Hakimin hukuki sorumluluğuna ilişkin davada vekilin bu konuda açıkça yetkilendirilmiş olması dava şartıdır.

Hukuk Genel Kurulu         2019/781 E.  ,  2022/529 K.


MAHKEMESİ : (Kapatılan)Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mah. Sıfatıyla)



1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.

2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’ın müvekkiline karşı 24.05.2004 tarihinde İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi Safra mevkiinde bulunan 142 ada 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bedelde muvazaa iddiası ile ön alım davası açtığını, mahkemece bedelde muvazaa iddiası yerinde görülerek davanın kabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 21.10.2008 tarihli kararı ile hükmün bozulduğunu, bozma sonrası davalı ...’in ek bedeli mahkeme veznesine depo etmesi sonrası mahkemece yeniden davanın kabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.12.2010 tarihli kararı ile vekâlet ücreti yönünden hükmün ikinci kez bozulduğunu, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkeme veznesine depo edilen bedelin karar kesinleştiğinde ödenmesi şartıyla davanın kabulüne karar verildiğini, son kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 16.01.2014 tarihinde kesinleştiğini, 17.03.2014 tarihinde depo edilen 484.860TL’yi müvekkilinin tahsil ettiğini, 2004 yılında açılan davanın yaklaşık on yıl sürdüğünü, makul bir sürede sonuçlandırılmadığını, şufa bedelinin geç alınmasından kaynaklı müvekkilinin çok büyük zarara uğradığını, yargılamanın başından sonuna kadar yargılamayı yapan hâkimlerin davacı ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini, paranın geç yatırtılması ve vadeli bir hesapta işletilmemesi gibi işlemlerden mahkemenin sorumlu olduğunu ileri sürerek öncelikle müvekkilinin uğradığı munzam zararın tespitine, belirsiz alacağın tespiti ile ortaya çıkan bedelin ön alım dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sınırlı olarak sayılan hâkimin hukukî sorumluluğunu gerektiren nedenlerden hiçbirinin eldeki davada bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

6. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazlarda bir hakkı kalmamasına rağmen hâlen kullanmaya ve menfaat temin etmeye devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

7. Fer’î müdahil ... vekili; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, hâkimin hukukî sorumluluğunu gerektiren nedenlerin somut olayda bulunmadığını, davacının iddialarını ispata yarar delil sunmadığını, müvekkilinin dava konusu dosyaya atanması sonrası kısa sürede kararlar verdiğini, müvekkilinin kusurundan kaynaklı bir gecikmenin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Özel Daire Kararı:

8. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 19.03.2019 tarihli ve 2018/4 E., 2019/4 K. sayılı kararı ile;

“…Dava, hâkimlerin hukuki sorumluluğunun hukuksal nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Hâkimlerin hukuki sorumluluğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46-49. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Kanunda gösterilen sorumluluk nedenleri, örnek niteliğinde olmayıp; sınırlı ve sayılı durumları ifade etmektedir.

Davacı vekili, müvekkilinin Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/126 Esas, 2012/182 Karar sayılı dava dosyası kapsamı itibariyle, şuf'a hakkına dayalı açılan davada yargılama sırasında yatırılan şuf'a bedelinin uzun süren yargılama sonrasında geç ödenmesi nedeniyle zarar gördüğünü ve bu munzam zararın tespitiyle tahsilini talep etmiştir. Dava konusu olayda tamamen yargısal faaliyet söz konusu olup, ...nun 46 ncı maddesinde yer alan nedenlerden bir ya da bir kaçının bulunduğu davacı tarafça ispatlanamamıştır.

Tazminat istemi, yasa yolları düzenlenmiş bulunan yargısal işlem ve kararlara ilişkindir. Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde, özel amaç ile davranıldığı yönünde bir delil de bulunmamaktadır.

Dava edilen talebin konusu, Hukuk Muhakemeleri Usulu Kanunda sınırlı sayıda yazılı sorumluluk gerektiren hususlardan olmadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın Temyizi:

9. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


II. ÖN SORUN

10. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, davacı vekilinin 6100 sayılı HMK’nın 74. maddesi gereğince hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak üzere vekâletnamesinde özel yetki bulunmadan dava açtığının tespiti nedeniyle Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2019/14-414 E., 2019/670 K. sayılı kararıyla gerekli usul işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın Özel Dairesine geri çevrildiği, davacı vekilinin ise 19.09.2019 tarihli dilekçesiyle müvekkili ...’in 02.05.2019 tarihinde öldüğünü ve vekâlet ilişkisinin son bulduğunu bildirdiği, bunun üzerine Özel Dairece 04.10.2019 tarihli muhtıra ile ... mirasçılarına davaya devam etmek istiyorlarsa yargılamaya katılmaları veya kendilerini bir vekille temsil ettirmelerinin ihtar olunduğu ancak mirasçılar tarafından dosyaya herhangi bir vekâletname ya da beyan dilekçesi sunulmadığı gözetildiğinde, eldeki davada dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.


III. GEREKÇE

11. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

12. Ön sorunun çözümü için öncelikle ilgili yasal düzenleme ve kavramların üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.

13. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

14. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir) olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir.

15. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi; “ (1) Dava şartları şunlardır:

f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.

(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.”, 115. maddesinin ikinci fıkrası ise; ‘’Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir…’’ düzenlemesini içermektedir.

16. Öte yandan, HMK’nın "Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller" başlıklı 74. maddesi; "Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; …hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez" amir hükmüne haizdir.

17. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s.190).

18. Somut olayda; davacı vekili tarafından 16.11.2015 tarihli dava dilekçesi ekinde ibraz edilen vekâletnamede "Hâkimlerin fiilleri sebebiyle devlet aleyhine tazminat davası açmaya" ibareli özel yetkinin bulunmadığı, eksiklik tamamlanmadan yargılamaya devam edilerek 19.03.2019 tarihinde işin esası hakkında karar verildiği, temyiz aşamasında yapılan ön inceleme ile bu durumun tespiti üzerine Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2019/14-414 E., 2019/670 K. sayılı kararıyla; dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir bir eksiklik olması nedeniyle HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca gerekli usul işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın Özel Dairesine geri çevrildiği, Özel Dairece "Hâkimlerin fiilleri sebebiyle devlet aleyhine tazminat davası açmaya" ibareli özel yetki içeren vekâletnamenin ibrazı için davacı vekiline sonuçları da hatırlatılmak suretiyle iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 19.09.2019 tarihli dilekçesiyle müvekkili ...’in öldüğünü ve vekâlet ilişkisinin son bulduğunu bildirdiği, nüfus kaydı uyarınca davacı ...’in hükmün temyizinden sonra 02.05.2019 tarihinde vefat ettiği, bu nedenle Özel Dairece 04.10.2019 tarihli muhtıra ile; ... mirasçılarına davaya devam etmek istiyorlarsa yargılamaya katılmaları veya kendilerini bir vekille temsil ettirmelerinin ihtar olunduğu, muhtıraya gerekçeli karar ile geri çevirme kararının da eklendiği, ancak mirasçılar tarafından gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

19. Hemen belirtilmelidir ki, davacı vekili tarafından hükmün 09.04.2019 tarihinde temyiz edildiği, davacı asılın ise 02.05.2019 tarihinde öldüğü gözetildiğinde temyiz tarihinde davacı ile vekili arasındaki vekâlet ilişkisi devam ettiğinden temyiz incelemesi yapılabileceği ortadadır.

20. Eldeki davanın HMK’nın 74. maddesi gereğince özel yetki verilmesi hâlinde vekil tarafından açılabileceği, aynı Kanun’un 114 maddenin (f) bendi uyarınca da bu yetkinin dava şartı olarak düzenlendiği, dava şartlarından birisinin eksik olması hâlinde nasıl hareket edileceğinin HMK’nın 115. maddesinde hüküm altına alındığı, somut olayda eksikliğin tamamlanması yoluna gidilmiş ise de, davacı asılın mirasçıları tarafından gerekli usul işlemlerinin yerine getirilmediği ve dava şartına ilişkin eksikliğin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.

21. O hâlde, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.

22. Hâl böyle olunca, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği işin esasına yönelik kararın yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı usulden bozulması gerekmiştir.


IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 19.03.2019 tarihli ve 2018/4 E., 2019/4 K. sayılı kararının usulden BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 12.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.