Hatalı diş tedavisi-taksirle yaralama

8.4.2021 17:38:41

12. Ceza Dairesi         2019/8806 E.  ,  2020/6185 K.


Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle yaralama

Hüküm : CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat


Taksirle yaralama suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Şikayetçi ...’ın 15.05.2014 tarihinde katılmasına karar verilip vekili hakkında bir karar verilmediğinin anlaşıldığı, CMK’nın 237/2. maddesi gereğince herhangi bir karar verilmeyen vekilinin de katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,


Katılan ...’ın dişlerindeki düzensizlik ve çarpıklığın düzeltilmesi için Aydın ilinde faaliyet gösteren ... Polikliniğine 08.10.2011 tarihinde başvurduğu, 19.04.2012 tarihine kadar dişlerinin düzeltilmesi ile ilgili ortodontik tedavisinin yapıldığı, katılanın tayininin çıktığı Bilecik ilinde tedavisini devam ettirmek istemesi üzerine gittiği ortodontist tarafından tedavisinin yanlış yapıldığının kendisine bildirilmesi üzerine katılanın ... Polikliniğinde tedavisinde görev alan doktorlardan şikayetçi olduğu, katılanın soruşturma aşamasında alınan 13.09.2012 tarihli ifadesinde, tedavisini yapan doktorların ..., ..., ... ve ... olduğunu, çenenin üst braketlerini ...'nın alt tellerini ise ...’nın taktığını belirttiği, 10.12.2014 tarihli duruşmada Türk Diş Hekimleri Birliği Aydın Hekimler Odasından ... Polikliniğinde 08.10.2011 ile 20.04.2012 tarihleri arasında görev yapan kayıtlı diş hekimlerinin üye kayıt formları ve fotoğraflarından ..., ..., ... ve ...’i tedavisini yapan doktorlar olarak teşhis ettiği, ... hakkında poliklinik kayıtlarından herhangi bir tespitin yapılamadığı, iş yeri mesul müdürünün ... olduğu, katılana uygulanan tedavi ile yaralanma arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve yaralanmanın niteliği konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 02.12.2013 tarihli raporda, tedavi öncesinde hastanın yüzünün görünümünü bozup ve estetik kaygıya neden olan tek taraflı yan kesici diş eksikliği sebebiyle ortodontik tedavi uygulamasının doğru bir karar olduğu, ... Polikliniğindeki kişiye yönelik tedavi planlamasının kişinin iskeletsel ve dişsel durumuna göre ortodontist hekim tarafından yapılmadığı, dosya kapsamından tedaviyi yapan hekimin kim olduğu ortodonti alanında uzman olup olmadığının anlaşılamadığı, farklı hekimlerin tedaviyi takip ettiği, takılan ark telleri ve braketlere tedavi sürecinde gerekli müdahalenin yapılmadığı, ortodontist hekimlerce kişinin tedavisinin devamı sağlanmadığından diş tedavisinden sorumlu hekimlerin özen eksikliğinin bulunduğunun belirtilmesi, yargılama aşamasında tedavi yöntemlerinin sağlık problemlerine uygun olup olmadığı, bu tedavinin usulüne ve süresine uyulması halinde sonuç doğurup doğurmayacağı ve varsa kusur oranları konusunda Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Ana Bilim Dalından 28.01.2015 tarihli raporda; yapılan teşhis ve tedavi yöntemlerinin hatalı olduğu, ortodonti uzmanlığı için diş hekimliğinden mezuniyet sonrası 4 yıllık uzmanlık gerektirdiği, kişinin tedavisinin ortodontist hekim tarafından yapılmadığı, dosya kapsamından tedaviyi yapan hekimin kim olduğu ortodonti alanında uzman olup olmadığı anlaşılamadığından tedavinin yanlış olduğunun belirtilmesi karşısında, maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, katılanın ifadesinde belirttiği kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması, suç duyurusu neticesinde sanıklardan başka şahıs veya şahıslara kusur atfedilmesi ve iddianame tanzim edilmesi halinde incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilerek yargılama yapılması, anılan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda ise dosyanın denetime olanak verecek şekilde iş bu dosya arasına alınarak sanıkların hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,


Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi ve halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.