Yoksulluk nafakası ile ilgili emsal HGK kararı 2021

23.9.2021 16:37:14

Hukuk Genel Kurulu         2017/2494 E.  ,  2021/248 K.


MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi



1. Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Denizli 1. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı kısmen direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 24.09.2013 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 28.05.1992 tarihinde evlendiklerini ortak iki çocuklarının olduğunu, 2012 yılının Eylül ayından beri fiilen ayrı yaşadıklarını, davalının zaman içerisinde eve geç gelmeye başladığını, bazen hiç gelmediğini, işleri ile ilgilenmemeye başladığını, müvekkilini aldattığını, evin geçimini sağlamadığını, müvekkilinin yatalak bir hastaya bakarak evin geçimini sağlamaya çalıştığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velayetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına 500,00TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 500,00TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 75.000,00TL maddi, 75.000,00TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında; boşanmak istemediğini, ekonomik durumunun bozulduğunu, ortak çocukların davacının yanında olduğunu, masraflarını ise kendisinin karşıladığını beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Denizli 1. Aile Mahkemesinin 20.06.2014 tarihli ve 2013/671 E., 2014/456 K. sayılı kararı ile; erkek eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi şeklinde gerçekleştirdiği davranışlarla boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu, kadın eşin ise kusursuz olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, davacı eş yararına 15.000,00TL maddi ve 10.000,00TL manevi tazminat ödenmesine, ancak davacı eşin çalıştığı ve gelirinin olduğu, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği kanaatiyle tedbir ve yoksulluk nafakası istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/22252 E., 2015/7086 K. sayılı kararı ile;


"...Hüküm davacı kadın tarafından velayeti tarafına verilen müşterek çocuk için hükmedilen nafakaların ve tazminatların miktarı ile kendisi için talep ettiği nafakaların reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK md. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK md.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK md.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

8. Denizli 1. Aile Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2015/433 E., 2015/669 K. sayılı kararı ile; tedbir nafakasına yönelik bozma kararına uyulup, davacı yararına 200,00TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmiş, yoksulluk nafakasına yönelik bozma kararına karşı ise bozma ilamında her ne kadar davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamına göre davacının çocuk bakıcılığı yaptığı, aylık ortalama 900,00TL gelirinin olduğu, bunun dışında köyde ailesine ait evden dolayı 280,00TL kira gelirinin bulunduğu, davalının ise süt alım satım işi ile uğraştığı, aylık 1.000,00TL gelir elde ettiği, başka gelirinin bulunmadığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları kıyaslandığında davacı yönünden yoksulluk nafakasının yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

9. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. UYUŞMAZLIK

10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına göre davacı yararına Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakası koşullarının oluşup oluşmadığı, burada varılacak sonuca göre davacı eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.


III. GEREKÇE

11. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.

12. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Yoksulluk nafakası” başlıklı 175. maddesi “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” hükmünü içermektedir.


13. Maddede geçen “yoksulluğa düşecek” kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda yasal bir tanımlama olmaması karşısında bu husus yargısal uygulamada kurallara bağlanmıştır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.10.1998 tarihli ve 1998/2-656 E., 688 K.; 16.05.2007 tarihli ve 2007/2-275 E., 275 K.; 11.03.2009 tarihli ve 2009/2-73 E., 2009/118 K. sayılı kararları ile “yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.

14. Ayrıca madde metninden de anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakası isteminde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Ancak yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacına yönelik olduğu içindir ki, boşanmış olan yoksul tarafa verilecek olan yoksulluk nafakası, hiçbir surette diğer tarafa yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde değildir. Şayet böyle olsaydı, sadece boşanmada kusuru olan eşten istenebilmesi gerekirdi. Oysa ki maddede açıkça belirtildiği gibi kusursuz eş dahi yoksulluk nafakası ödemekle yükümlüdür. Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır (Akıntürk T./Ateş D: Türk Medeni Hukuku, Aile Hukuku, İkinci Cilt, Ocak 2019, s. 302).

15. Bunun yanında, yoksulluk nafakası istenebilmesi için istemde bulunan tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmış bulunması şarttır. Başka bir ifadeyle, geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf diğer koşulları da varsa yoksulluk nafakası talep edebilecektir.

16. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.12.2001 tarih ve 2001/2-1158 E., 1185 K; 01.08.2002 tarih ve 2002/2-397 E., 339 K.; 28.02.2007 tarih ve 2007/3-84 E., 95 K.; 16.05.2007 tarih ve 2007/2-275E., 275 K.; 11.03.2009 tarih ve 2009/2-73 E, 118 K.; 13.05.2009 tarih ve 2009/3-165 E., 186 K.; 04.05.2011 tarih ve 2011/2-155 E., 2011/278 K. sayılı kararları).

17. Ne var ki, asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de bu durumun nafaka miktarının tespitinde esas alınacağı da unutulmamalıdır. Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir.

18. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tarafların 28.05.1992 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten ergin iki çocuklarının bulunduğu, boşanmaya neden olan olaylarda erkek eşin sadakatsiz davranışları nedeni ile tam kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar Yargıtay bozma ilamında kadın eşin herhangi bir gelirinin bulunmadığı belirtilmiş ise de; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin dosyada mevcut 2012 yılına ait araştırma sonuçlarına göre kadın eşin çocuk bakıcılığı yaptığı, bu işten aylık ortalama 900,00TL gelir elde ettiği, köyde ailesine ait bulunan evden 280,00TL kira gelirinin bulunduğu, çocuklarıyla birlikte yaşadığı ev içinse aylık 600,00TL kira ödediği ve üzerine kayıtlı mal varlığının bulunmadığı, buna karşılık erkek eşin süt toplama alım satım işi ile uğraştığı, aylık 1.000,00TL gelir elde ettiği, adına kayıtlı bir kamyoneti ve ayrıca dosyada mevcut kayıtlardan Denizli ili Honaz İlçesinde tapulu taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

19. Yukarıda açıkça vurgulandığı üzere asgari ücret seviyesinde ki gelirin dahi yoksulluk nafakasına hükmedilmesine engel olmadığı, böyle bir gelir elde edilmesinin ancak hükmedilecek nafakanın miktarına etkili olacağı, günün ekonomik koşulları, kadın eşin gelir elde ettiği işin düzenli ve sabit olmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların kusur durumları ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek, davacı kadın eş yararına davalı ile boşanma kararının kesinleştiği 09.06.2015 tarihinden yeniden evlenme tarihi olan 29.06.2019 tarihine kadar uygun miktarda yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesi gerekirken, nafaka talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

20. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, kadın eşin gelir elde etmesi ve ayrıca tarafların elde ettikleri gelirlerin birbirine denk olması gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de bu görüş yukarıda açıklanan sebeplerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

21. Hâl böyle olunca direnme kararının, açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.


IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda yazılı değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.03.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.