Sulh halinde tarafların birlikte sorumlu olduğu vekalet ücreti-Akdi vekalet ücretinin bu kapsamda sayılmadığı

Avukatlık-Barolar

13. Hukuk Dairesi         2016/20543 E.  ,  2019/10857 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


Davacı avukat, davalı ...’in diğer davalıdan olan alacağı için hukuki yardım talep ettiğini, bunun üzerine davalı birliğe yönelik icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine de itirazın kaldırılması davası açtığını, bu yargılamalar sırasında davalıların kendi aralarında anlaştığını ve davalı ...’e davalı birlik tarafından ödemeler yapıldığını, Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesine göre ücretten her iki davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 32.360,00TL’nin 3.2.2015 tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, 22.3.2016 tarihli dilekçesi ile talebini 73.884,60TL’ye yükseltmiştir.

Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davanın kabulüne, 73.884,60 TL'nin davalılardan (davalı ...'nin sorumlu olduğu miktarın 60.791,20 TL olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı birlik tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı avukatın davalılardan ...'e vekaleten diğer davalıya karşı başlattığı icra takibi üzerine tarafların sulh olmaları üzerine davalılar arasında ibraname düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı, vekil olarak takip ettiği icra takibinin sulhle sonuçlanması nedeniyle doğan vekalet ücreti alacaklarının tahsilini istemiş, mahkemece, vekalet ücreti yönünden tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, hem akdi hemde yasal vekalet ücretinin hesaplandığı buna göre davalı hasım birliğin de akdi vekalet ücretinden de sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.

Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 05.10.2018 tarihinde 2017/6 esas 2018/9 karar sayılı ilamla " İçtihadı birleştirmenin konusu, Avukatlık Kanununun 165. maddesinde yer alan ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk hallerinden olan sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekalet ücretinin girip girmediği hususudur.... Avukatlık bir kamu hizmeti olmakla birlikte ücret karşılığında müvekkiline hukuksal yardım hizmeti sunan avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir...Özel hukukta, bir borç ilişkisinden doğan alacak hakkı da nisbi hak niteliğindedir. Böyle olunca alacak hakkı ancak o borç ilişkisi nedeniyle borçlu olan kişi yada kişilere karşı ileri sürülebilir, yargısal kararlarda ve doktrinde borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi denilen bu ilke uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar.... Akdi vekalet ücretinin iş sahibi ile hasmın müteselsil sorumluluğu kapsamında bulunduğunun kabul edilmesi hukuk güvenliği ilkesini zedeleyecektir. Ayrıca vekalet ücreti avukatın yaptığı hukuki yardımın karşılığı olan bir meblağ veya değeri ifade ettiği halde avukattan hiçbir hukuki yardım almayan hasmın, karşı yanın yaptığı sözleşmeden doğan vekalet ücreti nedeniyle onun avukatı lehine müteselsilen sorumlu tutulması, avukatlık ücretinin mahiyet ve amacına da uygun değildir. Tarafların aralarındaki dava ve uyuşmazlığı sulh ile sonuçlandırmaları herşeyden önce dava açılmakla bozulan toplumsal barış ve huzurun yeniden tesis edilmesini sağladığı gibi tarafların bir an önce hak ve alacaklarına kavuşmasını da temin etmektedir. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hmk'nın 140/2. maddesinde hakimin tarafları sulhe davet edeceği düzenlenerek sulh teşvik edilmiştir. Böyle olunca, usul hukuku bakımından bu kadar önemli bir müessesenin önüne sözleşmenin tarafı olmayan kişinin akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulması şeklindeki bir engelin konulması da doğru olmayacaktır.... Hal böyle olunca, Avukatlık Kanunu' nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde karar verilmiş olup, somut olaya ilişkin çıkan bu içtihadı birleştirme kararına göre, davalı birliğin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, yukarıda anlatılan İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı birliğin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 bentte açılanan nedenlerle hükmün davalı birlik yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki Haber

Avukatın müvekkilden alacağı ibranamede müvekkilin hangi haklardan vazgeçtiğinin izah edilmiş ve anlaşılmış olması gerektiği

Sonraki Haber

Maketten daire satışı-Ödenen bedelin iadesi davası-İbranamenin geçersizliği

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap