Bu konuda kolayca emsal karar bulabilmek için lütfen Karar Arama sayfamıza bakınız.

Cezaevindeki avukat görüşmesinin izlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin iddianın esas davada dile getirilmesi ve başvuru yolunun tüketilmesi gerekir

Anayasa Mahkemesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YALÇIN KARATAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/60659)

 

Karar Tarihi: 30/6/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Fatih HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Yalçın KARATAŞ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olan başvurucunun avukatıyla görüşmesinin teknik araçlarla kayda alınması, infaz memuru tarafından görüşmenin izlenmesi ve belge alışverişinin sınırlandırılması nedenleriyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2017/19186 ve 2017/23038 sayılı bireysel başvuru dosyalarının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/60659 sayılı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve diğer şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, bu karara konu şikâyet yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına da karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuya İlişkin Süreç

10. İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Başsavcılık tarafından FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda başvurucu gözaltına alınmıştır.

11. İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hâkimliği 20/7/2016 tarihinde, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

12. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itirazı İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/8/2016 tarihinde reddetmiştir.

13. Başvurucunun tutukluluk durumu ve tahliye talepleri bu süreçte sulh ceza hâkimlikleri tarafından resen veya talep üzerine değerlendirilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun tutukluluğun devamı kararlarına yaptığı itirazlar da reddedilmiştir.

14. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 7/9/2017 tarihli iddianameyle başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

16. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 13/9/2017 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2017/31 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

17. Mahkeme 20/2/2018 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

18. Mahkeme 21/3/2018 tarihinde, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

19. Başvurucunun istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından 9/1/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz. Emre Ayhan, B. No: 2016/80704, 13/2/2020, §§ 32-57.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığı görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınması, bu sırada infaz memurunun görüşmeyi izlemesi ve belge alışverişinin kısıtlanması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde; öncelikle başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi kapsamında açılacak tazminat davası yolunu tüketmeden bireysel başvuru yaptığı belirtilerek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık, başvurucunun 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nda öngörülen başvuru yollarını tüketmediğini de dile getirmiştir.

25. Bakanlık ayrıca KHK ile getirilen bu düzenlemenin yeterli güvenceleri bünyesinde taşıdığını ve denetim mekanizmalarını ortaya koyduğunu, buna karşılık başvurucunun bu yolları kullanmadığını belirtmiştir. Bakanlığa göre düzenlemenin amacı kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesidir. Bakanlık, başvurucunun üzerine atılı suçun niteliği (FETÖ/PDY üyelerinde örgütsel davranış bilincinin yoğunluğu ve faaliyetlerini gizli icra etmeleri) dikkate alındığında toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir veya talimat verilmesi ya da yorumlarıyla gizli, açık veya şifreli mesajlar iletilmesi şüphesinin varlığı hâlinde söz konusu tedbirin uygulandığını belirterek anılan tedbirin orantılı ve ölçülü olduğunu, dolayısıyla başvurunun açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiğini ifade etmiştir.

26. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formundaki iddialarını tekrar etmekle birlikte avukatı ile yaptığı görüşmelerin ve belge alışverişinin kısıtlanmasına ilişkin uygulamaların kendilerine herhangi bir karar tebliğ edilmeden doğrudan uygulandığını, dolayısıyla Bakanlık görüşünde yer verilen başvuru yollarına gitmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek söz konusu kısıtlamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

28. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucu hakkındaki davanın temyiz kanun yolunda derdest olduğu görülmektedir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığı görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınması, bu sırada infaz memurunun görüşmeyi izlemesi ve belge alışverişinin kısıtlanması nedenleriyle savunma hakkının kısıtlandığına, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

29. Söz konusu olağan hak arama yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Savunma hakkının kısıtlanması dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 30/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Haberleri

Fetö bağlantısı nedeniyle meslekten çıkartılan ve tutuklanan hakim hakkında hak ihlali kararı

3. Esas Yönündena. Genel İlkeler42. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.b. İlkelerin Olaya Uygulanması43. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gere

Eşe veya Kardeşe Karşı İşlenen Kasten Yaralama Suçunun Şikâyet Aranmaksızın Takip Edilmesinin Anayasa’ya Aykırı Olmadığı

Eşe veya Kardeşe Karşı İşlenen Kasten Yaralama Suçunun Şikâyet Aranmaksızın Takip Edilmesinin Anayasa’ya Aykırı OlmadığıAnayasa Mahkemesi 11/6/2020 tarihinde E.2019/2 numaralı dosyada, eşe veya kardeşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun şikâyet aranmaksızın takip edilmesini ve eşe yönel

Mağdur Olunan Bir Suç Sonucu Oluşan Gebeliğin Sonlandırılması Talebinin Sürüncemede Bırakılması hak ihlalidir

Mağdur Olunan Bir Suç Sonucu Oluşan Gebeliğin Sonlandırılması Talebinin Sürüncemede Bırakılması Nedeniyle Kişinin Maddî ve Manevî Varlığının Korunması Hakkının İhlal EdilmesiAnayasa Mahkemesi Genel Kurulu 23/7/2020 tarihinde, R.G. (B. No: 2017/31619) başvurusunda Anayasa’nın 17. maddesinde

Önceki Haber

AYM: Suriye vatandaşlarına mirasçılık belgesi verilmemesi mülkiyet hakkının ihlalidir

Sonraki Haber

Kambiyo senedinin bedelsiz olduğuna ilişkin iddianın faktoring şirketine karşı da ileri sürülebileceği