Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
0 Yorum

Bağlı konut kredisi bankanın sorumluluk koşulları, hak düşürücü süre





13. Hukuk Dairesi         2015/41800 E.  ,  2017/10415 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... Konut Gayrimenkul Yatırım ortaklığı A.Ş ye ait konut projesi için davalı bankadan kredi kullandığını, projenin gerçekleşmemesi nedeniyle kullanılan kredinin, işlemiş faiz ve ferileriyle davalı bankaya ödendiğini ve kredi hesabının kapatıldığı ancak davalının erken kapamadan önce ödenen kredi taksitlerini iade etmediği, müvekkilinin ödediği taksitlerin toplamı olan 15.564,62 TL'nin tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının sözleşmeyi keyfi olarak fesih ettiği, davacının erken kapama talebinin yerine getirildiği ve kredi bedeli tam ve eksiksiz olarak davacı yana iade edildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, yapılan yargılama toplanılan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı tarafça kullanılan kredinin bağlı kredi olmadığı kredi sözleşmesine uygun olarak ödediği faiz ve masrafları bankadan istemesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, yanca erken kapamadan önce ödenen kredi taksitleri talep edilmiş, mahkeme kullanılan kredinin bağlı kredi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. 4077 Sayılı Yasanın 10/5 maddesi uyarınca, "kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, kredi verenin tüketici kredisini belirli marka, bir mal veya hizmet satın alması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi gerekir." yalnızca ekonomik birlik içerisinde bulunduğu satım/hizmet sözleşmesinin varolmasıyla anlam ifade eden bir sözleşmedir. Bir başka deyişle, herhangi bir kredi verenle tüketicinin bir kredi sözleşmesi kurması halinde bunun bağlı kredi sözleşmesi olarak nitelendirilmesi söz konusu değildir. Nitekim kredi sözleşmesi, ancak bir mal/hizmeti finanse eden sözleşmeye bağlı olarak kurulması ve bu sözleşme ile ekonomik bir birlik oluşturması halinde “bağlı kredi sözleşmesi” olarak nitelendirilecektir. Gerçekten de bağlı kredi sözleşmesinin tek başına anlam ifade eden bir sözleşme olmaması nedeniyle, sözleşmenin hukuki niteliği açısından yapılması gereken asıl belirleme, bu sözleşmenin ekonomik birlik içerisinde bulunduğu sözleşme ile oluşturduğu yapılanmanın hukuki niteliğidir. (ÜZERLER Rabia Sanem; "Tüketici Hukukunda Bağlı Kredi Sözleşmesi" Yüksek Lisans Tezi Ankara 2011 s.79) dosyaya delil olarak sunulan davalı banka ile yüklenici firma arasında kredilendirilme işlemlerine ilişkin olarak imzalanan 01.03.2009 tarihli protokol, garanti taahhütnamesi, kredi kullandırım talimatı ve 15.04.2009 tarihli faiz oranlarına ilişkin ek protokol sunulmuş olup mahkemece, anılan deliller bağlı kredinin hukuki niteliği dikkate alınarak, varılacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.




13. Hukuk Dairesi         2015/40531 E.  ,  2018/3017 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ...A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; davalılardan ...Turizm İnş.A.Ş'den Ankara ... numaralı bağımsız bölümü satın aldığını, daire bedeli olan 120.000,00.-TL'nin 45.000,00.-TL lik kısmını davalı ... İnşaat A.Ş'ne peşin olarak ödediğini, 75.000,00.-TL lik kısım yönünden protokole atfen, konut finansmanı kredisi kullanarak bankaya verilen talimatla Laçin İnşaatın hesabına aktarıldığını, taşınmazın 30.08.2008 tarihinde yapı kullanma izin belgesi de alınmış halde teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, diğer davalı ... A.Ş nin de zarardan kredi miktarı tutarında sorumlu olduğunu ifade ederek davalı ...A.Ş.'ye bugüne kadar ödenmiş olan 55.054,99.-TL'nin faiziyle birlikte iadesi ile kalan kredi miktarı bakımından borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, daha sonra davacı vekili 19.01.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle; davacı ve davalı... inşaat arasında imzalanan sözleşmenin feshine, dava müddeabihi olan 55.054,99.-TL nin 19.945,01.-TL artırarak ıslahlarının kabulü ile 75.000,00.-TL nin davalı ... TAŞ den faizi ile birlikte iadesine, kalan kredi borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile davalı ... Tur. İnş. Nak. Maden, Otom. Gıda, Tekstil, Orman ve Hayvancılık. San. Tic. A.Ş. açısından; davacı ile imzaladığı 07/04/2008 tarihli taşınmaz satış sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiğinin tespitine, bu sözleşme kapsamında davacıya devir edilen Ankara ili, ... ilçesi, ... 44784 ada, 1 parsel, B blok, 8 numaralı bağımsız bölümün taşınmazı davacıya devir eden ... Tur. İnş. Nak. Maden, Otom. Gıda, Tekstil, Orman ve Hayvancılık. San. Tic. A.Ş adına tapuya tesciline, karar hülasasının İcra İflas Kanunu 28. Madde gereğince derhal Tapu Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine, Davalı ... açısından davacı ile imzalanmış olduğu 09/04/2008 tarihli konut finansmanı sözleşmesi nedeniyle ödenen 75.000,00 TL'nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen bu alacağın 55.054,99 TL 'sine dava 19.945,01 TL'sine ıslah tarihi olan 19/01/2015 tarihinden itibaren avans faiz yürütülmesine, Bu sözleşme nedeniyle bakiye borç var ise davacının borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiş; hüküm davalı ...A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

