Park halindeki aracın üzerine inşaatın düşmesi-İnşaat ve araç sahinin ortak sorumluluğu-nedensellik bağı

Ticaret-Tüketici-Tazminat Hukuku

3. Hukuk Dairesi         2018/1131 E.  ,  2018/9471 K.


"İçtihat Metni"

.....

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı; 31.12.2011 günü .......plakalı aracını park ettiği yerde, davalı tarafın evinin yatak odası duvarının yıkılması sonucu aracının ağır hasarlandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, bahse konu aracın kaza tarihindeki piyasa bedelinin 17-18.000 TL iken, hurda fiyatına aracı sattığını, davalının yıkılan binanın tapudaki maliki olduğunu ve bakım ve onarımı için gerekli özeni göstermediğini, gerekli tedbirleri almadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç hasar bedeli olan 10.000 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı; davacının aracının zarara uğramasında kusurunun bulunmadığını, davaya konu binanın yanında bulunan dava dışı ...'e ait bina yıktırılırken kendisine ait binaya da zarar verildiğini, bu nedenle beklenmeyen halin varlığı nedeniyle illiyet bağının kesildiğinden sorumluluğun olmadığını, araç hasarına neyin sebep olduğunun belirlenmesi gerektiğini, kusur var ise de bu kusurun dava dışı ...'e ait olduğunu, davacının bir başkasının harabe halindeki özel mülkiyetine aracını park ederek zarara kendisinin neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; tapuda davalı adına kayıtlı olan evin bitişiğindeki evlerin kepçe yardımı ile bir gün öncesinden yıkıldığı, davalıya ait evin oda duvarının 31.12.2011 günü saat 01.30 sıralarında aşağıda park halinde bulunan davacıya ait........marka aracın tavan kısmına düşmesi sonucu araçta hasar meydana geldiği, davalının herhangi bir önlem almadığı gibi kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, alınan bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.03.2016 tarih 2015/4108 E. - 2016/3184 K. sayılı ilamı ile; ''Somut olayda davalıya ait binanın yakınına park edilen aracın o bölgeye uyarılmasına rağmen ve

./..


-2-

emniyet şeritleri kaldırılarak park edildiği yönündeki tanık beyanları dikkate alınmadığı, park yasağı bulunup bulunmadığı vs. de belirlenerek davacıya atfı kabil kusurun varlığının yeterince incelenmediği bu durumda mahkemece, davacının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte ya da müterafik kusur mahiyetinde olup olmadığı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; taraf tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildirilerek, davaya konu kazanın meydana geldiği yerin inşaat halinde olduğu, araç park edilmemesi için kırmızı-beyaz şerit çekildiği gibi ağaç eşek konulmasına rağmen davacının aracını bu yere park ettiği nazara alındığında olayda illiyet bağının kesildiği kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Her ne kadar mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma ilamına uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki;

Dairemizin 03.03.2016 tarih 2015/4108 E. - 2016/3184 K. sayılı ilamı incelendiğine; somut olayda davalıya ait binanın yakınına park edilen aracın o bölgeye uyarılmasına rağmen ve emniyet şeritleri kaldırılarak park edildiği yönündeki tanık beyanları da değerlendirilerek mahkemenin, davacının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte ya da müterafik kusur mahiyetinde olup olmadığı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar vermesi gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.

Mahkeme ise yalnızca olaya ilişkin tanık beyanlarını değerlendirerek olayda illiyet bağının kesildiği kanaatiyle davanın reddine karar vermiş, davacının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte ya da müterafik kusur mahiyetinde olup olmadığı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor almamıştır.

O halde mahkemece; Dairemizin 03.03.2016 tarih 2015/4108 E. - 2016/3184 K. sayılı ilamında belirtildiği şekilde, somut olayda, tanık beyanları da değerlendirilerek, davacının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte ya da müterafik kusur mahiyetinde olup olmadığı konusunda uzman bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmasını sağladıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


3. Hukuk Dairesi         2015/4108 E.  ,  2016/3184 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 31.12.2012 tarihinde otomobilini parkettiği yerin yanında bulunan davalının evinin duvarının yıkılması sonucu davacının aracının ağır hasar gördüğü ve kullanılamaz hale geldiğini bu nedenle piyasa fiyatı 17 -18 bin TL olan aracını 3000 TL bedelle hurda fiyatına sattığını, zararının yıkılan taşınmazın sahibi olan davalı tarafından karşılanmadığını ileri sürerek 10.000 TL araç hasar bedelinin, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevabında; olayın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, beklenmeyen halin varlığı nedeniyle illiyet bağı kesildiğinden sorumluluğun olmadığını, duvarın yıkılmasının beklenmeyen hal olduğunu, araç hasarına sebep olan olayın 3. kişinin eylemi nedeniyle meydana geldiğini, davacının bir başkasının harabe halindeki özel mülkiyetine aracını parkederek zarara kendisinin neden olduğunu, haksız davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; tapuda davalı adına kayıtlı olan evin bitişiğindeki evlerin kepçe yardımı ile bir gün öncesinden yıkıldığı, davalıya ait evin oda duvarının 31.12.2011 günü saat 01.30 sıralarında aşağıda park halinde bulunan davacıya ait Hundai Accent marka aracın tavan kısmına düşmesi sonucu araçta hasar meydana geldiği, davalının herhangi bir önlem almadığı gibi kusursuz sorumluluğunun bulunduğu; alınan bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulune karar verilmiştir.

Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.

Dava, bina malikinin sorumluluğuna dayanılarak açılmış tazminat istemine ilişkindir.

B.K.nun 58 nci madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir.

İlliyet bağı sorumluluğun temel şartıdır. İlliyet bağının olmadığı bir olayın failinin, meydana gelen zarardan sorumlu tutulması düşünülemez. İlliyet bağı; mağdurun zararının zarar doğurucu eylemin sonucu olarak meydana gelmesini ifade eder. İlliyet bağını kesen eylemler mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin kusurudur.

Somut olayda; dosya kapsamına göre; davalıya ait binanın yakınına park edilen aracın o bölgeye uyarılmasına rağmen ve emniyet şeritleri kaldırılarak park edildiği yönündeki tanık beyanları dikkate alınmamış ayrıca park yasağı bulunup bulunmadığı vs. de belirlenerek davacıya atfı kabil kusurun varlığı yeterince incelenip değerlendirilmemiştir.

Bu durum karşısında mahkemece; yukarıda açıklanan hususlarda dikkate alınarak davacının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte ya da müterafik kusur mahiyetinde olup olmadığı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Önceki Haber

Araçta teknik kusur -Lastik patlaması nedeniyle oluşan Trafik kazası -Tazminat talebi

Sonraki Haber

Anlaşmalı boşanma ile bağlanan irat şeklindeki nafakanın değişen koşullara uyarlanması talebi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap