Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Davalar-Soruşturmalar-Ceza Hukuku
0 Yorum

Yeterli delil toplanmadan iddianame düzenlenmesi- Dijital inceleme raporu-İddianamenin iadesi





16. Ceza Dairesi         2018/989 E.  ,  2018/4981 K.

"İçtihat Metni"


TALEP:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2018 tarih ve 2018/8356 sayılı yazısı ile,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.10.2017 tarihli ve 2017/9526 soruşturma, 2017/4347 esas, 2017/985 sayılı iddianamenin iadesine dair Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli ve 2017/279 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/702 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi,
Dosya kapsamına göre, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesince, şüpheliden elde edilen dijital materyallerin incelenmesi bitmeden dava açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanunun 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği,
Somut olayda, şüphelinin, öğrencilik döneminde örgüte ait evde kaldığı, örgüte ait bankada aktif hesabının bulunduğu, örgüt üyesi kişilerle yakın ilişki içinde olduğunu gösteren tanık beyanları, örgütün toplantı ve eğitim faaliyetlerine katılması, 2013 yılından sonra irtibatını kestiğini söylemesine karşın 2015 yılına kadar örgüte ait gazete ve dergiye üye olması ve yine din öğretmeni bir kişi olmasına karşın 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar örgüt liderini din bilgini olarak düşündüğünü ifade etmiş olması karşısında şüpheli hakkında atılı suç yönünden kamu davası açılmasını gerektirecek ölçüde yeterli şüphe bulunduğu anlaşılmakla, mevcut delillerin kamu davasının açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın 

kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 19.01.2018 gün ve 94660652-105-10-12185-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak, Dairemize gönderilmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

