adresine hacze gidildiğinde diğer davalı şirketlere ait sigorta poliçesi, Ulaştırma Bakanlığı taşıt ve yetki belgesi, çek tevdi bordrosu, kaşe örneklerinin tespit edildiğini, menkullerin haczedildiğini, ... Petrol Tic. Ltd. Şti.'nin istihkak iddiasının mahkemece reddedildiğini, haricen yapılan araştırmada davalıların mallarını, özellikle ... Petrol Tic. Ltd. Şti.'nin taşınmazını devredeceğinin öğrenildiğini, tüm davalı şirketlerin hakim ortağının davalı ... olduğunu, şirketler arasında organik bağın bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve tüm davalıların müvekkilinin alacağından sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek 66.919,52 TL'nin takip tarihi olan 14.09.2012 tarihinden itibaren 60.000 TL'ye işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 09.03.2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 70.771,03 TL'ye çıkarmıştır.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan hakkın kötüye kullanımı yasağını ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, 
davalı ... yönünden ise, dava konusunun tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması ve borçtan müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak tüm davalıların çek bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere TTK'daki sermaye şirketlerine ilişkin hükümler gözetildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesi aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidilebilecektir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabilecektir. Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı ...'nın durumu değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına dayandırıldığı, davalı ...'nın ise bir gerçek kişi olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




11. Hukuk Dairesi         2016/9387 E.  ,  2018/2071 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/02/2016 tarih ve 2013/711-2016/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden olan alacağını tahsil için borçlu şirketin adresine gidildiğinde davalı ...'in adresin davalı şirkete ait olduğunu, borçlu şirketin başka adreste bulunduğunu beyan ettiğini, haciz mahallinde borçlu şirkete ait tediye makbuzu ve evraklara rastlandığını, bu hususun zabta yazıldığını, borçlu şirketin davalı ... tarafından bildirilen adresine gidildiğinde boş ve küçük bir dükkan ile karşılaşıldığını, ticaret sicil kayıtlarına göre aynı tarihte önceden bir olan adres değişiklikleri ilan edilen her iki şirketin müdürünün, ortaklarının ve faaliyet alanlarının da aynı olduğunu, şirketlerin mal alışlarını borçlu, satışlarını davalı şirket üzerinden yaptığını, şirket yöneticilerinin yükümlülüklerini ihlal etmek suretiyle alacaklıları zarara uğratmalarından sorumlu olduklarını, müvekkilinin, dürüstlük kuralı ve tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılması ilkesi kapsamında da alacağını davalılardan isteyebileceğini ileri sürerek davalıların ... .... İcra Müdürlüğünün 2013/10838 Esas sayılı dosyası ile işleme konan dava dışı şirketin borcundan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, borçlu şirket hakkında aciz vesikası alınmadığını, limited şirket ortaklarının şirket borcundan sorumlu tutulamayacağını, müvekkillerinin hangi yükümlülükleri ihlal ettiklerinin açıklanmadığını, buna yönelik bir delilin sunulmadığını, müvekkili şirketin, borçlu şirketin ürettiği emtiayı pazarladığını, müvekkilinin de borçludan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şekli hukuk kurallarına bağlı icra hukuku yönünden davalıların, haklarında yapılmayan bir icra takibinden usulen sorumlu tutulamayacakları, borçlu ve davalı şirketin ortakları aynı ise de tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin hayata geçirilebilmesi için şirketlerin dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde birlikte hareket etmeleri gerektiği, somut olayda buna ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmişir.
1- Dava, 4721 sayılı TMK'nin .... maddesi ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kapsamında dava dışı şirketin davacıya olan borcunun davalı şirketten ve davalı şirket ile borçlu şirketin ortaklarından tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde harca esas değeri 34.000 TL olarak gösterip talep sonucunda davalıların, ... .... İcra Müdürlüğüne konu borçtan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmesini istemiştir. Bu talebe göre davacı, davalıların icra takibinden değil, icra takibine konu borçtan sorumlu tutulmalarını istemiş olduğundan davanın bir alacak davası mahiyeti taşıdığı nazara alınmaksızın şekli hukuk kurallarına bağlı olan icra hukuku açısından davalıların haklarında yapılmayan bir icra takibinden sorumlu tutulamayacağı yönündeki gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.
...- Davacı, dava dışı borçlu ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, mal alışlarının borçlu şirket tarafından, satışların ise davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür. Davalılar vekili de davalı şirketin, borçlu şirketin ürettiği emtiayı pazarladığını, şirketlerde ortak olan müvekkillerinin kişisel mallarını şirketlerin borçları için rehnettiklerini, borçlu şirketin borçları için mallarını sattıklarını belirtmiştir.

Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır. Eğer kişilik ve mal varlığı ayrılığı ilkesi uygulanmıyorsa yani malvarlıkları birbirine karışmışsa ve bu durumdan .... kişiler zarar görüyorsa, art niyetle ve hesabi davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesi ardına sığınılmış ise bu durumda TMK'nin .... maddesi gereği şahıs ve mal ayrılığı ilkesi istisnaen uygulanmamaktadır.

Somut olayda davacı, alacağını borçlu şirketten alamadığına ve davacı tarafından, borçlu şirket ile davalıların organizasyonları ile malvarlıklarının birbirine karıştığı da iddia edildiğine göre, davalı tarafa ait ticari defterlerin de incelenmesi suretiyle borçlu ile davalıların malvarlıklarının karışıp karışmadığı, tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılarak davalıların, dava dışı ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin borcundan sorumlu tutulup tutalamayacağının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  
9.2.2019 11:31:06

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim