Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
0 Yorum

Estetik amaçlı operasyonda hekimin sorumluluğu





Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, memelerinde düzgün görünüm için estetik gayeyle davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. 



15. Hukuk Dairesi         2018/4621 E.  ,  2018/4686 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik operasyon nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz olunmuştur. 

Davacı davasında 16 yaşından beri göğsünde fibroadenom bulunmasından dolayı ameliyat olmaya karar verdiğini, bu ameliyatı davalının yaptığını, ameliyat sonrası bir gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edildiğini, taburcu olup eve gitmesinden sonra 3-4 gün boyunca vücudunda anormal morarmalar ve şişlikler belirdiğini, çektiği bu acı ve ızdırabın ameliyattan sonra yaklaşık 1 ay boyunca devam ettiğini, bu süreç içinde haftada en az 2 defa muayene gittiğini, daha sonra şekil bozukluklarının meydana geldiğini ve 2009 yılında müvekkilinin göğsünün çok çirkin bir görüntü aldığını, bir süre sonra lenf bezlerinde şişmelerin oluştuğunu, çekilen ultrason sonucunda; göğsünde bir şeyin sızma yaptığını, vücudun kendini korumak için harekete geçtiğini bu sebeple lenf bezlerinin şiştiğinin anlaşıldığını, davalının yaptığı ameliyattan sonraki dönemde iki kez daha ameliyat olmak zorunda kaldığını, sonuçta göğsünde nükseden rahatsızlıkların sebebinin davalı tarafından yapılan ilk ameliyatla takılan protezin hatalı ve kullanılması gereken materyalin vücut yapısına uygun olmayan yanlış ve daha büyük boyutta takılmış olmasından kaynaklandığını, yaklaşık beş senedir göğsündeki şekil bozuklukları sebebiyle elem ve üzüntü içerisinde olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi toplam 51.000,00 TL 'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı savunmasında davacının 2007 Ağustos ayında yapılan muayene sonucu göğsünde bulunan fibroadenomun operasyon ile alınarak göğsüne protez takılmasına karar verildiğini, göğse yerleştirilen protezin büyük ve yanlış kullanılmadığı gibi cilt altına da konmadığını, mentor marka protezlerin dünyanın en iyi protezi olduğunu, ameliyat sonrası çekilen fotoğraflarda herhangi bir morluk, şişlik ya da şekil bozukluğunun mevcut olmadığını, davacının en son 26.09.2007 tarihinde kontrole geldiğini, en son kontrolden 1.5 sene sonra 03.03.2009 tarihinde kist şikayetiyle geldiğinde sağ ve sol memede kistler tespit edildiğini, kendisinden ultrasonografi istendiğini ancak hastanın bir daha gelmediğini, protezlerin kas altına konduğunu, kistlerin meme dokusunda olup protezler ile ilgili olmadığını, davacının sonradan başka yerlerde birden fazla ameliyat olduğunu, bu ameliyatların protez konması, protez koyma işlemi yönünden herhangi bir sakınca olmadığını gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 
Mahkemece ... ve ... Üniversitesi'nden alınan bilirkişi raporlarına göre ilk ameliyatın belgeleri ve fotoğraflarının incelenmesi ile yapılan inceleme sonucunda uygulanan yöntemin ve ortaya çıkan sonucun hatalı olmadığı, morarma ve ağrıların her ameliyat sonucu olabilecek komplikasyonlar olduğu bu sonuçların davalının özensizliğini göstermediği sonradan yapılan ameliyatların her bir ameliyat sonrası halinin ilk ameliyata bağlı olarak hatalı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 

Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, memelerinde düzgün görünüm için estetik gayeyle davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. 

Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, “(1)Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. (2) Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.” Denilmiş olup, Yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. 

Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır. 
04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen ... BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya hastane ortamında tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o an ki ulaştığı düzeyi 
ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki estetik müdahalelerde de uygulanacağının kabulü zorunludur. Öte yandan ayrıca 5. maddede, aydınlatılmış rıza alınması zorunluluğu açık bir şekilde düzenlenmiştir. 
Öte yandan, davacıya uygulanan işlem tıbbi müdahale olduğu için ve hastane ortamında yapılması nedeniyle yürürlükteki mevzuata göre de hastane kayıtlarının tam olarak tutulması zorunluluğu bulunmakta, hekimin hastadan onamını alma yükümlüğü de bulunmaktadır. Nitekim, 1279 sayılı Yasa'nın 70. maddesi uyarınca ağır tıbbi müdahalelerde hastanın rızasının alınması zorunluluğu da bulunmaktadır. Ayrıca Hususi Hastaneler kanunu uyarınca çıkartılan Hasta Hakları Yönetmeliği'nde de hastane kayıtlarının tam olarak tutulmasına ilişkin 7. ve 16. maddelerinde düzenlemeler bulunmakta olup, hastaya ait kayıtların da noksansız olarak tutulması zorunludur. 
Mahkemece alınan ... Raporunda ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflara göre ameliyattan sonra oluşan ..., morarma ve şişliğin her cerrahi girişimden sonra beklenebilir durumlar olduğu davalının kusurlu olmadığı açıklamış, ... Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan raporda da benzer açıklama yapılmıştır. 

Somut olay değerlendirildiğinde, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle işsahibi yararına sonuç vermediği gibi, 1. operasyon öncesi aydınlatma yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmediği ve kayıtların tam olarak tutulmadığı, eser sözleşmesi niteliği gereğince yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği ve kusurlu bulunduğu, komplikasyon konusunda aydınlatılmanın yetersiz olduğu gibi, komplikasyon yönetiminin de yeterli olmadığı dosya kapsamı ile anlaşıldığından, yeterli gerekçe içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılması hatalı olmuştur. 
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalı hekimin kusurlu olduğu gözetilerek davacının istek kalemleri değerlendirilerek eserin kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olmamakla birlikte, ... raporunda belirtilen müdahalelerin neler olduğu ve ne tür ameliyatlarla ve ne miktarda giderilebileceği konusunda rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminatla ilgili istek kalemleri de değerlendirilip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 26.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


15. Hukuk Dairesi         2018/3669 E.  ,  2018/3580 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçlı diş tedavi sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı iş sahibi, davalı şirket işleten, davalı doktor ise tedaviyi gerçekleştiren konumundadır. 
Davacı iş sahibi vekili; davacının Alman Vatandaşı olduğunu, yapılan reklamlar çerçevesinde Türkiye'de bizzat ... tarafından tedavi edilmek üzere randevu aldığını, davalı ...'in tedavi ile doğru düzgün ilgilenmediği halde tedavi bedelini peşin tahsil ettiğini, uygulamaların bir çoğunu da asistanına yaptırdığını, davacıya ait dişlerin yetiştirilmemesi ve ... da 8 gün fazladan kalması nedeniyle konaklama giderine neden olduklarını, Cuma günü için alınan randevunun Pazartesine aktarılması ile dönüş için aldığı uçak biletinin iptâli nedeniyle 360 Euro zarara uğradığını, yine bu 8 gün davacının işinin başında olmaması nedeniyle gelir kaybı olduğunu, davacının günlük kazancının 1.250 Euro, Pazartesi randevusuna gittiğinde de davalı ...'in muayene etmeden asistanına yönlendirdiğini, bu süreçte implant takılması gibi ciddi işlemlerin de asistana yaptırıldığını, buna itiraz üzerine de implantın oturmadığını belirtilerek çekildiğini, davacının çene kemik yoğunluğu düşük olduğundan kemik tozu uygulaması yapıldıktan sonra implant uygulanması gereğine de uyulmadığından dişin çekilerek implantın da söküldüğünü, ... Tıp Merkezine giden davacıya hatalı uygulama yapıldığı bilgisinin verildiğini, böylece bilim gereklerine aykırı davranan davalılara tedaviden vazgeçtiğini, ayrıca ücret ödeyerek Almanya'da tedavisini tamamladığını, bu arada davalılara ... 7. Noterliği'nin 28.03.2013 tarih ve 08478 yevmiye sayılı ihtarı gönderildiğini, ancak herhangi bir yanıt verilmediğini, bu nedenlerle davacının dişlerinde ve damaklarında davalı 
...'in keza onun talimatı ile bir kısmı da asistanına yaptırılan hatalı ve tıbbi ilkelere aykırı ve zarar verici, hatalı, eksik ve yanlış davalı tarafından da yarım bırakılan tedavisinden dolayı maddi tazminata ilişkin tüm fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile hak etmedikleri ve tedaviyi yarım bıraktığı halde eksiksiz ödenen ücretin iadesi de dahil olmak üzere 30.744,00 TL maddi tazminatın, çektirilen elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi için 70.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 
Davalılar vekili; davacının yabancı olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğini, davalılardan ...'in hastanede çalışan bir diş hekimi olduğunu, reklamı bulunmadığını ve randevuların doktor ismi üzerinden değil klinik için mevcut otomasyon sisteminden verildiğini, davacı iddiası aksine davacı ile başından sonuna kadar ...'in ilgilendiğini, asistanların sadece hekimi asiste ettiklerini, doktorun hatalı bir işlemi bulunmadığından davalıların sorumluluğunu gerektiren yasal koşullar bulunmadığını, davacının ilk randevusuna 24.12.2012 tarihinde geldiğini, çekilen röntgen ve çalışmalar sonucunda 3 adet implant 21 adet de zirkonyum diş tedavi dolgu yapılmasının kabul edilmesi üzerine 6.750 Euro fiyat verildiğini, ancak peşin ödenmesi kaydıyla 6.500 Euro ödemenin kabul edildiğini, bu teklifin davacıdan geldiğini, ikinci randevunun 26.12.2012 tarihinde olduğunu ve implantlar yerleştirildiğini, zirkonyum dişlerinin ölçülerinin alındığını, üçüncü randevunun da 29.12.2012 tarihinde olduğunu, zirkonyum dişlerin tamamlandığını ve implantların geçici dişlerinin takıldığını ve 4 ay sonrasına randevu verildiğini, 18.03.2013 tarihindeki randevusunda sorun bulunmadığı bildirildiğinden implant ölçüleri alınıp Cuma gününe kadar randevu verildiğini, Cuma günü randevusuna geldiğinde sol üst çene implantında sıkıntı fark edilmesi üzerine bunun çıkarılması gerektiğinin söylendiğini, hastanın isterse hiç bedel ödemeden tedaviye devam edileceği, ancak 4 ay sonra tekrar gelmesi gerektiğinin izah edilmesi üzerine bunu düşünmek istediğini söylemesi üzerine Pazartesine geldiğinde implantların yapıldığı diğeri için de randevu verildiğini, ancak hastanın sonra hastaneye gelmediğini, tedavi sürecinin yapılan işlemlere uygun olduğunu, hekimin kasıtla veya hatalı işlemle tedavi süresinin uzamasının söz konusu olmadığını, kullanılan malzemelerin de bu konuda en kaliteli malzemelerden olduğunu ve davacının üçüncü randevudan ve birçok işlem yapıldıktan sonra tedavisini yarım bırakması nedeniyle taleplerinin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat tutarının yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararı taraf vekillerince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece diş hekimi ve mali müşavir bilirkişiden alınan iki ayrı rapor hükme esas alınarak maddi tazminat 
talebinin kabulüne karar verilmiş ise de; alınan bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun olmayıp, hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı iş sahibi diş tedavisinin ayıplı yapıldığını iddia ettiğine göre uyuşmazlığın işin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanununun ayıba ilişkin hükümlerine göre değerlendirilip çözüme kavuşturulması zorunludur.
Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, aynı maddenin II. fıkrasında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim ve eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hükmü getirilmiştir. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır.
Öte yandan 6100 sayılı HMK'nın “Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi” başlıklı 31. maddesinde bulunan “(1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmüne göre hakim, tarafların açık olarak ileri sürmedikleri konusunda ileri sürülen hususun açıklanmasını isteyebilecektir. 
Mahkemece bu hükümlere göre davacının ayıp halinde hangi seçimlik hakkı kullandığı belirlenmeksizin yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun seçilecek uzman bilirkişi ya da bilirkişiler kurulu aracılığıyla ayıplı olduğu iddia edilen diş tedavisinde ayıbın varlığına yönelik mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişle rapor almak,bu çerçevede diş tedavisindeki ayıp derecesini belirlemek ve buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde öngörülen haklardan hangisinin kullanılması gerektiğinin HMK 31. madde kapsamında davacı tarafa açıklattırılarak, konunun mahkemece takdir edilmesi; tedavinin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğunun saptanması halinde ise varsa eserin ayıplı haliyle değerinin belirlenmesi, değer ifade ediyor ise; davacının iş bedeli alacağından mahsubunun yapılması ve özellikle bilirkişi raporunda belirlenen iyileştirme bedelinin neye ilişkin olduğu saptanarak tüm bu değerlendirmeler ışığında karar verilmesinden ibaret olmalıdır. 
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 03.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


  
10.2.2019 12:31:59

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim