Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisinde Hukuki Strateji Ne Olmalı? konusunda kolayca emsal karar bulabilmek için lütfen Karar Arama sayfamıza bakınız.

Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisinde Hukuki Strateji Ne Olmalı?

Ticaret-Tüketici-Tazminat Hukuku

Koronavirüs salgının yarattığı hukuki sorunların çözümünde, bir çok tereddüt doğacağı şimdiden belli olmakla birlikte, şu hususu baştan söylemek gerekir ise koronavirüsün sözleşmelere etkisi sorununda verilen yaygın cevap büyük bir yanılgı ile, mücbir sebep müessesi olmaktadır. Ancak aşağıda açıklandığı üzere bu sorunun çözümünde en sık karşılaşılacak hukuki müesseseler, mücbir sebep olmayacaktır.


YASAL DÜZENLEMELER

Koranavirüsün salgının Türk Hukuka bir çok yansıması oldu. Alman hukukçuları, zamanaşımı,hak düşürücü süre, müracaat süreleri … gibi hususların nasıl etkileneceğini genel hükümlerle çözme yoluna gitmişken; Almanya’nın aksine, bizde koronavirüs salgınına ilişkin bir çok özel mevzuat çıkartılmıştır. ( Koronavirüse ilişkin hukuk zaman çizelgesi , 7244 Sayılı Koronavirüs …Kanunu , icra ve iflas takipleri ile ihtiyati hacizler, 22.03.2020 ile 30.04.2020 tarihleri arasında Cumhurbaşkanlığınca durdurulmasına ilişkin karar , 7226 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) Ancak sanıldığının aksine koronavirüsün sözleşmelere etkisi sorunun çözümü çoğunlukla bu özel mevzuatlarda değil, genel hükümlerimizi barındıran temel kanunlarımızda olacaktır.


İSVİÇRE ÇAKISI

Koronavirüsün yaratttığı ekonomik sarsıntıda alacak, ister mücbir sebep veya beklenmeyen hal nedeniyle imkansızlaşsın, ister ise kusursuz temerrüde düşülmüş olsun veya tüm bu durumlar dışında borç kusurlu olarak imkansızlaşsın kullanılabilecek temel 2 müessese vardır. Koronavirüsün sözleşmelere etkisi , bazı durumlarda bu iki enstrümanla baştan daha kolay çözülebilecektir.


Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisi : İfa güçsüzlüğü

Borçlar Kanunu 98. maddesi gereğince, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin işlerinin ekonomik veya üretimsel nedenlerle karşı borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi halinde, bu karşı edimin alacaklısı borcunu ifadan kaçınabilir. Salgın nedeniyle fabrikadaki personel sorunları veya ham madde tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle kesin vadeli bir edimini ifa etmekte (edecek olmada) güçsüzlüğe düşülmesi halinde, sipariş edilen ürünlerin bedellerinin ödenmesinden ,BK 98. madde gereğince kaçınılabilecektir. Ki bunun için borçlunun temerrüde düşmesine de gerek yoktur. Ayrıntılı bilgi için bakınız İfa güçsüzlüğü (TBK m. 98) / Insolvency (TBK m. 98)


BK 98. madde gereğince


Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde

İfa güçsüzlüğü


Madde 98- Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir.

Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir.


Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisi : Ödememezlik Defi

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ,karşı taraf, temerrüde düşmüş ise – bunda sorumlu olmasa bile- BK 97. madde gereğince ödemezlik defi ileri sürülebilir.


 Karşılıkl borç yükleyen sözleşmelerde

ifada sıra


Madde 97- Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.


MÜCBİR SEBEP

Koronavirüsün sözleşmelere etkisi sorunsalında, tüm problemlerin çözümü, mücbir sebep müessesi değildir. Mücbir sebep, sorumluluk hukukundaki müesseselerden sadece biri ki kanuni bir tanımı, sonuçlarını genel olarak düzenleyen bir kanun hükmü dahi bulunmamaktadır. (Bakınız Mücbir sebep nedir? – Kısaca ) Ayrıntılı bilgi için bakınız Hale Şahin, Mücbir sebep nedeniyle borcun ifa edilememesi  


Mücbir sebebi kısaca açıklamak gerekir ise;


Sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi (kontrol alanı) dışında meydana gelen

(DIŞINDALIK)

Genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan,

(MUTLAK KAÇINILMAZ İMKANSIZLIĞI)

Hukuki ilişkinin kurulduğu tarihte öngörülmesi mümkün olmayan,

(ÖNGÖRÜLEMEZLİK)

Mücbir sebep ile borcun ifasının mutlak olarak imkansızlaşması ve bunların arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu

(NEDENSELLİK)

olağanüstü bir olaydır.


Koranavirüsün hangi durumlarda mücbir sebep olabileceği ise ayrı bir yazıda değerlendirilmiş olup, Koronavirüs hangi durumda mücbir sebeptir? yazımıza bakabilirsiniz.


Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisi : Mücbir Sebebin Sonuçları

Mücbir sebebin sonuçlarını genel olarak düzenleyen bir kanun hükmü dahi bulunmadığını yukarıda belirtmiştik. En genel anlamıyla etkisi, genel bir sorumluluktan kurtulma halidir. Mücbir sebep bazen uygun nedensellik bağını keserken, bazen ifayı imkansızlaştırmakta, bazen ise kusuru ortadan kaldırmaktadır. Temel kanunladaki mücbir sebebin sonuçlarına ilişkin somut düzenlemeler için bakınız : Mücbir Sebep ve Borçlar Kanunu , Mücbir sebep ve Ticaret Kanunu ,


 


Giderim borcu

Genel olarak

Madde 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.


İfa imkânsızlığı

Genel olarak

Madde 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.


Türk Borçlar Kanunu

Sonuç olarak mücbir sebep genel bir borçtan / sorumluluktan kurtulmaya yarayan bir hukuki bir müessesedir.


Sorumluluk hukukunda, kusura dayalı sorumlulukta kusurun oluşmasın engellerken, kusursuzluk sorumluluk halinde (İfa yardımcısından veya adam çalıştıranın sorumluluğunda…) uygun nedensellik bağını kaldırmaktadır.


Çeşit borçları ve Para Borçları imkansızlaşır mı?

İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde çoğunlukla asli borçlardan biri para borcudur.  Para borcunu, çeşit borcu olarak kabul eden doktriner görüş de var, üçüncü bir tür olarak kabul edip ancak çeşit borcuna ilişkin hükümlere tabi olduğu söyleyen de. Her iki alt görüş açısında da para borcu imkansızlaşmaz, ifa imkansızlığı söz konu olmaz.


Para borcunun imkansızlaşamaması nedeniyle, sözleşmede para borcu altındaki taraf, koronavirüs salgının ekonomik sıkıntıya soktuğu gerekçesiyle borcunun imkansızlaştığını iddia edemeyecek ve borçtan bu gerekçe ile kurtulamayacaktır. Bu nedenle temerrüde düşebilecek ve temerrüt faizi ile karşı tarafın sözleşmeden dönme, feshetme hakkını kullanma imkanından da korunamayacaktır.


Elbetteki iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde para borçlusunun da bir karşı alacağı bulunmakta olup, karşı alacağına konu borç imkansızlaşır ise karşı alacağına konu borç BK 116 maddeye göre yapma veya verme borcu sona ereceğinden, kendi borcu olan para borcu da sona erebilecektir.


“Cins yok olmaz” kuralı gereği çeşit borçlarının ifası, imkansızlaşmayacağı doktrinde ekseriyetle ileri sürülmektedir. Nihayetinde çeşit borçlarına konu malların günümüzde ikamesi rahatlıkla mümkündür. Çeşit borcunda, sadece kendi elinde olan bir ifayı değil de, o çeşitten ifayı taahhüt eder. Yani gerekiyor ise temin borcunu da içerir. (Çeşit /Nevi /Tür x Para borcu imkansızlaşır mı? )


BEKLENMEYEN HAL

Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisinde Hukuki Strateji Ne Olmalı? sorunsallığındaki çözümlerden bir diğeri ise beklenmeyen haldir.


Beklenmeyen hali kısaca açıklamak gerekir ise;


borçlu açısından beklenmeyen kaçınılmaz bir olay,

(BEKLENMEYEN KAÇINILMAZ İMKANSIZLIĞI)

borcun ihlal edilmesi,

olay ile borcun ihlal edilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunması

(İLLİYEYET BAĞI)

gerekir.


Daha fazla ayrıntı için Koronavirüs bazı olaylarda mücbir sebep, bazı olaylarda beklenmeyen hal olabilir mi? yazımıza bakabilirsiniz.


Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisi : Beklenmeyen Halin Sonuçları

Koronavirüsün sözleşmelere etkisi sorunsalında “sözleşme ilişkisinde ortaya çıkan olayın sonucu”, borcun ifasını ne kadar güçleştirmiş olursa olsun yerine getirilebiliyor, imkansızlaşmıyor ise mücbir sebep değil beklenmeyen hal oluşacaktır ve bu nedenle de beklenmeyen hal, aşırı ifa güçlüğü sonucunu da ortaya çıkarabilecektir.


İmkansızlık

Mücbir sebep de, beklenmeyen hal de, sözleşme ilişkisinde borçlunun sorumlu olmadığı sonraki ifa imkansızlığı (BK 136. madde) sonucunu doğurarak borçluyu sorumluluktan kurtarabilir.


İfa imkânsızlığı  

Genel olarak -136


Madde 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.

Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.


Ancak, beklenmeyen halin ifa imkansızlığına neden olarak borçluyu sorumluluktan kurtarması mutlak değildir. Bazı durumlarda borçlu kanun gereği beklenmeyen halden sorumlu tutulmuştur. (BK. m. 373/II, 576/I, 579/I). Hale Şahin, Mücbir sebep nedeniyle borcun ifa edilememesi  


 


Tutanağa geçirilmiş eşya


Madde 373- Kiralanan teslim edilirken tutanağa geçirilmiş olan eşyalara değer biçilmişse kiracı, kira sözleşmesi sona erince, bunları özdeş tür ve değerde olmak üzere geri vermekle veya değer eksikliklerini gidermekle yükümlüdür.

Kiracı, kiraya verenin kusurunu ya da mücbir sebebin varlığını ispat ederek geri vermekten veya tazminat ödemekten kurtulabilir.

Kiracı, kendisinin yaptığı masraflardan veya emeğinden doğan değer artışı için tazminat isteyebilir.


Konaklama yeri işletenlerin sorumluluğu-


Koşulları ve kapsamı


Madde 576- Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın bizzat konaklayana veya onu ziyarete gelen ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluluktan kurtulurlar.Bu sorumluluk, işletenlere veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, konaklayanlardan her biri için, günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.


Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu


Madde 579- Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar.Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz.


Haksız fiil sorumluğunda mücbir sebep, borçluyu sorumluluktan kurtarırken, bu sorumlulukta beklenmeyen halin borçluyu sorumluluktan kurtarması için, zararı meydana getiren nedenler arasında olmaması gerekir, ayrıca kusursuz sorumluluk halinde zarar, sadece beklenmeyen hal nedeniyle meydana gelse bile borçlu sorumluluktan kurtulamayacaktır.


Sözleşmenin Tadili

Koronavirüsün sözleşmelere etkisi , beklenmeyen hal nedeniyle borçlunun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirecek nitelikte ise ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Ayrıntılı bilgi için bakınız Aşırı İfa Güçlüğü Nedeniyle sözleşmenin Değişen Koşullara Uyarlanması


Aşırı ifa güçlüğü

Madde 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.


KORONAVİRÜSÜN SÖZLEŞMELERE ETKİSİ HUKUKİ STRATEJİSİNDE ANA KURUMLAR

Koronavirüsün sözleşmelere etkisi açısından özel düzenlemeler yapılmış ise de bu düzenlemelerin değinmediği hususlar, Borçlar Kanunu, Tüketici Kanunu gibi genel düzenlemeler ile çözülebilecektir.


Koronavirüsün sözleşmelere etkisi borca aykırılık oluşturduğu iddiasında isek hukukumuzda borca aykırılığa ilişkin bu üç halden birine girmesi gerekir :


Gereği gibi ifa edilememesi (kötü ifa) : Borçlu borcunu yerine getirmiştir ancak sözleşmede belirtilen şekilde gereği gibi ifa edilmemiştir.

