Bonoda malen kaydının bulunması ve buğday satışı için alındığı beyanının talil niteliğinde olmadığı

8.5.2021 21:11:21

11. Hukuk Dairesi         2020/4878 E.  ,  2021/867 K.


MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.10.2018 tarih ve 2018/318-2018/598 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının davacı aleyhine dava konusu edilen 2.200.000,00 TL bedelli bonoyla takip başlattığını, ancak davacı ile davalı arasında bir ilişki bulunmadığını, dava konusu bonodaki imza davacıya ait olmasına rağmen üç farklı yazı karakteri kullanıldığını, davacının bu bonoyu vergi borçlarının teminatı olarak Diyarbakır Ticaret Odası’na açık senet olarak verdiğini, yönetim kurulunda olan davalının bir şekilde bu senedi ele geçirdiğini iddia ederek davacının davalıya bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatına ve % 80 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı ile davalı arasında buğday alışverişi bulunduğunu ve senedin de bu sebeple verildiğini, davacının imzayı inkar etmediğini, iddialarını ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddi ile inkar tazminatı istemiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının malen kaydı bulunan bononun davalının yetkilisi olduğu şirket ile davacı arasındaki buğday alışverişi nedeniyle düzenlendiğini bildirdiği, bu beyanın senedin ihdas nedenini talil olarak değerlendirilemeyeceği, bu durumda ispat yükünün senedin teminat olarak verildiğini ileri süren davacıya ait olduğu, davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, davacının resmi evrakta sahtecilik ve açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan davalı hakkında yapmış olduğu şikayet üzerine başlatılan 2014/307269 numaralı soruşturma dosyasında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği, bu hali ile davacının iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle takibe ilişkin ihtiyati tedbir kararının HMK m. 209 uyarınca verilip İİK m. 72 uyarınca verilmemiş olması nedeniyle davalı yararına tazminata hükmolunmamış olmasının yerinde olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 04.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.