Çeşit /Nevi /Tür x Para borcu imkansızlaşır mı? konusunda kolayca emsal karar bulabilmek için lütfen Karar Arama sayfamıza bakınız.

Çeşit /Nevi /Tür x Para borcu imkansızlaşır mı?

Ticaret-Tüketici-Tazminat Hukuku

ÇEŞİT / TÜR /NEVİ BORCU – PARÇA BORCU AYRIMI

“Verme borcunun konusu olan edim özel niteliklerine göre yeter derecede belirlenmiş bir şey ise, parça borcundan (ferden belirli borçtan); borcun konusu ferden değil de sadece türü (cinsi = nevi) belirtilmek suretiyle miktar olarak belirlenmiş ise tür borcundan söz edilir. Çok zaman tür borcuna misli eşya, parça borcuna gayrı misli eşya konu olur. Fakat tür borcu-parça borcu ayırımı ile misli eşya-gayrı misli eşya ayırımı eş anlamlı değildir ve birbiriyle karıştırılmamalıdır. Alışverişte kural olarak sayma veya tartma veya ölçme ile belirli bir hale gelen eşya misli eşyadır. Bu mallarda birinin yerini aynı cinsten bir diğeri alabilir. Para, buğday, pirinç, portakal, zeytinyağı misli şeylerdir. Buna mukabil, alışverişte ferden tayin edilmesi gereken eşya ise gayrı misli eşyadır. Gayrimenkul, tablo, elbise gibi.


Parça borcunun konusu genellikle gayrı misli eşya olursa da (bir tablonun, bir evin, bir antikanın devri borcu gibi), bu şart değildir. Misli eşya niteliği taşıyan şeyler de parça borcuna konu yapılabilir. Örnek olarak satım sözleşmesi, X şirketinin Y model arabalarından bir adet satılması şeklinde değil de; bunlar arasından ayırt edilmiş, plakasıyla belirlenmiş birinin satılması şeklinde yapılmışsa, durum böyledir.” Borçlar Hukuku’nda Edim Kavramı


“Cins Yok Olmaz”

“Cins yok olmaz” kuralı gereği çeşit borçlarının ifası, imkansızlaşmayacağı doktrinde ekseriyetle ileri sürülmektedir. Nihayetinde çeşit borçlarına konu malların günümüzde ikamesi rahatlıkla mümkündür. Çeşit borcunda, sadece kendi elinde olan bir ifayı değil de, o çeşitten ifayı taahhüt eder. Yani gerekiyor ise temin borcunu da içerir.


Ekseriyetteki bu görüşe göre sınırlı çeşit borçları ise; parça borçları gibi ifaları imkansızlaşabilir.


Bir de sınırlı çeşit borcu bulunmakta; buna göre borç, belirli bir stoktan ifa etme borcu altına girilmiş ise sınırlı çeşit borcu oluşur ki; tüm stokun zayi olması halinde, imkansızlık oluşabilecektir. İnternet alışveriş sitelerindeki stok durumunu bildirerek yapılan satış bu kategoride sayılabilir.


PARA BORCU

Para borcunu, çeşit borcu olarak kabul eden doktriner görüş de var, üçüncü bir tür olarak kabul edip ancak çeşit borcuna ilişkin hükümlere tabi olduğu söyleyen de. Her iki alt görüş açısında da para borcu imkansızlaşmaz, ifa imkansızlığı söz konu olmaz.



Para Borcu Hangi İstisnai Durumlarda İmkansızlaşabilir ?

A- Hukuki İmkansızlık

Ağırlıktaki bu görüşe göre para borcunun imkansızlaşmasının tek nedeni hukuki imkansızlık olarak kabul edilmekte ve çok ama çok istisnai bir durum ile örneklendirilmektedir: Birinci Dünya Savaşında Fransa’daki Alman vatandaşlarına yapılacak tüm nakit ödemelerin yasaklanması gibi.


B- Para borcunun, parça borcu haline getirilmesi

Para borcunun imkansızlaşmasının bir yolu daha var. Çeşit borç olarak nitelendirilebilecek her borç, sınırları çizilerek, ya sınırlı çeşit borç ya da parça borcu haline getirilebilir. Genel müdürün, primleri, ilgili personele törende verilmesi için bir zarfa koyarak muhasebe müdürüne vermesi şeklindeki tevdi edilen para artık parça borcu haline gelmiştir.


İMKANSIZLAŞMAYI NEDEN ARIYORUZ?

Mücbir sebebin oluşabilmesi gereken unsurlardan biri de ” MUTLAK KAÇINILMAZ İMKANSIZLIĞI“‘dır, Mücbir sebebin bu unsuru gereğince, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açması gerekir. Ayrıntılı bilgi için bakınız : Koronavirüs hangi durumda mücbir sebeptir?


“CİNS BORCU YOK OLMAZ” KURALI, KANUN EMRİ Mİ?

İfanın imkansızlığı kanunen tanımlanmamıştır. Kanun koyucu, ifanın nasıl imkansızlaşacağı doktrin ve yargı uygulamalarına bırakılmıştır : “doktrinde farklı tanımlar yapıldığı görülmektedir. Doktrinde bir görüş imkânsızlığı, borcun doğumundan sonra ifanın ulaşılamaz hale bürünmesi şeklinde tanımlar. Bir diğer görüş ise imkânsızlığı, bir şeyin meydana gelebilmesi için gerekli şartların mümkün olamaması olarak kabul etmektedir.” KARŞILAŞTIRMALI HUKUK ÇERÇEVESİNDE İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE MÜCBİR SEBEP Yüksek Lisans Tezi İrem BİLGEN


Çeşit ve parça borçlarının imkansızlaşıp imkansızlaşamayacağı açısından ise doktrindeki ağırlıklı görüş, yukarıda da belirttiğimiz üzere cins borcunun imkansızlaşamayacağı yönündedir.


OBJEKTİF İMKANSIZLIK – SUBJEKTİF İMKANSIZLIK

BK 117. maddenin objektif imkansızlık yanında, subjektif imkansızlık halinde de uygulanıp uygulanmayacağı da doktrinde tartışmalıdır. Hakim görüş ve uygulama subjektif imkansızlığı, mücbir sebep açısından kabul etmemektedir : “Mücbir sebep gerçekleşince borcun ifası genellikle imkânsız hâle gelir. Borçlar Kanununda borçlunun borcunun kusursuz olarak sonradan imkânsız hâle gelmesinin sonuçları 117 nci maddede düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. nci fıkrasında kusursuz imkânsızlık nedeniyle bir borcun ifasının mümkün olmaması halinde bu borcun sona erdiği belirtilmistir. Doktrinde, bu maddenin kapsamına hangi imkânsızlık türlerinin girdiği konusunda tartışmalar yapılmaktadır. Bazı yazarlar, bu maddenin kapsamına sadece kusursuz sonraki objektif imkânsızlık durumlarının gireceğini, bazı yazarlar ise sübjektif imkânsızlık hallerinin de girebileceğini ileri sürmektedirler. Kanımızca doktrinde, sübjektif imkânsızlık olarak nitelendirilen durumlarda, borçlu dışındaki diğer kişilerin, borcu yerine getirme imkânı bulunduğu için, bu durumları bir imkânsızlık olarak değil de borcun ifasının güçleşmesi olarak değerlendirmek daha doğru olur.” ULUSLARARASI TİCARİ SATIM SÖZLESMELERİNDE MÜCBİR SEBEP Fatma Itır BİNGÖL


Madde 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.


Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.


DOKTRİNDEKİ ÇEŞİT BORCA İLİŞKİN AĞIRLIKLI BU GÖRÜŞÜN DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKTİĞİ GÖRÜŞLERİ


“Öncelikle, parça borcu ve imkânsızlık odaklı ifa engelleri sistemlerinden vazgeçilmesinin günün koşulları ile daha uyumlu olacağını belirtmek gerekir. Zira parça borcu günümüz üretim düzeninde istisnaen söz konusu olabilecektir. Bu bağlamda Türk hukuku ifa engelleri sisteminin de bir revizyona tabi tutulmasının isabetli olacağı yönündeki görüşe ağırlık verilmesi gerekir .” (SEROZAN, Rona: “Parça Borcu-Çeşit Borcu; Aşılması Gerekli Bir Ayrım”, MHAD, C.3, S.5, Yıl1969, s.233 vd) (ATAMER, CISG; ATAMER, Armağan)( SATIM HUKUKUNDA AYNEN İFA TALEBİNİN BİRİNCİL YAPTIRIM OLMASI SORUNU Arş. Gör. Ece BAŞ )


“CİNS BORCU YOK OLMAZ” KURALININ SAKINCALARI

Parça – cins borcu ayrımının bir çok sakıncası da bulunmaktadır.


Parça Borcunun Çok İstisnai Olması

Günümüz üretim sisteminde zaten istisnai olarak görülebilecek parça borçlarında imkansızlaşmanın sık görülen şekli ise, hukuki imkansızlaşma şeklindedir.


Ayıplı İfa – Aynen ifa

Parça borcu teorisine göre, bir parça borcunun, ayıplı ifası halinde yenisi ile değiştirilmesi mümkün olmayacaktır.


Bu sakıncanın giderilmesi için şu şekilde bir görüş ileri sürülmüştür. “alıcının satıcının fabrikasında imal ettiği belirli bazı makineleri incelemiş ve bunları satın almak istemişse, burada bir parça borcu vardır. Bu olasılıkta, parça borcu olmasına rağmen, yenisi ile değişim talebinin engellenmesinin hiçbir anlamı yoktur.” ( SATIM HUKUKUNDA AYNEN İFA TALEBİNİN BİRİNCİL YAPTIRIM OLMASI SORUNU Arş. Gör. Ece BAŞ )


Alıcı, tezgâhtardan bir kravat istemiş, tezgâhtarın seçip paket­lediği kravat lekeli çıkmıştır. Çeşit satımı (!?) söz konusu olduğu için, alıcı bu kravatın lekesiz bir kravatla değiştirilmesini isteyebi­lecektir» Buna karşılık alıcı kravatı kendisi seçmiş, ayırmış olsaydı, satım sözleşmesinin konusunun ferden belirlenmesi ve dolayısıyla parça satımı söz konusu olacağı için, lekesi gözünden kaçmış krava­tın lekesin bir kravatla değiştirilmesini isteyemeyecekti! Alıcı, titiz­liğinin, tasarımını tüm ayrıntılarıyla somutlaştırmasının kurbanı ol­maktadır! Suımmum ius, summa inuıria! (Alıcının ikinci ihtimalde ayıbı farketme gerekliliği nedeniyle korunmaya lâyık olmadığı ileri sürülemez. Böyle bir gereklilik var idiyse, alıcının zaten «Satıcı alı­cının satılanı kâfi derecede muayene etmekle farketmiş olacağı ayıptan., ancak bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mes’ul olur.» diyen BK 197 karşısında, ayıplı ifadan ötürü herhangibir is­temi söz konusu olamaz. Fakat bu gereklilik yoksa, alıcıyı aynen ifa yaptırımından yoksun bırakmak, adaletsiz bir risk dağılımı olur.) Parça Borcu – Çeşit Borcu Aşılması Gereken Bir Ayırım Dr. Rona Serozan


Borcun Niteliğini Belirlemedeki Zorluk

“Pekiyi ama belirli marka araba, 15 inci Louis mobilyası, ‘belirli’ bir seyisin yetiştirdiği ‘siyah’ bir koşu atı satımlarında satım sözleşmelerinin konusu ferden mi belirlenmiştir, yoksa genel olarak mı belirlenmiştir? … Yoksa et, varlıklı indinde çeşit, yoksul indinde parça; yüzük, kuyum­cu indinde çeşit, alıcı indinde parçadır mı diyeceğiz? … Kaldı ki çeşit borcu diye adlandırılagelen borç da en geç ifa anmda parçaya dönüşmekte”


Bu nedenle parça – çeşit borcu teorisinde bile, teorilerine istisnalar getirilmiştir :


“Böylesine özelleştirilmiş bir çeşitte artık çeşitten söz edile­mez.


Bir kayıtlı çeşit borcu söz konusu ise, borçlunun ifa güçsüzlü­ğü itirazı, parça borcu esaslarına göre ele alınır.


Kayıtlı çeşidin satımı, belirsiz konulu parçanın satımıdır.”

Parça Borcu – Çeşit Borcu Aşılması Gereken Bir Ayırım Dr. Rona Serozan


Parça Borcu Ayrımının Borçlu Aleyhine İşlemesi

“imdi ifa imkânsızlığım ‘objektif edim sonucu’ açısından ele alan ve dolayısıyla konusu geniş borçta (çeşit borcunda) borç’uya bir ‘tedarik yükümü’ (Beschaffungspflicht) yükleyen bu biçimsel-realist ve borçluyu sanki alacaklının tutsağı kılan anlayışın bir kalıntısı olan «genus non perit» («nev’i telef olmaz») kuralı ve buna bağla­nan ortodoks dogma da Roma müzesine kaldırılmalıdır.” Parça Borcu – Çeşit Borcu Aşılması Gereken Bir Ayırım Dr. Rona Serozan


İmkansızlığın Sürekli mi Geçici mi Olduğunun Tespitinin Zor Olabilmesi

“Yeni görüşün bir başka faydası da hukukçuyu özellikle müsbet bilimlerdeki serî evrim karşısında iyiden iyiye güçleşmiş olan «im­kânsız ığm sürekli mi, yoksa geçici mi olduğu» sorununu- çözmeden kurtarması, onu birtakım varsayılı (farazî) imkânsızlık yargıların­dan kaçındırması, böyle bir soruya ifa anında gerçeklere uygun bir cevap verme olanağına kavuşturmasıdır. Düşünülsün ki bugün mev­cut olmayan bir ilâç (kanseri giderecek ilâç gibi) yarın yaratılabi­lir. Bu gibi ilâçların satımı niçin batıl sayılsın?” Parça Borcu – Çeşit Borcu Aşılması Gereken Bir Ayırım Dr. Rona Serozan


Çeşit Borcu Olmasına Rağmen Ara Rejim İcadı : Kendine Özgü Mallar

“Borç, cins borç olup,buna rağmen piyasada bulunması bazı dönemlerdeki sıkıntılar veya üretici sayısının azlığı nedeniyle zor olabilir.” Baskın teorinin geçerliliği nedeniyle bu sorunun çözümü, “kendine özgü mallar” denilen üçüncü bir kategorinin yaratılması ile çözülmüştür. “Sky Petroleum Ltd. ile VIP Petroleum Ltd. şirketleri arasında görülen bir davada, uyuşmazlık konusu petrolün, somut olay koşulları altında, petrol tedarik kaynaklarının yetersiz

olması ve piyasada az bulunması nedeni ile ticari olarak kendine özgü mal olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.” ( SATIM HUKUKUNDA AYNEN İFA TALEBİNİN BİRİNCİL YAPTIRIM OLMASI SORUNU Arş. Gör. Ece BAŞ )http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/2267/71785.pdf?sequence=1&isAllowed=y


ALTERNATİF TEORİ : İFA İMKANSIZLIĞINDA GÜVEN İLKESİ

“Kaynağını güven ilkesinde bulan söz konusu evrimin tutarlı hukukî sonucu şu olmaktadır ki ifa imkânsızlığının artık tek ölçeği, borçlanmanın çeşit veya parça biçiminde saptanmış olmasından so­yut olarak, borçlunun, edim eylemlerini güven ilkesine göre sefer­ber etmesi kendisinden beklenebilecek araçlarla gerçekleştirebilip gerçekleştiremeyeceğidir … yapılacak iş — bir kez daha dile getireyim — ifa im­kânsızlığının varlığının tek ölçeği olarak güven ilkesini uygulamak ve borçlanılan edimin (çeşit olsun, parça olsun), borçlunun güven ilkesine göre kendisinden seferber etmesi beklenebilecek araçlarla sağlanabilip sağlanamayacağını saptamaktır…


Yıkıldıktan sonra enkazı devretmeye söz veren satıcıya karşı alıcı evin yıkılmasını hangi nedenlerle sağlaya- mayacaksa (beklenmezlik, yüklenmezlik) aynı nedenlerle alıcı, sa­tıcıdan yollamış olduğu kırık heykel yerine aynı heykelin kırık ol­mayanını elde edemeyecektir. (Beklenmezlik, yüklenmezlik) …


Sözleşenlerin kararlaştırdıkları veya kararlaştırdıkları güven ilkesi ışığındaki tamamlayıcı yorumla varsayılan nokta, ancak bir ius cogens (buyurucu kural) ile giderilebilir….Edim yükümünün yerine getirilme biçimi kadar, edim yükümünün yerine getirilmemesine bağlanacak yaptırımlar da irade bildirimlerinin tamamlayıcı yorumu konusuna girebilir…Çünkü nihayet (Eski) BK 202 buyurucu bir kural değildir- Güven ilkesi çerçevesindeki tamamlayıcı yorum, tamamlayıcı kurallarda ön görülmüş yaptırımları kısabileceği. gibi fnemo praecise… ükesinde olduğu gibi), bu kurallarda ön görülmüş yaptırımlara yenilerini de katabilir.” Parça Borcu – Çeşit Borcu Aşılması Gereken Bir Ayırım Dr. Rona Serozan


Ki kanun koyucu Eski BK 202 maddenin Yeni BK’daki karşılığı olan 227. maddeyi şu şekilde düzenlemiştir :


“Madde 227- Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:


4.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

….”


TBK 227. madde gerekçesi şu şekildedir : “818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci ve 203 üncü maddelerini karşılamaktadır.

…. 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasında, alıcının kullanabileceği seçimlik haklar, sadece sözleşmeden dönme ve satış bedelinin indirilmesini isteme ve aynı Kanunun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen değiştirme hakkından ibaret iken, bunlara yukarıda açıklanan onarım hakkı da eklenmiştir. Burada ayrıca, söz konusu seçimlik hakların kullanılabilme koşulları da her bir hak için ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanununa göre önemli farklılıklar taşımaktadır. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında değiştirme hakkı sadece çeşit satışları için kabul edildiği hâlde, Tasarıda, “imkân varsa” denilmek suretiyle, bu seçimlik hakkın kullanılabileceği durumlar genişletilmiştir.“


Kanun Koyucunun TBK 227/1.f,4b metninde ve gerekçesinde açıkça belirttiği gibi asırlardır süren parça borcu – çeşit borcu ayrımına bağlı sonuçlardan biri olan parça borcunun yenisi ile değiştirilmesi imkanın bulunmaması, “imkan varsa” ölçütü ile aşılmıştır.


SONUÇ


Çeşit ve para borcu imkansızlaşması kural olarak mümkün değil ise de yukarıda anlatılmaya çalışıldığı gibi baskın görüş bile bunun -çok nadir olsa da- bazı istisnaları olduğu kanaatinde olduğu gibi; TBK 227/1.f,4b metninde ve gerekçesinin yol gösterdiği üzere somut olayın kendine has özellikleri dikkate alınarak alternatif görüşteki güven ilkesi ileri sürülerek borçlunun, edim eylemlerini güven ilkesine göre sefer­ber etmesi kendisinden beklenebilecek araçlarla gerçekleştirilemeyeceği ve bu nedenle çeşit borcunun da imkansızlaştığı iddiasının ileri sürülebileceği düşünülebilir.

Önceki Haber

Mücbir Sebebin sürekli veya geçici olması nedir? Bunun önemi nedir?

Sonraki Haber

Koronavirüs hangi durumda mücbir sebeptir?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap