Davada delil olarak dayanılan uyapta kayıtlı iddianamenin mahkemece uyap ortamından alınarak dosyaya konulması-tarafların bunu takip ve sunma görevi olmadığı

9.4.2021 22:12:02

22. Tüm bu düzenlemeler açık bir biçimde göstermektedir ki, mahkemelerce dava ve yargılama işlemlerine ilişkin olarak fiziki ortamda yapılan tüm işlemler elektronik ortamda UYAP kullanılarak gerçekleştirilir ve elektronik veriler UYAP'a kaydedilerek burada saklanır. Elektronik ortamdan fiziki olarak örnek çıkartılması gereken hâllerde ise tutanak veya belge aslının aynı olduğu belirtilerek, hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir (HMK, m. 445/3).

23. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; mahkemece İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/356 E. sayılı dosyanın iddianamesi müzekkere ile talep edilmiş olmasına rağmen, müzekkere yanıtı beklenmeksizin davacı vekilinin beyanı nazara alınarak davanın esası hakkında ilk karar verilmiş, ardından Özel Daire bozma kararından sonra belirtilen dosyanın iddianamesi UYAP üzerinden gönderilmiş olmasına rağmen mahkemece bu iddianame incelenmeksizin direnme kararı verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin "UYAP'ın kullanılması" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere mahkemeler ve hukuk dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir.



Hukuk Genel Kurulu         2017/1837 E.  ,  2020/302 K.


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi



1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı asil ... ile diğer davalılar... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı asil ... ile diğer davalılar... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 26.09.2011 tarihli dava dilekçesinde, Yeni Akit Gazetesinin 19.07.2011 günlü nüshasının 1. ve 11. sayfalarında “568 Teröriste ÇEV'den Burs” başlıklı haber ile buna bağlantılı “Manşetüstü” isimli köşesinde bir karikatür yayımlandığını, davalıya Ankara 33. Noterliğinin 20.07.2011 tarihli ve 20253 sayılı düzeltme metni ihtarnamesinin gönderildiğini, davacının kişilik haklarına saldırıldığını, kamuoyunun husumetinin vakfa yöneltildiğini, Türk Halkının tepki gösterdiği PKK terör örgütünün 13 askerimizi şehit ettiği saldırıya atıfta bulunularak bu saldırı ile ilgili olarak davacı vakfın ilişkilendirildiğini ve gerçek dışı bilgilere dayalı olarak hedef gösterildiğini, habere konu edilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/356 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, sicil kaydında tahdit bulunmaması durumunda burs verildiğini, terör örgütü mensuplarına bilerek burs verdiğine dair hiçbir işlemin yapılmadığını, gerçek dışı haberin basın yoluyla müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek 20.000TL manevi tazminatın haber yayımlandığı 19.07.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; sunmuş olduğu yazılı beyan ile de dava konusu karikatür için 5.000TL, haber için ise 15.000TL tazminat talep ettiğini bildirmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı... kendisine asaleten, şirketi temsilen 24.10.2011 tarihli cevap dilekçesinde, davacı vakfın hedef gösterildiğinin doğru olmadığını, dava konusu haberin iddianameye dayanılarak hazırlandığını, görünürdeki gerçeğe uygun olduğunu, iddianamede önceki ÇYDD Başkanı ... ile ÇYDD Van Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ...'in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında açılan davanın devam ettiğinin, iddianamenin 43. sahifesinde davacı vakfın binasında yapılan aramada PKK terör örgütü ile ilgili dokümanların ele geçirildiğinin ve çok sayıda öğrencinin PKK ve DHKP/C üyesi olmak suçundan yakalanıp haklarında işlem yapıldığının belirtildiğini, iddianamenin başka öğrencilerle ilgili burs verildiğine dair tespitlerle dolu olduğunu, davalı ...'ın muhabir olup karikatür sebebi ile herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, yazının haber verme ve eleştiri hakkının kullanılmasından ibaret bulunduğunu, kamu çıkarı söz konusu olduğunda kişisel çıkarların göz ardı edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.2012 tarihli ve 2011/443 E., 2012/454 K. sayılı kararı ile; Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/306 E. sayılı dosyasında Zaman Gazetesi ile ilgili olarak Jandarma, "ÇEV'in terörist yakınlarına burs verdiğini belgeledi” başlığıyla verilen ve “ÇEV'in terörist yakınlarına burs verdiği tescillendi” başlığıyla devam eden yazısında yargılama sırasında yapılan araştırmada Jandarma Genel Komutanlığı tarafından böyle bir araştırma yapılmadığı ve bu konuda hazırlanmış bir raporun bulunmadığının bildirilmiş olmasına göre kişilik haklarına tecavüz olduğunun kabulü ile tazminata karar verildiği; davaya konu yazıda 568 teröriste ÇEV'den burs verildiği belirtilerek yazının yayın tarihi itibariyle davacı ile ilgili teröristlere ÇEV'den burs verildiği iddiasıyla yapılan soruşturmada davacının ve yöneticilerinin terörist olanlara burs vermediğinin beraat kararı ile belirgin olduğu ve bu durum çok önceden bilindiği hâlde davacının kişilik haklarına saldırı olacak şekilde bursun ÇEV'den verildiği belirtilerek yazının yayımlanması ve ÇEV'den teröristlere burs verildiğinin kanıtlanmamasına, görünür gerçekliğin dahi yayın tarihinde bulunmamasına, davacı ile ilgili çok önceden yapılan soruşturmanın sonuçlarının ortaya çıkmış olmasına rağmen sonradan yayının tekrar gerçeğe aykırı olacak şekilde yayımlanması nedeniyle kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu, haberin de Diyarbakır'da 13 askerimizin şehit edilmesinden sonra yazıldığı, oysa ki çok daha önceden yapılan aramalar ve tahkikatla ilgili olduğu, yapılan tahkikat sonucunda davacı yöneticilerin beraatine karar verildiği, bu konunun yeniden gündeme getirilmesinin güncel ve görünür gerçekliğe uygun bulunmadığı, TMK’nın 4. maddesindeki kıstaslar ile tarafların sosyal ekonomik durumları ile birlikte manevi tazminatın lehine hükmedilen için duyulan elem ve üzüntüyü bir nebze olsun giderecek, zenginleşmeye neden sayılmayacak miktarda, aleyhine hükmedilecek için ekonomik çöküntüye neden olmayacak şekilde takdir edilmesi gerektiği kıstasları göz önüne alınarak, davanın kısmen kabulü ile dava konusu bulunan manşet üstü karikatür nedeni ile 2.000TL, gazetedeki haberden dolayı 5.000TL toplam 7.000TL'nin 19.07.2011 tarihinden itibaren değişken oranlardaki yasal faizi ile birlikte, 2.000TL'nin davalılar ... Gazetecilik Matb. Ltd. Şti. ile M. Doğan ...'dan, 5.000TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydı ile alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarihli ve 2013/5039 E., 2014/4437 K. sayılı kararı ile;

