Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Avukatlık-Barolar
0 Yorum

Avukatın takas ve hapis hakkını kullanamayacağı sözleşme ile kararlaştırılabilir





 Davacı ile davalı ... arasında imzalanan 21.11.2012 tarihli sözleşmenin 12. sayfasında “Takas, mahsup veya hapis hakkının kullanılması bu sözleşmeden doğan alacaklar bakımından yasaklanmıştır; velev ki, takas, mahsup veya hapis hakkına konu alacak kesinleşmiş bir yargı kararına bağlı olsun” hükmü öngörülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 166/1.maddesinde "avukat, müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki; her davanın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Buna göre tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları sözleşmenin takas, mahsup ve hapis hakkının kullanılmasını yasaklayan söz konusu hükmü, Avukatlık Kanunun 166/1 maddesinin emredici nitelikte olmaması karşısında geçerli ve tarafları bağlayıcı olup, bu nedenle mahkemece asıl davanın reddine, karşı davada ise sözleşmedeki takas ve mahsubu yasaklayan hükme rağmen davalı avukatın uhdesinde kalan miktarın mahsup edilmek suretiyle, bakiye alacak üzerinden kısmen kabul kararı verilmiş olması yerinde değildir. O halde Mahkemece, taraflar arasındaki 21.11.2012 tarihli sözleşmenin takas, mahsup ve hapis hakkının kullanılmasını yasaklayan hükmü gözetilerek asıl ve karşılık davadaki talepler hakkında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 



13. Hukuk Dairesi         2015/30394 E.  ,  2016/22574 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı-karşı davacı Asil ... ve vekili avukat ...'nın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 10.07.2012 tarihli vekaletnameyle şirketleri ile davalı avukat arasında vekalet ilişkisi kurulduğunu, 21.11.2012 tarihinde ise diğer davalı ... ile danışmanlık hizmet teklifi ve ücret anlaşması imzalandığını, davalılara peşin 200.000 Euro+KDV avukatlık ücreti ödendiğini, ayrıca masraf avansı gönderildiğini ve davalıların uhdesinde 523.000,00 TL bakiye masraf avansı bulunduğunu, davalıların yürüttüğü işlemlerde gecikme ve eksiklikler olduğunu düşündüklerinden 01.02.2013 tarihinde gönderdikleri bildirim ile vekalet ilişkisini sona erdirdiklerini, davalılar uhdesinde bulunan 523.00,00 TL masraf avansı ile kendilerine ait bilgi ve belgelerin iadesinin talep edildiğini, davalıların masraf avansının iadesi için 1.804.000,00 Euro avukatlık ücreti ödenmesini talep ederek uhdelerinde bulunan 523.000,00 TL üzerinde hapis hakkı kullanıldığını bildirdiklerini, ancak aralarındaki sözleşme uyarınca davalının talep ettiği ilave ücrete hak kazanmadığını, ayrıca sözleşme ile hapis hakkının kullanılmasının yasaklandığını, bu nedenle davalılar uhdesinde bulunan 523.000,00 TL'nin iadesi amacıyla takip başlattıklarını ve itiraza uğradığını ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. 
Davalılar, davacının haklı bir neden olmaksızın vekalet ilişkisini sona erdirdiğini, sözleşmede açıkça haksız fesih, müvekkilin istemi ile davalardan vazgeçilmesi hallerinde davacının kararlaştırılan ücretin tamamını ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, böylece ücretin tamamına hak kazandıkları için masraf avansı üzerinde hapis hakkını kullandıklarını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de, haksız olarak azledilmiş olmaları nedeniyle sözleşme ile kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamına hak kazandıklarını, uhdelerinde kalan ve takip konusu yapılan masraf avansının mahsubu halinde 1.755.643,00 TL bakiye vekalet ücreti alacakları bulunduğunu ileri sürerek 1.755.643,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuna göre işleyecek faizi ile davacıdan tahsilini istemiştir. 
Mahkemece, davalının yasal hapis hakkı gözetilerek itirazın iptali davasının reddine, karşı dava yönünden davacının alacak isteminin kısmen kabulü ile 1.593.358,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir. 
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile davalılar uhdesinde bulunan 523.000,00 TL masraf avansının iadesi amacıyla başlatmış olduğu takibe yönelik olarak davalının haksız itirazının iptalini istemiş; davalılar haksız olarak azledilmeleri nedeniyle ücret sözleşmesinde öngörülen vekalet ücretinin tamamına hak kazandıklarını ve bu nedenle hapis hakkını kullandıklarını savunarak davanın reddini dilemişler, karşı dava yoluyla haksız asil nedeniyle vekalet ücret alacakları bulunduğunu, uhdelerinde kalan takip konusu miktarın mahsup edilerek kalan bakiye ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Mahkemece, azlin haksız olması nedeniyle davalının ücretin tamamına hak kazandığı ve masraf avansı olarak uhdesinde bulunan 523.000,00 TL üzerinde yasal hapis hakkını kullandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise asıl davaya konu edilen icra takip takibindeki miktar maksup edilmek suretiyle bakiye 159.335,832 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı ile davalı ... arasında imzalanan 21.11.2012 tarihli sözleşmenin 12. sayfasında “Takas, mahsup veya hapis hakkının kullanılması bu sözleşmeden doğan alacaklar bakımından yasaklanmıştır; velev ki, takas, mahsup veya hapis hakkına konu alacak kesinleşmiş bir yargı kararına bağlı olsun” hükmü öngörülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 166/1.maddesinde "avukat, müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki; her davanın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Buna göre tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları sözleşmenin takas, mahsup ve hapis hakkının kullanılmasını yasaklayan söz konusu hükmü, Avukatlık Kanunun 166/1 maddesinin emredici nitelikte olmaması karşısında geçerli ve tarafları bağlayıcı olup, bu nedenle mahkemece asıl davanın reddine, karşı davada ise sözleşmedeki takas ve mahsubu yasaklayan hükme rağmen davalı avukatın uhdesinde kalan miktarın mahsup edilmek suretiyle, bakiye alacak üzerinden kısmen kabul kararı verilmiş olması yerinde değildir. O halde Mahkemece, taraflar arasındaki 21.11.2012 tarihli sözleşmenin takas, mahsup ve hapis hakkının kullanılmasını yasaklayan hükmü gözetilerek asıl ve karşılık davadaki talepler hakkında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27.210,95 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
  
23.2.2019 23:53:49

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim