Vekalet görevinin kötüye kullanılmasında alıcının kötüniyeti-Emsal karar

27.9.2021 17:02:03

1. Hukuk Dairesi         2019/3868 E.  ,  2021/3708 K.


MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın ... turizm İnşaat Tarım Orman ve Su Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. yönünden reddine, davacının diğer davalılar yönünden açmış olduğu tazminat davasının kabulüne ilişkin mahkeme kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilerek verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve vekaletnamenin hile ile alınıp kötüye kullanıldığı hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının hukuki ehliyetsizliğinden de yararlanılıp hile ile alınan vekaletname kullanılmak suretiyle 22 ve 23 nolu parsellerinin davalı Şirkete satıldığını, işlemin geçersiz olduğunu, Şirketin de iyiniyetli sayılamayacapını ileri sürerek tapu iptali-tescile, aksi takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalı Şirket, bedeli ödenerek taşınmazların alındığını belirtip davanın reddini savunmuş; diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

Davalı Şirket yönünden iddianın kanıtlanamadığı; diğer davalıların ise hile ile aldıkları vekaletnameyi kullanarak davacıyı zarara uğrattıkları gerekçesiyle davalı Şirket hakkındaki davanın reddine, 200.000TL tazminatın diğer davalılardan alınıp davacıya ödenmesine ilişkin mahkeme kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Getirtilen kayıt ve belgelerden; dava konusu 22 (4.... m2. arsa) ve 23 (408.m2. arsa) parsel sayılı taşınmazların davacı adına kayıtlı iken, 27.08.2007 tarihli vekaletnameyle vekil kılınan ...987 doğumlu ... tarafından ...09.2007 tarihli resmi akitte ...00.000′er TL′den toplam 200.000TL bedelle davalı Şirkete satıldığı; taşınmazların dava tarihindeki toplam değerinin 409.442TL, satış tarihindeki toplam değerinin 279.282TL olduğunun bilirkişilerce saptandığı; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 09.08.20...0 tarihli raporla, davacının 27.08.2007 tarihinde hukuki ehliyetinin bulunduğunun belirlendiği görülmektedir.

Hemen belirtilmelidir ki, davalı Şirket dışındaki diğer davalıların, hileli yollarla kandırmak suretiyle davacıdan aldıkları vekaletnameyi kötüye kullandıkları mevcut delillerle tespit edildiğinden, mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik yoktur.

Bu durumda, davalı Şirket ile diğer davalılar arasında el ve işbirliği bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasında zorunluluk vardır.

Bilindiği üzere, vekil ile sözleşme yapan kişi 472... sayılı Türk Medeni Kanunu′nun(TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötüniyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötüniyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olayda, davalılardan vekil ...′in bankada çalışan ve banka ile arasında mali problem bulunan ağabeyi davalı ...′ın davalı Şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...′i daha önceden tanıdığı, akit tarihinde 20 ve 25 yaşlarında olan ... ve ...′ın davaya konu taşınmazları kendilerine aitmiş gibi satışa çıkardıkları, ancak tapudaki işlemden önce bunun böyle olmadığının Şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından da öğrenildiği, buna rağmen satışın gerçekleştirildiği, Şirket tarafından yapıldığı belirtilen çekle ödemelerin de vekil ...′e yapılmadığı, aksine ona ciro ettirildiği hazırlık soruşturması evrakı, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Yukarıda değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde, vekaletnamenin kötüye kullanıldığının davalı Şirket tarafından bilindiği ya da kendisinden beklenen özen gösterilse idi bilebilecek durumda olduğu, TMK′nın 2. ve 3. maddelerine uygun hareket etmediği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hal böyle olunca, tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davacının açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6...00 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/.... maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 23.05.20...9 tarihli ve 20...8/...5...2-20...9/722 sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ... .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.0....20...8 tarihli ve 2008/4...8-20...8/6 sayılı kararının aynı Kanun′un 37.../...-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... .... Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05/07/202... tarihinde oybirliğiyle karar verildi.