“…Mahkemece, yayın konusunda daha önce beraat kararı verildiği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında, yayının İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/356 Esas sayılı dava dosyasındaki iddialara dayalı olarak yapıldığı savunulmuştur. Mahkemece, ceza dosyası getirtilip irdelenmeden yazılı biçimde karar verilmiştir. İlgili dosyanın getirtilmesi, değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm oluşturulması gerekir. Mahkemece, eksik inceleme sonucunda karar verilmesi yerinde görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 2014/552 E., 2014/637 K. sayılı kararı ile; önceki karardaki gerekçeler tekrar edilerek ve “…Mahkememizce davalıların İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/356 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak cevap layihasında beyanda bulundukları görülmüş olmakla birlikte davalıların duruşmalara katılmadıkları, gider avansı yatırmadıkları, duruşmalar sırasında bozma ilamında belirtilen dosyanın celbi yönünde herhangi bir talepte de bulunmadıkları görüldüğünden mahkememizin 12.07.2012 günlü ara kararı kapsamında İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/365 Esas sayılı dosyasına ilişkin müzekkere yazılmış ise de bu müzekkereye cevap verilmediği gibi davacı vekilinin 11.10.2012 günlü celsede İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/365 E. sayılı dosyası ile ilgili müzekkere cevabının beklenmesinden vazgeçilmesini isteyerek karar verilmesini talep etmesi üzerine davalıların davayı takip etmeyişi ve müzekkere ile ilgili gider avansının bulunmayışına nazaran müzekkere cevabının beklenmesinden zımni olarak vazgeçilmiş ve Yargıtay'ca bozulan önceki kararın ihdası cihetine gidilmiş olduğu görülmektedir. Davalıların İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/365 E. sayılı dosyasını talep etmiş olmalarına rağmen duruşmaları takip etmeyişlerine ve gider avansı yatırmayışlarına nazaran davalıların delillerinin davacının gider avansı ile toplanması da uygun görülmediğinden mahkememizce İstanbul 12 Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/365 E. sayılı dosyasının dosya içerisine kazandırılması mümkün görülmediğinden …” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı asil ... ile diğer davalılar... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. UYUŞMAZLIK

11. Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilebilmesi için İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/356 E. sayılı dava dosyasının incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.


III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

13. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için Yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.

14. Bunlar kişilik değerlerinin zedelenmesi (Türk Medeni Kanunu (TMK) m.24), isme saldırı (TMK m.26), nişan bozulması (TMK m.121), evlenmenin butlanı (TMK m.158/2), boşanma (TMK m.174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma (818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m.47, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (818 sayılı BK m.49, 6098 sayılı TBK m. 58) olarak sıralanabilir.

15. 4721 sayılı TMK’nın 24. maddesi ile 818 sayılı BK’nın 49. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır.

4721 sayılı TMK 24. maddesi;

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

şeklindedir.

16. Dava konusu yayının yapıldığı ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 49. maddesinde ise;

“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.

Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.”

hükümleri yer almaktadır.

17. TMK’nın 24 ve BK’nın 49. maddelerinde belirlenen kişisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.

18. Görüldüğü üzere BK’nın 49. maddesi gereğince kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.

19. Ceza Mahkemesi kararlarının hukuk davalarına etkisi 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, "Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet" başlıklı maddede:

“Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”

hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi hükmü de benzer düzenleme içermektedir.).

20. UYAP sistemi ile ilgili düzenlemelere gelince;

UYAP; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) "Elektronik işlemler" başlıklı 445. maddesinin birinci fıkrasında, “...adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir” şeklinde tanımlandıktan sonra dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır denilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, UYAP kapsamındaki tüm birimlerde her türlü yargısal, idari ve denetim faaliyetlerinin bu sistemle elektronik ortamda yürütüleceği belirtilmiştir.

21. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin "UYAP'ın kullanılması" başlıklı 5. maddesinde ise:

"(1) Mahkemeler ve hukuk dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir.

(2) Daire başkanı, hâkim, üye, yazı işleri müdürü ve diğer personel iş listesini günlük olarak kontrol etmek ve yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür.

(3) Mahkemelere ve hukuk dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP'a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir.

(4) Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukuk dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler.

(5) Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin onayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir.

(6) Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez.

(7) Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP'a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları mahallinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortama aktarılması imkânsız olan belgeler ise fiziki ortamda saklanır ve gerektiğinde fizikî olarak gönderilir.

(8) UYAP üzerinden hazırlanmış ve güvenli elektronik imza ile imzalanmış evrakın dış birimlere elektronik ortamda gönderilememesi halinde; belge veya kararın fizikî örneği alınır, güvenli elektronik imza ile imzalanmış aslının aynı olduğu belirtilerek altı hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanmak sureti ile gönderilir

(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00'a kadar yapılması zorunludur.

(10) Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesai saati sonunda biter.”

şeklinde düzenleme yer almaktadır.

22. Tüm bu düzenlemeler açık bir biçimde göstermektedir ki, mahkemelerce dava ve yargılama işlemlerine ilişkin olarak fiziki ortamda yapılan tüm işlemler elektronik ortamda UYAP kullanılarak gerçekleştirilir ve elektronik veriler UYAP'a kaydedilerek burada saklanır. Elektronik ortamdan fiziki olarak örnek çıkartılması gereken hâllerde ise tutanak veya belge aslının aynı olduğu belirtilerek, hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir (HMK, m. 445/3).

23. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; mahkemece İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/356 E. sayılı dosyanın iddianamesi müzekkere ile talep edilmiş olmasına rağmen, müzekkere yanıtı beklenmeksizin davacı vekilinin beyanı nazara alınarak davanın esası hakkında ilk karar verilmiş, ardından Özel Daire bozma kararından sonra belirtilen dosyanın iddianamesi UYAP üzerinden gönderilmiş olmasına rağmen mahkemece bu iddianame incelenmeksizin direnme kararı verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin "UYAP'ın kullanılması" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere mahkemeler ve hukuk dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir.

24. O hâlde mahkemece davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen ve davalı delilleri arasında yer alan İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/356 E. sayılı dosyası UYAP sistemi ile talep edilip, dosya incelendikten sonra yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

25. Nitekim Özel Daire de bozma kararında aynı hususa işaret etmiştir.

26. Bu durumda direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıdaki belirtilen bu ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.


IV. SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle,

Davalı asil ... ile diğer davalılar... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.03.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.