OLAY
Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli ve 2017/279 Değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarih 2017/702 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Bandırma Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünce yapılan disiplin soruşturmasında alınan ifadelere istinaden Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde öğretmen olarak görev yapan ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı, irtibatlı olduğu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hırsızlıkla itham ettiğine dair bilgiyi içeren İlçe Müftülüğü yazısının Bandırma Kaymakamlığı İlçe Olağanüstü Hal Bürosunca 01.12.2016 tarihli yazı ile Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarını müteakip başlatılan soruşturma kapsamında;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğuna dair iddia kapsamında ... ... ile ilgili olarak yürütülen idari soruşturmada, 09.10.2016 tarihinde ifade veren tanık ... ... 'ın beyanlarında "Fetö ile yakınlığı bilinen ... ile arası iyiydi."şeklinde hakkında ifade bulunduğu, diğer tanık ... .... ifadesinde ise".. Kahvenin üst katında Zaman Gazetesi bürosunun olduğunu, ... ... burada bazı akşamlar şuan... İmam Hatip Ortaokulunda görev yapan ... ... ile birlikte ve birkaç kişi daha toplandıklarını, ... ... kendinden Cumhurbaşkanımız aleyhine konuştuğunu ve onu hırsızlıkla ilgili itham ettiğini duyduğunu...." şeklinde ifade de aralarında husumet bulunmadığına dair araştırma tutanağı bulunan bu kişilerin ifadelerinde adının geçtiği bildirilen; 18.01.2017 tarihli Bandırma İlçe Emniyet Müdürlüğünün yazısı ekinde gönderilen sorgu tutanağına göre Bylock programının kullanımına dair sorgularda herhangi bir kaydına rastlanılmadığı belirtilen, müracaatı alınan sıfatıyla 16.02.2017 tarihinde ... Işkın ile 17.02.2017 tarihinde bilgisine başvurulan sıfatla ... .... 17.02.2017 tarihli ifadelerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu ve cumhurbaşkanına hakaret ettiğine dair beyanların bulunduğu, 20.03.2017 tarihli yazı içeriği ve ekindeki 2011 ve 2017 yıllarını kapsayan belgelere göre Bank Asya hesabı bulunan ve aktif kredi kartı kullanımı bulunduğu tespit edilen, soruşturma kapsamında 16.05.2017 tarihinde kendiliğinden TEM büro amirliğine gelerek yakalaması yapılan ve rızaen cep telefonu, bilgisayar vs.. dijital materyallerini teslim eden, müdafii huzurunda şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde örgütle iltisakı olduğunu kabul etmeyen ancak 17/25 Aralık öncesinde sohbetlere katıldığını sonrasında irtibatını kestiğini, 2009-2015 yılları arasında Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine aboneliği olduğunu, 2009 yılından itibaren Bank 
Asya ile başkaca bankalarda da hesapları olduğunu, TMSF'ye devredilmesine müteakip kredi kartı borcunu kapadığını, cemaatin düzenlediği bir konferansa katıldığını, kamp yerine gittiğini, cemaat-ışık evleri ile bir dönem irtibatı olduğunu, 15 Temmuz tarihine kadar Fetullah Gülen'i din bilgini olarak düşündüğünü bu tarihten sonra örgütün lideri olduğunu belirterek bilmeden istemeden içerisinde bulunduğu yapı ile adının anılmasını istemediğini beyan eden, 18.05.2017 tarihinde CMK 134 madde kapsamında 16.05.2017 tarihinde rıza ile teslim edilen dijital materyaller üzerinde inceleme kararı verilmesi talebinde bulunulması üzerine 18.05.2017 tarih 2017/945 değişik iş sayılı Bandırma Sulh Ceza Hakimliği kararı ile talebin kabul edilerek arama yapılması ve kopya çıkartılarak metin haline getirilmesine dair karar verilen ve 01.06.2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/7911 soruşturma ve 2017/178 numarası ile dijital materyaller üzerindeki inceleme sonucunun henüz gönderilmediği de belirtilerek düzenlenen fezlekeye istinaden, Bandırma İmam Hatip Ortaokulunda öğretmen olan ve sabıka kaydı bulunmadığı görülen ... hakkında şüpheli sıfatı ile 5237 sayılı Yasanın 314/2, 53, 58/9, 3713 sayılı Yasanın 5 ve 7 maddelerinden; ... ..., ... ... ifadeleri, Bank Asya'da aktif hesabının bulunması, şüphelinin ifadesinde 17-25 Aralık süreci öncesinde sohbet toplantılarına katıldığını, kamp yerlerine gittiğini, 2015 yılına kadar Sızıntı dergisi ve Zaman gazetesine üyeliği olduğunu, konferansa katıldığını, üniversite yıllarında örgüte ait evde kaldığını beyan ettiği hususları belirtilerek şüpheli sıfatı ile cezalandırılması istemini içerir 16.10.2017 tarihli Balıkesir 2.Ağır Ceza Mahkemesine hitaben tanzim edilen ve dijital materyaller üzerinde incelemenin devam ettiği hususunun belirtildiği iddianamenin, 18.10.2017 tarihli Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/279 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile "şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin incelemesinin devam ettiği, inceleme sonucu düzenlenecek olan raporun düzenlenmesi beklenmeden dava açıldığı anlaşılmakla, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan ve yukarıda belirtilen mevcut deliller toplanmadan düzenlenen iddianamenin CMK 174/1-a, b maddeleri gereğince eksikliklerin giderilmesi yönünden Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile iadesine karar verildiği, 25.10.2017 tarihinde Balıkesir Cumhuriyet Başsavcı vekilince karara karşı süresinde yapılan itirazda özetle dijital materyallerin atılı suçun delili olarak gösterilmediğini, kaldı ki suç unsuru tespit edilmeyecek olsa dahi kamu davası açılması gerekliliğine karar verildiği, toplanan diğer deliller ve tevilli ikrar kapsamında kamu davası açmaya yeterli delil bulunduğu, aksi kabulün soruşturmayı sürüncemede bırakacağından verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile yaptığı itirazın Balıkesir 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli kararı ile yerinde görülmemesine müteakip, itiraz merci sıfatı ile Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli, 2017/702 değişik iş sayılı kararı ile dijital materyal inceleme sonuçlarının suçun sübutuna mutlak etki edecek delillerden olduğu, bu delil toplanmadan kamu davası açılmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.



KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Dairemizce çözülmesi gereken uyuşmazlık şüpheli tarafından rızaen teslim ettiği dijital materyaller hakkında inceleme raporu sonucu beklenilmeden tanzim edilen iddianamenin, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmesi gerekçesi ile iadeye konu olup olmayacağı noktasındadır.
YASAL MEVZUAT 
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
Kamu davasını açma görevi
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e)Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) 253 üncü maddenin ondokuzuncu fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, Cumhuriyet savcısı, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup, üst sınırı bir yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere;
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

İddianamenin iadesi
Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.)
(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.

HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: 
Buna göre;
CMK'nın 170/2. maddesinde soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının bir iddianame düzenleyeceği, 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği, 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği belirtilmiştir. İade nedenleri arasında sayılmayan sebeplerden dolayı iddianame iade edilemez. Ancak iddianamenin iadesi kararı kesinleşmişse, CMK'nın 174/4. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir.
Madde "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." demiştir.
Şüphe kelime manası hukuk sözlüklerinde "Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba" olarak tanımlanmıştır. (http://www.sozluk.adalet.gov.tr./ Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü, 09.06.2018 tarihi itibari ile) 
Yasa koyucu masumiyet karinesi başta olmak üzere diğer Ceza Muhakemesi ilkeleri de dikkate alınarak, soruşturmanın başlaması, kamu davasının açılması, koruma tedbirlerinin uygulanması gibi muhakeme faaliyeti evrelerindeki çeşitli işlem ve tedbirlerin uygulanmasına yönelik olarak aranan koşullarda; makul şüphe, yeterli şüphe, kuvvetli suç şüphesi gibi ifadelere yer vermek sureti ile deliller ile desteklenen şüpheye yönelik derecelere vurgu yaptığı 5271 sayılı Yasanın muhtelif hükümlerinde açıkça görülmektedir.
Şüpheye yönelik sınıflandırmalar ve adlandırmalarda doktrinde farklılıklar olduğu görülse de; mahiyeti itibari ile maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasına yönelik olarak Ceza Muhakemesi evrelerindeki işlemlerde şüphe dereceleri kabul görmektedir. Bu kapsamda terminoloji açısından "Şüphenin varlığı ve kuvvet derecesi ceza yargılaması açısından büyük önem taşır. Yargılamanın her aşamasında buna başvuran makamların görevlerine ve başvurulan tedbirin niteliğine göre farklılık gösterebilir. Şüphe, soruşturma ve kovuşturma makamlarının delillere ve olgulara dayanan bir tahminidir. Bu tahmin yanılma payını da içermektedir. Şüphe, bu yanılma payının derecesine göre sınıflandırılabilir. Ceza yargılamasında şüphenin basit, makul, yeterli ve kuvvetli şüphe olmak üzere çeşitli derecelerinden bahsedilebilir.... Şüphe, bazen zayıf, bazen kuvvetlidir. Şüphenin kuvvet derecesini ölçen unsur, delil ve emarelerdir. Şüpheyi tarif etmeye yarayan delillerin kuvveti, şüphenin kuvvetini belirler. Bazı yazarlar şüpheyi temelde ikiye ayırarak incelerler. Delillerin kuvveti az ise basit şüpheden, deliller nicelik olarak fazla ya da kuvvet derecesi yeterli ise yoğun şüpheden söz edilmektedir. Yoğun şüphe, eldeki delillerin nicelik olarak çok olması, delil kuvvetinin de yeterli olması ya da diğer deyimle kuvvetli delillerin bulunması halidir. Bu ikili ayrıma göre, yoğun şüphe de kendi içinde yeterli şüphe ve kuvvetli şüphe diye ikiye ayırılır. Buna göre, basit şüphenin dayanağı olan deliller genellikle basit, yetersiz veya azdır. Eldeki deliller sayıca az 

değilse ya da delilin kuvvet derecesi yeterli veya kuvvetli ise yoğun şüpheden söz edilir. Hakkında dava açıldığında yargılama sonucunda elde edilen delillerin durumuna göre, mahkumiyet verilmesi ihtimali beraat kararına göre daha yüksek ihtimal ise yeterli şüphe var kabul edilir; sanığın mahkum olması kuvvetle muhtemel ise kuvvetli şüphe var demektir. ..., “...”, “...”, “...”, “... şüphe”, “yeterli şüphe”, “kuvvetli şüphe” terimlerine yer vermektedir. ...’e göre şüphe temelde üçe ayrılır. Basit, yeterli ve kuvvetli şüphe. Makul şüphe bu üçlü ayrımın dışında kalır. ... ve .... de, şüphenin kuvvet derecelerini dörde ayırarak incelerler: Soruşturmayı başlatan basit şüphe, makul şüphe, yeterli şüphe, kuvvetli şüphe.
Soruşturmanın başlamasında delillere dayanan basit bir şüphenin bulunması gereklidir.
Şüphelinin söz konusu suçu işlemiş olma ihtimalinin işlememiş olma ihtimalinden daha fazla ve güçlü olması halinde ise yeterli şüpheden söz edilmelidir.
Yeterli şüphe, yeterli delille ortaya konulur. Delillerin yeterli bir şüphe oluşturup oluşturmadığı konusunda karar verme yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. (CENTEL Nur/ZAFER Hamide; Ceza Muhakemesi Hukuku 6. Baskı, s: 425-426)
Cumhuriyet savcısı başlatılan soruşturma sonucunda yeterli şüpheye ulaşması halinde kamu davası açmak mecburiyetindedir.
Bu aşamada iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılan “Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak sayılan delil” tabirinden neyin kastedildiği hususu önem arz etmektedir. Doktrinde de bu hususta görüş ayrılıkları bulunduğu, iddianamenin iadesi müessesesi kapsamında süreç içerisinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Yargıtay kararları ışığında kavramın içeriğinin belirlendiği bilinmektedir. Kavrama dosyanın nevi şahsına münhasır durumunu göz önüne alınmak sureti ile anlam yüklemek gereklidir.
Yeterli şüphe ve yeterli delil kavramı birbirinden farklı kavramlardır. Delil bilindiği üzere ispat hukuku ile ilgili bir konudur. Bu kapsamda şüphe ve şüpheye yönelik derecelendirmeler delil kavramından daha geniş bir alanı kapsamaktadır.
CMK'nın 217. maddesinde de belirtildiği şekilde hukuka uygun yöntemler ile elde edilmesi şartıyla; yüklenen suçun her türlü delil ile ispatlanabileceği; kamu davasının mecburiliği ilkesi uyarınca Cumhuriyet savcısınca hazırlanan iddianamenin kabulüne müteakip yapılacak yargılamada, delillerin serbestliği, adil yargılanma hakkı ve diğer muhakeme hukuku ilkeleri de dikkate alınarak yapılacak muhakeme sonucunda; hakim veya mahkeme yasalara uygun olarak vicdani kanaatine göre delilleri takdir etmek sureti ile karar verecektir.
Ceza yargılama hukukumuza 5271 sayılı CMK nın 174. maddesi ile getirilen iddianemenin iadesi kurumu esas itibari ile, yargılamanın makul sürede sonuçlanması ve şüpheli/sanıkların lekelenmeme haklarını etkin şekilde koruma altına almaktır. Bu nedenle iade müessesesi Anayasanın 36 -38. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde öngörülen kurumların teminatı mahiyetindedir. İddianemedeki şekle ilişkin eksiklikler her zaman giderilebilir. Ancak eksik soruşturma sonucu, yeterli suç 

