ANAYASA MAHKEMESİ KARARI


 


Esas Sayısı : 2021/1 (Siyasi Parti Kapatma)


Karar Sayısı : 2021/1


Karar Tarihi : 31/3/2021


 


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Halkların Demokratik Partisinin temelli kapatılmasına karar verilmesi talebini içeren 17/3/2021 tarihli ve 36321649/2021/1 sayılı İddianamesi ile ekleri, Raportör Evren ALTAY tarafından hazırlanan konuya ilişkin rapor, ilgili Anayasa ve yasa kuralları okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:


I. SİYASİ PARTİ KAPATMA DAVALARINA İLİŞKİN GENEL AÇIKLAMALAR


1. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Siyasi parti kapatma davaları” başlıklı 52. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalar, 5271 sayılı Kanunun davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle dosya üzerinden Genel Kurulca incelenir ve kesin karara bağlanır” hükmü yer almaktadır.


2. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesinde kamu davası açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması hâlinde Cumhuriyet savcısınca bir iddianame düzenleneceği belirtildikten sonra, iddianamede yer alması gereken hususlara yer verilmiştir. Buna göre;


 “(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;


a) Şüphelinin kimliği,


b) Müdafii,


c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,


d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,


e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,


f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,


g) Şikâyetin yapıldığı tarih,


h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,


i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,


j) Suçun delilleri,


k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,


Gösterilir.


 (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.


 (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.


 (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.”


3. 5271 sayılı Kanun’un 174. maddesinde de soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle 170. maddeye aykırı düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verileceği ve Cumhuriyet savcısınca, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması hâlinde, yeniden iddianame düzenlenerek mahkemeye gönderileceği hükme bağlanmıştır.


4. 6216 sayılı Kanun’un 52. maddesinde ifade edilen 5271 sayılı Kanun’un siyasi parti kapatma davasının mahiyetine uygun hükümlerinin belirlenmesi, öncelikle Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerinin dikkate alınmasını gerektirmektedir.


5. Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.” denilmiştir.


6. Anayasa’nın 69. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında da siyasi parti kapatma davalarına ilişkin aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir:


 “Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.


Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.


Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.”


7. Halkların Demokratik Partisinin temelli kapatılmasına karar verilmesi talebiyle düzenlenen İddianamede, Parti organlarının ve üyelerinin “Devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı eylemleri nedeniyle Partinin bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 69. maddesi uyarınca bir partinin belirtilen nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline gelmesi, söz konusu fiillerin;


- Parti büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca kararlılık içinde işlenmesine


ya da


- Parti üyelerince yoğun bir şekilde işlenmesine ve bu durumun partinin anılan organlarınca zımnen veya açıkça benimsenmesine,


bağlı bulunmaktadır.


8. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesinin; şüphelinin kimliğinin, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile suçun delillerinin iddianamede gösterileceğini ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek iddianamede açıklanacağını öngören hükümleri, Halkların Demokratik Partisinin temelli kapatılması talebiyle düzenlenen İddianamede Partinin bu fiillerin odağı haline gelmiş sayılması için Anayasa’nın 69. maddesinde aranan koşulların varlığının, delilleriyle ilişkilendirilerek ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Partinin odak haline geldiği ileri sürülen eylemler yönünden bu eylemlerin neler olduğunun, bu eylemlerin Partinin hangi organı ya da üyesince gerçekleştirildiğinin, eylemin yer, tarih ve zaman diliminin iddianamede açık bir şekilde belirtilmesi suretiyle ortaya konulması gerekmektedir. Bu durum aynı zamanda, haklarında yasaklılık kararı verilmesi istenen kişilerin tespiti ve eylemlerinin değerlendirilmesi bakımından da zorunludur.


II. İDDİANAMEDEKİ EKSİKLİKLERİN TESPİTİ


9. Siyasi parti kapatma davalarının yukarıda belirtilen nitelikleri gözetilerek yapılan incelemede, İddianamede aşağıda yer verilen hususlarda eksiklikler tespit edilmiştir:


a. İddianamede “Devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı eylemlerde bulundukları ileri sürülen kişilerin eylemlerinin belirlenmesi bakımından eksiklikler bulunmaktadır.


