Satış vaadi sözleşmesi -Tazminatın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki raiç değer üzerinden belirlenmesi gerektiği

Ticaret-Tüketici-Tazminat Hukuku

Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve kaynağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak doğuran sözleşmelerdendir. Davacı, bu durumda şahsi hakkının ifasının kusurlu olarak imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın raiç değerini davalıdan isteyebilir. Nitekim konuya ilişkin sapma göstermeyen yargısal uygulamalar da bu doğrultudadır. O halde, davacı, geçerli bir şekilde satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın, edimini tam olarak yerine getiremeyen davalıdan, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerini talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Durum böyle olunca, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle raiç değeri belirlenip, davacı talebi gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen değerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.


T.C.

Yargıtay

13. Hukuk Dairesi


Esas No:2016/28080

Karar No:2018/8978

K. Tarihi:


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Davalı Asil ... için çıkartılan tebligata verilen cevapta taşındığı gerekçesi ile tebliğ edilemediği görüldü. Duruşma isteyen davacı vekiline soruldu. Duruşma talebinden vazgeçtiğini beyan ettiğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı ile ... ...ilçesi .... mah. Hakim Mevkiinde bulunan 468 ada 2 sayılı parseli teşkil eden 476 m2. ve 69 dm2 yüzölçümlü bahçeli kargir ve ahşap ev vasıflı taşınmaz ile ilgili olarak ...Noterliği'nin 18/07/2002 tarih ve 18364 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereğince taşınmaz için 268.000,00-TL bedel ödediğini, kendisine davalı tarafından sahte fotokopi şeklinde tapu senedinin gönderildiğini, davalıya güven duyduğunu, ancak söz konusu gayrimenkulün icra takibi sonrasında açık artırma ile 3. kişiye satıldığını, satımın kesinleştiğini, davalının kusurlu, hileli ve kötü niyetli davranışları sonucunda satış vaadi sözleşmesinin aynen ifasının imkansız hale geldiğini ve satış vaadine konu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç bedelinin tespiti ile davalıdan tahsilinin zorunlu olduğunu belirterek, sözleşmenin aynen ifasının imkansız hale geldiği tarih olan icra dosyasında artırma ile satışın yapıldığı 15/12/2009 tarihindeki rayiç bedelinin tespit edilerek, aynı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, cevap vermemiştir.

Mahkemece, açılan ve ıslah edilen davanın kabulü ile 278.752,91-TL nin 15/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, noterde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın ifasının imkansızlaşması nedeniyle rayiç değerinin tarafına ödenmesi istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini dilemiş mahkemece, taşınmaz için davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesabı yapılarak hüküm tesis edilmiştir. Davalı, 18.07.2002 tarihli noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile taşınmazı davacıya satmayı vaad etmiş olup; taraflar arasında yapılan bu sözleşme tapunun 3. kişiye devri ile ifası imkansız hale gelmiştir.

Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve kaynağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak doğuran sözleşmelerdendir. Davacı, bu durumda şahsi hakkının ifasının kusurlu olarak imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın raiç değerini davalıdan isteyebilir. Nitekim konuya ilişkin sapma göstermeyen yargısal uygulamalar da bu doğrultudadır. O halde, davacı, geçerli bir şekilde satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın, edimini tam olarak yerine getiremeyen davalıdan, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerini talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Durum böyle olunca, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle raiç değeri belirlenip, davacı talebi gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen değerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi

Önceki Haber

Gizli ayıp- Tüketicinin yasal süresinde ayıp ihbar yapıp yapmadığı mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez.

Sonraki Haber

İşçinin bilgisayarına konan gizli takip programı ile izlenmesi-İşçinin hukuka aykırı yolla elde edilen kanıtla işten çıkarılması

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap