Avukatın mesleki sorumluluk sigortası-Rizikonun gerçekleştiği tarih-Hukuki yardım klozu

24.4.2021 16:47:43

taraflar arasında 28.01.2011 tarihli avukatlık mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.1.b maddesi kapsamında koruma sağladığı, poliçe başlangıç tarihinden beş yıl öncesi için geriye dönüş tarihi belirlendiği, ayrıca poliçe özel şartlarında sigortacının hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği anlaşılmaktadır.


20. Davacının sigorta sözleşmesini yaparken kendisi aleyhine 01.02.2010 tarihinde Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/24 E. sayılı dosyası ile mesleki faaliyeti nedeniyle tazminat davası açılması nedeniyle mesleki sorumluluk sigortası yaptırdığı ve bu hususu dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarına göre sözleşmeyi yapan sigorta acentesine bildirdiği dosya kapsamında ile sabittir. Sigorta sözleşmelerinde sigortacının, sigorta ettirenin ve sigortalının bilgisine sonuç bağlanan hâllerde temsilcinin bilgisi aynı sonuçlara yol açmaktadır. Dolayısıyla sigorta acentesinin bilgi sahibi olduğu hâllerde sigortacının da bilgi sahibi olduğu kabul edilmelidir. Sigortacının temsilcisi olan acentenin rizikonun gerçekleştiğini bilmesi sözleşmenin geçersizliği için yeterlidir; ayrıca sigortacının bilgisi aranmaz.


21. Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi ile “sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde (A.1.b)” teminat sağlanmış; ayrıca özel şartlar gereğince sigortacı, sigortalıya hukuki yardımda bulunmayı da üstlenmiştir. Gerçekten de taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin özel şartlarında sigortacının sigortalıya hukuki yardımda bulunması “Bu sigorta ile sigortalı aleyhine ileri sürülmüş olan haklı tazminat taleplerinin karşılanmasını veya haksız ya da aşırı tazminat taleplerine karşı sigortalının yapacağı savunmaya yardımcı olunması teminat kapsamındadır. Herhangi bir tazminat talebine karşı sigortalı adına savunma yapılması sebebiyle maruz kalınan masraf ve harcamalar avukatlık asgari ücret tarifesi ile sınırlı olmak üzere kapsam altındadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu itibarla taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1.b. maddesine göre yapıldığının ve sigortacının sigortalıya hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiğinin belirlenmesi karşısında rizikonun ne zaman gerçekleştiğinin de tespit edilmesi gerekmektedir.


22. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.1. maddesi gereğince Genel Şartların A.1.b. maddesine göre yapılan sigorta sözleşmelerinde sigortacı sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlenmiş ise riziko tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle gerçekleşmiş olacaktır. Somut olayda da taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi hukuki yardımda bulunmayı da kapsadığına göre riziko davacıya karşı üçüncü kişi tarafından Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/24 E. sayılı davasının açıldığı 01.02.2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu itibarla sözleşme tarihinden önce rizikonun gerçekleştiği ve bu hususun sigorta ettiren ve sigortacı (sigorta acentesi) tarafından bilindiği gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşme 6762 sayılı TTK’nin 1279. maddesi gereğince hükümsüzdür. Bu durumda hükümsüz olan sözleşme gereğince davacının tazminat talebinde bulunması mümkün değildir.



Hukuk Genel Kurulu         2017/2847 E.  ,  2020/1058 K.


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi




1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili; avukat olan müvekkili ile davalı şirket arasında 28.01.2011 tarihinde avukatlık mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesi yapıldığını, avukatlık hizmeti kapsamında müvekkili aleyhine 01.02.2010 tarihinde Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2010/24 E. sayılı dosyada tazminata hükmedildiğini, ilamın icraya konulması sonucunda müvekkili tarafından icra dosyasına 58.700,00TL ödeme yapıldığını, bu miktarın sigorta sözleşmesi kapsamında ödenmesi için davalıya başvurulduğunu, ancak davalının haksız olarak ödeme yapmadığını ileri sürerek 58.700,00TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili; davacı aleyhine üçüncü şahıs tarafından 01.02.2010 tarihinde dava açıldığını, sigorta sözleşmesinin ise 28.01.2011 tarihinde yapıldığını, sözleşmenin yapıldığı sırada riskin gerçekleştiğinin davacı tarafından bilindiğini, bu nedenle 6102 sayılı TTK’nin 1458. (6762 sayılı TTK’nin 1279.) maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararı:

6. Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2013 tarihli ve 2013/98 E., 2013/977 K. sayılı kararı ile; mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarında sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken rizikonun gerçekleştiğinin mahkeme tarafından karar altına alınması hâlinde tazminatın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.2011 tarihli ve 2010/24 E., 2011/269 K. sayılı kararının 12.03.2012 tarihinde kesinleştiği, mahkemenin karar tarihi itibariyle rizikonun poliçenin geçerli bulunduğu süre içerisinde gerçekleştiği ve ödemenin poliçe teminatı kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 58.700,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş, karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2015 tarihli ve 2014/3556 E., 2015/3275 K. sayılı kararı ile oy çokluğuyla onanmıştır.

8. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarihli ve 2015/8260 E., 2016/6909 K. sayılı kararı ile; “…Dava, mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı avukatın, davalı ... nezdinde 28.01.2011-28.01.2012 tarihleri arasındaki süre için Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1.b. bendine göre sigorta sözleşmesi yaptırdığı, sözleşmenin akdedilmesinden önce davacı vekilin dava dışı müvekkili Bektaş Toprak adına tahsil ettiği parayı yanlış kişiye ödediği iddiasıyla dava dışı Bektaş Toprak tarafından 01.02.2010 tarihinde davacı aleyhine dava açıldığı, anılan davada mahkemece 03.11.2011 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın 20.04.2012 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından aleyhine hükmedilen meblağın faiziyle birlikte 18.04.2012 tarihinde icra dosyasına ödendiği, işbu davada da ödenen meblağın davalı ... şirketinden talep edildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bu ödemenin davalı sigortacıdan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Konusu” başlıklı A-1. maddesinin b bendine göre, bu sigorta sözleşmesi ile sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı doğabilecek taleplere karşı, sözleşmede belirtilen miktara kadar teminat verilir. Bundan başka poliçenin üzerinde yazılı özel şart hükmü uyarınca da tazminatın sigortacı tarafından karşılanabilmesi için hem sigortalının sorumluluğuna yol açan mesleki hizmetin geriye dönüş tarihinden önce olmamak kaydıyla poliçe başlangıç tarihinden önce veya poliçede belirtilen sigorta süresi içinde gerçekleşmesi hem de bu hizmet sonucu oluşan zararla ilgili tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içinde (veya varsa uzatılmış bildirim süresi içinde) bildirilmiş olması gerekmektedir. Yine anılan özel şart hükmüne göre, bu koşulların tamamı hep birlikte gerçekleşmediği sürece sigortacının hiçbir ödeme yükümlülüğü doğmayacaktır.

Somut uyuşmazlıkta, davacı sigortalının sorumluluğuna yol açan mesleki hizmet sonucu oluşan zararla ilgili tazminat talebi davacı sigortalıya 01.02.2010 dava tarihinde, diğer bir deyişle poliçe süresinden önce bildirilmiştir. Dolayısıyla, Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1.b. bendi uyarınca tazminatın sigortacı tarafından karşılanabilmesi için gerekli bulunan “tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içinde (veya varsa uzatılmış bildirim süresi içinde) bildirilmiş olması” şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle mahkemece, Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-1.c. bendi uyarınca rizikonun gerçekleşmiş olduğu tarih olarak belirtilen 03.11.2011 mahkeme karar tarihinin sigorta süresi içinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Zira az önce de belirtildiği üzere, davacı sigortalı aleyhine sorumluluğa yol açan tazminat talebi, sözleşme süresinden önceki bir tarih olan 01.02.2010 dava tarihinde sigortalıya bildirilmiş bulunduğundan, dava konusu zarar, sigorta teminatı kapsamı dışında kalmaktadır.

Bu durum karşısında mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 10.03.2015 tarih ve 2014/3556 Esas - 2015/3275 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerel mahkemece verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2016 tarihli ve 2016/494 E., 2016/533 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, davacının mesleki faaliyeti nedeniyle sorumluluğuna yol açan tazminat talebinin davacıya 01.02.2010 tarihli dava ile bildirildiği, mesleki sorumluluk sigortasının geriye dönük son bir yıl içindeki mesleki faaliyetleri de kapsadığı ve Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.2011 tarihli ve 2010/24 E., 2011/269 K. sayılı kararının kesinleşme tarihinin 12.03.2012 olduğu dikkate alındığında taraflar arasında yapılan mesleki sorumluluk sigortası kapsamında rizikonun poliçenin geçerli bulunduğu süre içerisinde gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen avukatlık mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesinden önce sigortalıya karşı mesleki faaliyetleri nedeniyle tazminat davası açılmış olması karşısında tazminat davası neticesinde hükmedilen ve sigortalı tarafından ödenen tazminat miktarının teminat kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.


III. GEREKÇE

12. Dava, avukatlık mesleki sorumluluk sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

13. Sözleşme tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı TTK) sorumluluk sigortalarına ilişkin genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, 6762 sayılı TTK’nin değişik maddelerinde; örneğin yangından doğan hukuki sorumluluğun sigorta ettirilebileceği (m. 1309), hırsızlıktan zarar gören kimselere ve hırsızlık sebebiyle hukuki sorumluluğa maruz kalan kimselere teminat sağlamak maksadıyla hırsızlık sigortası yaptırılabileceği (m. 1320), bir kişinin sebep olduğu kaza sebebiyle ödemeye mecbur olacağı kaza tazminatı veya zarar gördüğü kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlarının giderilmesi maksadıyla kaza sigortası yaptırılabileceği (m. 1335) öngörülmüştür. Bunun dışında sorumluluk sigortalarına Sigorta Genel Şartları uygulanacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) ise sorumluluk sigortaları ayrı bir başlık altında detaylı olarak düzenlenmiştir.

14. Sorumluluk sigortası; sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödemeyi yükümlendiği bir sözleşmedir. Sorumluluk sigortaları sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna sebebiyet veren olaylar sonucunda mal varlığının azalmasını güvence altına almaktadır. Bu itibarla sorumluluk sigortalarında menfaat; sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna sebebiyet veren olaylar sonucunda malvarlığının azalmasının engellenmesidir. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere olan sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ancak bu sorumluluk sebebiyle sigortalının malvarlığında oluşabilecek azalmayı en aza indirmeyi amaçlamaktadır.

15. Sorumluluk sigortasının bir türü olan mesleki sorumluluk sigortası ise belirli bir öğrenim sürecinden geçerek meslek sahibi olmuş kişilerin mesleki faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verdikleri zarardan doğan sorumluluğu sigorta himayesi kapsamına alınmaktadır. Gerçekten de uzmanlık gerektiren meslekleri icra eden kişilerin icra ettikleri mesleğin mahiyeti ve türü ne olursa olsun, mesleğin icrası sırasında neden olunan zararlardan doğabilecek olan sorumlulukları dolayısıyla tazminat talebiyle karşılaşma rizikosunun, sorumluluk hukuku prensiplerinden taviz vermeksizin, sigorta himayesine alınması en uygun çözümdür. Mesleki sorumluluk sigortaları, sağlık ile ilgili meslekler, yapı ve yapım ile ilgili meslekler, hukukçular, ticari ve mali işlerle ilgili meslekler gibi geniş bir alana yayılmıştır.

16. Tüm sigorta sözleşmelerinde olduğu gibi mesleki sorumluluk sigortası sözleşmesinde de riziko; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde zarar veya ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır. Rizikoyu teşkil eden olay, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olamaz (6762 sayılı TTK, m. 1277). Bununla birlikte kural olarak 6762 sayılı TTK’nin 1279. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada gerçekleşmiş olan ya da gerçekleşme ihtimali ortadan kalkmış olan riziko sigorta edilemez. Anılan madde; “Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci hâlde sigortacı sigorta primini istiyebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre sigorta ettiren, sigortadan faydalanan kimse ile sigortacı sözleşmenin yapıldığı sırada rizikonun gerçekleştiğini veya gerçekleşme ihtimalinin olmadığını bilmiyorsa sözleşme geçerli olacak, aksi hâlde sözleşme geçersiz olacaktır. Dolayısıyla burada “sözleşmenin konusunun objektif olarak imkânsız hâle gelip gelmediği” değil, “tarafların sübjektif bilgisi dâhilinde ifasının mümkün olup olmadığı” tek başına önem taşımaktadır. Görüldüğü üzere sigortacı veya acentesi rizikonun gerçekleşme ihtimalinin kalmadığını sözleşme kurulurken biliyorsa ve buna rağmen sözleşmeyi yapmışsa sözleşme yine de hükümsüz sayılmaktadır.

17. Mesleki sorumluluk sigortasında, sigortalının mesleki faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan doğan sorumluluğu sigorta koruması kapsamına alınmaktadır. Avukatlık mesleki sorumluluk sigortası için de uygulanacak olan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesine göre bu koruma iki şekilde yapılmaktadır. Birinci durumda “sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı (A.1.a.)” teminat sağlanmakta; ikinci durumda ise “sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde (A.1.b)” teminat sağlanmaktadır. Taraflar bu iki durumdan birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi her ikisini içerecek şekilde de sözleşme yapabilirler.

18. Sigorta sözleşmesinin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde belirtilen durumlardan hangisine göre yapıldığı rizikonun gerçekleşmesinde de etkili olmaktadır. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.1. maddesine gereğince; sözleşmenin Genel Şartların A.1.a. maddesine göre yapılması hâlinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme dönemi gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda riziko gerçekleşmiş olmaktadır. Bununla birlikte sözleşmenin Genel Şartların A.1.b. maddesine göre yapılması hâlinde ise, bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak; (a) sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya; (b) sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle veyahut da; (c) zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hâllerinde riziko gerçekleşmiş olmaktadır.

19. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 28.01.2011 tarihli avukatlık mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.1.b maddesi kapsamında koruma sağladığı, poliçe başlangıç tarihinden beş yıl öncesi için geriye dönüş tarihi belirlendiği, ayrıca poliçe özel şartlarında sigortacının hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği anlaşılmaktadır.

20. Davacının sigorta sözleşmesini yaparken kendisi aleyhine 01.02.2010 tarihinde Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/24 E. sayılı dosyası ile mesleki faaliyeti nedeniyle tazminat davası açılması nedeniyle mesleki sorumluluk sigortası yaptırdığı ve bu hususu dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarına göre sözleşmeyi yapan sigorta acentesine bildirdiği dosya kapsamında ile sabittir. Sigorta sözleşmelerinde sigortacının, sigorta ettirenin ve sigortalının bilgisine sonuç bağlanan hâllerde temsilcinin bilgisi aynı sonuçlara yol açmaktadır. Dolayısıyla sigorta acentesinin bilgi sahibi olduğu hâllerde sigortacının da bilgi sahibi olduğu kabul edilmelidir. Sigortacının temsilcisi olan acentenin rizikonun gerçekleştiğini bilmesi sözleşmenin geçersizliği için yeterlidir; ayrıca sigortacının bilgisi aranmaz.

21. Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi ile “sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde (A.1.b)” teminat sağlanmış; ayrıca özel şartlar gereğince sigortacı, sigortalıya hukuki yardımda bulunmayı da üstlenmiştir. Gerçekten de taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin özel şartlarında sigortacının sigortalıya hukuki yardımda bulunması “Bu sigorta ile sigortalı aleyhine ileri sürülmüş olan haklı tazminat taleplerinin karşılanmasını veya haksız ya da aşırı tazminat taleplerine karşı sigortalının yapacağı savunmaya yardımcı olunması teminat kapsamındadır. Herhangi bir tazminat talebine karşı sigortalı adına savunma yapılması sebebiyle maruz kalınan masraf ve harcamalar avukatlık asgari ücret tarifesi ile sınırlı olmak üzere kapsam altındadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu itibarla taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1.b. maddesine göre yapıldığının ve sigortacının sigortalıya hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiğinin belirlenmesi karşısında rizikonun ne zaman gerçekleştiğinin de tespit edilmesi gerekmektedir.

22. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.1. maddesi gereğince Genel Şartların A.1.b. maddesine göre yapılan sigorta sözleşmelerinde sigortacı sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlenmiş ise riziko tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle gerçekleşmiş olacaktır. Somut olayda da taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi hukuki yardımda bulunmayı da kapsadığına göre riziko davacıya karşı üçüncü kişi tarafından Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/24 E. sayılı davasının açıldığı 01.02.2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu itibarla sözleşme tarihinden önce rizikonun gerçekleştiği ve bu hususun sigorta ettiren ve sigortacı (sigorta acentesi) tarafından bilindiği gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşme 6762 sayılı TTK’nin 1279. maddesi gereğince hükümsüzdür. Bu durumda hükümsüz olan sözleşme gereğince davacının tazminat talebinde bulunması mümkün değildir.

23. O hâlde direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmektedir.


IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.12.2020 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliği ile karar verildi.