10. İddianamenin incelenmesinden, Partinin “Devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı eylemlerin odağı haline geldiği iddiasının temelini, Partinin merkez teşkilatında görev alan üyeleri, milletvekilleri ve belediye başkanları ile taşra teşkilatında yönetici olarak görev yapan üyelerinin eylemlerinin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu eylemlerin bir kısmına İddianamede yer verilirken büyük bir kısmına İddianamede açıkça yer verilmeksizin, sadece bu eylemleri konu alan soruşturma ve kovuşturmalara atıfta bulunulmuştur. Söz konusu yöntemle, Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmalara ve mahkemelerce görülmekte olan kamu davalarına ilişkin dosya numaralarına yer verilerek ilgililer hakkında hangi suçtan dolayı soruşturma ve/veya kovuşturma yapıldığının belirtilmesi yoluna gidildiği görülmektedir.


11. Soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin bu bilgilere listeler hâlinde İddianamede yer verilmesi, söz konusu soruşturma ve kovuşturmalara konu eylemlerin neler olduğunun belirlenmesini mümkün kılmadığı gibi bu eylemlerin Mahkemece değerlendirilmesine de imkân tanımamaktadır. İddianamede, bu kişilerin Anayasa’nın 69. maddesi kapsamında olduğu ileri sürülen eylemlerinin somut olarak ne olduğu belirtilmeksizin ve eylemlerine ilişkin açıklama yapılmaksızın sekizyüzün üzerinde kamu davasına ve beşbinin üzerinde soruşturmaya konu suçtan bahsedilmiştir.


12. Belirtilen yöntem, neredeyse İddianamede yer verilen tüm kişiler yönünden ve bu kişilerin eylemlerinin çoğunluğu yönünden kullanılmıştır. Bu yöntemin uygulanmasının örnekleri olarak Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan ve Ertuğrul Kürkçü’ye isnat edilen eylemler gösterilebilir. Selahattin Demirtaş’ın, hakkında devam eden üç ceza davasına konu eylemlerine (s.4-6) ve kesinleşen bir mahkumiyet kararına konu eylemine (s.17-19) İddianamede yer verildikten sonra bu kişi hakkında devam eden ondört davaya ve ikiyüzyirmibir soruşturmaya yalnızca mahkemelerin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının dosya esas numaralarına atıfta bulunulmak suretiyle liste hâlinde yer verildiği (s.6-17) görülmektedir. Liste hâlinde yer verilen söz konusu soruşturma ve kovuşturmalara konu eylemlerin neler olduğu, nerede ve ne zaman gerçekleştirildiği yolunda herhangi bir bilgiye ve açıklamaya İddianamede yer verilmemiştir. Benzer şekilde, Pervin Buldan hakkında devam eden bir ceza davasına konu eylemlere İddianamede (s.36-37) yer verildikten sonra bu kişi hakkında devam eden onüç davaya ve yüzyirmibeş soruşturmaya yalnızca mahkemelerin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının dosya esas numaralarına atıfta bulunulmak suretiyle liste hâlinde (s. 38-44) yer verilmiştir. Ertuğrul Kürkçü ile ilgili olarak da bu kişi hakkındaki onbeş ceza davasına ve kırkiki soruşturmaya aynı usulle İddianamede yer verildiği (s.69-71) anlaşılmaktadır.


13. İddianamede yer alan ikiyüzün üzerindeki kişinin eylemlerinin ise tamamen bu yöntemle belirtildiği, eylemlerine ilişkin başka bir bilgiye ve açıklamaya yer verilmediği görülmektedir. Sezai Temelli ve Mithat Sancar’ın eylemleri hakkında yapılan açıklamalar bu uygulamanın örneklerini oluşturmaktadır. Sezai Temelli hakkında yürütülen yüzdoksanbir soruşturmaya (s.44-55), Mithat Sancar hakkında yürütülen kırk soruşturmaya (s.55-57) atıfta bulunularak, eylemlerinin (liste usulü belirtilen) bu soruşturmalara konu eylemler olduğu belirtilmiştir. İddianamenin 375 ile 481. sayfaları arasında eylemlerine yer verilen yüzdoksanaltı kişi yönünden de yalnızca soruşturma ve kovuşturma konusu suçların liste şeklinde ifade edildiği görülmektedir.


14. Kişilerin Anayasa’nın 69. maddesi kapsamında olduğu ileri sürülen eylemlerine İddianamede açıkça yer verilmeksizin, haklarında devam eden soruşturma ve kovuşturmalara atıfta bulunulması, söz konusu eylemlerin Anayasa Mahkemesince değerlendirilmesini imkânsız kılmaktadır.


15. Kullanılan bu yöntemin bir başka sonucu da aşağıda “Değerlendirme ve Sonuç” başlığı altında açıklanacağı üzere söz konusu eylemler ile Partinin bu eylemlerin odağı haline gelmesi arasındaki ilişkinin ortaya konulamamasıdır. Bu durum ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesinin (4) numaralı fıkrasında belirtilen, “yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek iddianamede açıklanma” zorunluluğunun yerine getirilmemesine ve bu anlamda İddianamede yer alması gereken bir unsurun eksikliğine yol açmaktadır.


b. İlgililere isnat edilen eylemlerin gerçekleşme tarihinde bu kişilerin Parti bünyesindeki görevleri açık bir şekilde belirtilmemiştir.


16. İddianamede, söz konusu eylemleri gerçekleştirdiği iddia edilen kişilerin Partideki görevlerine yer verildiği görülmekle birlikte bu görevlerin, söz konusu eylemlerin gerçekleştirilme tarihinde yürütülen görevler olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, yargılamanın sağlıklı yapılabilmesi için eylem tarihleri ya da dönemleri ile bu tarihlerde ilgililerin Partideki görevlerinin İddianamede açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.


17. İddianamede bazı kişilerin eylemleri nedeniyle haklarında yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların başlangıç tarihlerinin, bu kişilerin Partideki görevlere geliş tarihi olarak belirtilen tarihlerden öncesine ilişkin olduğu görülmektedir.


18. Örnek verilecek olursa, Partinin 11/2/2018 tarihli büyük kongresinde MKYK asıl üyesi seçildiği ifade edilen Zübeyda Zümrüt’ün eylemleri sebebiyle hakkında başlatılan soruşturma ve kovuşturma dosyalarının esas numaralarından, bu kişi hakkındaki kırkbir soruşturmadan otuzaltısının ve otuzbir kovuşturmadan otuzunun konusunun bu kişinin söz konusu göreve seçilmesinden önceki döneme ait olduğu anlaşılmaktadır (s.293-298). Bu soruşturma ve kovuşturma dosyaları arasında 2012, 2013 ve 2014 yıllarında başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar da bulunmaktadır. Söz konusu soruşturma ve kovuşturma konusu eylemlerin gerçekleştirilme tarihlerinde ilgilinin Parti üyesi olup olmadığı ve Parti içindeki görevine ilişkin herhangi bir bilgi ve açıklama İddianamede yer almamaktadır. Aynı tarihte MKYK yedek üyesi seçildiği ifade edilen Zeyni İpek’in eylemleri yönünden atıfta bulunulan altı soruşturma dosyasından beşinin de söz konusu göreve seçilmeden önceki döneme ait olduğu anlaşılmaktadır (s.480).


c. Eylemlerine iddianamede yer verilen kişilerin Partideki görevlerinin yanı sıra kimliklerinin de iddianamede açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.


19. Eylemlerine iddianamede yer verilen kişiler, siyasi parti kapatma davaları bakımından ceza muhakemesi anlamında şüpheli sıfatını taşımasalar da siyasi parti kapatma davasında eylemlerinin değerlendirilecek olması ve büyük bir kısmı hakkında yasaklılık kararı verilmesinin istenilmesi sebebiyle kimlik bilgilerine iddianamede yer verilmesi zorunludur. İddianamenin incelenmesinden; eylemlerine yer verilen ve haklarında yasaklılık kararı verilmesi istenilen kişilerin açık kimlik bilgilerine yer verilmediği görülmektedir.


20. Nitekim İddianamede, eylemlerinden söz edilen bazı kişilerin isimleri ile hakkında yasaklılık kararı verilmesi istenen kişilerin isimleri arasında farklılık olup bunlardan hangisinin doğru olduğu kimlik bilgilerinin olmaması sebebiyle anlaşılamamaktadır. Yasaklılığı istenilen aynı ya da benzer isimli kişilere de İddianamede yer verilmiş ise de bu kişilerin farklı kişiler olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Belirtilen hususlara aşağıdaki örnekler verilebilir:


- Hakkında yasaklılık kararı istenilen Ahmet Cavit isminin, İddianame içeriğinde Ahmet Cavit Uğur olarak (s.308), Mustafa Cem isminin Mustafa Cem Terzi olarak (s.320), Hüseyin Tak isminin Hüseyin Taka olarak (s.380), Yurdusev Özkösmenler isminin Yurdusev Özsökmenler olarak (s.587) yazılı olduğu görülmüş, doğru ismin tespiti yapılamamıştır.


- Haklarında yasaklılık kararı verilmesi istenilen Mehmet Menge ile Mehmet Sıdık Menge’nin aynı kişi mi, farklı kişiler mi olduğu (s.543, 545) da tespit edilememiştir. Ahmet Aslan isimli iki kişinin yasaklılığı istenilmiş ise de bu kişilerin aynı kişi olup olmadıkları (s.546, 557) da belirlenememiştir.