Nafaka ve boşanmaya dair kararın muvazaalı olduğu iddiasının genel yetkili mahkemede görülmesi gerekir

8.4.2021 16:44:26

Şu halde, davanın dayanağı TMK'nun ikinci kitabında yer almayıp, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19.maddesinde yer alan genel muvazaa hukuksal nedeninden kaynaklandığına göre, davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekirken Aile Mahkemesi tarafından davaya bakılıp yargılamanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Görev hususunun Aile Mahkemesince re'sen gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.


4. Hukuk Dairesi         2020/1119 E.  ,  2020/1854 K.


MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi


Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/03/2015 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle nafakanın azaltılması istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, muvazaa nedeniyle nafakanın azaltılması istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davacının davalıdan alacaklı olduğunu, borçtan kurtulmak ve alacaklı davacının zarara uğraması amacıyla davalının, dahili davalı olan eşinden ... 6.Aile Mahkemesi’nin 2013/401 esas 2013/561 karar sayılı ilamıyla 28/05/2013 tarihinde boşanmasına rağmen daha sonra davalı aleyhine boşandığı eşi tarafından açılan nafakanın artırılması davasının davalı tarafından kabul edildiğini, davalının maaşının tamamını karşılar nitelikte hüküm altına alınan nafaka nedeniyle davacının alacağına kavuşmasının engellendiğini, davalı ile dahili davalının aralarında anlaşarak muvazaalı olarak nafakanın artırılması davasını ikame ettiklerini belirterek davalının ödediği nafakanın indirilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; muvazaa iddiasının ispatlanamadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davalı ile boşandığı eşinin davacının maaşının tamamını kapsayacak şekilde anlaşmalı ve muvazaalı olarak yoksulluk ve iştirak nafakaları artırımının kötü niyetli olarak gerçekleştirdikleri, hukukun kötü niyeti korumasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Gerek dava dilekçesi, gerekse mahkemenin kabul biçimine göre dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. Maddesinde yer alan genel muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır.

"Aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerine dair 4787 sayılı Kanunun" 4. maddesinde; “Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1-22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler. 2- 20/05/1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi. 3- Kanunlarla verilen diğer görevler.” şeklinde Aile Mahkemelerinin bakacağı işler açıkça ve sınırlı sayıda belirlenmiştir.

Şu halde, davanın dayanağı TMK'nun ikinci kitabında yer almayıp, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19.maddesinde yer alan genel muvazaa hukuksal nedeninden kaynaklandığına göre, davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekirken Aile Mahkemesi tarafından davaya bakılıp yargılamanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Görev hususunun Aile Mahkemesince re'sen gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.