Kusurlu imkansızlık : Borç ifa edilmemiştir.İfa etmeme borçlunun kusuruyla imkansız hale gelmiştir. Ayrıntılı bilgi için bakınız: Sözleşmeden doğan borçların ifasında hukukî imkânsızlık ve sonuçları

Borçlunun temerrüdü : Borcun ifası mümkün hale gelmesine rağmen borçludan kaynaklanan sebeplerden dolayı borcun ifasında meydana gelen gecikmedir. Ayrıntılı bilgi için bakınız: Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlunun Temerrüdü

Peki ya mücbir sebep nedeniyle imkansızlaşma veya borçlunun sorumlu olmadığı beklenmeyen hal bu durumlardan hangisine giriyor diye sorarsak? “Borçlunun iradesi dışındaki bir sebeple ifa imkânsızlığı meydana geldiğinde, dolayısıyla borçlunun sorumlu olmadığı sonraki ifa imkânsızlığında, aşırı ifa güçlüğünde ve alacaklının temerrüdünde sözleşmeye aykırılık yoktur. Buna karşılık, bu durumlar da ifa engelidir.” Serozan, İfa Engelleri, §11 N. 1  (Hale Şahin, Mücbir sebep nedeniyle borcun ifa edilememesi ) Sonraki kusursuz ifa imkansızlığı, borcu sona erdirir, borca aykırılık oluşturmaz.


İşte, koronavirüsün (COVID-19’un) sözleşmelere etkisinde sözleşme ihlali iddiası var ise, bu iddia, borca aykırılığa ilişkin bu 3 husustan birine girecektir.


Yapma Borçlarında İmkansızlık – Eğitim – Düğün …

Koronavirüsün sözleşmelere etkisi açısından en yaygın karşılaşacak hukuki sorun yapma borçları açısından olsa gerek.


12.03.2020 tarihinden itibaren ilk-orta ve lise eğitimine ara verilmiş, özel kreş, gündüz bakımevleri ile özel çocuk kulüpleri 16 Mart’tan itibaren bir sonraki açıklamamıza kadar tatil edilmişti. Yapma edimi içeren bu eğitim – bakım sözleşmelerinin imkansızlaştığı hemen söylenebilecek midir?


Bu sözleşmelere konu yapma eylemlerinin idari düzenlemeler ile sözleşmede kararlaştırıldığı şekliyle yerine getirilmesinin yasak süresince mümkün olmadığı açık ise de periyodik edim yükümlülüğü içermesi ve nihayetinde salgının bir gün sona ereceği dikkate alındığında imkansızlaşma olsa bile bu ancak geçici imkansızlaşma diyebilir miyiz? Peki geçici imkansızlık, kesin imkansızlığın sonuçları doğurabileceği durumlar olabilir mi? Tüm bu hususlara göre BK 136. madde gereğince sözleşmenin imkansızlığı nedeniyle borcun sona ermesi mı yoksa borçlunun kusursuz temerrüdü mü söz konusu olacak?


Dördüncü sınıf eğitiminin, bu yıl değil de gelecek yıl verilmesi kesinlikle amaçlanmadığı açık olup ve bu durumda “kesin vadeli” sözleşmede geçici imkansızlaşmanın sürekli imkansızlaşma sonucunu doğuracağı kabul edilebilir.


Kesin vadeli sözleşmelere örnek olarak toplantı, konser, düğün, üretim hattı için ham madde tedariki sözleşmeleri … gösterilebilir.


Kesin vadeli sözleşmelerin imkansızlaşması sonucuna varmadan önce ayıplı ifaya ilişkin aşağıdaki açıklamaları da okumanızı tavsiye ederiz.


Koronavirüsün Sözleşmelere Etkisi: AYIPLI İFA

Tüketici Sözleşmeleri

Eğitime ara verilmesi üzerine neredeyse eğitim kurumlarının bir çoğu uzaktan eğitim vermeye başladı. Uzaktan eğitim, sözleşmenin amaçladığı bir edim olmadığı açıktır.


Bu şekilde oluşan ayıplı ifada, borçlu kusursuzdur. Borçlu kusursuz olsa da, ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince bazı yaptırımlara muhatap olabilecektir.


Örgün eğitime ilişkin sözleşmelerin tüketici sözleşmesi olduğunda şüphe olmayıp, bu sözleşmelerde Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun gereğince -borçlu temerrüdünde kusursuz olsa dahi- ayıplı ifa halinde tüketici sözleşmeyi feshedebileceği gibi, bedel indirimi de talep edebilecektir. Tüketici sözleşmesi kapsamında kalan bu sözleşmelerde, bu hakların kullanılması için ihbarda bulunma şartı bulunmadığı gibi ayıbın önemli olmasına da gerek bulunmamaktadır. (Bakınız 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Ayıplı İfa Ve Sonuçları)


Diğer Sözleşmeler

Yazılım, sağlık gibi işe yönelik eğitim sözleşmelerinde, başarı taahhüt etmemiş ise- eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve eser sözleşmesinde de ayıba karşı tekeffül hükümlerindeki bazı hakların kullanılması için borçlu temerrüdünün kusurlu olması gerekmediğini hatırlatmak isteriz. “BK 360. maddesi ile; teslim edilmiş eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümünü yerine getiren iş sahibine eserin onarılmasını talep hakkı, sözleşmeden dönme hakkı veya ücretin indirilmesini isteme hakkı tanınmıştır. İş sahibi koşullarının gerçekleşmiş olması şartı ile; kendisine tanınan hakları kullanma yetkisine sahip olur. Bu hakların iş sahibine tanınmasının nedeni eserdeki mevcut ayıplardır.154 Borçlar Kanunu eserdeki ayıbın giderilmesi, sözleşmeden dönme ve ücret indiriminin yanı sıra, iş sahibinin, müteahhidin kusurlu olması halinde, bozukluğun neden olduğu zararlar sebebiyle tazminat isteyebileceğini de kabul etmiştir.” Eser Sözleşmesinde Ayıba Karşı Tekeffül


Tüketici işlemi niteliğinde olmayan sözleşmelerde ayıbı zamanında bildirmiş sayılabilmesi için online ilk eğitimi aldığında ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekecektir. Tüketici sözleşmesi niteliğinde olmayan bu sözleşmelerde ayıp önemli değil ise fesih isteyemeyeceğini de hatırlatma isteriz.


Ayıplı İfanın itiraz edilmeksizin kabul edilmesi

Peki eğitim alacaklıları, uzaktan eğitime katılarak, tele konferans eğitime devam etmişler ise? Burada artık sözleşmenin tadil edildiğinden bahsedebileceğiz. Ancak çoğunlukla sözleşme tadil iradesinden ziyade ifa uğruna yapılan ve ayıplı kabul edilen ifanın kabulü iradesinin bulunması söz konusu olacaktır, ki bazı durumlarda uzaktan eğitim, ayıplı ifa da teşkil etmeyebilir de.. Yetişkinlere yönelik kimi toplantıların, eğitimlerin online daha faydalı olduğu görülebilmektedir. Ancak çoğunlukla bu durum -yüz yüzeliğin bulunmaması- dikkate alındığında eğitim almada bir değer eksikliği yaratıp ayıplı ifayı oluşturacaktır.


Eğitim sözleşmelerindeki gibi sürekli borç ilişkisinde, edimin ifasının uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmesi şeklinde sözleşmenin tadil edildiğinin kabulü halinde sözleşmeye aykırılıktan artık bahsedilemeyecektir. Ancak bu durumun ayıplı ifanın kabulü olarak kabulü halinde ise, ayıplı ifaya ilişkin hükümler tartışma konusu olacaktır.


SONUÇ

Görüldüğü üzere koronavirüsün sözleşmelere etkisi mücbir sebep oluşması ile sınırlı olmadığı gibi çoğunlukla sorumluluk hukukundaki beklenmeyen hal; sözleşme ihlali hukukundaki borçlunun temerrüdü, kötü ifa müesseseleri oluşturabilecektir.


Hangi müessesenin oluştuğuna göre de hakların ve yükümlülüklerin kapsamı, usulü, hakkın kaybı da değişmektedir. Somut sorunlarda öncelikle koronavirüsün sözleşmelere etkisini teşhis edebilmek için bu müesseselerden hangisine girdiği birincil problem teşkil edecektir. Bu teşhise göre o müessesenin getirdikleri ve götürdükleri irdelenecek, haklar bu çerçevede kullanılacak, borçlar bu çerçevede yerine getirilecektir.

Önceki Haber

Kısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davalarında sonradan yapılan talep artırımlarının ıslah niteliğinde olacağı

Sonraki Haber

Koronavirüse ilişkin hukuk zaman çizelgesi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap