Araç kiralama sözleşmesinin tabi olduğu hükümler

4.4.2021 19:28:10

3. Hukuk Dairesi         2020/10845 E.  ,  2020/7085 K.


MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı, davalı kiracı şirket ile aralarında 16/06/2014 başlangıç tarihli 9 gece 10 gün süreli günlük kira bedeli 225 TL olan araç kiralama sözleşmesi bulunduğunu, davalı ...' in ise hem davalı şirketin yetkilisi hem de aracı şoför olarak kullanacak kişi olduğunu, davalı ...'nın aracın ikinci kullanıcısı olduğunu, kira süresinin bitimine 1 gün kala 25/06/2014 tarihinde aracın arıza yaptığının davalılar tarafından bildirildiğini, bunun üzerine aracın kurtarıcı vasıtasıyla arızalandığı yer olan ... ilçesinden ... getirildiğini ve 2.360,00 TL kurtarıcı ücreti ödediğini, aracın tamiri ve çalışır vaziyete gelmesi için servise 15.127,75 TL ödeme yaptığını, aracın çalışır vaziyete getirilebilmesi için 22 gün süre geçtiğini ve 4.950,00 TL kira kaybına uğradığını, araçta tespit edilen arızanın kendiliğinden ve normal kullanım sonucu eskimeden kaynaklanan bir arıza olmadığını, bu arızanın aracın aşırı hızda kullanılması, yüksek bir vites ile yüksek bir hızda giderken aracın hızını düşürmeden aniden vitesin en düşük vitese alınması gibi kulanıcı hatasından kaynaklanan sebeplerden oluştuğunun tespit edildiğini belirterek 22.437,75 TL nin davalılardan olay tarihi olan 25.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket, davanın reddini dilemiştir.

Davalı-karşı davacı ..., davacının kusurundan kaynaklanan sebeplerle ailesi ile birlikte hayal ettiği tatili yapamadığını, 10 günlük araç kira bedelinin peşin ödendiğini ancak, 8. gün araçtaki sorun nedeniyle aracı kiraya verene teslim etmek zorunda kaldığını, araçları olmadığı için geceyi ailesiyle otelde geçirdiklerini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini dilemiş, karşı dava ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla peşin ödemiş olduğu iki günlük araç kira bedeli ile yapmış olduğu otel masrafının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki alacak ilişkisinin Türk Borçlar Kanunu'nun belirtilen taşınır ve taşınmaz kiralama sözleşmelerinde yer almadığı, dava dilekçesinde tahliye, akdin feshi veya tespit talebinde bulunmaksızın davanın açıldığı, ayrıca fesih sürelerine uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-) Türk Borçlar Kanununun (TBK) ikinci kısım dördüncü bölüm birinci ayırımı kira sözleşmesine yer vermiştir. TBK'nın 299. maddesine göre kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

TBK'nın 301. ve 334. maddelerine göre kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla; Kiracı ise, kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür.

Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 16/06/2014 başlangıç tarihli, günlük kira bedeli 225 TL olan 10 gün süreli sözleşme, araç kira sözleşmesi (taşınır kira sözleşmesi) olup taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nın 299 vd. maddeleri gereği çözümlenmesi gerekmektedir.

Buna göre, Mahkemece, taraflar arasında geçerli olan kira sözleşmesi hükümleri de değerlendirilmek suretiyle kiralanan araçta meydana geldiği iddia edilen zarar ile davacının zararının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; uyuşmazlığın niteliğinin tespitinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

2-) Karşı dava hakkındaki temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;

6100 sayılı HMK'nın 297/1. maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, 297/2. maddesinde de; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Somut olayda, asıl ve karşı davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Hâl böyle olunca, Mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle karşı dava hakkında da olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapmak suretiyle asıl ve karşı davada ayrı ayrı hüküm kurularak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince taraflar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.