‘Bağlı Kredi’ kavramı 4077 Sayılı Yasanın 10/5 maddesi ile 10/B maddesinde tanımlanmış olup, kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, tüketici kredisinin veya konut kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin veya konutun tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verilmesi ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturması gerekmekte olup, bu koşulları taşımayan tüketici kredisinin bağlı kredi olarak kabulünün olanaksız olduğu belirtilmektedir. Belirlenen bu tanım ışığında dava dosyası incelendiğinde, davacı ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesinin bağlı kredi niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla birlikte, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4/3. maddesinde “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” hükmü ve yeni 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 35/2. maddesinde “ Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. Ancak, konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu; konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi durumunda konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır.” hükmü gereğince davalı bankanın sorumluluğu kredi miktarı ve konutun tesliminden itibaren sadece 1 yıllık süre ile sınırlıdır. Söz konusu olan bu süre emredici hukuk kuralı olması sebebiyle hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süreler hakim tarafından taraflarca ileri sürülmese bile her aşamada resen gözetilir.

Dava dilekçesinde davacı tarafça da ifade edildiği üzere konutun sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarih 30.08.2008 tarihidir. Hal böyle olunca davalı banka açısından söz konusu 30.08.2008 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Mahkemece, davalı banka yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı ...A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



13. Hukuk Dairesi         2018/3276 E.  ,  2018/6789 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-Halk Bankası A.Ş. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı müteahhit firma tarafından inşa edilen ve ... adıyla satışa çıkarılan projeden F Blok 8 numaralı konutu 193.000,00 TL bedelle satın aldığını, tapu devir işleminin 21.05.2018 tarihinde gerçekleştiğini, ancak, müteahhit firmanın inşaatı tamamlamadan yapımı durdurup inşaatı terk ettiğini, davalı bankanın kullandığı konut kredisi nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek; eksik ve ayıplı işler nedeniyle toplam 38.000 TL ile sözleşmede belirtilen tazminat toplamından 2.000,00 TL nin tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talep miktarını toplam 54.563 TL ye artırmıştır. 
Davalı banka vekili, kullanılan kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığını, bu nedenle de sorumluluklarının bulunmadığını bildirmiş; diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 54.563 TL nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı müteahhit şirketten aldığı bağımsız bölümün tamamlanmaması nedeniyle eksik iş ile gereken imalat bedeli ve sözleşmesel tazminatın tahsilini istemiş, davalı banka ise kredinin bağlı kredi olmadığı ve sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kredinin kullanıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4077 sayılı Yasa'nın 10/5 maddesi uyarınca, kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, kredi verenin tüketici kredisini belirli marka, bir mal veya hizmet satın alması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi gerekir. Bu koşulları taşımayan tüketici kredisinin bağlı kredi olarak kabulü olanaksızdır. Somut olayda, davacının konut satın almada kullanmak üzere davalı bankadan kredi kullandığı sabit olup, hüküm kurulurken, herhangi bir inceleme ve araştırmaya bağlı kalınmaksızın kullanılan kredinin bağlı kredi olduğu kabulü ile sonuca gidildiği görülmektedir. Hal böyle olunca mahkemece; eldeki dosyada kullanılan kredinin niteliği üzerinde durulmalı ve bağlı kredi olması halinde bankanın sorumluluğunun kapsamı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Karar bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olup, eksik iceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. 
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın davalı-Halk Bankası'na iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


