Vekilin hesap verme borcu- Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyet -Zamanaşımı konusunda kolayca emsal karar bulabilmek için lütfen Karar Arama sayfamıza bakınız.

Vekilin hesap verme borcu- Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyet -Zamanaşımı

Medeni Hukuk

13. Hukuk Dairesi         2019/1149 E.  ,  2020/3113 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi



... Bölge Adliyesi Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının davacı vekilince murafaa talepli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Murafaa için belirlenen günde duruşmalı temyiz eden davacı Asil ... ile davalılar vekili avukat ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra kararın açıklanması başka güne bırakıldı. Yapılan incelemede temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin anlaşılması üzerine, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, mirasbırakanından kalan taşınmazların satışı için davalılara vekaletnameler verdiğini; bu vekaletnamelere dayalı olarak taşınmazların satışını gerçekleştiren davalıların vekil sıfatıyla edindikleri satış bedellerini kendisine ödemediklerini ileri sürerek 10.000,00-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.12.2012 tarihli beyan dilekçesi ve aynı tarihli duruşmadaki beyanlarında davacı asil davalılardan ...’a karşı açmış olduğu davadan feragat ettiğini beyan etmiş, 27.12.2016 tarihli celsede davalı vekilin elden verilen ıslah dilekçesi ile davacı vekili taleplerini 598.893,00-TL’ye artırmıştır.

Davalılar, açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

İlk derece yargılama makamınca, davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, dava konusu Kültür Mah. 86 Ada, 3 Parsel ve Sunay Mah. 24 ada, 9 parsel hissesi üzerinden hesaplanan 598.836,00 TL'nin bu miktarın 1.000,00 TL'sine dava tarihinden 588.836,00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında ve dava dilekçesindeki 24 ada, 8 ve 20 parsellerdeki alacak taleplerinden feragat edilmiş olduğundan bu parseller ve davalı Vasfi Can Karlıdağ aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; davalılar vekilinin istinaf talebi, ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince incelenerek; HMK m. 353/1-b-2 uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esası yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davalı vekillerin vekalet sözleşmesine göre tahsil ettikleri bedelleri davacı müvekkillerine ödememeleri iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak istemlerinin, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırıldığı açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. Başka bir ifade ile, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Vekalet sözleşmesi, T.B.K. 147/5.maddelesine göre 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu tür vekalet ilişkilerinde zamanaşımı vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Vekilin hesap verme borcu, vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. (Bkz. Hukuk Genel Kurulunun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirilecek olursa, davacı, davalıların vekil sıfatıyla gerçekleştirmiş oldukları satış işlemi sonucu tahsil ettikleri paranın tamamının kendisine ödenmediğini ileri sürmüş, Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu edilen vekaletnamenin davacının adına tescilli taşınmazın satışı için 27/07/1982 tarihinde verildiği ve taşınmazın vekaleten satışının da 27/06/1990'da gerçekleşmiş olduğu, davacının 22/06/2000 tarihinde vekaletin kötüye kullanıldığı iddiası ile vekaleten satılan taşınmazların tapu iptali için açtığı dava sonucunda, davanın reddine karar verildiği ve kararın düzeltmeden geçerek 22/03/2010 tarihinde kesinleştiği; TBK m. 147/5'e göre vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davaların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup vekaleten satışın yapıldığı tarih olan 27/06/1990 tarihinden dava tarihi olan 01/03/2011 tarihine kadar 5 yılı aşkın bir süre geçmiş olduğundan, dava zamanaşımına uğramış olup, davalının daha önce açtığı tapu iptali davasını da 5 yıllık süre geçirildikten sonra açtığı, söz konusu davanın gerek zamanaşımı süresi geçirildikten sonra açılması, gerekse eldeki dava yönünden zamanaşımını kesme etkisinin olmaması, davanın konusu da farklı olduğundan vekalet ilişkisinden doğan alacağa ilişkin zamanaşımını kesmediğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/09/2013 tarih, 2013/15-169 Esas, 2013/1365 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, zamanaşımını kesen veya durduran nedenler de bulunmadığından, kaldı ki bir an için tapu iptali davasının bu davada zamanaşımını kestiği varsayılsa bile TBK m. 158'deki munzam ek süre de geçirildiğinden davanın zamanaşımına uğramış olduğu gerekçe gösterilerek davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş ise de, hesap verme yükümlülüğü araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2.540,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 44,40 TL harcın davacıya iadesine, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 10/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki Haber

3600 gün çalışmış olma nedeniyle kıdem tazminatı talep hakkı bir kez kullanılabilir -emsal karar

Sonraki Haber

BAM'ca davanın değerinde tereddüt halinde gerekir ise keşif yapılarak otoparkın davacı taşınmazına kattığı değerin belirlemesi ...

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap