Çocuğun nitelikli cinsel istismarında şüphenin sanık lehine olması - tutarsız ifadeler -mağdurenin yönlendirilmesi -CGK kararı

23.9.2021 15:40:58

Ceza Genel Kurulu         2020/126 E.  ,  2021/130 K.



Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Ağır Ceza

Sayısı : 71-70



Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'nin TCK'nın 103/2, 103/3, 103/4, 103/6, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 19 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Niğde Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2012 tarihli ve 143-75 sayılı resen de temyize tabi hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 13.11.2012 tarih ve 9928-11210 sayı ile;

"Nüfus kaydına göre 25.06.1996 doğumlu olup şikâyet tarihinde 14 yaşında olan mağdurenin olayın başlangıcı olan tarihten 6 yıl kadar sonra üvey annesi ...'a babası olan sanık tarafından kendisine bir takım cinsel davranışlarda bulunulduğunu söylemesi üzerine, ilk olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından alınan 13.04.2010 tarihli ifadesindeki isnatların hayatın olağan akışına uygun bulunmayan hususlar içerdiği, kolluk tarafından öz annesi ... ile konuşturulduğunda, annesinin mağdureye inanmayıp kendisini yanına aldırması için sanığa iftira atmış olabileceğini söylediği, müşteki olarak alınan ifadesinde de boşandığı kocası olan sanığın karakter olarak böyle aşağılık bir olayı gerçekleştireceğini sanmadığını beyan ettiği, mağdurenin Cumhuriyet savcılığı tarafından alınan 11.05.2010 tarihli ikinci ifadesi ve duruşmadaki anlatımında isnatların doğru olmadığını söylediği, bilahare yurtta üvey annesi tanık ... tarafından cep telefonuna ses kaydı alındığında kayda göre düzenlenen tutanağa yansıyan şekliyle hafif bir sesle mağdurenin konuşmasına müdahale anlamına gelebilecek sözler bulunduğu anlaşılmakta ise de bu müdahalelerin amacı belli olmayıp suçun sübutuna elverişli nitelikte bulunmadığı nazara alınarak, sanığın samimi görülen savunması ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin soruşturma evresindeki samimiyeti ve doğruluğu kuşkulu ilk ifadesi dışında ve savunmanın aksini kanıtlar nitelikte sanığın mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 26.04.2013 tarih ve 71-70 sayı ile;

"...İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından aldırılan 27.07.2011 tarihli rapora göre, mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulmuş olduğu, psikolog huzurunda Cumhuriyet savcısına ifade veren o yaştaki bir mağdurenin babasına böyle bir suç atmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağdurenin beyanlarının çok ayrıntılı ve samimi olduğu, sanığa iftira atabilecek o yaştaki birisinin beyanlarında bu kadar ayrıntıya yer vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağdurenin Cumhuriyet savcılığındaki her iki ifadesinde de hazır bulunan ve mağdurenin tavır ve davranışlarını gözlemleyen psikolog bilirkişi ve hatta mağdure vekilinin mağdurenin ilk anlatımlarının doğru olduğunu, sonraki anlatımlarına itibar edilmemesi gerektiğini beyan ettikleri," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Resen de temyize tabi bu hükmün sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2015 tarihli ve 208157 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 248-1653 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 13.06.2017 tarih ve 398-3279 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 16.04.2019 tarih ve 928-329 sayı ile; 06.04.2012 ve 26.04.2013 tarihli kararların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2019 tarihli ve 83817 sayılı “bozma” istekli ek tebliğnamesiyle kararına direnilen daireye gönderilmiş, Yargıtay 14. Ceza Dairesince 18.02.2020 tarih ve 7144-1312 sayı ile; 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesine göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyiz istemi kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından bahisle reddedilmiş, Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

10.04.2010 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaktan; araçla devriye hâlindeyken haber merkezinden anons geçtiği, anonsta 112 çağrı merkezinden ... isimli görevliyle irtibat kurulmasının istenildiği, ... isimli görevlinin telefonla arandığı, ...’ın; 544 79x xx 24 numaralı telefon numarasından bir kişinin aradığını, kendisini ... ismiyle tanıttığını, şeker hastası olduğunu söyleyip nasıl tedavi olacağını sorduğunu, ardından aslında kendisi için aramadığını, 13-14 yaşlarında bulunan kızının cinsel istismara maruz kaldığından şüphelendiğini, aramasının sebebinin bu olduğunu, rapor alınmasının mümkün olup olmadığını sorduğunu belirttiği, bu nedenle ...'ın 155 polis imdat hattını telefonla arayıp haber verdiği, söz konusu telefon numarasının polislerce arandığı, yapılan görüşmede; kendisini ... olarak tanıtan kişinin soyadını ve açık adresini vermediği, konunun çok gizli kalmasını istediğini, 13-14 yaşlarında olan kız çocuğunun normal ve ters ilişki şeklinde cinsel istismara maruz kaldığı konusunda kuvvetli şüphesinin bulunduğunu, bu durumu kızının söylemesiyle öğrendiğini, ancak eylemi gerçekleştiren kişinin kimliğini kızının söylemediğini, kızının cinsel istismara maruz kalıp kalmadığı hususunu hiçbir tahkikat ve müracaat olmadan doktor kontrolüyle öğrenmek istediğini, istismar yönünde bir bulgu ortaya çıkarsa konuyu adli mercilere intikal ettireceğini söylediği, ... isimli kişiye bu konuda güvence verildiği, ardından ...’in misafiri olduğunu söyleyerek 10-15 dakika sonra görüşmek istediğini belirttiği, polis tarafından ilgili numara tekrar arandığında şahsın; kendisinin müracaat etmesinin mümkün olmadığını, cinsel tacizde bulunan kişinin mağdurenin babası, ağabeyi olabileceği gibi yakın çevresinden de bir kişi olabileceğini belirterek "Şayet bunlardan birisi olursa benim ailem ne olur?" şeklinde sözler söylediği, akabinde 112 çağrı merkeziyle yapılan görüşmede; ... isimli kişinin ... isimli görevliyle tekrar irtibat kurup olayın çok gizli kalmasını, gerekirse doktor kontrolü yaptıracağını, bu hususta kendisine yardımcı olunmasını istediğini, polislerin kendisini telefonla aradığını, olayın duyulacağı endişesiyle onlara müsait olmadığını söylediğini, hafta içerisinde kızını da alıp emniyete gideceğini bildirdiğinin öğrenildiği,

12.04.2010 tarihinde saat 15.00’te ve 16.30’da kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara göre; 544 79x xx 24 numaralı telefon hattının ... tarafından kullanıldığının tespit edildiği, şahsın ifade için savcılığa götürüldüğü,

12.04.2010 tarihinde kolluk görevlisince düzenlenen tutanağa göre; mağdurenin üvey annesi ...’dan öz annesi olan ...’ün telefon numarasının alınıp arandığı, istismar konusunda bilgi verildiği, ...’nın; mevzunun kesinlikle yalan olduğunu, mağdurenin velayetinin babası olan sanıkta bulunduğunu, kendisinin ise kanser tedavisi gördüğünü, o nedenle mağdureyi almak için gelmeyeceğini, ona bakamayacağını ifade ettiği,

12.04.2010 tarihinde saat 21.45’te kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; mağdurenin öz annesi ile telefonda hoparlör açık vaziyette görüştürüldüğü;

"...: Ne oldu kızım sana?

Mağdure: Yok bir şey anne. Bir olay oldu. O yüzden geldik.

...: Doğru mu duyduklarım?

Mağdure: Doğru duydukların.

...: Nasıl oldu?

Mağdure: Geceleri böyle oluyordu.

...: Nasıl yani?

Mağdure: Bildiğin tecavüz işte.

...: Ne zaman oldu?

Mağdure: İkinci sınıftayken annem yokken oldu.

...: Betül sen ne dediğinin farkında mısın?

Mağdure: Evet anne.

...: Şimdiye kadar neden sustun?

Mağdure: İşte anne.

...: Baban nerede?

Mağdure: Hastaneye götürdüler.

...: Seni götürdüler mi?

Mağdure: Hayır anne. Anne ben senin yanına gelmek istiyorum.

...: Yoksa bu yaptıkların benim yanıma gelmek için mi?

Mağdure: Yok anne.

...: Baban ne diyor peki?

Mağdure: Bilmem anne. Babamla görüşmedim.

...: Peki yanındaki polise ver.

...: Ben inanmıyorum memur bey." dedikten sonra ...’ün telefonu kapattığı,

Psikolojik danışman tarafından soruşturma aşamasında düzenlenen tarihsiz görüşme tutanağına göre; mağdureyle yapılan görüşmede; ikinci sınıftan itibaren babasının kendisine tacizde bulunduğunu ve ters ilişki yoluyla tecavüz ettiğini, alt ıslatma sorununu tedavi etmek için sanığın bu davranışları yaptığını kendisine söylediğini, dördüncü sınıfta sanığın kendisini ve kardeşlerini yurttan aldığını, beşinci sınıftayken taciz ve tecavüzlerin tekrar başladığını, sekizinci sınıfın birinci döneminde Fesleğen gölü diye bilinen bir yere kendisini götürüp orada tecavüz ettiğini, 28.03.2010 tarihinde akşam vakti köyden döndüklerini, annesi ve küçük kardeşinin köyde kaldıklarını, diğer kardeşleri ... ve... ile babasının bir işçisi ve babasıyla birlikte geç saatte eve döndüklerini, sonra kardeşlerinin banyoya girdiğini, o sırada sanığın kendisini taciz ettiğini, son olarak Salı günü kendisine tecavüz ettiğini, sanığın, kendisine bir defasında porno film izlettirdiğini, tecavüzden sonra sanığın kendisini rahat bıraktığını, tuvalete gittiğinde gazla birlikte poposundan sıvılar çıktığını, temizleyip uyumaya gittiğini ifade ettiği, ... ... ile yapılan görüşmede; babasının kendisine ve diğer kardeşlerine yönelik herhangi bir rahatsız edici ya da istismar sayılabilecek davranışlarda bulunmadığını ifade ettiği, ... ile yapılan görüşmede; babasının kendisine ve kardeşlerine yönelik istismar içeren davranışlarının olmadığını, evde genellikle en son uyuyanın kendisi olduğunu ve herhangi bir anormal olay ya da durumla karşılaşmadığını ifade ettiği,

12.04.2010 tarihinde saat 22.00’de kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; ... ve ... ...’nin anneleri ...’a teslim edildiği,

12.04.2010 tarihinde saat 22.30’da Niğde Doktor Doğan Baran Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesince düzenlenen rapora göre; olay öyküsünde; mağdurenin 06.04.2010 tarihinde gece evde babasının tecavüzüne uğradığını ve anal penetrasyon olduğunu belirttiği, yapılan muayenesinde; hymenin intakt olduğu, perianal hematom, ekimoz veya laserasyon izlenmediği, anal penetrasyon öyküsü nedeniyle genel cerrahi veya adli tıp uzmanı tarafından da değerlendirilmesinin uygun olduğu,

13.04.2010 tarihinde Niğde Adi Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre; mağdureyle yapılan görüşmede; annesinin diş laboratuvarında teknisyen, babasının inşaat ustası olduğunu, anne ve babasının kendisi 6 yaşında iken ayrıldıklarını, 3 kardeşten ikincisi olduğunu, anne ve babası boşanınca kardeşleriyle birlikte 3 yıl yuvada kaldıklarını, babasının yaklaşık 1,5 yıl önce ... isimli kadınla evlendiğini ve bu evlilikten bir kız kardeşleri daha olduğunu, küçükken geceleri altına kaçırma sorunu yaşadığını, ilk kez ilkokul ikinci sınıfta iken geceleri altına kaçırdığı için babasının, ağabeyi ile yattığı yere geldiğini, alt tarafını çıkardığını, sonra arka tarafına organını soktuğunu, krem, tükürük gibi şeyler kullandığını hatırlamadığını, sadece böyle bir olayın yaşandığını hatırladığını, babasının "Siz altınıza kaçırıyorsunuz ya böyle yapınca geçecek." demesi nedeniyle ona inandığını, 3. ve 4. sınıfta bir şey olmadığını, 5. sınıfta babasının geceleri kendilerini tuvalete kaldırdığını, tuvaletten çıktığı zamanlarda odaya götürmek için sanığın kendisini kucağına aldığını, haftada 4-5 kez babasının bu şekilde arka tarafından organını soktuğunu, canının yandığını, gündüzleri normal bir şekilde baba kız ilişkilerinin olduğunu, 6. sınıfın ikinci döneminde üvey annesi tanık ... ile babası evlendiğinde kendisinin çok sevindiğini, artık babasının bir şey yapmayacağını düşündüğünü, ancak babasının yine yapmaya devam ettiğini, fakat bu sefer daha seyrek olduğunu, 7. ve 8. sınıflarda annesi evde olmadığı zamanlarda babasının tükürük, yağ ve krem kullanarak yaptığını, organından sümüksü bir sıvı geldiğini, babasının hep arkadan yaptığını, hiç önden yapmadığını, babasının hasta olduğunu, beyninde bir sıkıntı olduğunu, çok üzüldüğü zaman öleceğini kendisine söylediğini, bu nedenle olayı hiç kimseye anlatamadığını, babasına bir şey olmasından korktuğunu, güvenebileceği bir kimsenin de olmadığını, en son bir hafta önce Salı gecesi annesi köydeyken babasının arkadan yaptığını, ancak hissetmediğini, son anda uyandığını, uyandığında külotunun bacağının yarısına kadar indirilmiş olduğunu, bir ıslaklık hissettiğini, Salı gününden beri birçok kez büyük tuvaletini yaptığını, banyo yaptığını, çamaşırlarının yıkandığını, olayı Cuma günü ... annesine anlattığını, böylelikle olayın ortaya çıktığını söylediği, mağdurenin litotomi pozisyonunda yapılan hymen muayenesinde; genital bölgede herhangi bir travmatik lezyona rastlanmadığı, hymenin anüler yapıda olduğu ve saat kadranına göre 4 hizasında kaideye varmayan minimal doğal çentik olduğu, fevhasının 1 cm uzunluğunda olduğu, yırtılmaksızın duhule müsait bulunmadığı, bakire olduğu, mağdurenin diz-dirsek pozisyonunda yapılan anal muayenesinde; anal mukoza ve sfinkter tonusunun doğal olduğu, anal yolla ırza geçme sonrası görülmesi beklenen ekimoz ve mukoza yırtığı gibi travmatik değişimlerin olaydan kısa bir süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceği gibi mağdurenin yaşı, fizik gelişimi, olay sırasında penis girişini kolaylaştırıcı kaygan madde kullanımı ile hile, tehdit ya da rıza gibi nedenlerle direncin kırıldığı durumlarda, anal sfinkterin çok büyük travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunmasının da tıbben mümkün olduğu dikkate alındığında, kişinin 13.04.2010 tarihinde yapılan anal muayenesinde herhangi bir özellik görülmemesinin doğal olduğu, mağdurenin haricen vücudunda travmatik değişim tespit edilmediği,

Çocuk İhmali ve İstismarını Engelleme Uygulama ve Araştırma Merkezinin 23.07.2010 tarihli raporuna göre; mağdureyle yapılan görüşmede; ısrarla babasına iftira attığını, öz annesinin yanına gidebilmek için üvey annesine babasının kendisine tecavüz ettiğini söylediğini bildirdiği, polise beşinci sınıftayken babasının kendisini taciz ettiğini, babası evlendikten sonra tacizlerinin azaldığını, annesi olmadığı zamanlarda tacizlerin arttığını söylemiş ise de bunların yalan ve iftira olduğunu belirttiği, sonuç olarak; maruz kaldığı iddia olunan cinsel istismar olayına bağlı olarak davranım bozukluğu belirtileriyle giden uyum bozukluğunun saptandığı,

27.07.2011 tarihli 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre; mağdurenin 27.06.2011 tarihli muayene kaydında; muayeneye öz annesiyle birlikte geldiği, annesinin yanına gitmek için bunları uydurduğunu, aslında böyle bir şeyin yaşanmadığını, babasına iftira attığını söylediği, ...’nın beyanında; dolaylı olarak olayı sorduğunda mağdureden cevap alamadığını, uykudayken üzerini örterken ani tepki verdiğini, öğretmenlerinin de mağdurenin ani seslere irkilmelerinin olduğunu söylediklerini, mağdurenin genel olarak kaygılı olduğunu, ani öfke patlamaları ve sinirlilik yaşadığını, çabuk ağlama ve çabuk değişme gibi ruh hâllerine girdiğini, 1 yılda 3 erkek arkadaşının olduğunu, mağdurenin olduğundan daha şımarık davrandığını, içe kapanık göründüğünü, olayı genelde olmuş gibi anlattığını söylediği, mağdurede; uykuya dalmada ve sürdürmekte zorluk, irritabilite, yoğunlaşmada güçlük, hipervijilans saptandığı, anksiyete bozukluğu belirtilerinin ve ruh sağlığı bozukluğunun mevcut olduğu, genel kanaatin olayın gerçekleştiği konusunda olduğu fakat olayın adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği, bulguların değerlendirilmesinde mağdurenin dile getirdiği ve muayenelerde tespit edilen olay ve olaya bağlı reaksiyonlarının utanç, günah, pişmanlık duygularının, unutkanlıklarının, olaya ilişkin detayların mahiyeti dikkate alındığında ağır bir cinsel tacizin vuku bulduğunu düşündürdüğü, ifade sonradan reddedilse bile ilk anlatılanların doğru olma ihtimalinin yüksek olduğu, sonuç olarak; mağdurenin ruh sağlığının bozulmasına neden olan tablonun maruz kalmış olduğu iddia olunan olay nedeniyle ortaya çıkmasının kuvvetle muhtemel olacağı ancak ifade değişikliği nedeniyle olayın adli tahkikat ile aydınlatılmasının gerektiğinin mütalaa edildiği,

30.03.2010 tarihinde tanık ...’ın hafıza kartının kolluk görevlilerince çözümlemesinde;

"...: Napıyorsun? Nasıl gidiyor burada hayat?

Mağdure: Anne hiç iyi değil ya. Buradaki kızlar falan kavga çıkartıyor. Anne bir şey diyeyim mi sana? Anne normalde böyle bir şey yoktu. Ben sadece beni annemin yanına gönderirler diye söylemiştim.

...: Hı.

Mağdure: Hem babamın ceza alacağını bilmiyordum. Beni alırlar annemin yanına verirler diye öyle söyledim. Böyle bir şey olacağını bilmiyordum.

...: Peki kim böyle bir şeyi aklına soktu? Kendi başına mı söyledin bütün bunları?

Mağdure: Hı hı.

...: Babanı hiç sevmiyor musun? Nefret mi ediyorsun?

Mağdure: Seviyorum ama seninle evlendiğinden beri, işte ben onu annemle evlenecek sanıyordum. Yuvadan çıktığımızda tekrar evlenirler sandım. Sonra seninle evlendi. O yüzden ben annemin yanına gitmek istedim. Seni ilk geldiğinde sevmiyordum. O yüzden.

...: Şimdi hâlâ annene gitmek için mi yani gidebilmek için mi böyle bir şey yaptın?

Mağdure: Evet.

...: Ama bu çok ağır bir şey değil mi? Babanı çok üzmedik mi?

Mağdure: Ama anne bilmiyordum ki böyle bir şey olacağını. Onun ceza alacağını da bilmiyordum.

...: Şimdi ne yapacağız peki? Babanı kurtarabilecek miyiz oradan?

Mağdure: Bilmiyorum ki.

(Kısık bir sesle: Pişmanım de.)

Mağdure: Pişmanım anne.

...: Niye pişmansın? Böyle bir şey söylediğin için mi?

Mağdure: Hem de babamı işte öyle cezaevinde gördüm ya polislerin kamerasında. Çok üzüldüm.

...: Ne diyosun yani şimdi?

(Kısık bir sesle: Pişmanım de.)

Mağdure: Pişmanım anne. Babamı kurtarsak oradan. Sonrada annemgilin yanına gideriz.

...: Yani annen almak istiyor mu seni? Görüştün mü annenle?

Mağdure: Görüştüm.

...: Gidecek misin onunla?

Mağdure: Hı hı.

...: Tamam o zaman ben söyleyeyim.

Mağdure: Tamam.

...: Babanla da konuşayım. Betül annesinin yanına gitmek istiyormuş, onun için böyle bir iftira atmış diyeyim. Pişman olduğunu söylüyor diyeyim.

Mağdure: Tamam.

...: Seni annenin yanına gönderelim o zaman. Olur mu?

Mağdure: Tamam.

...: Tamam mı?

Mağdure: Hı hı." içerikli olduğu,

Anlaşılmaktadır.

13.04.2010 tarihinde mağdure Savcılıkta; ilköğretim sekizinci sınıfta okuduğunu, babası ve annesinin boşandıklarını, kendisi ve iki kardeşinin, babasının birlikte yaşadığı tanık ...’le kaldığını, ikinci sınıfta okuduğu sırada babası olan sanığın kendisini ve ağabeyini yuvadan alıp Ulukışladaki evine götürdüğünü, orada ağabeyi uyuduktan sonra kendisini soyundurduğunu, arka tarafından canını yaktığını, ağlayıp canının yandığını söylediğini, sanığın "Siz altınıza kaçırıyorsunuz ya böyle yapınca geçecek." dediğini, sonrasını hatırlamadığını, beşinci sınıfa kadar sanığın bu tür şeyleri kendisine yapmadığını, beşinci sınıfa başladığı andan itibaren tekrar kendisini zorla alıp odasına götürmeye başladığını, öptüğünü, okşadığını, göğüslerinden tuttuğunu, boynundan, sırtından ve omzundan öptüğünü, arkadan canını yaktığını, haftalık banyolarında en son kendisi kaldığı zamanlarda sanığın banyoya girdiğini, banyoda kendisine kese yaptığını, sanığın kendisinin de soyunmaya çalıştığını, bir defasında arka tarafından yaptığını, öptüğünü, sarıldığını, bunları yaparken köpüklü bir şekilde yaptığını, daha sonra sürekli olarak aynı şeyleri yapmaya devam ettiğini, sekizinci sınıfın birinci döneminde arabayla Okçu köyü yakınında bulunan su birikintisinin yanına götürdüğünü, orada önce arabanın içinde pantolonunu çıkartmaya çalıştığını, izin vermeyince dışarı çıktığını, kendisine de inmesini söylediğini, korktuğu için arabadan inmediğini, sonra sanığın kapıyı açarak kolundan tutup arabadan indirdiğini, arabanın arka bagajının olduğu yere götürüp arabaya yasladığını, sonra arkadan yaptığını, küçükken babasının yapmış olduğu şeyin günah ve yanlış olduğunu bildiğini, ona bunu söylediğini ancak babasının "Bütün bunlar sizin için. Değerimi bir bilseniz." dediğini, kendisinin yaşı büyüdükçe yapılanların daha da yanlış olduğunu anlamaya başladığını, en son geçen hafta Pazar günü yine banyoya babasının geldiğini, dizlerinden kir çıkması için keselemeye başladığını, "Sen iyi temizlenmemişsin. Seni temizleyeyim." dediğini, kendisinin korkudan "Hayır. Ben banyo yaptım. Temizlendim." şeklinde cevap verdiğini, sanığın üzerinde pijamasının olduğunu, "Üzerimi ıslattın." diyerek pijamasını çıkarttığını, "Bacak arana bakayım." dediğini, kendisinin üzerinde havlu olduğunu, göstermek istemediğini, babasının "Temizlemediğin için utanıyor musun?" şeklinde soru sorduğunu, babasına "Sen böyle şeyleri yapmaya utanmıyorsun da ben temizlemediğime mi utanacağım." şeklinde cevap verdiğini, babası banyodaki sobaya odun atmak için uğraşırken elbiseleri giyip dışarı çıktığını, yine bir hafta önce pazartesi günü yatağına babasının geldiğini, kendisine sarılmasını istediğini, önceki zamanlarda kendisine sarılmasını isterken "Sıcaklığını hissetmek istiyorum." dediğini, babasıyla aralarına battaniye koyduklarını, ardından kendisine sarılması için ısrar edince hareket edememesi için ona sıkıca sarıldığını, yine bir hafta önce Salı günü yanına babasının gelerek yatağa girdiğini uykuda olduğu için fark etmediğini, sonra uyandığında külotunda ıslaklık hissettiğini ancak ne yaptığını hatırlamadığını, bilmediğini, babasını yatağından itekleyip "Git. Yine ıslatmışsın." dediğini, bunları demesi üzerine biraz uzandıktan sonra babasının kalkıp gittiğini, geçen hafta Pazar, Pazartesi, Salı günü giydiği elbiseleri çamaşır makinasına atıp yıkadığını, babası kendisine pantolon ve kısa kollu giymeme, çarşıya çıkmama, arkadaşlarıyla oynamama gibi yasaklar getirince moralinin çok bozulduğunu, annesi tanık ...'ün de kendisine "Yolda değil de bahçede oyna." demesi üzerine moralinin daha çok bozulduğunu ve ...’ün de yasaklar koyduğunu zannettiğini, odasına geçtiğini, arkasından annesi ...’ün geldiğini, "Niye üzüldün? Niye suratın asık? Ben mi bir şey dedim? Ne zaman bir şey desem surat asıyorsun. Beni istemiyor musun?" diye sorunca ona "Hayır ne alakası var. Seni istiyorum." şeklinde cevap verdiğini, daha sonra ...’ün "Kardeşlerin mi bir şey yaptı?" diye sorduğunu, ona "Hayır." şeklinde cevap verdiğini, ...’ün "Yoksa baban mı bir şey yaptı?" şeklinde soru yönelttiğini, ona da "Hayır." dediğini, ...’ün "Benimle açık açık konuşabilirsin. Neyse sana yardımcı olurum." demesi üzerine "Ya söylersem babama bir şey olursa." şeklinde soru yönelttiğini, ...’ün "Merak etme bir şey olmaz. Söyleyebilirsin. Dertlerimizi paylaşabiliriz. Bana annen olarak veya arkadaşın olarak her şeyi anlatabilirsin." dediğini, ona olayı anlatınca ...’ün şaşırdığını, gidip sigarasını aldığını, kendisine "... annenin yanına gitmek için böyle şeyler yapmıyorsun değil mi?" şeklinde soru sorduğunu, ona "Hayır. Bu olaylardan sonra annemin yanına gitmeye karar verdim." dediğini, babasının söz konusu eylemleri yaptığı esnada ayrıca kendisini dövüp boğazını sıktığını, itip kaktığını, olaylar sırasında ...’ün evde olmadığını, diğer kardeşlerinin de bu yaşananlardan habersiz olduğunu,

Hazır bulunan bilirkişi; mağdurenin anlatımlarında herhangi bir çelişki olmadığını, ifadesine itibar edilebileceğini, psikolojik durumunda da herhangi bir bozukluk bulunmadığını,

11.05.2010 tarihinde Savcılıkta; babasının cezaevinden çıkmasını istediğini, söylediklerinden pişman olduğunu, babasının gerçekten arkasından içine girmediğini, gerçekte böyle bir şey yaşanmadığını, annesinin yanına gitmek isteyip üvey annesi ...'ü kıskandığı için böyle bir şey söylediğini, öz annesiyle babasının tekrar birleşeceğini zannettiğini, çocuk esirgeme kurumunda kaldığı süre içinde öz annesi ..., ağabeyi..., dayısı...ve üvey annesi ...’ün kendisini ziyarete geldiklerini, ifadesini değiştirmesi için kendisine herhangi bir şey söylemediklerini ama kendisine gerçekte böyle bir şeyin olup olmadığı konusunu da sorduklarını, ...’ün "Sonradan pişman olacağın şeyler söyleme." şeklinde sözler söylediğini, ...’ün konuşmaları telefona kaydettiğini bilmediğini,

Hazır bulunan bilirkişi; mağdurenin anlatımlarına ve beyanlarına itibar edilemeyeceğini, üvey annesi ...’ün mağdureyle görüşmesi, bu görüşmeyi telefonuna kaydetmesi, yer yer kısık sesle pişman olduğunu söylemesi konusunda telkinlerde bulunması hususlarının yanı sıra mağdureyle olayın ilk ortaya çıktığında yaptığı görüşmeyi de göz önüne aldığında mağdurenin ilk anlatımlarının doğru olduğunu, daha sonraki anlatımlarına itibar edilmemesi kanaatinde olduğunu,

Mağdure vekili; mağdurenin ilk ifadesine itibar edilmesinin gerektiğini, telefon kaydındaki görüşmenin ifadesini değiştirmesi için mağdure üzerinde baskı ve yönlendirme uygulandığının gösterdiğini, mağdurenin öz annesinin yanına gitmeyi istemesinin bu şekilde bir suç isnadını gerektirmediğini,

Mağdure Mahkemede; velayetinin babasında olduğunu, öz annesinin yanında kalmak istediği için babasının kendisine cinsel saldırıda bulunduğu şeklinde yalan söylediğini, daha önceden birkaç kez kaçıp öz annesinin yanına gitmeye çalıştığını, babasının "Bir daha kaçarsan seni de anneni de öldürürüm." diyerek kendisini tehdit ettiğini, babasının kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasını dile getirdiği takdirde annesiyle birlikte yaşayacağını düşündüğünü, bu yüzden olayları uydurduğunu, şikâyetçi olmadığını,

Hazır bulunan bilirkişi; zihinsel ve bedensel gelişimi yaşı ile uyumlu olup beyanlarına itibar edilebileceğini,

12.04.2012 tarihinde tanık ... Kollukta; 2008 yılının Eylül ayında sanıkla gayri resmî bir şekilde birlikte yaşamaya başladıklarını, sanığın tanık ...’ten olan 3 çocuğunun kendileriyle kaldığını, kendisinin de önceki evliliğinden 3 çocuğu bulunduğunu, 2 çocuğunun önceki eşiyle birlikte başka yerde yaşadığını, en küçük kızı ...’nın ise kendisiyle birlikte kaldığını, 2-3 gün önce mağdurenin "Anne, babam ilkokul ikinci sınıftan itibaren bana defalarca tecavüz etti." dediğini, mağdureye, sanığın nasıl tecavüz ettiğini sorduğunu, mağdurenin, sanığın kendisiyle ters ilişkide bulunduğunu, kızlığına bir şey yapmadığını söylediğini, mağdureye eylem sırasında acı çekip çekmediğini sorduğunu, mağdurenin ise acıdığını, engel olmaya çalıştığını fakat olamadığını söylediğini, mağdureye bu durumu nasıl çözebileceklerini sorduğunu, mağdurenin "Anne plan yapalım. Gerekirse kameraya çekelim." dediğini, kendisinin mağdureye bunun çok ağır bir suç olduğunu ve telafisinin mümkün olmadığını söylediğini, bunun üzerine mağdurenin "Bunu unutalım. Yaşanmamış sayalım. Beni anneme gönder. Siz de babamla mutlu olup yaşayıp gidin." dediğini, bu teklifi kızını ve diğer çocuklarını düşünerek kabul etmediğini, ardından mağdurenin söylediklerinin doğru olup olmadığını, doğruysa nasıl anlayacağını öğrenmek için 112 çağrı merkezini aradığını, onlara durumu anlattığında görevlilerin söz konusu durumun adli bir olay olduğunu, örtbas etmemesi gerektiğini, polise veya savcıya bilgi vermesini salık verdiklerini, kendisinin 112 çağrı merkezindeki görevliden bir sosyal hizmet uzmanının yardım etmesini istediğini ancak çağrı merkezi görevlisinin mağdurenin hastaneye getirilmesi gerektiğini söylemesi üzerine olayın duyulmaması için süre istediğini, mağdurenin ilkokul ikinci sınıftan beri sanığın kendisiyle ters ilişkiye girdiğini belirttiğini, kendisinin bu duruma şahit olmadığını, birlikte yaşadığı sanığın böyle bir sapık düşünce ya da davranışta bulunacağını gösteren bir hareketine rastlamadığını, mağdureden öğrendiğine göre annesi ... ile boşanmalarından sonra sanığın eylemlerine başladığını ancak korktuğu için kimseye anlatamadığını ifade ettiğini, mağdureye "Neden bugüne kadar kimseye söylemedin?" şeklinde soru sorduğunu, mağdurenin kendisine "Hem senden çekindim. Hem babamdan korktum. Olay duyulursa sen evi terk edersin. Ben de baş başa kalmak zorunda olurum. Bu yüzden sır olarak sakladım." dediğini, kendisinin eşi olan sanıkla bir problemi olmadığını, çocuklarla da iyi bir şekilde geçindiklerini, bu yüzden emin olmak için mağdureyi gizlice muayene ettirmek istediğini,

13.04.2012 tarihinde Kollukta; bir hafta öncesinden kalan tüm çamaşırları 11.04.2012 tarihinde yıkadığını, mağdurenin çamaşırında herhangi bir lekeye veya kirliliğe rastlamadığını,

Savcılıkta; ... İbrahim’in 10, Mustafa’nın 15, mağdurenin 14 ve kendi öz kızı ...’nın 4 yaşında olduğunu, sanığın, çocuklarına yönelik cinsel bir eylemine tanık olmadığını, mağdurenin iddiasına inanmadığını, mağdurenin öz annesi ... ile görüştüğünü, ...’nın da mağdurenin iddiasına inanmadığını söylediğini, mağdurenin ...’nın yanına gitmek için bu tür bir iddiada bulunduğunu düşündüğünü, mağdure küçükken anüs bölgesindeki rahatsızlık nedeniyle fitil kullandıklarını, fitillerin rahatça girebilmesi için sanığın krem ve yağ da kullandığını, anüs bölgesindeki hasarın bu nedenle oluşmuş olabileceğini, mağdurenin de bu durumu bildiğini,

Mahkemede; sanığın bütün çocuklarına öz anne gibi davrandığını, çocukların kendisini bir arkadaş gibi gördüklerini, kolluğa ifade vermeden iki üç gün önce mağdureyi üzgün bir hâlde görüp ona ne olduğunu sorduğunu, mağdurenin "Benim ne çektiğimi bilmiyorsun." dediğini, mağdureye "Bir sorunun varsa bir arkadaş gibi benimle paylaşabilirsin." şeklinde cevap verdiğini, mağdurenin ağlamaya başlayıp babasının kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu, geceleyin yatağına girip kendisine tecavüz ettiğini söylediğini, mağdurenin sakinleşmesini bekledikten ve evdeki misafirleri uğurladıktan sonra tekrar mağdureye sorduğunu, mağdurenin aynı şeyleri tekrar ettiğini, anlatılanlara inanmakta zorluk çektiğini, mağdure ile babası arasında çok samimi bir ilişki olduğunu, her ikisinin de birbirlerine çok düşkün olduklarını, mağdureye kesin olarak inanmaması ve eşinin de böyle bir şey yapacağını düşünmemesi sebepleriyle ihbarda bulunmadığını, 112 çağrı merkezini araması nedeniyle polis görevlilerinin kendisine ulaştığını, sanığın mağdureye karşı herhangi bir cinsel eylemine tanık olmadığını, sanığın böyle bir eylemi yapabilecek bir kişi de olmadığını, sanık müdafisi tarafından sorulması üzerine; dört odalı bir evde kaldıklarını, mağdure ve kızı ...’nın aynı odada ranzanın alt kısmında, mağdurenin ağabeyi...’nın ranzanın üst kısmında yattıklarını, karşı ranzada ise ... İbrahim’in yattığını, Cumhuriyet savcısı tarafından sorulması üzerine; kendisinin herhangi bir işte çalışmadığını, günün 24 saati evde kaldığını, kendisi evdeyken sanığın mağdureye karşı herhangi bir cinsel saldırıda bulunmasının mümkün olmadığını,

Müşteki ... Kollukta; mağdurenin öz annesi olduğunu, ayrılmış olsalar da sanığın karakteri gereği böyle aşağılık bir olayı gerçekleştireceğini düşünmediğini, olayı duyduktan sonra 19.04.2010 tarihinde Niğde’ye gidip mağdureyle görüştüğünü, mağdurenin her defasında aynı şeyleri söylediğini, ifadesinin mağdureye ezberletilmiş olduğunu düşündüğünü, mağdureye yine sorulsa her şeyi satır satır aynı şekilde söyleyeceğini, sanıktan boşandığında mağdurenin 6 yaşında olduğunu, sanıkla birlikte oldukları dönemde sanığın mağdureye yönelik bir istismar eyleminde bulunduğunu görmediğini, sanıkla ayrıldıktan sonra mağdure ve diğer iki çocuğunun çocuk yuvasına verildiğini, daha sonra sanığın onları yuvadan aldığını, şu anki eşiyle evlendiğini, sanığın çocuklarına sıkı bir şekilde bağlı olduğunu, yaşanan durumun sanığı çocuklardan ayırmak için yapılan bir iftira olduğunu, şikâyetçi olmadığını,

Mahkemede ek olarak; sanıkla 7 yıl evli kalıp boşandığını, sanığın mağdureye böyle bir şey yapacak karakterde olmadığını, sanığın mağdureye banyo yaptırdığını ancak bunun da iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleşmediğini düşündüğünü, sanığın normal bir cinsel yaşantısı olduğunu, herhangi bir cinsel sapkınlığını görmediğini, ahlaki yönden eski eşine kendisine güvendiğinden de çok güvendiğini, mağdurenin kendisiyle kalmak istediğini, mağdure ve tanık ...’ün mağdureyi sanıktan soğutmak için böyle bir yola başvurduklarını düşündüğünü,

Tanık... Bilgi Mahkemede; babasının üzerine atılı suça ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını, mağdureyle aynı odada yattıklarını, sanığın yattıkları odada mağdureye cinsel istismarda bulunmasının mümkün olmadığını, herhangi bir şey olması durumunda kendisinin mutlaka göreceğini ya da duyacağını, babasının mağdureye karşı böyle bir şey yaptığını ve ona kötü davrandığını hiçbir zaman görmediğini,

Beyan etmişlerdir.

