Tarım bağkur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı istemi

8.5.2021 19:55:44

10. Hukuk Dairesi         2020/2818 E.  ,  2020/7265 K.


Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi


Dava, tarım bağkur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

I-İSTEM

Davacı Adana Bölgesi içerisinde 7292.510.324 sicil nosu ile Ziraat odası kaydına dayanılarak 01.10.1998 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığını başlattığını, 28.06.2013 tarihine kadar prim borcunu ödediğini, kısıtlı olarak askerlik borçlanması yaparak 15 yılı (5400 günü) bulunduğundan 28.06.2013 tarihinde 4.b kapsamında tahsis talebinde bulunduğunu, ancak dosyanın incelemesi sonucu, müvekkili üzerine kayıtlı taşınmaz olmadığından tarafına 01.10.1998-31.12.1998 tarihleri arasında (3 ay) hizmeti belirlendiğini, geri kalan günlerinin iptal edildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 04.10.2013 tarihli yazıları ile tahsis talebinin iptal edildiğini, müvekkilinin Ziraat Odasına kaydının 01.01.1992 tarihinde başlamış olup, halen devam ettiğini, ziraat işi ile uğraştığını, üzerine kayıtlı tarla olmadığı için daha önceleri babasının tarlasını ekmekte iken 15 yıl boyunca primlerini ödediğini, 15 hizmet yılını doldurup primlerini ödediğini ve tahsis talebinde bulunduğunu, ancak dosya incelemesinde günleri iptal edilerek yatırdığı primlerini fazla ödeme olarak değerlendirmeye aldıklarını, müvekkilinin, Ziraat Odası kayıtlarına dayanılarak iptal edilen günlerinin tekrar değerlendirmeye alınarak geçerli sayılması ve 28.06.2013 tarihli tahsis talebine dayanılarak 4.b kapsamında aylığının bağlanmasını, müvekkilinin 7292.510.324 nolu iptal edilen Bağ-Kur hizmetinin tekrar geçerli kılınarak 28.06.2013 tarihli tahsis talebine dayanılarak 4.b kapsamında emekli aylığının bağlanmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II-CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özet olarak; kurumca kurumun 7292510324 Bağ-Kur numaralı sigortalısı davacının sigortalılık süresine esas teşkil etmek üzere ... Ziraat Odası kaydının usulüne uygun olup olmadığının tespitine ilişkin 23.09.2013 tarih 39 rapor sayılı rapor düzenlendiğini, düzenlenen raporun sonuç kısmında "oda kaydının usulüne uygun tutulmadığı, bu nedenle ilgilinin oda kaydının geçersiz olduğu" nun tespit edildiğini, davacının ... Ziraat Odası kaydı dışında tapu, tarım kredi kooperatif kaydının da bulunmadığının müvekkili kurumun B13.2.SGK.4.01.10/02 sayılı yazısında belirtildiğini, 2007/44 nolu genelgeye göre tevkifat kesintisine istinaden tescilin geriye çekilmesinde ve tarımsal faaliyetinin tespitinde Ziraat Odası kaydının esas alınması, ziraat odası kaydının olmaması halinde tevkifata esas ürüne ilişkin Kamu kurum ve Kuruluşların, Meslek kuruluşların, Kooperatif veya birliklerin kayıtlarının esas alındığını, davacının usulüne uygun herhangi bir resmi kaydının müvekkili kurumca tespit edilemediğini, müvekkili kurumca yapılan araştırma ve denetlemeler neticesinde davacının müvekkili kuruma vermiş olduğu 28.06.2013 tarihli dilekçe talebinin reddedildiğini, davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu; kurum işleminde mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI

A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesi,

1-Davanın Kabulüne,

2-Davacının, 01/10/1998 tarihi ile 28/06/2013 tarihleri arasında aralıksız olarak 2926 sayılı yasaya tabi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,

3-Davalının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01/07/2013 tarihinden itibaren (15 yıl sigortalılık süresi ve 5400 prim gün koşuluna istinaden) Bağ-Kur sigortalılığından dolayı davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, karar vermiştir.

B-BAM KARARI

Adana Bölge Adliye Mahkemesince, Davalı Kurumun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar vermiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davalı Kurum vekili usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleridir.

2926 sayılı Kanunun 2.maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3.maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5.maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6.maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9.maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Anılan Kanunun 10.maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86.maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, " Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun " Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere " Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22.maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6.maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

Mahkemece, belirtilen hususlar nazarında öncelikle talep konusu dönem olan 01.10.1998-28.06.2013 arası dönem yönünden yukarıdaki ilkeler kapsamında tarımsal faaliyet araştırması (tevkifat, prim ödemesi vs.) yapılarak, sonucuna göre karar verilmeli; araştırma yapıldıktan sonra faaliyetin bulunmadığına dair kanaat edinilmesi durumunda ise ihtilaflı dönem için yapılan prim ödemeleri isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.