Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
0 Yorum

Ziynet alacağı davasında avukat bilirkişi atanması





3. Hukuk Dairesi         2016/17437 E.  ,  2018/4512 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ziynet eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: 

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili özetle; davacıya düğünde takılan altınların davalının anne-babasına ait kasaya konulduğunu, davalının eşi davacı ile ilgilenmediğini, son tartışmalarında davacıya şiddet uyguladığını, davacıyı doktora götürdüğünde davacının başka doktora gidilmesini istemesi üzerine davacıya hakaret edip annesine bıraktığını, tarafların bir daha bir araya gelmediklerini belirterek ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının hastane bahçesinde davalıya bağırması üzerine sakinleşmesi için davacıyı annesine bıraktığını, ziynetlerin davacının annesine bırakıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. 
Mahkemece; davacıya düğün ve nişanda takılan ziynetlerin davalının babasına ait kiralık kasaya konulduğu, tarafların müşterek konuttan hastaneye gitmek maksadıyla birlikte evden çıktıkları, hastane dönüşünde tartışmaları üzerine davalının davacıyı annesinin evine bıraktığı, tarafların bir daha bir araya gelmediği, davacının fiili ayrılık döneminde müşterek konuta döndüğünde tüm ev eşyasının davalı erkek tarafından evden taşındığı, bu haliyle davacının zaten ziynet eşyası alabilme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK.nun 281.maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır. 
Eldeki davada ise, konusunda uzman olmayan avukat tarafından düzenlenen bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmıştır.
O halde mahkemece, dosyanın kuyumcu bilirkişiye tevdii ile, davanın açıldığı 13.11.2014 tarihi itibariyle talep edilen ziynet eşyalarının gram, ayar ve niteliklerinin gözönüne alınarak, CD ve fotoğraflar incelenmek sureti ile, davacının talep ettiği ziynetlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, bedeli hüküm altına alınan ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerinin hükümde ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, hükme elverişli bulunmayan rapora dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 
  
10.2.2019 13:20:07

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim