itiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen bozma kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi ceza daireleri veya ilk derece mahkemelerince direnme kararı verilebilmesinin mümkün olduğu

31.3.2021 19:54:21

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen bozma kararına karşı, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince direnme kararı verilmesinin mümkün olup olmadığı: 



Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için “direnme hakkı” ile “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” kavramlarıyla aralarındaki farklara değinilmesinde fayda bulunmaktadır.


5271 sayılı CMK’nın “Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri” başlıklı 307. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesi;

“Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır.” şeklinde düzenlenmiş,

02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 36. maddesiyle, anılan fıkranın ikinci cümlesi değiştirilerek belirtilen fıkraya;

"Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez." cümleleri eklenmiştir.


6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 36. maddesinin gerekçesi ise; "5271 sayılı Kanunun 307 nci maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen bozma kararlarına karşı bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince direnilmesi halinde dosyanın doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi yerine kararı veren daireye gönderilmesi öngörülmektedir. Mevcut düzenlemede temyiz üzerine Yargıtay ilgili dairesince verilen bozma kararına direnilmesi durumunda dosya ilgili daireye gelmeksizin doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitmektedir. Yapılan değişikle direnme kararlarının önce ilgili ceza dairesine gelmesi sağlanmak suretiyle ilgili dairenin kararını düzeltebilmesi imkânı getirilmektedir. Böylelikle dosyaların daha kısa sürede kesinleşmesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun iş yükünün azaltılması amaçlanmaktadır." şeklinde ifade edilmiştir.

Buna göre, yerel mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine dosya, kararına direnilen daireye gönderilecek, dairece mümkün olan en kısa sürede direnmenin yerinde olup olmadığı konusunda inceleme yapılacak ve direnmenin yerinde olduğu kabul edilirse karar düzeltilecektir.

Dairece direnmenin yerinde olmadığına karar verilmesi durumunda değerlendirme yapılmak üzere dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilecek, Ceza Genel Kurulunca verilen karara karşı direnilemeyecektir.


Bölge Adliye Mahkemeleri ile kanunda açık hüküm bulunması durumunda ilk derece mahkemeleri kararlarının temyizi sonucu Yargıtay ilgili Ceza Dairesince incelenmesi ile olağan kanun yolları sona ermektedir. Bu aşamadan sonra CMK’nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı gündeme gelebilecektir.


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, 1412 sayılı CMUK’nın temyize ilişkin hükümler içindeki 322/4. maddesinde; "Ceza dairelerinden birinin kararına karşı Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, ilamın kendisine verildiği tarihten otuz gün içinde Ceza Umumi Heyetine itiraz edebilir." biçiminde yer verilmiş, 5271 sayılı CMK’nın olağanüstü kanun yolları arasındaki 308/1. maddesinde ise; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinde yer alan "lehe itirazda süre aranmayacağına" ilişkin cümle dışında madde metinleri benzerlik arz etmektedir.


05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle, CMK’nın 308. maddesine;

"(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.


(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir" şeklindeki (2) ve (3) numaralı fıkralar eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır.

5271 sayılı CMK’nın olağanüstü yasa yolları bölümünde yer alıp 308. maddesinde düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının, Özel Ceza Daire kararlarındaki hukuka aykırılıkların, Ceza Genel Kurulu tarafından giderilmesini isteme ve bu yolla içtihat birliğini sağlama işlevinin yanı sıra kamuoyunun tatminini amaçlayan diğer bir yönü de bulunmaktadır.


Görüldüğü gibi bu yol, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup, bu yetki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının olağanüstü kanun yollarından birisi olan itiraz kanun yoluna başvurabilmesi için ön koşul; Yargıtay ceza daireleri tarafından temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmesidir. Hakkında temyiz incelemesi yapılarak hüküm kurulmayan sanık hakkında itiraz kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.


Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin direnme kararı ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının prosedür, dayanak ve hukuki dokuları birbirinden farklıdır. Konuya açıklık getirmek bakımından iki müessese arasındaki farklılıkları belirlemekte yarar vardır.


1- Temyiz incelemesine konu olan hukuki sorun hakkında, Yargıtay özel daire kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşü arasında farklılık olduğu için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz kanun yoluna başvurulur. Direnme kararı verilmek suretiyle Ceza Genel Kurulu önüne getirilen meselede ise, bölge adliye mahkemesi ceza dairesi veya ilk derece mahkemesi ile Yargıtay özel dairesinin kararları arasında, başka bir deyişle iki karar arasında uyuşmazlık vardır.


2- İtiraz kanun yolu üzerine verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görüşünün kabulü veya reddi iken; direnme hâlinde, Yargıtay özel dairesi ile bölge adliye mahkemesi ceza dairesi ya da ilk derece mahkemesi kararlarından birinin hukuka uygunluğu konusunda onama veya bozma kararı verilmek suretiyle iki karar arasındaki uyuşmazlık çözümlenmektedir.


3- Ceza Genel Kurulu, itiraznamede ileri sürülen sebeplerle bağlı olmamakla birlikte, itiraz kanun yolunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gösterilen itiraz sebepleri; direnmede ise bölge adliye mahkemesi ceza dairesi veya ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçe ve gösterdiği dayanaklar, hukuki değerlendirmenin esasını oluşturmaktadır.


4- İtiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca yapılan inceleme, tarafların iradesi dışında ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının başvurması üzerine yapıldığı hâlde; direnme hâlinde dava dosyası kendiliğinden Ceza Genel Kuruluna gönderilmemekle, bölge adliye mahkemesi ceza dairesi veya ilk derece mahkemesince verilen direnme kararı üzerine yeniden kurulan hükmün taraflarca temyiz edilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, ancak yeni bir temyiz davası açılırsa Ceza Genel Kurulu işi ele alabilmektedir. Direnme kararı temyiz edilmezse o hâliyle kesinleşmektedir.


5- Ceza Genel Kurulu, itiraz kanun yolunda itiraz mercisi olup itirazı kabul ettiği durumlarda özel dairenin yerine geçerek bir karar vermekte iken, direnmede ise, taraflar veya Cumhuriyet savcısınca açılan bir temyiz davası üzerine inceleme yapmaktadır.


Her iki müessese arasındaki farklılıklar bu şekilde belirlendikten sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen bozma kararına karşı, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri veya ilk derece mahkemelerince direnme kararı verilmesinin mümkün olup olmadığı hususunda doktrindeki görüşlere de yer verilmesinde fayda bulunmaktadır.


Bu hususta doktrinde; “Genel Kurul itiraz sebeplerini varit görmezse itiraz davasını esastan reddeder. Varit görürse, dairenin kararını ıslah eder, yani daire yerine geçerek onun gibi karar verir... Verilen bozma kararlarına uyma mecburi olmalıdır.” (Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, 8. Baskı, Ankara, 2020, s. 367.); “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itirazı üzerine CGK tarafından verilen karara karşı da direnme mümkün değildir.” (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet Yayınevi, 10. Baskı, Ankara, 2015, s. 876.); “Burada üzerinde durulması gereken bir sorun, ceza dairesinin kararını düzeltmemesi ve dosyayı Ceza Genel Kurulu'na göndermesi durumunda, bu karara karşı ilk derece mahkemesi veya BAM'ın direnme yetkisine sahip olup olmadığıdır. CMK m. 307/3'te ‘Yargıtay'dan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Ancak, direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel  Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez’ hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere bu hükümde ‘direnme üzerine’ Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen karara karşı direnmenin mümkün olmadığı düzenlenmiştir. Oysa burada dosya direnme kararı üzerine CGK önüne gelmiş değildir. Buna rağmen biz CMK m. 307/3’ün kıyas yoluyla uygulanması sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bozma kararına direnmenin mümkün olmadığı; ilk derece mahkemesi ya da BAM'ın, bozma kararına uymak ve bozma gerekçesi doğrultusunda bir karar vermek zorunda olduğu düşüncesindeyiz.” (Mustafa Ruhan Erdem-Candide Şentürk, Ceza Muhakemesinde Kanun Yolları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2018, s. 252.); “Ceza Genel Kurulu itirazda ileri sürülen nedenlerle bağlı olmaksızın hükmü esas ve usul yönünden inceler. İnceleme sonunda itirazı reddeder ya da kabul eder. Kabul halinde kararın ortadan kaldırılması ile yetinmeyip aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermelidir. CGK ceza dairesinin verebileceği herhangi bir kararı verebilir: -onama – bozma; davanın esasına hükmedilmesi; ıslah. Bozmaya karşı direnme mümkün değildir.” (Veli Özer Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 12. Baskı, Ankara, 2019, s. 790-791.); “İtiraz üzerine Ceza Genel Kurulunun verdiği bozma kararına karşı, bölge adliye ceza dairesinin direnme yetkisi bulunmakla birlikte, bunun inceleme yeri yine Ceza Genel Kuruludur. Bu ikinci aşamada Ceza Genel Kurulunun kararları bağlayıcıdır.” (Osman Yaşar, Ceza Muhakemesi Kanunu, IV. Cilt, Seçkin Yayınevi, 5. Baskı, Ankara 2011, s. 4034.) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.


Sonuç olarak : 


5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde “Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.” şeklinde bir düzenleme yapılmış iken CMK’nın 308. maddesinde itiraz üzerine verilen kararlar için böyle bir mecburiyet konulmamış olması; bu şekildeki düzenlemelerle direnme üzerine verilen Ceza Genel Kurulu kararlarına direnilemeyeceğini öngören kanun koyucunun, aynı hükmü itiraz kanun yoluna ilişkin 308. maddeye koymayarak bilinçli bir tercihte bulunması; itiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemeyeceğinin kabulü hâlinde, Özel Dairenin bozma kararına karşı yapılan itirazın Ceza Genel Kurulunca reddedilmesi durumunda, bölge adliye mahkemesi ceza dairesi veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkının bulunmadığı anlamına geleceğinden, böyle bir sonucun da kanun koyucunun iradesiyle örtüşmeyecek olması; yine itiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca itirazın kabulüyle özel dairenin onama kararı kaldırılıp, özel dairenin yerine geçilerek hükmün bozulmasına karar verildiği hâllerde, “Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır...Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.” şeklindeki CMK’nın 307. maddesinin 3. fıkrasında, Ceza Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği kararlar hariç özel daire bozma kararı ile ilk defa Ceza Genel Kurulu tarafından verilen bozma kararı arasında herhangi bir ayrım gözetmeyen kanun koyucunun her iki durum için de direnme hakkını açıkça tanımış olması; başka bir ifadeyle özel dairece verilen bozma kararları ile Ceza Genel Kurulunca özel dairenin yerine geçilerek verilen bozma kararlarının aynı hukuki neticeleri doğurması karşısında; itiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen bozma kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi ceza daireleri veya ilk derece mahkemelerince direnme kararı verilebilmesinin mümkün olduğu kabul edilmelidir.



Nitekim, bölge adliye mahkemelerinin faaliyette olmadığı dönemde Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen 16.04.2013 tarihli ve 1263-143 sayılı; 25.01.2011 tarihli ve 259-6 sayılı kararlarda da ilk derece mahkemeler bakımından aynı sonuca ulaşılmıştır.