Ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında vakfa yapılan nakdi bağışın geri alınması ve tapu iptal davası

8.5.2021 15:44:48

1. Hukuk Dairesi         2019/4705 E.  ,  2020/5389 K.


MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-SÖZLEŞMENİN FESHİ-ALACAK



Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, sözleşmenin feshi, alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın davacı ... için aylık yıllar itibariyle belirlenecek net asgari ücretin %40’ının irat miktarı olarak belirlenmesine, belirtilen kısım dışındaki hususlar kesinleştiğinden ayrıca hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl dava tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava sözleşmenin feshi ve alacak isteklerine ilişkindir.

Davacı vasisi, kısıtlı ... 'e ait 2 sayılı parseldeki payın ölünceye kadar bakma akdi ile davalı vakfa temlik edildiğini, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada davacı, noterde düzenlenen taahhütname uyarınca davacı ...'in barınma ve bakımı için davalı vakfa ölünceye kadar bakım koşulu ile 60.000.-TL bağışlandığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürüp sözleşmenin feshi ve bağışlanan bedelin faizi ile birlikte iadesi isteğinde bulunmuştur.

Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan edimlerin eksiksiz yerine getirildiğini davacıların kendi kusurlu eylemleri sonucu bakım yurdundan ayrıldıklarını bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davaların reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “... davacılar tarafından davalı vakfa temliklerin bakım koşulu ile yapıldığı sabittir. Öte yandan, dosyadaki bilgi, belge ve tanık beyanlarından, tarafların bir araya gelerek bakım borcunun kaldıkları bakım evinde yerine getirilemeyeceği, koşulun ifa edilememesinde de davalı vakfın kusurundan kaynaklanan bir durum olmadığı, sonucuna varılmış ise de davalı vakıf savunmasında başka yurtlarda davacılara bakmayı vaat ettiğini, bir kısım beyanlarda da davacıların bir süre başka yurtlarda kaldıklarının belirtildiği, ancak bu hususun yeterince araştırılmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca, öncelikle davacılara başka yurtlarda bakım olanağı sağlanıp sağlanmadığının resmi belge ve evraklar ile belirlenmesi, davalı tarafa atfedilecek bir kusur bulunamaması durumunda, BK. 517 maddesi gözetilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacılara uygun bir iradın bağlanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir....” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden kısıtlı Sefer Kekeç için 28/09/2009 tarihinden 2013 yılı sonu itibariyle resmi makamlarca belirlenen asgari bakım bedeli toplamı 15.429,00 TL’nin devam edecek diğer yıllar için resmi makamlarca belirlenen asgari bakım bedelinin irat miktarı olarak belirlenmesine, birleştirilen dava yönünden ise müteveffa ... için 28/09/2009 tarihi ile ölüm tarihi olan 16.07.2012 tarihi arasında 6.876,00 TL’nin irat miktarı olarak belirlenmesine ilişkin verilen karar bu kez Dairece; “... irat bağlanırken bakım alacaklısının geçimini temin edecek bakım borçlusunun ise ekonomik durumu ile bağdaşacak şekilde aylık muayyen bir irat belirlenmesi gerekirken yukarıda açıklanan ilkeler göz önüne alınmadan ve muayyen olmayan bir irat belirlenmesi yoluna gidilmesinin doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda davacı ... yararına sosyo-ekonomik durumuna göre aylık muayyen bir miktar irat bağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir...” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı ... için aylık yıllar itibariyle belirlenecek net asgari ücretin %40’ının irat miktarı olarak belirlenmesine, belirtilen kısım dışındaki hususlar kesinleştiğinden ayrıca hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, bozma ilamına uyulmakla, taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağı ve mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.Ne var ki, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamında açıklandığı şekilde işlem yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almakta olup hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Somut olayda; Dairenin bir önceki bozma ilamlarında TBK 617/son (BK 517/son) hükmü gereği bakım alacaklısına aylık muayyen bir miktarın gelir olarak bağlanmasına değinilmesine rağmen, hükmüne uyulan bozma ilamına aykırı şekilde aylık muayyen bir miktar belirlenmeden sonuca gidilmesi doğru değildir.Diğer yandan; mahkemeler karar ve ilam harcı almakla yükümlü olduğu halde Harçlar Kanunun 2. vd. ile 6100 sayılı ...nun 323. v.d. maddelerine aykırı şekilde karar ve ilam harcına hükmedilmemesi de hatalıdır.Hal böyle olunca; önceki bozma ilamlarında belirtilen şekilde infazı kabil (aylık miktarı belli), yargılama giderlerine hükmedilen bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Taraf vekillerinin değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.