13. Hukuk Dairesi         2016/20534 E.  ,  2018/4038 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, ... ada 1 parselde kayıtlı 1 numaralı bağımsız bölümün satışı hususunda dava dışı İsa isimli kişi ile anlaştığını, taşınmaz bedelinin 168.000,00 TL'sinin davalı bankadan kullanacağı kredi ile karşılanması amacıyla davalı banka ile konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, ancak tapu işlemleri sırasında, taşınmazın hacizli olduğunun öğrenilmesi üzerine, satış ve devir işlemlerinin yapılmadığını, bu nedenle de kredi sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken tutarın kendisine hiç ödenmediğini, banka tarafından değişik bahanelerle 3 ay kadar oyalandığını, bir çözüme ulaşılamayınca da 19.11.2014 tarihinde kredinin kapatılmasını istediğinde kendisinden 5.995,00 TL ve 325,00 TL olmak üzere toplam 6.320,00 TL haksız tahsilat yapıldığını ileri sürerek; bunun yasal faizi ile iadesine karar verilmesini istemiştir. 
Davalı banka vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.295,10 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı banka ile yaptığı konut kredisi sözleşmesine konu tutarın, tapudaki devir ve satış işleminin gerçekleştirilememesi nedeniyle kendisine verilmediği iddiasına dayanarak eldeki davayı açmış; davalı banka ise, uygun bulunan kredi talebi gereğince, kullandırılan kredi tutarının davacının hesaplarına aktarıldığını, yazılı talimat ile vadesinden önce kredinin kapatıldığını, iadesi talep edilen 325,00 TL nin kredi tahsis ücreti, 5.995,00 TL'nin ise kredinin işleyen faizi olduğunu savunmuştur. Mahkemece, 11.12.2015 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı tarafından kullandırılan kredi 6502 Sayılı Yasanın kabul ettiği anlamda bağlı kredi niteliğinde olmadığı için, davalı bankanın taşınmazın satılmamasından dolayı bir sorumluluğundan bahsedilemez. Davalı banka sözleşme uyarınca üzerine düşeni yaparak tahsis edilen krediyi davacının hesabına aktarmış olup, hesaba aktarılan para üzerinde kredinin kapatıldığı tarihe kadar da herhangi bir tasarruf imkanından yoksun kalmıştır. Bu süre içinde krediyi davacı hesabında bekleten davalı bankaya, konut devrinin yapılmaması nedeniyle atfedilebilecek bir kusur da bulunmamaktadır. Zira, üzerindeki haciz kaydı nedeniyle konutun devredilmemesi, davalı bankaya yüklenebilecek bir kusur değildir. Davalı bankanın davacıya tahsis ettiği krediye tahsis süresi boyunca faiz işletmesinin sözleşmeye ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine uygun olduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan, davacı, İsa Kaynak isimli kişi adına tescilli taşınmazda yer alan banka lehine kayıtlı ipoteğin, kullanacağı kredi ile çözüleceği, bu hususla ilgili banka ile anlaşma sağlandığı, hacizden kaynaklı devrin yapılamamasına ilişkin sorunun banka yetkililerince giderileceği, bu nedenle de kendisinin 3 ay boyunca oyalandığı yönündeki iddiasını da ispatlayabilmiş değildir. Bu açıklamalar ve tespitler ışığında dosya ele alındığında; hesap hareketlerine göre kredinin kapatıldığı 19.11.2014 tarihinde (B.KREDİ TAHS.) ismiyle yapılan kesintilerin davalının iddia ettiği gibi faiz alacağına ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca, dosya ek rapor alınmak üzere yeniden bilirkişiye tevdii edilerek, bu husus açıklığa kavuşturulup, yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınarak sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

13. Hukuk Dairesi         2015/19253 E.  ,  2017/5759 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ... İnşaat şirketinin gerçekleştirdiği “... ...” konut projesinden bir bağımsız bölüm satın aldığını, diğer davalı bankadan da bu nedenle konut kredisi kullandığını, sözleşmede teslim tarihi 31.12.2008 olmasına rağmen teslimin halen gerçekleşmediğini ve davalı şirketin inşaatın yapımını durdurduğunu ileri sürerek satın aldığı bağımsız bölüme yapılacak masraflar için şimdilik 30.000 TL, ortak mahaller için şimdilik 8.000,00 TL, sözleşmesel tazminat olarak şimdilik 2.000,00 TL nin dava tarihinden işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. 
Davalı banka, kredinin bağlı kredi olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi raporu ile belirlenmiş olan eksik işler bedeli olan 26.550,00 TL ve 4.603,00 TL ortak giderlere ilişkin bedelin ve 24.000,00 olarak hesaplanan tazminat bedelinden davalı banka kullandırdığı kredi miktarı oranında sorumlu olmak üzere davalılardan müşterek müteselsil tahsili ile davacıya ödenmesine, eksik işler ve ortak giderlere ilişkin fazla taleplerin reddine, tazminata ilişkin olarak hükmedilen 24.000,00 TL’den 2.000,00 TL’ye ilk dava tarihi 31/12/2009, bakiye 22.000,00 TL’ye ıslah tarihi olan 13/11/2012 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsiline, karar verilmiş; hüküm davalı Banka tarafından temyiz edilmişir. 
Davacı, davalı müteahhit şirketten aldığı bağımsız bölümün tamamlanmaması nedeniyle gereken imalat bedeli ve sözleşmesel tazminatın tahsilini istemiş, davalı banka ise kredinin bağlı kredi olmadığı ve sorumluluğunun olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4077 Sayılı Yasanın 10/5 maddesi uyarınca, kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, kredi verenin tüketici kredisini belirli marka, bir mal veya hizmet satın alması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi gerekir. Bu koşulları taşımayan tüketici kredisinin bağlı kredi olarak kabulü olanaksızdır. Davacının konut satın almada kullanmak üzere davalı bankadan kredi kullandığı sabittir. Davacı ile davalı arasında yapılan kredi sözleşmesinde satın alınacak malın herhangi bir özelliği belirtilmediği gibi, satıcı ismi de belirtilmemiştir. Konut satış sözleşmesi ve broşürlerde de davalı bankanın adı hiç geçmemiştir. Öyle olunca bankanın davacıya kullandırdığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davalı banka hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  
9.2.2019 12:11:27

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim