İştirak nafakasının artırılmasının koşulları

8.4.2021 17:08:35

3. Hukuk Dairesi         2016/10749 E.  ,  2017/226 K.


MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki asıl davada iştirak nafakasının azaltılması- karşı davada iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ... ....Aile Mahkemesi'nin 2006/203-246 sayılı ilamı ile boşandıklarını, müşterek çocuk ...'nin velayetinin anneye verildiğini, ...'nin yaşamının yarısını annesinin yarısını da babasının yanında geçirdiğini, tarafların her ikisinin de doktor olduklarını, gelirlerinin de aynı seviyede olduğunu, nafaka periyodik olarak müvekkili tarafından artırılmasına rağmen aylık 300 TL olan nafakanın ... ....Aile Mahkemesi'nin 2009/908-1092 sayılı kararı ile 600 TL'ye çıkartılmasına karar verildiğini, müvekkilinin mahkeme kararı olmadan son olarak 950 TL katılım nafakası ödediğini, ...'nin bu sene sınavlarda devlet okulu olan ... ... 60.Yıl ... Lisesi'ni kazandığını, bu seneden itibaren davalının özel okul ücreti ödemeyeceğini, davacının 2012 yılında trafik kazası geçirip ... sene yatalak kalarak tedavi görmesine rağmen nafakaları ödemeye devam ettiğini belirterek, iştirak nafakasının 400 TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı/karşı davacı vekili davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı/karşı davalının kendi isteği ile nafaka miktarını aylık 950 TL'ye artırdığını, bu bedelin müşterek çocuk ...'nin ihtiyaçlarına katkıyı karşılamaktan çok uzak olduğunu, davacının aylık kazancının performans uygulamalarındaki fark nedeni ile ...-....500 TL civarında olduğunu, müvekkilinin aylık gelirinin ise ....500 TL civarında olduğunu, nafakanın artırılmasından bu yana ... yıl geçtiğini, çocuğun şu anda ... yaşında olduğunu, ihtiyaçlarının arttığını ileri sürerek, davacı tarafından açılan nafakanın indirilmesine ilişkin davanın reddine, karşı davanın kabulü ile iştirak nafakasının aylık ....200 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin iştirak nafakasının azaltılması talepli asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığından reddi gerekir.

...-Davalı/karşı davacı vekilinin iştirak nafakasının artırımı talepli karşı davaya yönelik temyiz itirazı yönünden;

Dava, iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.

TMK. 182/....maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır". Aynı Yasanın 328/....maddesine göre de; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur" (TMK. 330/...).

İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir.


Somut olayda, dosya içeriğinden; davacı/karşı davalının uzman doktor olduğu, aylık 6200 TL geliri bulunduğu, kendisine ait evde oturduğu, yeniden evlendiği ve bu evliliğinden bir kızı olduğu, davalı/karşı davacının uzman doktor olduğu, aylık 6600 TL geliri bulunduğu anlaşılmıştır.

Bununla birlikte, ... ....Aile Mahkemesi'nin 2006/203-246 sayılı kararı ile hükmedilen aylık 300,00TL iştirak nafakasının ... ....Aile Mahkemesi'nin 2009/908-1092 sayılı kararı ile aylık 600,00TL'sına çıkartılmasına karar verildiği ve kararın .../06/2010 tarihinde kesinleştiği görülmüş olup, bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan geçen yaklaşık beş yıllık süre içerisinde, müşterek çocuğun büyümesi ve ihtiyaçlarının artması karşısında düşük kaldığı anlaşılmaktadır.


Buna göre mahkemece, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun .... maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle iştirak nafakasının azaltılması talepli asıl davaya yönelik davacı-karşı davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle iştirak nafakasının artırımı talepli karşı davaya yönelik temyiz edilen hükmün davalı/karşı davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-... maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, ....01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


3. Hukuk Dairesi         2016/8534 E.  ,  2016/12126 K.


MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı vekili dava dilekçesi ile; tarafların ... 3. Aile Mahkemesinin 2011/1296 esas,2013/1184 karar sayılı ilamı ile anlaşmalı boşandıklarını, 1997 doğumlu müşterek çocuk ...'nın velayetinin davacı anneye verildiğini, söz konusu karar ile küçüğe iştirak nafakası takdir edilmediğini ,aradan geçen sürede, müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artığını bu nedenle, müşterek çocuk için aylık 2.000 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, müşterek çocuğun okul masraflarını karşıladığını, bu nedenle davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; boşanmadan itibaren müşterek çocuğun okul ve eğitim ihtiyaçlarının davalı tarafça karşılandığı, davalının küçük ... için gerekli katkıyı sağladığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava iştirak nafakası istemine ilişkindir.

TMK'nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf,ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür.Diğer taraftan,iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.

Tarafların nafakaya ilişkin yaptıkları anlaşma hukuki niteliği itibariyle MK. hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabiidir. Böylece, kanunun emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleri ile sözleşme yapabileceklerdir. (BK.19 md.) (TBK.26 md.)

Ancak, TMK. 330/1.md. göre; nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur.

Yine, aynı kanunun 331.md. göre; Durumun değişmesi halinde, hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler ve nafakayı kaldırır.

Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre; nafakanın kaldırılması veya yeniden belirlenmesi için tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekir.

Bu nedenle; nafaka, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile artırılabilir veya indirilebilir.

Ayrıca, BK.19 (TBK 26) ve 20. (TBK 27.) maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmelerde, edimler arasındaki denge umulmadık gelişmeler yüzünden bozulacak olursa, güven sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi (TMK 2) gereğince sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırmış koşullarla bağlı kalmaları beklenmiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelir. O nedenle, işlem temelinin çökmesi veya tarafların mali durumlarının değişmesi irat şeklinde ödenmesine karar verilen nafakanın kaldırılmasını veya yeniden belirlenmesini gerektirebilir.

Dairemizin istikrar kazanmış içtihatları bu doğrultudadır. (Yargıtay 3.H.D. 06.10.2008 tarih ve 2008/11801 E.-2008/16060 K.

Somut olayda; .... 3.Aile Mahkemesinin 2011/1296 E.-2013/1184 K. sayılı kararı ile taraflar arasında ortak imzaları ile düzenlenen 27.09.2013 havale tarihli protokolün aynen tastikine karar verilmiş ve hüküm, taraflarca temyiz edilmeyerek 01.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir.

Taraflar protokolle "Bu boşanma nedeniyle davalı eş ..., velayeti davacı eş ...'de kalacak olan müşterek çocuk ...'ün özel okul ücretleri dahil bütün eğitim masrafları ile sağlık giderlerini ve bakım ve iaşesi ile ilgili giderlerini karşıladığı için davacı eş ... şimdilik bu çocuğu için iştirak nafakası talep etmemekte, ancak, iştirak nafakasını talep etme hakkını saklı tutmaktadır" şeklindeki kararlaştırma infazda karışıklık yaratacak niteliktedir.

Kaldı ki, boşanma davasında iştirak nafakası istenmemesi sonradan istenmesine engel değildir. Çünkü, bu nafaka velayet hakkı verilen davacı anne tarafından çocuk adına istenmekte ve nafaka borcu bu nedenle her an yenilenen borçlardan olduğundan yeniden doğmaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, protokolde kararlaştırılan masrafları da dahil tüm ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün gelir durumu nazara alınarak, müşterek çocuk için dava tarihinden, reşit olduğu 13.02.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere TMK.nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.