şüphesi oluşturmayan delillerle kişilere sanık sıfatı yüklendikten sonra, yargılama sonucunda beraat etmesi, o kişinin aklanmasını sağlar ancak, hak ihlalini engellemez. Aksi takdirde kanun koyucu suçun sübutuna etkili olan bir delil toplanmadan dava açılmasını iade nedeni olarak kabul etmezdi. Bu nedenle Cumhuriyet savcısı topladığı delillere göre süphelinin mahkum olacağını düşünüyorsa dava açmalıdır. 
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; 
"Kamu davasının tek veya zorunlu olduğunda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılmasını gerçekleştirebilmek amacıyla; iddianamenin, hukuken geçerli ve yeterli delillerin toplanmasından ve dava açma koşullarının gerçekleşmesinden sonra, tüm yönleriyle doğru ve eksiksiz olarak mahkemeye verilmesi gerekmektedir.
Suçun sübutuna etki edecek deliller toplanmadan dava açılması kişilerin lekelenmeme haklarını ihlal edeceği gibi mahkemeler soruşturma yapmak zorunda bırakılacağından, davanın makul sürede bitirilmesi olanaksız olacaktır.
Deliller kamu davası açmak için yeterli olsa bile, iddianamede bulunması gerekli diğer ve bir bakıma şekli sayılabilecek hususların yer almaması halinde de iade mümkündür..."
Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile ve kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanısıra iddianamenin iadesi müessesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak, bu olanak Anayasanın 38/6 ve CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur.
Bu kapsamda toplanan delillere göre yeterli şüphenin hasıl olması durumunda dava açılması zorunluluğu bulunduğundan, bir suçun işlendiği hususundaki şüphenin delillere dayanması zorunluluğuna işaret edildiğine ve bu şüphenin de kamu davasının açılması için yeterli bir şüphe olması gerektiğine yönelik olarak terimin dikkate alınması gereklidir. 
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olaydaki dosya kapsamına göre; şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.10.2017 tarihli ve 2017/9526 soruşturma, 2017/4347 esas, 2017/985 sayılı iddianamenin iadesine dair Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli ve 2017/279 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/702 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyasındaki dayanak delillerin Dairemizin de kabul ve uygulamalarına göre terör örgütü üyeliği suçundan dava açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olmadıkları, şüphelinin mensubu olduğu iddia edilen silahlı terör örgütü hakkında ülke genelinde kapsamlı biçimde soruşturma yapıldığı ve yeni delillerin ortaya çıktığı bu durum çerçevesinde şüphelinin hukuki durumunda değişiklik olabileceği nazara alınarak; Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından CMK 174/1-b maddesi uyarınca "suçun sübutuna mutlak etki eden delil" niteliğinde olduğu kabul edilerek iddianamenin iadesine sebep olarak gösterilen, "teslim edilen dijital materyallere yönelik inceleme raporu" geldikten sonra rapor ve dosyada bulunan diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre şüphelinin müsnet suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşuyor ise iddianame düzenlenmesi gerekirken Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianamenin iadesi kararına itiraz edilmesi yerinde görülmemiştir.
Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine dair kararı yerinde olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu karara karşı Kanun Yararına Bozmaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi uygun görülmüştür.

IV)SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma talebinin REDDİNE,
Usuli işlemlerin yapılabilmesi için CMK 309/4-a maddesi gereğince dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
  
7.3.2019 13:24:07

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim