İzni olmadan telefon numarasından aranma Kişisel veri kavramı - TCK136/1- Konuyla ilgili emsal karar

7.4.2021 15:30:03

12. Ceza Dairesi         2019/5491 E.  ,  2019/8319 K.


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği

Karar Tarihi : 09/01/2019


Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2019 tarihli ve 2018/102917 soruşturma, 2019/2321 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.01.2019 tarihli ve 2019/701 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanunun 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar ile;


Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.03.2016 tarihli ve 2016/2472 esas, 2016/4849 sayılı ilâmında yer alan “ (...) Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde ‘Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’ başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanun’un 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür. Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan ‘kişisel veri’ kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir (...)” şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;


Somut olayda, şikayetçinin beyanında; Fenerbahçe Spor Kulübünden aradığını söyleyen şahsın kendisini 0212 702 .. 07 numaralı sabit hattan aradığını ve kişisel telefon numarasını hukuka aykırı olarak ele geçiren veya yayan kişiden şikayetçi olduğunu ifade ettiği, soruşturma kapsamında anılan telefon hattının kim adına kayıtlı olduğunun tespitine yönelik olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından bilgi talep edildiği; ancak, kurum tarafından yöntemince bilgi talep edilmediğinden somut bir bilgi verilemediği, soruşturma makamınca da başkaca bir araştırma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; kişinin GSM hattının kişisel veri olarak kabul edilerek, şüphelinin veya şüphelilerin tespit edilmesi için usulü ile gerekli yazışmaların ve araştırmanın yapılması, şüphelinin veya şüphelilerin tespiti halinde soruşturmaya devam edilerek beyanlarına başvurulması suretiyle toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdir edilmesi, şüpheliye veya şüphelilere ulaşılamaması halinde ise zamanaşımı süresince daimi arama kararı verilerek araştırmaya devam edilmesi gerektiği, dolayısıyla eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, anılan Kanunun 160 ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak üzere itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 10.05.2019 tarihli ve 94660652-105-07-6716-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2019 tarihli, 2019/52874 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2012/12-1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir.

Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; şikayetçi ...’in, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına vekili aracılığıyla sunduğu 12.12.2018 havaleli dilekçesi ile 0212 702 67 07 numaralı sabit hattan aktif kullanımında olan cep telefonu numarasını arayarak, Fenerbahçe Spor Kulübü adına aradığını beyanla ürün satın alıp almayacağını soran, kişisel numarasına nasıl ulaştığını sormasının ardından da iletişimi sonlandırıp, numarasını engelleyen şahsın tespit edilerek, cep telefonu numarasını bilgisi dışında ele geçiren ve yayan şahıslardan şikayetçi olması üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, 0212 702 67 07 numaralı sabit hattın abonelik bilgilerinin bildirilmesi için 18.12.2018 tarihinde, ilgili hattın 19.10.2018 tarihinde kimin adına ve hangi adreste kayıtlı olduğunun bildirilmesi için 26.12.2018 tarihinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığına yazılan yazılara, aboneliği talep edilen numaraya ilişkin bir iletişim kaydı (arama, aranma, arayan numara, “karşı numara,” sms vb.) ve şikayete konu görüşmeye ilişkin tarih aralığı belirtilmeksizin yöntemince talepte bulunulmamasından dolayı 25.12.2018 ve 02.01.2019 tarihli cevabi yazılarla kurum tarafından somut bir bilgi verilememesini müteakip, “...müştekinin arandığı tarih ve saat saptanamadığından ve bu bilinmeden arayan numaranın sağlıklı bir şekilde tespitinin yapılamayacağı bildirildiğinden...” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Kişinin, kişisel veri niteliğindeki cep telefonu numarasının, rızasına aykırı şekilde ele geçirilmesi, başkasına verilmesi veya yayılması eyleminin, TCK'nın 136. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlandığı gözetilip, şikayetçiden şikayetine konu görüşmeye ilişkin tarih aralığı sorularak, şüphelinin veya şüphelilerin tespit edilmesi için gereken yazışmalar ve araştırma usulüne uygun olarak yapılıp, toplanacak delillere göre ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2019 tarihli, 2018/102917 soruşturma, 2019/2321 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşıldığından, anılan karara karşı yapılan itirazın belirtilen şekilde inceleme yapılmasından sonra sonuçlandırılması yerine reddine ilişkin mercii Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.01.2019 tarihli ve 2019/701 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.01.2019 tarihli ve 2019/701 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.