Sanık Kollukta ve Savcılıkta; yaklaşık 9 yıl önce ilk eşi ...’ten ayrıldığını, çocukları olan mağdure ..., ... ... ve... Bilgi’nin yetiştirme yurdunda kaldıklarını, 4-5 yıl önce ... ile tanıştığını, birlikteliklerinden 4 yaşındaki ... adlı çocuklarının olduğunu, 4-5 yıl önce Bor ilçesine yerleşip çocuklarını yurttan aldığını, eşi ... ve çocuklarıyla birlikte ikamet ettiklerini, mağdureyle cinsel birlikteliğinin olmadığını, onunla ters ilişkiye girmediğini, mağdurenin iddia ettiği gibi onunla çıplak bir şekilde yatağa girmediğini ancak mağdurenin korkması nedeniyle aynı yatakta birlikte uyudukları dönemlerin olduğunu, ayrıca yer olmaması nedeniyle aynı yatakta diğer çocuklarının da birlikte uyuduklarını, normalde evlerinin dört odasının bulunduğunu, evlerinde bir tane çocuk odası ve bu odada bir ranza olduğunu, her odada yatak bulunduğunu, mağdure ve diğer çocuklarının altlarına kaçırdıklarını, genelde çocuklarını saat 00.00 sıralarında altlarını ıslatmamaları için tuvalete kaldırdığını, mağdure banyo yaparken onun yanına girmediğini, yaklaşık 6 ay önce mağdurenin, saçına kına yakmak istediğini söylediğini, bunun üzerine mağdureyle birlikte banyoya girerek onun saçına kına yaktığını, o esnada mağdurenin giyinik vaziyette olduğunu, diğer çocuklarla da bir buçuk yıl öncesine kadar nasıl banyo yapacaklarını göstermek amacıyla topluca banyoya girdikleri zamanların olduğunu ancak kesinlikle cinsel istismar eyleminin yaşanmadığını, suçlamaları kabul etmediğini, çocukları küçük olduğu ve anneleri olmadığı için her baba gibi onlara banyo yapmalarında yardım ettiğini, mağdurenin zaman zaman erkeklerle gezdiği, onlarla düşüp kalktığı ve cinsel ilişkiye girdiği yönünde duyumlar aldığını ancak söz konusu şahısların kimler olduğunu bilmediğini, ayrıca mağdurenin öz annesine gitmek için bu tür bir davranışta bulunmuş olabileceğini, mağdure hakkında bu şekilde olumsuz şeyler duymuş olmasına rağmen ona hakaret edip kötü davranmadığını, kendisine yönelik neden böyle bir isnatta bulunduğunu bilmediğini, mağdureye porno film izlettirmediğini, en son 3-4 yıl önce evde porno film izlediğini ancak hâlihazırda evinde pornografik görüntü içeren herhangi bir şey bulunmadığını, mağdureye bir baba gibi, baba şefkatiyle yaklaşıp kucakladığını, ona sarıldığını, çenesinden ısırdığını, boynundan öptüğünü, ancak göğüslerini sıkmadığını, mağdureye sarılırken onun kalçasını sıkıp sıkmadığını hatırlamadığını, mağdurenin bacaklarını ya da bacak arasını hiçbir zaman ellemediğini, yaptığı davranışların tamamen bir babanın çocuklarına yönelik sevgiyle yaptığı davranışlar şeklinde olduğunu, davranışlarında herhangi bir şehvet kastının bulunmadığını,

Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; mağdurenin, öz annesinin yanına gitmek için kendisine iftira attığını, mağdureye yönelik cinsel bir davranışta bulunmadığını,

Mahkemede; mağdurenin öz annesinin yanına gidebilmek için kendisine iftira attığını, mağdure dahil önceki eşinden olan çocuklarının üçünün de geceleyin altlarını ıslattıklarını, her gece saat 00.00 sıralarında sırayla her birini kaldırıp tuvalete götürdüğünü, tanık ... ile birlikte yaşamaya başlamadan önce çocuklarının altlarını ıslattığı zamanlarda onların çamaşırlarını kendisinin yıkadığını,

Savunmuştur.

Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latince'de ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Mağdurenin soruşturma aşamasındaki ilk ifadesinde; ikinci sınıfta okuduğu sırada babasının kendisini ve ağabeyini yuvadan alıp Ulukışladaki evine götürdüğünü, orada ağabeyi uyuduktan sonra kendisini soyduğunu, arka tarafından canını yaktığını, ağlayıp canının yandığını babasına söylediğini, babasının "Siz altınıza kaçırıyorsunuz ya böyle yapınca geçecek." dediğini, sonrasını hatırlamadığını, daha sonra beşinci sınıfa kadar babasının bu tür davranışlarda bulunmadığını, beşinci sınıfa başladığı andan itibaren tekrar kendisini zorla alıp odasına götürmeye başladığını, okşadığını, göğüslerinden tuttuğunu, boynundan, sırtından ve omzundan öptüğünü, arkadan canını yaktığını, haftalık banyoları sırasında en son kendisi kaldığı zamanlarda babasının banyoya girdiğini, banyoda kendisini keselediğini, babasının da soyunmaya çalıştığını, bir defasında arka tarafından yaptığını, öptüğünü, sarıldığını, bunları yaparken köpüklü bir şekilde yaptığını, daha sonra sürekli olarak aynı şeyleri yapmaya devam ettiğini, sekizinci sınıfın birinci döneminde kendisini arabayla Okçu köyü yakınında bulunan su birikintisinin yanına götürdüğünü, orada önce arabanın içinde pantolonunu çıkartmaya çalıştığını, kendisi izin vermeyince babasının dışarı çıktığını, kendisine de inmesini söylediğini, korktuğu için arabadan inmediğini, sonra babasının kapıyı açarak kendisini kolundan tutup arabadan indirdiğini, arabanın arka bagajının olduğu yere götürüp arabaya yasladığını, sonra kendisini arkadan yaptığını, en son bir hafta önce pazar günü yine babasının banyoya geldiğini, dizlerinden kir çıkması için keselemeye başladığını, "Sen iyi temizlenmemişsin. Seni temizleyeyim." dediğini, kendisinin korkudan "Hayır. Ben banyo yaptım. Temizlendim." dediğini, babasının üzerinde pijamasının olduğunu, "Üzerimi ıslattın." diyerek pijamasını çıkarttığını, "Bacak arana bakayım." dediğini, kendisinin üzerinde havlu olduğunu, göstermek istemediğini, babasının "Temizlemediğin için utanıyor musun?" diye sorduğunda "Sen böyle şeyleri yapmaya utanmıyorsun da ben temizlemediğime mi utanacağım." şeklinde cevap verdiğini, babasının banyodaki sobaya odun atmak için uğraştığı esnada elbiselerini giyip dışarı çıktığını, yine bir hafta önce pazartesi günü yatağına babasının geldiğini, kendisine sarılmasını istediğini, önceki zamanlarda kendisine sarılmasını isterken babasının "Sıcaklığını hissetmek istiyorum." şeklinde konuştuğunu, babasıyla aralarına battaniye koyduklarını, ardından kendisine sarılması için ısrar edince hareket edememesi için ona sıkıca sarıldığını, yine bir hafta önce salı günü yanına babasının gelip yatağa girdiğini uykuda olduğu için fark etmediğini, sonra uyandığında külotunda ıslaklık hissettiğini ancak sanığın ne yaptığını hatırlamadığını, bilmediğini, babasını yatağından itekleyip "Git. Yine ıslatmışsın." dediğini, bunları demesi üzerine biraz uzandıktan sonra babasının kalkıp gittiğini, soruşturma aşamasındaki ikinci ifadesinde ve kovuşturma aşamasında; babasının cezaevinden çıkmasını istediğini, söylediklerinden pişman olduğunu, babasının gerçekten arkasından içine girmediğini, gerçekte böyle bir olay yaşanmadığını, annesinin yanına gitmek isteyip ...' ü kıskandığı için böyle bir şey söylediğini, öz annesiyle babasının tekrar birleşeceğini zannettiğini, çocuk esirgeme kurumunda kaldığı süre içinde öz annesi ..., ağabeyi..., dayısı...ve üvey annesi ...’ün kendisini ziyarete geldiklerini, ifadesini değiştirmesi için kendisine herhangi bir şey söylemediklerini, daha önceden birkaç kez kaçıp öz annesinin yanına gitmeye çalıştığını, babasının "Bir daha kaçarsan seni de anneni de öldürürüm." diyerek kendisini tehdit ettiğini, babası hakkında cinsel istismarda bulunduğu iddiasını dile getirmesi hâlinde kendisini annesine vereceklerini düşündüğünü iddia ettiği, sanığın ise öz kızı olan mağdurenin iddialarını kabul etmediği, mağdurenin korkması nedeniyle birlikte uyudukları dönemlerin olduğunu, ayrıca yer olmaması nedeniyle aynı yatakta diğer çocuklarının da yattığını, normalde evlerinin dört odasının bulunduğunu, evlerinde bir tane çocuk odası ve bu odada bir ranza olduğunu, her odada yatak bulunduğunu, mağdure ve diğer çocuklarının altlarına kaçırdıklarını, genelde çocuklarını saat 00.00 sıralarında altlarını ıslatmamaları için tuvalete kaldırdığını, mağdure banyo yaparken onun yanına girmediğini, yaklaşık 6 ay önce mağdurenin saçına kına yakmak istediğini söylediğini, mağdureyle birlikte banyoya girerek onun saçına kına yaktığını, bu esnada mağdurenin giyinik vaziyette olduğunu, diğer çocuklarla da bir buçuk yıl öncesine kadar nasıl banyo yapacaklarını göstermek için topluca banyoya girdikleri zamanların olduğunu ancak kesinlikle cinsel istismar eyleminin yaşanmadığını, mağdurenin zaman zaman erkeklerle gezdiği, onlarla düşüp kalktığı ve cinsel ilişkiye girdiği yönünde duyumlarının olduğunu ancak söz konusu şahısların kimler olduğunu bilmediğini, ayrıca mağdurenin öz annesine gitmek için bu tür bir davranışta bulunmuş olabileceğini, mağdure hakkında bu tür olumsuz şeyleri duymuş olmasına rağmen ona hakaret edip kötü davranmadığını, mağdureye bir baba gibi, baba şefkatiyle yaklaşıp kucakladığını, ona sarıldığını, çenesinden ısırdığını, boynundan öptüğünü, ancak göğüslerini sıkmadığını, mağdureye sarılırken onun kalçasını sıkıp sıkmadığını hatırlamadığını, bacaklarını ya da bacak arasını hiçbir zaman ellemediğini, davranışlarında herhangi bir şehvet kastının bulunmadığını savunduğu olayda;

Mağdurenin savcılıkta alınan ilk beyanında açık giyinmesi ve dışarıda gezmesi hususlarında babasının kendisine birtakım yasaklar koyduğunu belirtmesi, mağdurenin üvey annesi ...'ün kollukta alınan ilk beyanında mağdurenin, kendisine öz annesinin yanına gitmek istediğini, bu hâlde konunun kapanacağını söylediğini, kovuşturma aşamasında ise sanığın mağdureye yönelik söz konusu eylemleri gerçekleştirecek yapıda bir kişi olmadığını ve herhangi cinsel bir eylemine tanıklık etmediğini bildirmesi, kolluk görevlileri huzurunda mağdure, öz annesi ... ile telefonla görüştüğünde ...'nın mağdureye "Benim yanıma gelmek için mi yapıyorsun bunları?" şeklinde soru yöneltmesi ve telefon görüşmesinin ardından da polis memuruna mağdureye inanmadığını açık ve net bir biçimde ifade etmesi, yine ...'nın aşamalarda eski eşi olan sanığın böyle aşağılık bir eylemde bulunacak karakterde bir insan olmadığını belirtmesi, mağdurenin kardeşlerinin de iddia edilen eylemlerin gerçekleştiğini hiçbir zaman görmediklerini ve gerçekleşmesi hâlinde de görmemelerinin mümkün olmadığını dile getirmeleri, mağdurenin ikinci sınıfta ilk ve tek olarak gerçekleştiğini, beşinci sınıftan itibaren ise tekrar başlayıp sekizinci sınıfa kadar haftada 4-5 kez gerçekleşmek suretiyle devam ettiğini belirttiği eylemlerin çok uzun bir zaman dilimine yayılmış olması ve söz konusu zaman aralığında sanık ... mağdureyle aynı evde yaşayan mağdurenin kardeşlerinin yanı sıra günün 24 saatinde evde olduğunu söyleyen ...'ün de bir görgüsünün bulunmamasının ve bu yönde bir kuşku da duymamış olmalarının hayatın olağan akışına uygun olmaması, alınan doktor raporlarında mağdurede fiili livatanın maddi bulgularına rastlanılmadığının belirtilmesi, dosya içerisinde bulunan ses kayıtlarında mağdurenin pişmanlık duyduğunu söylemesi konusunda ... tarafından gerçekleştirilen yönlendirmenin sanığa atılı eylemlerin sübut bulup bulmadığına dair bir tespit içermemesi, mağdurenin savcılıkta alınan ikinci beyanı ile kovuşturma aşamasındaki beyanlarında sanığa iftira attığını söyleyerek sanık lehine oluşan şüpheleri daha da kuvvetlendirmesi, tüm aşamalarda atılı suçu işlemediğini belirten sanık savunmasının aksine bir delil bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın öz kızı olan mağdureye organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu şekilde sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetli olmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmündeki gerekçelerinin isabetli olmadığına ve mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle,

1- Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2013 tarihli ve 71-70 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.03.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.