Almanya’da Hukuk Eğitimi Üzerine Gözlem ve İncelemelerim

Makaleler

Almanya’da Hukuk Eğitimi Üzerine Gözlem ve İncelemelerim

I. GİRİŞ

Almanya çoğu bilim alanında dünyada sözü geçen, hatta lider konumunda bir ülkedir. Hukuk bilimi söz konusu olduğunda da diğer bilim alanlarındaki önderliğine sahiptir. Günümüzde, Latin Amerika’dan Asya Kıtası’na çoğu ülke Alman hukuk doktrinini ve bu doktrin ışığında karar veren Alman Yüksek Mahkemesi içtihatlarını yakından takip etmekte, burada üretilen teorileri ve çözümleri kendi ülke hukukları açısından örnek almaktadırlar. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti, medeni hukuktan ceza hukukuna Alman Kanun ve içtihatlarını örnek almakta, kullanmaktadır. Hukuk bilimi söz konusu olduğunda, dünyaya yaptıkları bu önderliğin iyi bir hukuk eğitiminden geçtiği açıktır.

Almanya’nın hukuk bilimindeki lider konumunun yanı sıra tüm dünya tarafından bilinmekte olan başka bir özelliği de, hukukun üstünlüğüne en önem veren devletlerden ve halklardan birine sahip olmalarıdır. “Berlin’de hakimler var.”deyişi bu ülkede hukuk sistemine duyulan derin inancı ifade etmiş, bu söz hukuk devletini konu alan kitaplarda örnek olarak gösterilmiştir. Hiç şüphesiz bu deyiş, üniversitelerde verilen hukuk eğitiminin ve bu eğitim sonucunda ortaya çıkan bilincin eseridir.

Bu rapor, Ankara Üniversitesi kanalıyla aldığım Erasmus bursuyla Almanya’nın Freiburg şehrinde bulunduğum süre boyunca yaptığım gözlemler, çeşitli derecelerde öğrencilerle konuşmalarım ve eğitim sistemi üzerine yaptığım incelemeler ışığında hazırlanmıştır. Gözlem ve incelemelerim ışığında, Almanyayı hem hukuk devleti yapan hem de hukuk biliminde dünyanın önder ülkelerden biri sayılmasına neden olan, verdikleri hukuk eğitimini inceleyeceğim.

court2_2336993b

II.  ALMANYA’DA HUKUK EĞİTİMİ

A. HUKUK FAKÜLTELERİNE GİRİŞ KOŞULLARI

Almanya’daki üniversite eğitiminin başarısı, orta öğretimde verilen eğitimin sağlamlığında yatmaktadır. Alman orta öğretim sisteminin sonunda, öğretim hayatlarındaki toplam 13.yıllarına giren öğrenciler, eyaletlere göre son sınıfta yapılan beş ayrı merkezi sınava girmekte ve bu sınavları veren öğrenciler “Arbitur” adlı en yüksek lise diplomasına sahip olmaktadırlar.

Almanya´da orta öğretimden“Arbitur” derecesiyle mezun olan öğrenciler üniversitede okuma hakkına sahip olmaktadır.Bu hakka sahip olan öğrenciler, üniversitelere başvurup, üniversiteler tarafından kabul edildikleri takdirde, 9 sömestrden oluşan ve Almanya’nın her eyaletinde farklı sistemde eğitim verebilen hukuk fakültelerinde okumaya hak kazanırlar. Almanya’da hukuk fakültelerinde okumak tıp fakültesinde okumak kadar zorlu bir süreç olarak algılanmakta, hukukçuların saygınlığı bu nedenle doktorlarla benzer bir düzeyi paylaşmaktadır. Bu nedenle Almanya’da hukuk fakültelerine kabul almak zor olup, sınavlarda en yüksek başarıları kazanmış öğrenciler hukuk fakültelerinde okuma hakkı kazanmaktadırlar. Almanya’nın eyaletlerine veya üniversitelerine göre değişen hukuk eğitimindeki farklılıklar ise büyük farklılıklar olmayıp, bu farklılıklar çoğunlukla verilecek derslerin sırası ve sınıflarıyla ilgilidir.

B. ÜNİVERSİTELERİN ÖĞRENCİLERE SUNDUĞU İMKANLAR

Almanya’daki hukuk eğitiminin ayrıntılarına geçmeden önce, çok önemli bulduğumuz bazı hususlara raporun başında değinme gereği duyduk. Bu hususlar üniversitelerin öğrencilere sunduğu imkanları içermektedir. Bu hususlardan en önemlisi, Alman üniversitelerindeki geniş akademik kadrodur. Böylelikle daha fazla ders açılabilmekte ve bu açılan dersler mevcut bulundukları hukuk dalının daha özelleşmiş konuları üzerinden verilebilmektedir. Böylece öğrenciler daha fazla ders seçme imkânına sahip olmakta, kredilerini özerk bir şekilde farklı derslerle doldurabilmekte ve uzmanlaşabilmektedirler. Bu durum aynı zamanda öğrencilerin mevcut ders şubelerinde sayıca yoğunlaşmalarını da önlemektedir. Böylelikle daha çok dersle ve şubede, daha az öğrenciye, daha etkin, yoğun ve derinlemesine eğitim verilebilmektedir. Aynı zamanda akademisyen sayısındaki bolluk, akademisyenler arasında üniversitenin iş yükünün paylaşılmasını sağlamakta bu da akademik kadronun iş yükünü azaltıp akademik faaliyetlere yoğunlaşmalarına fırsat vermektedir.

Değinilmesi gereken diğer bir husus da, üniversitenin öğrencilere araştırmalarını yapmak için iyi imkanlar sunmasıdır. Almanya’da her fakültenin çok büyük ve geniş kaynaklı kütüphaneleri vardır. Bu kütüphaneler aynı zamanda elektronik veritabanları bakımından da zengindir. Örnek vermek gerekirse, Erasmus değişim programı sırasında bulunduğum Freiburg Üniversitesinin hukuk fakültesinin kütüphanesinin sadece bir katı, görevlisi olduğum Üniversitenin bütün kütüphanesine eşittir ve bu bağlamda Freiburg Üniversitesinin sadece hukuk fakültesinin kütüphanesi dört kattan oluşmaktadır.

Almanya’da Eğitim sistemi söz konusu olduğunda üstünde durulması gereken hususlardan biri de, Alman Üniversitelerinin dünyaya son derece açık oldukları gerçeğidir.Sadece hukuk fakültesine bir dönem içinde, Harvard, Cambridge gibi çok ünlü üniversitelere mensup akademisyenler dahil olmak üzere yaklaşık 10 öğretim üyesi konuk olarak gelmiş ve ders anlatmışlar, kolokyum ve sempozyum vermişlerdir  Öğrencilerin de bu akademik faaliyetlere son derece ilgili olduklarının da altını çizmek istiyoruz. Bu sayede Alman hukuk öğrencileri ve akademisyenleri kendi idealist felsefelerinden farklı olarak, başta faydacı felsefenin eseri Anglosakson hukuk sistemi dâhil olmak üzere, çeşitli hukuk sistemlerini ve anlayışlarını tanıyıp tartışabilme imkanı bulabilmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz tüm bu hususlar, hukuk eğitimi alan öğrencilerin sığ hukukçular olarak kalmalarını engellemekte, meslekleriyle ilgili akademik derinlik kazanmalarına neden olmaktadır. Hukuk öğrencilerinin meslekleriyle ilgili derinlik kazanmalarının başlıca bir nedeni de aşağıda değineceğimiz zorlu hukuk eğitimi sistemidir.

C. LİSANS DERECESİNDEKİ EĞİTİM SİSTEMİ

Alman hukuk eğitimi sisteminde öğrenciler sayıca fazla ve nitelikçe ağır birçok sınavdan geçmek durumundadırlar. Örneğin, 4 sömestr sonunda başarılması beklenen (sömestr sayısı eyaletlere göre değişebilmektedir) “Zwischenprüfung”  olarak adlandırılan bir aşamayı  (Prüfung) hukuk fakülteleri şart koşmaktadır.Bu aslında, Türk eğitim sistemi açısından bakıldığında kelime anlamıyla bir sınav olarak tanımlanamaz. Daha net bir tanımı, çok sayıda sınavdan oluşan, kredi toplamanın sonunda gerçekleştirilecek, sınavlar toplamının başarıyla geçilmesi halinde başarılacak bir hedef olarak verilebilir. Bunun yanında üç ana dalda, yani ceza hukuku, kamu hukuku(Türkiye sisteminde genel kamu hukuku ve anayasa alanlarını kapsar) ve medeni hukuk dallarında yazılması beklenen 25–30 sayfalık ödevler verilir. Tatilleri sırasında öğrenciler  ilk dört sömestr süresince hem sınavlardan geçip belli kredileri toplamak, hem de tatillerde bu ödevleri(Hausarbeit – veyahut tez olarak adlandırılabilir-)  yazmak suretiyle  orta/ara sınav dönemi olarak adlandırabileceğimiz (Zwischenprüfung)adlı aşamayı geçmeye çalışır.  Ek olarak, tatiller süresince 4 hafta sürecek olan 3 çeşit mesleki staj yapma zorunluluğu vardır. Bu stajlarda biri,bir avukatın yanında, diğeri alanına göre bir mahkemede ve bir diğeriyse isteğe bağlı herhangi bir kamu dairesinde (örneğin belediyede, karakolda ya da parlamentoda) gerçekleştirilebilir.

Yukarıda değindiğimiz “Hausarbeit” adi verilen yaklaşık 25–30 sayfalık tezler öğrencilere verilen bir olayın çözülmesini, ulaşılan bu çözüm ve hukuki yolları hakkında yazılan bir rapordan oluşmaktadır. Hukuk fakültesinin kütüphanesinden ulaşılabilen mahkeme kararları doğrultusunda ve yazılmış şerhlerin (Kommentar) ışığında yazılan bu raporlar “profesörlere” teslim edilir ve toplamda 18 puan üzerinden verilen bir notla değerlendirilir. “Zwischenprüfung” dönemi bittiği zaman, esas alan/dersler (Hauptstudium) dönemi baslar. Zwischenprüfung döneminde küçük krediler (Kleine Scheine) toplanırken, bu dönemde büyük krediler (GroßeScheine) toplanmaktadır. Aslında sistem yine aynıdır. Yine sınavlardan geçilir ve tatillerde ödevler bitirilir. Ama bu aşamada raporların içeriği daha kapsamlı ve zordur. Öğrencilerin, hem doktrin, hem yargı kararları hem de alanlarının felsefesi hakkında daha fazla yetkinleştikleri, bilgi sahibi oldukları kabul edilir.

Öğrencilere sömestr başına üç sınava giriş imkanı sunulur. Bu üç sınav ders başına açılmaktadır  Örnek olarak, bir öğrenci, ceza hukuku dersinin “großSchein”ini almak istiyorsa,  bu üç sınavdan  en az ikisine girmeli ve en az bir tanesinden başarıyla geçmelidir ve tatilde aynı dersin kapsamında sunulması beklenen ev ödevini (Hausarbeit) yazmış olmalıdır. Bu ev ödevleri bilimsel çalışmanın temel adımlarını öğretmektedir ki bu imkâna Türk üniversitelerinde öğrenciler yüksek lisansta kavuşabilmektedirler. Bu ödevler sayesinde  hukuk fakültesi öğrencileri mahkeme kararlarını araştırıp,konularıyla bağlantılı olanları bulmayı, şerhlerden(Kommentar)  yararlanarak çalışmayı, tartışmalı konuları inceleyip sonuca bağlamayı öğrenir. Hem uygulama hem de bilimsel metodoloji hakkında bilgi sahibi olurlar. “Zwischeprüfung” döneminin aksine, öğrencilere son derece zorlu bir dönem olan “Hauptstudium” dönemi için süresiz zaman sunulur  Ama yine de bu dönem, vasat bir hukuk öğrencisi için ortalama 2 ya da 3 sömestr sürer. Bu dönemde (Hauptstudium) başarısız olunması, yani kalınması halinde  öğrenci Almanya´da hukuk okuma şansını yitirmektedir. Öğrenci hiç bir Alman hukuk fakültesine başvuramaz ve süreçlerini yeniden tekrar etmek suretiyle mezun olmayı umamaz. Ama bu ağır yaptırım sadece son süreç olan, anadal(alan,kurs) olarak adlandırabileceğimiz “Hauptstudium” dönemi için geçerlidir  Önceki dönem olan “Zwischeprüfung” döneminde öğrenci istediği kadar sınavdan kalabilir, gelecek okul döneminde yeniden şansını deneyebilir. Ama bu süreçler sırasında öğrenciden sadece hukuk derslerinden değil, hukukçular için sunulan yabancı dil “Fremdsprachschein” gibi hukuk dışındaki alanlardan da eğitim alması beklenir.

Hauptstudium dönemi sonrasında, bir Alman hukuk öğrencisi için devlet sınavları (Staatsexamen)hazırlığı baslar ve bu hazırlık dönemi yaklaşık bir ya da bir buçuk yıl sürer.Devlet sınavları toplamda altı tanedir. Bu sınavlardan üçü medeni hukuk, ikisi kamu hukuku (öffentliches Recht), biriyse ceza hukuku alanından olmak üzere her biri beşer saatlik sınavlardan oluşur.

Devlet sınavları aşaması isminin belirttiği gibi öğrencilerin üniversiteleri tarafından değil de,devlet tarafından sınandıkları bir sınavdır. Yani bir anlamda, Alman Devleti,öğrencileri sınava tabi tutmakta ve öğrencinin yeterliliği, mezun olup olmayacağı hakkında karar vermektedir. Bu yüzden, devlet sınavına girene kadar üniversite hayatı boyunca öğrencinin topladığı tüm krediler, alınan dersler,yazılan ödevler sadece öğrencinin devlet sınavına girebilmesi için gereken koşullardan ibarettir. Kendi başlarına bir değer taşımamaktadırlar. Almanya’daki hukuk fakültelerinin eğitimlerinin çok zor olmasına rağmen fakültelerin öğrencilerinden az bir kısmı bu sınavlarda başarılı olmaktadır.

Devlet sınavları sistemi, hukuk eğitimine ve hukukçuların yetişmesine devletin ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Toplumlar hukuk kuralları sayesinde disiplin edinip kendilerine has bir sistem, etkili ve iyi işleyen bir iş bölümü oluşturabilmektedirler. Gerçekten de bilimde, sanatta ve ticarette ilerlemenin yolu hukuku bilmekte ve hukuka saygılı olmakta yatmaktadır. Almanya’nın devlet yetkililerin bu gerçeğin farkında oldukları, hukuk eğitimine ve hukukçunun yetiştirilmesine verdikleri önemden anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz tüm bu olumlu yönlerine rağmen devletin bu tutumu, üniversitelerin,zamanında çok tepkisini çekmiş, haklı olarak kendi  öğrencilerini kendilerinin sınavla tabi tutmaları gerektiğini belirtmelerine ve mümkünse kendilerinin de eğitimi veren olarak öğrencilerin mezuniyetinde asli paylarının olmasını istemelerine neden olmuştur.  Bunun üzerine uzmanlık alanları oluşmuş,üniversitelere mezuniyete etki eden not bareminin yüzde otuzunu verme imkânı tanınmıştır. Devlet sınavı böylelikle sadece devlet sınavı olmaktan çıkmış, hem devletin sınavlarından hem üniversitenin kendi sınavlarından oluşan iki aşamalı bir hal almıştır. Birinci aşamada hem devletin yaptığı sınavlar hem de üniversitenin uzmanlık sınavları söz konusudur. Devlet sınavının ikinci aşamasında ise üniversitenin hiçbir önemi kalmamaktadır.

Birinci aşama iki sınav grubundan oluşmaktadır. Bunlardan devletin yaptığı “Pflichtfachprüfung”sınavları altı sınavdan oluşmaktadır. Bu sınavlarda yazılı kısmından geçilirse sözlü sınava girilir. Bu bağlamda, devletin yaptığı sınav, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin eski sınav sistemine benzemektedir. Devlet sınavından geçmek her eyalette aynı koşullara bağlıdır. Bu sınavlardan sadece geçer notu almak bile çok zordur.Uzmanlık (Schwerpunktbereich) dönemi öğrencilerini ise her üniversite kendi  yetkisine kalmış bir sınava tabii tutar. Bu uzmanlık alanı döneminden geçmek için genelde bir seminer çalışması ve iki sınav yapılır. Veyahut sınavlar yerine, tezler yazılıp sunulur. Üniversiteler bu bağlamda farklı uzmanlık alanları sunmaktadır. Kriminoloji, ceza hukuku, hukuk tarihi, Avrupa hukuku gibi alanlar bu alanlardan sadece bir kaçıdır. Her üniversite kendi isteğine bağlı uzmanlık alanları sunar. Bunlar üniversitesine göre çevre hukuku, ticaret hukuku ya da basın hukuku olabilir. Böylelikle Alman hukuk fakültesi öğrencileri devlet sınavları (Pflichtfachprüfung) ve uzmanlık sınavları (Schwerpunktbereich) olmak üzere iki gruba ayrılmış sınavları geçmek durumundadırlar. Böylelikle devlet sınavlarından alınan notun yüzde yetmişi ve uzmanlık sınavları sonucunda elde edilen notun yüzde otuzu alınıp toplanmaktadır. Bu toplam devlet sınavı döneminin birinci aşamasıdır. Bu aşamada öğrenciler aldıkları notlara göre hakim veya savcı olma imkanına veya devlette çalışma imkanına sahip olurlar.

Devlet sınavının ikinci aşamasındaysa, toplamda sekiz tane sınava girilir ve ek olarak sözlü sınavlara girilir. Devlet sınavının bu ikinci aşaması, iki yıl süren ve beş ayrı yerde yapılan stajların sonunda başlar. “Referendariat” adı verilen bu 2 yıllık staj döneminde kişi “Diplom Jurist”(diplomalı hukukçu) unvanını taşır.Ama bu ikinci devlet sınavına girip sınavı kazanmadan duruşmaya girme hakkına sahip olmaz. Yani avukatlık yapamaz. Ama  isterse danışmanlık gibi hukuk mesleğiyle bağlantılı herhangi bir işte çalışabilir.

D.LİSANSÜSTÜ EĞİTİM SİSTEMİ

Almanya Üniversitelerinin sunduğu hukuk alanındaki akademik kariyer ve şartlarından da bahsedelim. Devlet sınavının birinci ayağı Almanya’da yüksek lisans diplomasından daha yüksek bir diploma denkliğinde olduğu için hukuk bölümlerinde yüksek lisans kısımlarının açılması düşünülmemiştir. Yüksek lisans Alman hukuk eğitiminde, eğitimi alan yabancı öğrencilerin artmasıyla gündeme gelmiştir.  Bu bağlamda devlet sınavının birinci ayağı geçildiği takdirde yüksek lisans yapılmaksızın doğrudan doktoraya başlanılabilir. Ama öğrenci,isterse hukuk yüksek lisansı (LLM) yapabilir. Hukuk yüksek lisansındaki sistem Türkiye’deki ile benzerdir. Çünkü Kıta Avrupa’sında yüksek lisans derecesi ABD’den etkilenilmesi sonucu yakın zamanda ortaya çıkmış ve orası örnek alınarak oluşturulmuştur  Bunun yanında son dönemde kredi sistem ve ders geçme şartlarının Amerika Birleşik Devletlerinde esinlenilerek düzenlendiği gözlemlenebilir  Almanya’da doktora bildiğimiz kadarıyla genel olarak sadece tez aşamasından oluşmaktadır. Doktora tezleri, geçer derecede başarılı bulunmanın da ötesinde beğenilen öğrencilere, tez danışmanları, tez yayınlandığı sırada kendilerini yayında danışman olarak belirtebilme izni verirler. Diğer halde yayınlanan tezde danışmanı isminin geçmemesini isteyebilir.Çünkü tezlerden önce tezlerin danışmanlarına itibar edilmektedir. Böylelikle yazılmış bir tez danışmanıyla önem kazanmakta ve okunma sırasında öncelik elde etmektedir. Kısacası, danışman tez aşamasında çok önemli bir yere sahiptir.Aynı zamanda bizdeki gibi “doçentlik” olarak adlandırılan bir ara akademik aşama bildiğimiz kadarıyla söz konusu değildir. Bu şartlar altında,akademisyenler Türkiye’deki gibi kendilerinden beklenen, sayısı son derece fazla olan koşulları gerçekleştirmek yerine alanlarında derinleşmek, gerçekten istedikleri konularda gönüllerince yorulmadan çalışmak imkanlarına sahip olmaktadırlar. Yukarıda saydığımız tüm bu şartlar, Alman Akademisyenlerinin nitelikli eserler vermesinin ve doktrinlerinin dünyada önder bir konuma gelmesinin başlıca nedenleridir.

III.  SONUÇ

Almanya Federal Cumhuriyetinde hukukçuların yetiştirilmesine devletin ne kadar önem verdiği yukarıda sunduklarımız ışığında açık bir şekilde görülecektir. Sistem hem öğrenciyi çalışmaya sevk etmekte, hem de başarısız olanları elemek hususunda son derece başarılı olmaktadır. Tüm bunlar, Alman Halkının hukuk eğitimini en az tıp eğitimi kadar zor olduğunu düşünmesine neden olmuştur. Bu düşünceleri de gerçeği net bir şekilde yansıtmaktadır.

Sonuç olarak, hukuk eğitimi bir sistem işidir. Türkiye’deki hukuk eğitimi akademisyenlerin ve devlet yetkililerin yeniden üzerine eğilmesi gereken bir konudur. Yüksek Öğrenim Kurulu, hukuk fakültelerindeki eğitim şartlarını Almanyayı örnek alarak benzer bir şekilde düzenleyebilir. Şüphesiz Alman sistemi tek ve en mükemmel sistem değildir. Ama hukukçuya ve eğitimine verdikleri önemle ülkemiz açısından örnek teşkil edebilirler. Bunun yanında hukukçularının da ülkemiz hukukçularından çok daha nitelikli olduğu da söylenilebilir. Zaten bilimsel alandaki liderliklerini buna borçludurlar.

.... Devamı için tıklayınız

https://gecegezgini.wordpress.com/2014/04/05/almanyada-hukuk-egitimi-uzerine-gozlem-ve-incelemelerim/

Önceki Haber

Abraham Lincoln’dan avukatlara tavsiyeler 1

Sonraki Haber

Günümüz İnsanının Yaşam Biçimini Sert Bir Şekilde Eleştiren 20 İlüstrasyon

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap