Vakıf evladının galle alacağının hesaplanması usulü-HGK kararı

10.4.2021 11:42:41

O hâlde mahkemece; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacıların bu ücreti almaya hak kazandığı mahkeme kararlarının kesinleştiği her bir tarihten itibaren Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 208. maddesi ile eklenen 4. fıkra göz önünde bulundurularak (beş yıl geçmemiş galle alacağının talep edilebileceği), eklenen 5. fıkra gereğince son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek ... ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, Vakıflar Kanunu’nun ilgili maddesi ve Yönetmeliğin 54. maddesindeki hesaplama yöntemi uyarınca gelir ve giderleri incelenerek ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi, ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan vakıflar mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.


Hukuk Genel Kurulu         2017/2149 E.  ,  2020/404 K.


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi




1. Taraflar arasındaki “galle alacağının tespit ve tahsili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 23. Asliye Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı ... vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4.1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili asıl dava dosyasında (2010/13 E.) 11.01.2010 tarihli dava dilekçesinde; müvekkillerinin Kayserili Hacı Ahmet Paşa (Mazbut Elhac Ahmed Paşa Bin Mahmud Bey) Vakfı’nın kesinleşmiş mahkeme kararı ile galle fazlasını almaya hak kazanmış evlatları olduklarını, davalı ... Müdürlüğünce 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin galle ödemesinin yapılmadığını, bundan ayrı müvekkillerinden ..., ... ve ...’a 2003 yılına ilişkin galle ödemesinin eksik yapıldığını ileri sürerek müvekilleri ..., ... ve ... için 2003 yılında eksik ödenen ile 2008-2009 yıllarına ilişkin ödenmeyen gallenin, müvekkilleri ... ve ... için 2008-2009 yıllarına ilişkin ödenmeyen gallenin fazlaya ilişkin hakları tutarak yasal faiz ve masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 10.11.2011 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuştur.

4.2. Birleşen 2010/69 E. sayılı dosyada davacılar ... ve arkadaşları vekili 11.02.2010 tarihli dava dilekçesi ile 2008-2009 yıllarına; birleşen 2010/70 E. sayılı dosyada davacılar ... ve arkadaşları vekili 10.02.2010 tarihli dava dilekçesi ile 2009 yılına; birleşen 2010/132 E. sayılı dosyada davacı ... vekili 16.03.2010 tarihli dava dilekçesi ile 2009 yılına; birleşen 2010/198 E. sayılı dosyada davacılar ... ve arkadaşları vekili 30.04.2010 tarihli dava dilekçesi ile 2009 yılına ilişkin ödenmeyen gallenin fazlaya ilişkin hakları tutularak yasal faiz ve masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dosyalar birleştirildikten sonra 05.07.2011 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuştur.

Davalı Cevabı:

5. Davalı ... vekili; galle fazlası alabilmek için vakfın galle fazlasını dağıtacak malvarlığının olması gerektiğini, idare kayıtlarının tetkikinden, dava konusu edilen vakıfa ait 2008-2009 yıllarına ait kira gelirleri, toprak satış bedelleri ve tahsil edilen taviz bedellerine ilişkin herhangi bir belge kaydına rastlanılmadığını, vakfın mülhak vakıf statüsünde olması nedeniyle mütevellilinin sorumluluğunda olan bir dönemde vakfın iş ve işlemlerinde, tasarruflarında kusurlu olmayan idarenin sorumlu olmasının mümkün olmadığını, mütevelliden idareye devredilmiş herhangi bir gelire ilişkin bir hesabın da bulunmadığını, hatta vakfın borçlu olduğunun vakıf belgelerinin incelenmesinden anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararı:

6. Ankara 23. Asliye Mahkemesinin 08.12.2011 tarihli ve 2010/13 E., 2011/455 K. sayılı kararı ile; davacıların "Kayserili Hacı Ahmet Paşa Vakfı" nın vakıf evlatları olduklarını belgeleyen kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre taleplerinde haklı oldukları, 26.08.2011 tarihli bilirkişi ikinci ek raporu denetime elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle dava dilekçesi ve ıslah dilekçesindeki talepler doğrultusunda davacılar ..., ..., ...'ın talebinin kabulüne, diğer davacıların taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

7. Ankara 23. Asliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 08.11.2012 tarihli ve 2012/7012 E., 2012/12121 K. sayılı kararı ile;

“Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu Mazbut Hacı Ahmet Paşa Vakfı’nın dava konusu olan 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak; ...’nün 17.06.2011 gün 1014 sayılı yazısında 2008 yılı için 4 (1 erkek 4 kız), 2009 yılı için 23 evlat (9 erkek 14 kız) bildirilmesine rağmen Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan 2012/8203 Esas sayılı (Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/69 Esas-2011/417 Karar) dosyasında 10.06.2010 gün 933 sayılı yazısında 2008 yılı için 10 (2 erkek 8 kız), 2009 yılı için 18 (7 erkek 11 kız), Dairemizce yapılan geri çevirme kararı üzerine ise 07.06.2012 gün 4995 sayılı yazısında 2003-2009 arası için 9 (3 erkek 6 kız), 01.10.2012 gün 8196 sayılı yazısında ise 2008 yılı için 5 (1 erkek 4 kız) 2009 yılı için 9 evlat (3 erkek 6 kız) bildirildiği, bilirkişi kurullarınca her dosyaya ayrı ayrı gönderilen evlat sayılarına göre hesaplama yapılarak galle fazlasının dağıtımının yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; öncelikle 6100 sayılı Yasanın 166. maddesi de gözetilerek aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan, yukarıda adı geçen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/69 E., 2011/417 K. sayılı dosyasıyla bu dosyanın birleştirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, idarenin evlatlar arasında mükerrer ödemesine neden olacak şekilde galle fazlasının paylaştırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

9. Ankara 23. Asliye Mahkemesinin 18.02.2014 tarihli ve 2013/51 E., 2014/63 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/54 E (bozma öncesi 2010/69 E.) sayılı dosyası birleştirilmiş, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış ve 28.11.2013 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunun denetime elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalar yönünden davacıların ıslah talepleri göz önünde bulundurularak taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

10. Ankara 23. Asliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

11. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 30.09.2014 tarihli ve 2014/7808 E., 2014/13632 K. sayılı kararı ile;

“…Uyuşmazlığın temeli yargılama sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa ile getirilen değişikliklerin ve buna bağlı olarak vakıf evlatlarına vakfiyede öngörülen ödemelerin hangi şekilde yapılacağıdır.

6111 sayılı Yasa ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 7. maddesine getirilen düzenlemelere göre mazbut vakıflara ait her türlü intifa hakkının (galle fazlası, vazife karşılığı bırakılmamış ücret, maaş vs. dahil) ödenmesi sırasında bu hakkın kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe (...) belirlenecektir. Elbette ki ... tarafından yasada belirtilen süreler kapsamında bu belirlemenin yapılmadığı veya eksik yapıldığı iddiası nedeniyle hakları zedelenen evlatların dava açma hakları saklıdır. Yalnız vakfın ödemeye esas gelirlerinin tespitinde -yasanın emredici hükmü ve Anayasa Mahkemesi'ne bu hükme ilişkin yapılan iptal başvurusunun reddedilmesi de dikkate alınarak- son beş yıldaki halihazır fiili malvarlığı dikkate alınacaktır. Buna göre bir mazbut vakfın geriye dönük olarak ödeyeceği intifa hakkı, vakfın son 5 yıl içindeki varlıkları ile sınırlandırılmış bulunmaktadır.

Bundan ayrı 5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 7. maddesine eklenen hükümle, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı kuralı getirilerek, intifa ödemeleri ile ilgili çıkacak uyuşmazlıkların bu yeni kurala göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle şimdiye kadar yapılan galle hesaplama veya ödeme usulü hukuksal olarak henüz kesinleşmediği için bu madde kapsamında kalan derdest davalarda taraflara bir kazandırıcı hak sağlayamayacaktır. Zira Anayasa Mahkemesi de bu düzenlemeyi kamu yararı kapsamında görüp iptali istemini reddetmiştir.

Davacı tarafın vakfiye hükümlerine göre almaya hak kazandığı galle fazlası (ücret) 5737 sayılı Yasa’nın değişik 7. maddesi kapsamında kalan bir çeşit intifa hakkı olup, bu ücretin verilebilmesi için vakfın gelirlerinin yukarıda da ayrıntıları belirtilen ölçülere göre tespit edilmesi ondan sonra da vakfiyenin ve mevzuatın uygulanması gerekir. Davalı idarece galle ödemesinin vakfiyede öngörülmediği iddia edilmiş ise de, yasa gereğince son beş yıldaki malvarlığı yöntemince incelenerek vakfiyede öngörülen giderler düşüldükten sonra malvarlığının mevcut bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve bunun sonucuna bağlı olarak malvarlığının bulunmadığının tespiti halinde herhangi bir ödemenin yapılamayacağı, aksi takdirde ise malvarlığı ölçüsünde ödemenin yapılabileceği gözönüne alınarak bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.

Buna göre, mahkemece somut olayda yapılacak iş; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacı tarafın bu ücreti almaya hak kazandığı mahkeme kararlarının kesinleştiği her bir tarihten itibaren son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin ...'nden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek ... ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; nüfus kayıtlarına göre ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan Vakıflar Mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine temyiz aşamasında dosyaya sunulan belgelere göre fiilen olmayan bir varlığın faizinin galle olarak hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”gerekçesiyle hükmün oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.

Direnme Kararı:

12. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/344 E., 2016/58 K. sayılı kararı ile; davacıların kesinleşen mahkeme kararları ile davaya konu Kayserili Hacı Ahmet Paşa Vakfı’nın galleye müstehak vakıf evladı olduklarına karar verildiği, bu karar uyarınca davacılara ... tarafından 1997 yılından beri her yıl için galle ödendiği, eldeki davada davacıların 2008 ve 2009 yıllarına ait galle fazlasını istedikleri gözetildiğinde 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7. maddesine eklenen fıkralarda belirtilen "Vakfın son 5 yıl içindeki mal varlığı gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak" şartına bağlı olmadıkları, yine davaya konu vakfın mal varlığı olmadığına ilişkin beyanların da yerinde olmadığı, vakfın davalı ... tarafından gerek emaneten ve gerekse mazbutaya alındıktan sonra idaresi sırasında vakfa ait olup kamulaştırmadan, satıştan, kiradan ve temettüden elde edilen gelirlerinin ... bütçesine dâhil edildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

13. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. UYUŞMAZLIK

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, 13.02.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun’un 208. maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine eklenen, “İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

“Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümlerinin, anılan Kanun’un 209. maddesi de gözetilerek eldeki davaya uygulanıp uygulanmayacağı, buna bağlı olarak vakıf evlatlarına vakfiyede öngörülen ödemelerin hangi şekilde yapılacağı noktasında toplanmaktadır.


III. GEREKÇE

15. Galle, bir vakfın hasılatı, geliri anlamında kullanılmaktadır. Vakfa tahsis edilen paradan sağlanan faiz, vakfa ait malın kiraya verilmesi yoluyla elde edilen kira geliri, vakfa ait iktisadî işletmelerin gelirleri, vakıf bahçesinin semeresi galle olarak sayılabilir (Yener, M. S.: Uygulamada Açıklamalı Örnek Kararlı Eski Vakıf Davalarına Giriş Vakfiyeden Doğan Evladiye, Galle, Tevliyet, Ücret ve Sıla Davaları, Kartal Yayınevi, Ankara Mart 2004, s. 39). Galle fazlası ise; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan tanımlara göre, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı ifade eder.

16. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesine göre, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflar “yeni vakıf”, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar ise, “eski vakıf” olarak nitelendirilmektedir. Yine aynı madde hükmünde, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar “mazbut vakıf ”, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflar da “mülhak vakıflar” olarak tanımlanmıştır. Buna göre, mazbut vakıflar Genel Müdürlük tarafından yönetilirken, mülhak vakıflar vakfedenlerin soyundan gelen kişilerce yönetilir.

17. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, Ankara 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, Ankara 2008, s. 49).

18. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi sonrasında 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile mazbut ya da mülhak vakıf kabul edilen zürri vakıfların malvarlığı üzerinde hak sahipliği bulunanların bu hakları belirli koşullara bağlı olarak korunmuştur. Gerek 2762 sayılı gerekse 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nda ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmelikte mazbut ve mülhak vakıfların gelirinden yararlanacak kişiler “intifa hakkı” sahibi olarak nitelendirilmiş ve bu kişilerin dava yoluyla bu hakkını kullanabileceği belirtilmiştir (Çınar, Ö.: “Mazbut ve Mülhak Vakıflarda Galle (Gelir) Üzerinde Vakıf Evlatlarının ve Diğer İlgililerin Hak Sahipliği ve İntifa Hakkı Hayrından Fazla Olan Mülhak Vakıfların Aile Vakfına Dönüştürülmesi”, Prof. Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan, C. I, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(3), 2016, s. 831).

19. 2/7898 sayılı mülga Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tesbit ve İta Edileceği Hakkında 17.07.1936 Tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek Nizamname’nin 30/07/1987 tarihinde değişik 3. maddesinde; 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce mazbut Vakıflar arasına alınan vakıflarda intifa hakları, vakfiye şartları esas alınarak 7. maddeye göre belirlenen vakıf ilgililerine, 6. madde hükümlerine göre her yıl ödeneceği belirtilmiş, 30.07.1987 tarihinde değişik 6. maddesinde; “vakfiyeleri gereği intifa hakkı almaya hak kazanan vakıf evladı veya ilgilisi bulunan mazbut vakıfların, gelir ve giderleri, ayrı ayrı, vakıfları adına tutulur. Akar ve toprak satış bedelleri, taviz bedelleri ve hayrat satış bedellerine yürütülen faizler ana paraya eklenerek değerlendirilir ve Vakıflar Meclisi kararıyla yatırıma dönüştürülebilir. Vakfiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onarım şartı bulunan vakıfların gayrisafi gelirlerinden, her yıl %10 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımları yapılır. Bu oran, vakıfların malvarlığına göre, Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabilir. Vakıfların yıllık gayrisafi gelir tahsilatından %20 oranında yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak ... bütçesine gelir yazılır.Bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayrisafi gelir tahsilatından, vakıf için yapılan giderler ve vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına veya ilgililerine ödenecek intifa hakkı belirlenir. Bu haklar, vakfın gelir fazlasının (intifa hakkının) doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıfın evladı veya ilgilisi olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödenir.” düzenlemesi yer almış, Ek Nizamnamenin 30.10.1987 tarihinde değişik 7. maddesinde de; her vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ödeneceği hususları düzenlenmişti.

20. 27.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 75. maddesinde, mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

21. 27.09.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan madde doğrultusunda düzenlenen Vakıflar Yönetmeliği’nin 53. maddesi uyarınca; vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararıyla; vakıf evladı veya ilgilisi olduğu mülhak vakıf yöneticisine, vakfiyesinde galle fazlası ödenmesine ilişkin şart bulunan mazbut vakıflarda, ilgili Bölge Müdürlüğüne veya Genel Müdürlüğün internet sitesindeki online başvurular kısmında yer alan galle fazlası talep formunun doldurulması şekli ile Genel Müdürlükçe temsilen yönetilen mülhak vakıflarda ise ilgili Bölge Müdürlüğüne başvuru yaparlar.

22. Galle fazlasının nasıl hesaplanacağına dair Vakıflar Yönetmeliği’nin 54. maddesinde; %15 ihtiyaç akçesi, hayır şartı giderleri, yönetim ve temsil payı, tevliyet ücreti ile vakıf için yapılan diğer giderlerin vakfın gerçekleşen gayri safi gelirinden düşüldükten sonra vakıf evlatlarına veya ilgililere ödenecek galle fazlasının miktarının belirleneceği, bakım ve onarım şartı bulunan taşınmaz bulunması hâlinde vakıfların gayrisafi gelirlerinden yönetim ve temsil payı veya tevliyet ücreti ile diğer kanuni giderler ayrıldıktan ve kalan miktar ile bakım ve onarımlarının yapılacağı belirtildikten sonra “Galle fazlasının ödenmesi” başlıklı 55. maddesinde de, vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarih ilk derece mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödemenin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılacağı, galle fazlasının, mazbut vakıflarda Genel Müdürlük onayından, mülhak vakıflarda ise kesin hesabın tasdikinden sonra 15 gün içerisinde yıllık olarak ödeneceği, intifa hakkı ödemeleri yapıldıktan sonra ilk defa başvuranlara o yıl ödeme yapılmayacağı ancak hak kazandığı yılın veya yılların evlat hissesi, mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip ödeneceği düzenleme altına alınmıştır.

23. Yargılama sırasında 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 208. maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine; “intifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

“Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümleri ilave edilmiştir.

24. 6111 sayılı Kanun’un 209. maddesi ile de 5737 sayılı Kanun’a geçici 10. madde hükmü eklenerek; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı düzenlenmiştir.

25. Hemen belirtelim ki, 6111 sayılı Kanun ile düzenlenen 208 ve 209. maddelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 09.05.2013 tarihli ve 2011/42 E., 2013/60 K. sayılı kararı ile, intifa hakkı talepleri için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, anılan maddelerin ve yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalarda da uygulanacağını belirtilen düzenlemenin, Anayasa'nın 2, 36 ve 138. maddelerine aykırı bulunmadığı gerekçeleriyle iptal isteminin reddine karar verilmiştir.

26. Davacılar, eldeki davada intifa haklarından olan eksik ödenen ve henüz ödemesi yapılmayan galle fazlasını dava konusu ettiklerine göre, 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7. maddesine ek fıkralar getiren 208. maddenin, aynı Kanun’un 209. madde hükmü gözetilmek suretiyle yargılaması devam eden eldeki davaya uygulanacağı açıktır.

27. Öte yandan, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na 208. madde ile eklenen 7. maddenin 4. fıkrasında düzenlenen intifa haklarına ilişkin taleplerin galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşeceği hükmü ile yasa koyucunun neyi amaçladığının, anılan kanun maddelerinin gerekçesi de bulunmadığından irdelenmesi gerekir.

28. İntifa hakkı, vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenmektedir (5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 75; Vakıflar Yönetmeliği m. 53). Bu ödemenin yapılabilmesi için; vakfiyede evlada ödeme yapılmasının öngörülmüş olması, vakfiyede belirtilen nitelikleri haiz vakıf evladı arasında bulunmaları ve vakfın gelir fazlasının mevcut olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

29. Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 208. maddesi ile eklenen 4. fıkrada, “İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer”, 5. fıkra ile de“Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir." denilmiştir. Vakıflar Yönetmeliğinin 56. maddesinin ilk fıkrasında, “Galle fazlasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının ilgili bölge müdürlüğüne ya da mülhak vakıf yöneticiliğine tebliğ edilmesi halinde, galle fazlası karar tarihinden itibaren ilgililerine ödeninceye kadar emanet hesaplarda izlenir.”, Yönetmeliğin 57. maddesinde ise, “Emanet hesabına alınan galle fazlaları, alacağın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilmemesi hâlinde vakfının hesabına gelir kaydedilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.

30. Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine göre, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıllık süre içinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne ya da ilgili mülhak vakıf yönetimine başvuru yapılmamış ise, galle üzerindeki hak sahipliği hakkı düşer. Bununla birlikte mahkeme kararı ile birlikte beş yıllık süre içinde başvuru yapılmış, ancak emanet hesapta izlenen galle alacağı beş yıl içinde talep edilmemişse, beş yıllık alacak vakfın hesabına gelir kaydedilecektir. Hak sahibi, süresinde başvuru yapmış ise, üzerinden beş yıl geçmiş alacakları talep edemeyecek ise de, beş yıl geçmemiş galle alacağını talep edebilecektir. Aksi hâlde, vakfedenin iradesine aykırı olarak gallenin ödenmesi süreye bağlanmış olacaktır. Vakfedenin süresiz olarak galle üzerinde hak sahibi olmasını istediği ilgililerin belirli bir süreyle hak sahibi olmasının sağlanması ise, vakfedenin iradesine ve dolayısıyla vakıf müessesesinin amacına aykırı olacaktır (Çınar, s. 846). Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/18-1095 E., 2014/897 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

31. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılar ..., Gürel Vural ve ...’ın anneleri ...’ın İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.1996 tarihli ve 1994/954 E., 1996/1132 K. sayılı kararı ile dava konusu Kayserili Hacı Ahmet Paşa Vakfı’nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, kararın 21.5.1997 kesinleştiği, ... tarafından 12.10.2000 tarihinde açılan Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/651 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen dosyada 1997- 2004 yıllarına ilişkin galle alacağına hükmedildiği, davacılar Önder, Güliz ve Güler vekili tarafından galle ödemesi yapılması istemiyle 07.02.2008 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurulduğu; davacı ... Güler’in Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2002 tarihli ve 2001/629 E., 2002/1195 K. sayılı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, kararın 10.7.2003 tarihinde kesinleştiği, Şadiye Güler tarafından 10.04.2006 tarihinde açılan Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/161 E sayılı dosyası ve bu dosya ile birleştirilen dosyada 2003-2007 yıllarına ilişkin galle alacağına hükmedildiği; davacı ...’nin Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.10.2008 tarihli ve 2008/177 E., 2008/368 K. sayılı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, kararın 03.02.2010 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 18.11.2008 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurulduğu; davacı ...’un Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.05.2009 tarihli ve 2008/384 E., 2009/123 K. sayılı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, kararın 05.03.2010 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından 25.02.2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurulduğu; davacılar ... ve ...’ın Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.02.2009 tarihli ve 2008/410 E., 2009/22 K. sayılı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarına karar verildiği, kararın 21.12.2009 tarihinde kesinleştiği, davacılar vekili tarafından 07.01.2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurulduğu; davacılar Metehan Acar, ..., ..., ..., ...’in Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2008 tarihli ve 2008/135 E., 2008/426 K. sayılı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarına karar verildiği, kararın 21.01.2010 tarihinde kesinleştiği, davacılar vekili tarafından 03.02.2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu; davacılar ..., ... ve ...’ın Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.10.2009 tarihli ve 2008/489 E., 2009/350 K. sayılı Kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, kararın 28.04.2010 tarihinde kesinleştiği ve davacılar vekili tarafından 25.02.2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.

32. Davaya konu Kayserili Hacı Ahmet Paşa (Kayserili El Hac Ahmed Paşa bin Mahmut Bey) Vakfı, Vakıflar İdare Meclisinin 27.11.1974 tarihli ve 451 sayılı kararı ile mazbut vakıflar arasına alınmıştır. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 31/2. fıkrası gereğince mazbut vakıfların her birinin gelir ve giderleri ayrı ayrı takip edilir. Yine aynı Kanun’un 75. maddesine göre; galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise, bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış vakıflar için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakları (galle, maaş, tahsisat vs.) korunma altına alınmıştır. 6111 sayılı Kanun ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine getirilen düzenlemelere göre mazbut vakıflara ait her türlü intifa hakkının (galle fazlası, vazife karşılığı bırakılmamış ücret, maaş vs. dâhil) ödenmesi sırasında bu hakkın kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmemiş galle alacağı talep edebilecek ve vakfın son beş yıldaki halihazır fiili mal varlığı dikkate alınacaktır.


33. Somut olayda, mahkemece bu yönde araştırma ve inceleme yapılmadan daha önce ... (2000/651 E.) ve Şadiye Güler (2006/161 E.) tarafından dava konusu edilen galle alacağına ilişkin alınan bilirkişi raporları üzerinden uyarlama yapılmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur.


34. O hâlde mahkemece; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacıların bu ücreti almaya hak kazandığı mahkeme kararlarının kesinleştiği her bir tarihten itibaren Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 208. maddesi ile eklenen 4. fıkra göz önünde bulundurularak (beş yıl geçmemiş galle alacağının talep edilebileceği), eklenen 5. fıkra gereğince son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek ... ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, Vakıflar Kanunu’nun ilgili maddesi ve Yönetmeliğin 54. maddesindeki hesaplama yöntemi uyarınca gelir ve giderleri incelenerek ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi, ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan vakıflar mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.


35. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Kayserili Hacı Ahmet Paşa Vakfı'nın galle alacağına müstehak vakıf evladı olduklarına karar verilen davacılar tarafından 2008-2009 yıllarına ilişkin galle alacağının talep edildiği, 6111 sayılı Kanun ile eklenen hükümlerin eldeki davada uygulanma imkânının bulunmadığı, daha önceki yıllara ilişkin Yargıtayca onarak kesinleşen galle ödemelerine ilişkin kararlar ile Vakfın malvarlığının kesinleştiği, daha önce kesinleşen galle alacaklarının dayanağını teşkil eden bilirkişi raporları üzerinden uyarlama yapılarak davaya konu 2008-2009 yıllarına ilişkin galle alacağının tespit edilmesinde ve bu bedellerin tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından hükmün onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

36. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.06.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.