Talep sonucunun belirsiz olması-İki farklı kaleme dayalı toplu bedel talebi-talebin açıklattırılması

9.4.2021 22:17:05

 davacı dava dilekçesinde, yanlar arasında 01.07.2009 tarihinde imzalanan taşeron sözleşmesinden sonra, ada içi genel ve ara yolların 10cm'lik kilit parke ve beton bordür ile yağmur oluğu döşemesi işini de yaptığını ancak bedelinin ödenmediğini ayrıca çalışma sahasında bulunan malzemesine de haksız şekilde el konulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep dava hakkı kalmak kaydıyla 200.000,00TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiş ancak dava dilekçesinde yer alan iki kalem alacağına ilişkin olarak hangi alacak kalemi için ne kadar talepte bulunduğunu açık şekilde belirtmemiştir.

17. Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi uyarınca, öncelikle davacıya her bir alacak kalemi için ne miktarda istemde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esası incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekmekte olup, mahkemece davacının talebinin anlaşılabilir olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararı yerinde değildir.

18. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.



Hukuk Genel Kurulu         2017/253 E.  ,  2020/288 K.


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)



1.Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Düzce 2. Asliye (Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 17.02.2010 tarihli dilekçesinde, yanlar arasında 01.07.2009 tarihinde imzalanan taşeron sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket tarafından sözleşmede öngörülen şekilde 8 cm'lik kilit parke beton bordür ve yağmur oluğu döşenmesi işinin yapılarak teslim edildiğini ancak alacağının ödenmediğini, davalı şirketin taşeron sözleşmesinin imzalanmasından sonra, ada içi genel ve ara yolların 10cm'lik kilit parke ve beton bordür ile yağmur oluğu döşemesi işini de verdiğini ve bu işin de büyük kısmının tamamlandığını, bitmesine az bir zaman kala davalı şirketin gerek 8 cm’lik işten kalan bakiye borcunu gerekse 10 cm’lik işle ilgili borcunu ödememek için müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğini, şirket işçilerinin çalışmasına engel olduğunu ve stoktaki malzemeye el koyduğunu, müvekkili şirketin taşeron sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağı için Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/850 E. sayılı dosyasında dava açtığını, davalının sözleşme sonrası verilen 10 cm’lik kilit parke, beton bordür ve yağmur oluğu döşenmesi işinden kaynaklanan alacağını ödemediğini ayrıca müvekkili şirketin çalışma sahasında bulunan malzemesine de haksız şekilde el konulup kullanıldığından değişik iş dosyasında vasıf ve miktarı belirlenen malzemenin de davalıdan tahsilini istediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep dava hakkı kalmak kaydıyla 200.000,00TL alacağın 19.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili 10.03.2010 tarihli dilekçesinde, yanlar arasında imzalanan 01.07.2009 tarihli sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 30.07.2009 olduğunu ancak sözlü uyarılara rağmen davacının işi, fen ve sanat kurallarına uygun yapmadığı gibi bitirmediğini, bu nedenle 15.10.2009 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davacının edinimini yerine getirmemesi üzerine 30.10.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davacının yüklendiği edimi eksik ve ayıplı yaptığına ilişkin iddialarının Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/161 D. iş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitle de kanıtlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Düzce 2. Asliye (Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) Hukuk Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2010/59 E., 2013/256 K. sayılı kararı ile; davacı şirket tarafından sözleşmede öngörülen şekilde 8 cm'lik kilit parke beton bordür ve yağmur oluğu döşenmesi işinin yapılarak teslim edildiği, davalı tarafından kontrolör firmanın onayı, geçici ve kesin kabullerinin yapıldığı, daha sonra 10 cm'lik kilit parke ve beton bordür ile yağmur oluğu döşemesi için sözlü olarak taraflar arasında anlaşıldığı ve davacı tarafından sözleşme kapsamı dışında 10 cm'lik kilit parke taşı döşenmesi ve yağmur oluğu döşenmesi işinin yapıldığı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının sözleşme kapsamı dışında yapmış olduğu işler nedeniyle 252.169,71TL alacak talebinde haklı olduğu, bu alacağın davalı tarafından TOKİ'den tahsil edildiği halde davacıya ödenmediğinin bilirkişilerce tespit edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Düzce 2. Asliye (Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12.01.2015 tarihli ve 2014/5675 E., 2015/38 K. sayılı kararı ile;

"Dava dilekçesinde sözleşme dışı yaptırılan ada içi yolların 10 cm'lik kilit parke, beton bordür ve yağmur oluğu döşenmesi işleri bedeli ile davacı şirkete ait olup, şantiyede bulunan ve davalı tarafça el konulan Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/160 D. iş sayılı delil tespit dosyasındaki malzeme bedellerinin de tahsilinin talep edildiği, hangi alacak için ne miktarda istemde bulunulduğu belirtilmeksizin toplam 200.000TL'nin tahsilinin istendiği, dava dilekçesinde birden fazla alacak kalemiyle ilgili talepte bulunulduğuna göre mahkemece öncelikle davacı yana her bir alacak kalemi için ne miktarda istemde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esası incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekirken bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Direnme Kararı:

9. Düzce 2. Asliye (Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) Hukuk Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2015/199 E., 2015/266 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler yanında, dava dilekçesinde davacının sözleşme dışı yapılan işler nedeni ile alacak davası açtığı, davacının talebinin anlaşılabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. UYUŞMAZLIK

11. Davacının, dava dilekçesinde sadece sözleşme dışı iş bedelini mi yoksa sözleşme dışı iş bedeli ile birlikte davalı tarafça el konulan malzeme bedelini de talep edip etmediği, sonucuna göre davacının alacak talebinin açıklattırılmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.




III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119. maddesi;

(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Mahkemenin adı.

b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.

c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.

ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.

d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.

e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.

f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.

g) Dayanılan hukuki sebepler.

ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.

h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.

2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanması halinde dava açılmamış sayılır.”

şeklinde düzenlenmiştir.

14- 6100 sayılı HMK’nın 119/1-ğ maddesine göre, davacının mahkemeden hangi türde bir hukuki koruma istediğini “talep sonucu” kısmında açıkça ve hiçbir şekilde tereddüde yer vermeyecek şekilde ayrıntılı olarak yazması gerekmektedir. Mahkemece davanın kabulü hâlinde talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına alabilmesi bakımından talep sonucunun çok açık bir şekilde yazılması gereklidir.

15- 6100 sayılı HMK’nın “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. maddesi;

“Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir”

şeklinde düzenlenmiş olup, davacının dava dilekçesinde yer alan talep sonucunun açık olmaması durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesine göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerekir.

16. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava dilekçesinde, yanlar arasında 01.07.2009 tarihinde imzalanan taşeron sözleşmesinden sonra, ada içi genel ve ara yolların 10cm'lik kilit parke ve beton bordür ile yağmur oluğu döşemesi işini de yaptığını ancak bedelinin ödenmediğini ayrıca çalışma sahasında bulunan malzemesine de haksız şekilde el konulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep dava hakkı kalmak kaydıyla 200.000,00TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiş ancak dava dilekçesinde yer alan iki kalem alacağına ilişkin olarak hangi alacak kalemi için ne kadar talepte bulunduğunu açık şekilde belirtmemiştir.

17. Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi uyarınca, öncelikle davacıya her bir alacak kalemi için ne miktarda istemde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esası incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekmekte olup, mahkemece davacının talebinin anlaşılabilir olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararı yerinde değildir.

18. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ

Yukarıda (12) nolu ve devamı bentlerde açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. gereğince BOZULMASINA,

Bozma neden ve kapsamına göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.