3 yıl ile sınırlanmış belirli süreli iş sözleşmesi-Bakiye süre ücret alacağı

8.5.2021 22:35:10

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2017/36844 E.  ,  2020/7827 K.


MAHKEMESİ : ... 9. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK


Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25/06/2020 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına vekili Avukat ... Talan geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; davacının davalıya ait ... işyerinde, 22.04.2013-25.04.2014 tarihleri arasında kaynakçı ustası olarak çalıştığını, 3 yıllık belirli süreli sözleşme imzalandığını, süre sona ermeden iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmadan davalı tarafından fesh edildiğini, geriye kalan süre ücretinin ödenmesi gerektiğini öne sürerek bakiye süre ücreti alacağı ve bir kısım diğer işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, sözleşmenin davacının istifası ile sona erdiğini, sözleşmeye göre yabancı hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesi’nce iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği ve iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu gerekçesiyle bakiye süre ücreti alacağından %30 indirim yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İstinaf başvurusu :

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin içeriği dikkate alındığında taraflar arasında açıkça 3 yıllık belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı sonucuna ulaşılamadığı, belirli sürelü iş sözleşmesi yapılabilmesi için yapılan işin niteliğinin önem arz ettiği, davacı işverenin inşaat müteahhit işi yapması ve davacının ifa ettiği kaynak işinin niteliği de nazara alındığında taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için objektif bir neden bulunmadığı bu nedenle davacının bakiye süre ücreti almaya hak kazanamayacağı, davacının yurtdışında bulunduğu sürelerin dışlanmamasının hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur.

Temyiz Başvurusu :

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Gerekçe:

1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür.

2- Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin varlığı gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesinde “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklindeki düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.

Sözleşmenin belirli süreli yahut belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğunun tespitinde, “işçinin niteliği” değil, “yapılan işin niteliği” önem arzetmektedir. Belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak “belirli süreli iş sözleşmesi” yapılabilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 11 inci maddesinde, esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı kuralı ile bir ölçüde koruma sağlanmak istenilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır.

Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 408. maddesinde işverenin işi kabuldeki temerrüdü sebebiyle işçinin iş görememesi halinde, işçinin ücret hakkının olduğu açıklanmıştır. Aynı maddede, işçinin iş görme edimini yerine getirememesi halinde yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir işi yaparak kazandığı veya kasten kaçındığı yararların indirileceği de hükme bağlanmıştır.

Bakiye süre ücreti tutarı tazminatın istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir sebep bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz.

Uyuşmazlığın açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile işveren arasında "...” (Belirli Süreli İş Sözleşmesi) başlıklı İş Sözleşmesi bağıtlanmış olup tercümesine göre, sözleşmenin 6.1 maddesinde sözleşmenin 22.4.2013 tarihinde işçinin 3 yıllık çalışma izninin alındığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği ve çalışma izninin sona ermesi ve sözleşmenin sürenin bitmesi ya da taraflardan herhangi birisinin talebi ile iptal edilmesi hallerinde sona ereceği, 6.2. maddesinde "Rusya fedarasyonu İş Kanunun 59. maddesi uyarınca işbu Sözleşmenin, Müşteri ...Şirketi ile ... Projesinin bir kısmının tasarımı ve inşaatı sözleşmesinin müzakeresi, imzalanması ve gerçekleştirilmesi süresince geçerli olmak üzere imzalandığı, sözleşmenin ... Projesi sahasında inşaat işleri süresince devam etmek üzere imzalandığı ancak sözleşmenin süresinin, şayet çalışma izni gerekliyse, çalışma iznin süresinden fazla olamayacağı düzenlenmiştir.

Her iki taraf, iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olarak düzenlendiğini ifade etmekte olup; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan husus sözleşmenin ne şekilde son bulduğudur. Nitekim davacı taraf belirli süreli iş sözleşmesinin, işverence haksız feshedildiğini ileri sürmekte, davalı ise cevap dilekçesinde, belirli süreli iş sözleşmesinin davacının haklı bir sebep olmaksızın istifası ile sonlandığını savunmaktadır. Görüldüğü gibi, tarafların iradeleri iş sözleşmesinin belirli süreli olarak yapıldığı noktasında birleşmektedir. Şu halde, Bölge Adliye Mahkemesince, “sözleşmenin belirli süreli yapılması için objektif neden bulunmadığı” sonucuna varılması, tarafların sözleşmenin kuruluşundaki, birbiri ile örtüşen gerçek iradelerine müdahale anlamına gelmektedir.

Normun sosyal koruma amacı göz önünde bulundurulduğunda, işçinin bakiye süre ücreti tutarı tazminat veya cezai şart talebi ile açtığı bir davada, Bölge Adliye Mahkemesince objektif nedenin bulunmadığının cevap dilekçesinde ileri sürülmediği gözetilmeden sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun kabulü yerinde görülmemiştir.

Öte yandan; Dairemizce konu değerlendirildiğinde, İş Kanunu’nun 11. maddesinde öngörülen hükmün işçiyi koruma amacıyla düzenlendiği dikkate alınarak, objektif şartlar bulunmadığı halde belirli süreli olarak yapılmış olan iş sözleşmesinin, belirsiz süreli olduğunun işveren tarafından ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiği, İş Kanunu'nun 11. maddesine dayanarak sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ileri sürme hakkının sadece işçiye ait olması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Hal böyle olunca, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabulü gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı hukuki değerlendirme yapılarak belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabulü yerinde değildir. Davacının temyiz itirazları bu yönden yerinde bulunmuştur.

Nitekim, ... 28. İş Mahkemesi’nin 31.05.2016 tarih, 2016/143 Esas ve 2016/271 Karar Sayılı ilamında da, ilgili dosyanın tarafları arasındaki aynı mahiyetteki sözleşme belirli süreli kabul edilmiş ve sözü edilen karar taraf temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. (Dairemizin 24.12.2019 tarih 2016/25374 Esas ve 2019/24162 Karar sayılı onama ilamı)

Sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabulü halinde, çözümü gereken ikinci husus iş sözleşmesinin ne şekilde sona erdiğinin belirlenmesi olup bu hususta dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebepler ile, Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu kabul edilerek sonucuna göre değerlendirme yapılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç:

Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi