Tam yargı davasında ret edilen kısım için yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahaledir

25.3.2021 22:53:28

37. Askerî idari ve idari yargıda görülen davalarda talep edilen tazminat miktarlarının reddedilen kısmı üzerinden aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği Anayasa Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin birçok kararında ortaya konmuştur (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014; Mehmet Tekin, B. No: 2013/7611, 20/5/2015).


38. Bu kararlarda askerî idari ve idari yargıda 15/11/2012 tarihinden önce ıslah imkânının bulunmadığı gözetilerek tarafların ileride hak kaybına uğramamak için dava talep miktarlarını yüksek tutmalarından kaynaklı olarak reddedilen kısım üzerinden aleyhlerine yüksek tutarlarda vekâlet ücretine hükmedilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim Can Kişi, § 44; Mehmet Tekin, § 62).


39. Başvurucuların tam yargı (tazminat) davalarını açtığı tarih itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçelerinde belirtilen talep konusu miktarını sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamaktadır.


40. Tazminat alacağının miktarı ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da değişiklik yapılmadan önceki hâliyle 2577 sayılı Kanun gereği mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacının tazminat talebine ilişkin miktarı yüksek tutmaktan başka seçeneğinin olmadığı görülmektedir (Muammer Özkoca, B. No: 2016/1567, 27/11/2019, § 63).





TÜRKİYE CUMHURİYETİ


ANAYASA MAHKEMESİ


 


 


BİRİNCİ BÖLÜM


 


KARAR


 


EMİN DEMİREL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU


(Başvuru Numarası: 2018/5536)


 


Karar Tarihi: 10/2/2021


 


BİRİNCİ BÖLÜM


 


KARAR


 


 


Başkan


:


Hasan Tahsin GÖKCAN


Üyeler


:


Muammer TOPAL


 


 


Recai AKYEL


 


 


Yusuf Şevki HAKYEMEZ


 


 


Selahaddin MENTEŞ


Raportör


:


Eren Can BENAKAY


Başvurucular


:


1. Emin DEMİREL


 


 


2. Nihat TUNÇ


 


 


3. Zeynep ÖZKAPLAN


Başvurucular Vekili


:


Av. Ümit AVCI


 


I. BAŞVURUNUN KONUSU


1. Başvuru, depremde konutun zarar görmesi sebebiyle açılan tam yargı davasında aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.


II. BAŞVURU SÜRECİ


2. Başvurular 20/2/2018 ve 22/2/2018 tarihlerinde yapılmıştır.


3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.


4. Komisyon tarafından 2018/5478, 2018/5536 ve 2018/6244 numaralı bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/5536 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/5536 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.


5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.


6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.


7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.


III. OLAY VE OLGULAR


8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:


9. Başvurucuların Van'da bulunan konutları 23/10/2011 tarihli depremde ağır hasar görmesi sonucu yıkılmıştır. Başvurucular oluşan zararlarının tazmini istemiyle Van Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine Van 1. ve 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 2012 yılında dava açmıştır. Dilekçelerinde başvurucular, Türkiye'nin riskli deprem kuşağında yer aldığını ve deprem meydana gelmeden önce deprem riski bulunan bölgelerle ilgili gereken tedbirlerin alınması konusunda idarenin yükümlülükleri olduğu hâlde tedbir alınmadığını ileri sürmüştür. Emin Demirel 100.000 TL, Nihat Tunç 70.000 TL, Zeynep Özkaplan 86.000 TL maddi tazminat talep etmiştir.


10. Mahkeme; başvuruculara ait konutların depremde yıkılması olayında davalı idarelerin kusurlarının olup olmadığının, varsa kusur oranlarının ve meydana gelen zararın miktarının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda müteahhidin %31, proje müellifinin %6, fenni mesulün %34, Van Belediye Başkanlığının %25, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının %2, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının %2 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda binanın maliyet bedeline ilişkin değerlendirme yapılmıştır.


11. Mahkeme davaların kısmen kabulüne kısmen reddine (25/12/2015, 15/1/2016, 29/6/2016 tarihlerinde) karar vermiştir. Emin Demirel'e 19.018,31 TL, Nihat Tunç'a 27.760,32 TL, Zeynep Özkaplan'a 20.688,05 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Hükümde ayrıca, başvurucu Emin Demirel'in 9.228,53 TL, Nihat Tunç'un 4.996,36 TL ve Zeynep Özkaplan'ın 7.534,31 TL reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan vekâlet ücreti ödemesine karar verilmiştir.


12. Başvurucular, temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, davanın açıldığı tarihte idari yargıda ıslah imkânı olmadığından talebin yüksek tutulduğu belirtilerek yüksek tutarda vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını sınırladığı dile getirilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) tarafından ilk derece mahkemesi kararları, deprem sigortasını yapan sigorta şirketine karşı açılan davalarda zararın belli bir kısmının ödenmesine karar verilmesi sebebiyle zarardan sorumlu idarelerce ödeme yapılırken sigorta şirketince başvuruculara ödenecek miktarın da dikkate alınacağı açıklaması eklenerek onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemleri de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.


13. Nihai kararların tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 20/2/2018 ve 22/2/2018 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.


IV. İLGİLİ HUKUK


14. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:


"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; ... yargılama giderleri ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır..."


15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:


 “(1) Yargılama giderleri şunlardır:


...


ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.


...”


16. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 'nin (659 sayılı KHK)“Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:


 “(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”


17. 21/12/2015 tarihli ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:


 “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”


18. 2016 yılı AAÜT'nin İkinci Kısım İkinci Bölüm'ünün ilgili kısmı şöyledir:


 “İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için


a) Duruşmasız ise 1.000,00 TL


b) Duruşmalı ise 1.500,00 TL"


19. 2016 yılı AAÜT'nin Üçüncü Kısım'ının ilgili kısmı şöyledir:


 “Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret


1. İlk 35.000,00 TL için % 12


2. Sonra gelen 45.000,00 TL için % 11”


V. İNCELEME VE GEREKÇE


20. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:


A. Başvurucuların İddiaları


21. Başvurucular; dava tarihinde ıslah müessesi bulunmadığından yüksek tutarlı tazminat davası açtıklarını belirterek lehlerine hükmedilen tazminatın yaklaşık yarısını vekâlet ücreti olarak ödemek zorunda kalmaları nedeniyle mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.


B. Değerlendirme


22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:


 “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”


1. Kabul Edilebilirlik Yönünden


23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.


2. Esas Yönünden


a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı


24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).


25. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilir.


26. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte ya da kişinin mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkına birer müdahaledir.


27. Başvuruya konu olayda başvurucuların aleyhine yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahale edildiği açıktır.


b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı


28. Mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir (Hüseyin Karaca, B. No: 2015/6160, 19/9/2018, § 38).


29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:


"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."


30. Yukarıda belirtilen müdahale Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 36. maddesini ihlal eder. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Feridun Gülmez, B. No: 2014/11451, 19/7/2017, § 78).


i. Kanunilik


31. Somut olayda 2577 sayılı Kanun'un 31.maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi ve 659 sayılı KHK'nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 2016 yılı AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden başvurucular aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.


ii. Meşru Amaç


32. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır. Anayasa’nın 36. maddesinde özel sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde, adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).


33. Anayasa Mahkemesi daha önce vermiş olduğu kararlarda, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacının gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece uyuşmazlıkların makul sürede bitirilmesinin sağlanması olduğunu, bu sebeple yapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğunu tespit etmiştir (Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017, §§ 82-85; Ayşe Acar, B. No: 2014/7060, 21/9/2016, 42-45; Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042, 9/3/2017, § 70).


iii. Ölçülülük


 (1) Genel İlkeler


34. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).


35. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, § 68).


 (2) İlkelerin Olaya Uygulanması


36. Somut olay koşullarında ölçülülük ilkesinin elverişlilik ve gereklilik unsurları yönünden sorun bulunmayıp incelemenin orantılılık unsuru yönünden yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Orantılılık incelemesi yapılırken davanın açılmasına ilişkin koşulların ve aleyhe hükmedilen nispi vekâlet ücreti nedeniyle söz konusu davanın anlamsız hâle gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekir.


37. Askerî idari ve idari yargıda görülen davalarda talep edilen tazminat miktarlarının reddedilen kısmı üzerinden aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği Anayasa Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin birçok kararında ortaya konmuştur (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014; Mehmet Tekin, B. No: 2013/7611, 20/5/2015).


38. Bu kararlarda askerî idari ve idari yargıda 15/11/2012 tarihinden önce ıslah imkânının bulunmadığı gözetilerek tarafların ileride hak kaybına uğramamak için dava talep miktarlarını yüksek tutmalarından kaynaklı olarak reddedilen kısım üzerinden aleyhlerine yüksek tutarlarda vekâlet ücretine hükmedilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim Can Kişi, § 44; Mehmet Tekin, § 62).


39. Başvurucuların tam yargı (tazminat) davalarını açtığı tarih itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçelerinde belirtilen talep konusu miktarını sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamaktadır.


40. Tazminat alacağının miktarı ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da değişiklik yapılmadan önceki hâliyle 2577 sayılı Kanun gereği mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacının tazminat talebine ilişkin miktarı yüksek tutmaktan başka seçeneğinin olmadığı görülmektedir (Muammer Özkoca, B. No: 2016/1567, 27/11/2019, § 63).


41. Başvuru konusu olayda başvurucu Emin Demirel lehine hükmedilen tazminatın % 49'u (9.228,53/19.018,31), Nihat Tunç %18'i (4.996,36/27.760,32), Zeynep Özkaplan ise % 36'sı (7.534,31/20.688,05) oranına tekabül eden tutarda vekâlet ücretini davalı idarelere ödemekle yükümlü tutulmuştur.


42. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucuların dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için taleplerini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda davalarının kısmen reddedilmesi nedeniyle lehlerine hükmedilen tazminatın önemli bir kısmını vekâlet ücreti olarak davalı idarelere ödemek zorunda kaldığı görülmektedir. Söz konusu oranlar (%49, %36 ve %18) dikkate alındığında başvurucular açısından açtıkları davanın neredeyse anlamsız hâle geldiği görülmüştür.


43. Sonuç olarak başvurucular aleyhine hükmedilen yüksek tutardaki nispi vekâlet ücretlerinin Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında belirlediği kriterlere göre ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Galip Kocuk, B. No: 2014/5639, 24/6/2015; Metin Taşdemir, B. No: 2014/6991, 26/2/2015; Lütfi Karaca, B. No: 2013/6808, 4/2/2016).


44. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu müdahale ölçülü olmadığından başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.


3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden


45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:


 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…


 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”


46. Başvurucular; ihlalin tespiti ile her bir başvurucu için ayrı ayrı olmak üzere 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.


47. Başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.


48. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlar karşılığında başvurucu Emin Demirel'e 8.000 TL, Nihat Tunç'a 4.000 TL, Zeynep Özkaplan'a 6.500 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucuların diğer tazminat taleplerinin de reddi gerekir.


49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç tutarlarının başvuruculara ayrı ayrı, 3.600 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.


VI. HÜKÜM


Açıklanan gerekçelerle;


A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,


B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,


C. Başvurucu Emin Demirel'e 8.000 TL, başvurucu Nihat Tunç'a 4.000 TL, başvurucu Zeynep Özkaplan'a 6.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,


D. 294,70 TL harç tutarının başvuruculara AYRI AYRI, 3.600 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,


E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,


F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.