Bu konuda kolayca emsal karar bulabilmek için lütfen Karar Arama sayfamıza bakınız.

Ceza Muhakemesinde yayın yasağı-Prof.Dr.Ersan Şen

Hukuki Makaleler

Yayın Yasağı

Prof. Dr. Ersan Şen

Yayın Yasağı

Esasında “yayın yasağı” sözü doğru değildir. Çünkü basın hürdür ve sansür edilemez. Yayının yasaklanmasından değil, yayının yapılmasından sonra suça konu olabilecek fiillerden dolayı ceza soruşturmasından ve bu soruşturmanın gizliliğinden bahsedilmesi isabetli olacaktır.

Anayasa m.26 ve 28, 5187 sayılı Basın Kanunu m.25’de, süreli veya süresiz yayınların toplatılması usulünün düzenlendiği görülmektedir. Ancak bu yöntem istisnaidir. Benzer bir düzenlemeyi 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun 8. ve 9 maddelerinde de görmek mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerinde, kişilik haklarının korunması amacıyla yayın durdurma kararı verilebilmektedir. Tüm bu kararların hakim tarafından verilmesi gerekmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m.157’de, soruşturmanın gizli olduğu ifade edilmiştir. CMK m.153/2’de ise, hükümde sayılan suçlardan birisi ile ilgili yapılan soruşturmanın amacının tehlikeye düşmemesi için hakim kararı ile soruşturmanın şüpheli ve avukatına karşı da bazı belgeler hariç olmak üzere gizlenebileceği ifade edilmiştir. Bu belgeler; şüphelinin ifadesi, bilirkişi raporu ve şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu adli tasarruflarla ilgili tutanaklardır.

CMK m.153/2 ve 157’de öngörülen soruşturmanın gizliliğine ilişkin suç ve cezalar, “Gizliliğin ihlali” başlıklı Türk Ceza Kanunu m.285’de düzenlenmiştir. Soruşturma aşamasının gizliliği; ceza adaletinin “doğruluk”, “dürüstlük” ve “gerçeğe ulaşma” ilkeleri açısından bir zorunluluktur. Ancak bunların öncesinde, suçsuzluk/masumiyet karinesinin korunması gerekir. Bu koruma yöntemlerinden birisi de, soruşturmanın gizliliği ve bu gizliliğin korunmasıdır. Aksi halde, yargısız infazlar sebebiyle insanlar mağdur edilmekte ve suçsuzluk/masumiyet karinesi sözde kalmaktadır. TCK m.285 için yazılan bu gerekçeye biz de katılmaktayız. Haber verme ve alma haklarını aşan, soruşturmanın gizliliğini ihlal eden, bu gizlilikle korunan yararlara zarar veren eylemlerin, TCK m.285 tarafından yasaklandığını ve karşılığında cezalar öngörüldüğünü ifade etmek isteriz.

Güncelde tartışılan 10.10.2015 tarihinde Ankara’da meydana gelen bombalı terör saldırısı ile ilgili yayın yasağı ise, yukarıda bahsettiğimiz hükümlerle ilgili değildir. Bu yasaklama kararı; ihlali halinde bir yaptırımı olmayan, TCK m.285’in tatbikinin mümkün olmadığı ve Anayasa m.26 ile 28’den dayanak almayan, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Basın özgürlüğü” başlıklı 3. maddesinden hareketle verilmiştir. Kararda; “soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel olduğu, talebin milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliği ile toprak bütünlüğümüzün korunması ile alakalı olduğu gözönüne alındığında, 5187 sayılı Yasanın 3/2 maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu anlaşıldığından, soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma dosyası kapsamında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınlar yapılmasının yasaklanmasına” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

Basın Kanunu m.3’e göre;

Basın özgürlüğü

“Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir”.

Kararda Basın Kanunu m.3/2’nin dayanak alındığı, ancak bu hükmün ne şekilde uygulanacağının ve kimin yetkili olduğunun hükümde gösterilmediği, hükmün lafzından ve ruhundan “basın özgürlüğü” kavramını tanımlayan bir niteliğe sahip olduğu, emir, yasak ve sınırlama ile yaptırım içermediği anlaşılmaktadır. Ayrıca hükmün “sınırlama” kavramına yer verdiği, fakat kararın tümü ile yasaklama yöntemini seçmek suretiyle de Basın Kanunu m.3/2 ile çeliştiği, bu çelişkinin olağan hukuk düzeninde “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e aykırı olduğu, çünkü sınırlama yerine tümü ile yasaklamak suretiyle basın hürriyetinin, dolayısıyla haber verme ve alma haklarının özüne müdahale edildiği de görülmektedir.

Belirtmeliyiz ki, soruşturmanın gizliliği ve bu gizliliğin korunmasının hukuki dayanağı Basın Kanunu m.3/2 değildir. Basın Kanunu m.3/2; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla basın hürriyetinin kullanılmasının sınırlandırılabileceğini ifade etmektedir. Bir an için Basın Kanunu m.3/2’nin yayın yasağı için dayanak olabileceği düşünülse dahi, bunlar arasında yukarıda açıkladığımız ve dayanağını CMK m.153/2, 157 ve TCK m.285’in oluşturduğu soruşturmanın gizliliği ve bu gizliliğin korunması bulunmamaktadır.

Esas itibariyle, bazı konular ve soruşturmalarda Basın Kanunu m.3/2’de gösterilen amaçların gözetilmesi gerektiği düşünülebilir. Ancak bu gözetme, “hukuk devleti” ilkesi karşısında Anayasa ve yasada dayanağını bulmaksızın yapılamaz. Çünkü gözetmenin gerekli kıldığı kişi hak ve hürriyetlerine getirilecek sınırlama, mutlak şekilde Anayasa ve yasalarda dayanağını bulmalıdır. Anayasada bu dayanağın olup olmadığı konusunda 26, 28 ve 133. maddeler incelendiğinde, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı Anayasa m.26/2’de bir çerçeve hükmün olduğu görülmektedir.

Anayasa m.26/2’ye göre;

“Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir”.

Soruşturmanın gizliliğinin Anayasa m.13, 26/2 ve 28/3’e göre dayanağı; CMK m.153/2, 157 ve TCK m.285 iken, diğer hususlarda Anayasanın ilgili hükümlerine uygun düşen bir yasal dayanak bulunmamaktadır. Basın Kanunu m.3/2, bu yasal dayanağı oluşturmak için yeterli değildir. Çünkü bu hüküm; çerçeve niteliği taşıyan, genel özellikte, yaptırımı, ne şekilde, hangi şartlarda, kim tarafından ve ne zamana kadar kullanılabileceği öngörülmeyen yasak değil ama bir sınırlama hükmünü içermekte, fakat içeriği itibariyle Anayasa m.13’ün gerekli gördüğü şartları taşımadığı gibi, bir sınırlama hükmü olarak kabul edildiğinde keyfi kullanıma açık özellikler taşımaktadır.

“Kişi hak ve hürriyetlerinin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e göre;

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”.

Hukuki Makaleler Haberleri

HÂKİMLER SAVCILAR KURULUNUN 'MORGU'

HÂKİMLER SAVCILAR KURULUNUN “MORGU”Morg, bildiğiniz morg yani. Cesetlerin çürüme ve kokuşmasını önlemek için soğuk ortamda muhafaza edildiği yer. Genellikle hastanelerin bodrum katında olur.Günü birlik, ayakta teşhis ve tedavi için poliklinikler giriş katında yer alır. Tedaviye hastanede devam zorun

HMK'da değişiklik yapan kanun yürürlüğe girdi. Dikkat ! Neler değişti...

7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 18.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.İbraz edilmeyen delillerin sunulma süresi öne alındı. Şuan adli tatil içinde olsak da  İcra Mahkemerine açılan davalarda

HMK'daki önemli değişiklik - 18 : Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı oldu

MADDE 59- 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 73 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.“Dava şartı olarak arabuluculukMADDE 73/A- (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olm

Önceki Haber

İdari yargıda iş yükünün azaltılması için hazırladığı kanun taslağı - tam metni

Sonraki Haber

YERLİ OTOYA FAKLI BİR YAKLAŞIM : YERLİ Mİ YERSİZ Mİ ?