Katılma alacağı-tasfiye -Faizin başlangıç tarihi

8.4.2021 12:50:05

Davacı lehine hükmedilen alacak, katılma alacağı niteliğindedir. Katılma alacağında, malların kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad. 232, 239/1) hesaba katılır. TMK'nin 239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay'ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Kararda faiz başlangıcı tarihleri infazda karışıklığa veya duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir (HMK.mad. 297/2).



8. Hukuk Dairesi         2020/3734 E.  ,  2021/1049 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı


Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.



KARAR


Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen iki adet taşınmaz bulunduğunu açıklayarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen dava dosyasında ise evlilik birliği içinde davacının katkıları davalı adına edinilen şirket hissesi yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.500,00 TL katılma ve 2.500,00 TL katkı payı alacağının faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 01.12.2015 tarihli dilekçeyle asıl davaya konu 16 parsel yönünden 18.744,02 TL, 3 nolu mesken yönünden 44.961,87 TL, birleşen davaya konu şirket hissesi yönünden 95.000,00 TL olarak katılma alacağı talep miktarını arttırmıştır. Bozma sonrası birleşen dava dosyasında 3 no mesken için bakiye kalan 14.355,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı ... vekili, asıl davaya konu 16 parsel sayılı taşınmazın davalının babası tarafından hibe edildiğini ve kişisel mal olduğunu, 3 nolu meskenin 01.1.2002 tarihinden önce tamamlandığını, birleşen davaya konu şirket hissesinin şirket pasif durumda olduğundan bir değerinin bulunmadığını, ev hanımı olan davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının olmadığını ileri sürerek, davaların reddini savunmuştur.

Mahkemece verilen ilk kararda, asıl davanın kısmen kabulüne, 16 parsel sayılı taşınmaz için 18.744,02 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, Sayarlar Ltd. Şirketindeki davalı adına kayıtlı hisse için 95.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz itirazları üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire'nin 2016/19659 Esas, 2019/2012 Karar sayılı ilamıyla, 3 nolu meskenin eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde inşa edildiğinin ve aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mal olduğunun kabulü gerektiği, bu mesken yönünden (arsa payı hariç) tasfiye tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değeri belirlenip talep miktarı da gözetilmek suretiyle davacının katılma alacağının hesaplanması, 16 parsele kayıtlı arsanın babasından davalıya tapuda devredildiği, yapılan bu devrin yerleşik ilkeler doğrultusunda bağış olarak kabulü gerekeceği, bu fiili karinenin aksini ispat yükü davacı tarafta olduğu, satış işleminin gerçek olduğunun dosya kapsamından ispatlanamadığı anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaz yönünden bağış suretiyle edinilmesi nedeniyle davalının kişisel malı olduğu ve tasfiyeye dahil edilemeyeceği, birleşen dava dilekçesinde katılma alacağının yanı sıra katkı payı alacağı talebide bulunduğu, bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması HMKnin 297/2 maddesine aykırı olduğuna işaret edilerek açıklanan yönlerden taraflar lehine hükmün bozulmasına, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından yapılan karar düzeltme talebi yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl dava ve birleşen 2020/98 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 3 no'lu bağımsız bölüme ilişkin katılma payı alacağı olan toplam 59.316,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16 parsel sayılı taşınmaza ilişkin katılma alacağı talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2013/348 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulüyle, Sayarlar İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adlı sermaye şirketindeki davalı adına kayıtlı hisse için 95.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin katkı payı alacağına ilişkin talebinin işlemden kaldırılması talebi dikkate alınarak; davacı tarafça usulüne uygun olarak takip edilmediği anlaşılan katkı payı alacağına ilişkin talebinin HMK'nin 150. maddesi gereğince yasal süresi içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına ve bu talebin tefriki ile yeni esasa kaydına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


2.Davacı vekilinin faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazlarına gelince;


Davacı lehine hükmedilen alacak, katılma alacağı niteliğindedir. Katılma alacağında, malların kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad. 232, 239/1) hesaba katılır. TMK'nin 239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay'ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Kararda faiz başlangıcı tarihleri infazda karışıklığa veya duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir (HMK.mad. 297/2).


Somut olayda, 3 nolu meskenin bozma sonrası verilen karara en yakın tarihteki sürüm değeri üzerinden katılma alacağı belirlendiğinden bozma sonrası karar tarihi, şirketin ise bozma öncesi verilen karara en yakın tarihteki sürüm değeri üzerinden katılma alacağı belirlendiğinden bozma öncesi karar tarihi faiz başlangıcında dikkate alınmalıdır. Mahkemece, yazılı şekilde tarihleri belirtmeksizin hüküm kurulması yerinde değildir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.


SONUÇ: Temyiz olunan hükmün (2.) bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının ikinci bendinde geçen "59.316,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren" ile beşinci bendinde geçen "95.000 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren" ibarelerinin hüküm fıkralarından çıkarılmasına, ibarelerin yerlerine "59.316,00 TL katılma alacağının 16.07.2020 tarihinden itibaren," ve "95.000 TL katılma alacağının 12.01.2016 tarihinden itibaren" rakam ve kelimelerinin yazılmasına, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.