CMK’ nın 253/18 maddesinde yer alan uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğine ilişkin hükmün uygulama yeri

Sacit AKDAĞ
18 Kasım 2022 Cuma

Uzlaşma güncel Türkçe sözlüklerde , karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama, uygulanacak işlerde tartışma yoluyla  bir bütünlük ve birliğe varmak demektir. Ceza muhakemesinde uzlaşma uyuşmazlıkların çözüm yoluna dair bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntemle, taraflar arasında suçun işlenmesiyle ortaya çıkan uyuşmazlığın failin ceza alması dışında suçtan zarar göreni bir şekilde tatmin eden farklı  bir yol ile giderilmesi söz konusudur.

Bu anlamda uzlaşma, mağdur yönünden bir yetki, fail yönünden ise hak niteliği taşımakta, fail, mağdur tarafından kullanılan yetki sınırlarında bu haktan yararlanabilmektedir.

Uzlaşma CMK’nın 253 ncü maddesinde kovuşturmaya geçilebilmesi için uygulanması gereken bir soruşturma usulü kurumu  olarak düzenlenmiştir.  Kovuşturma konusu olan suçun kamu davası açılmasından sonra uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde ise,  bu defa mahkemesi tarafından CMK’ nın 254/1 maddesi hükmü uyarınca  ve yine CMK’ nın 253 ncü maddesindeki usule göre uzlaşma yoluna gidilmesi gerekmektedir.

CMK’ nın 253 ncü maddesinin  16 ncı fıkrasında yer alan, “şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören  uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin  düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet Savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler” şeklindeki düzenleme ile 18 inci fıkrasında yer alan  “uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez” şeklindeki düzenlemelerdeki açıklığa göre,  soruşturma aşamasında uygulanan bir uzlaşmada tarafların iddianamenin  düzenlendiği tarihe kadar her zaman Cumhuriyet Savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan etmeleri mümkündür. Bu halde Cumhuriyet Savcısı uzlaşmayı kayda alarak sonucuna göre bir karar vermelidir. Cumhuriyet Savcısının uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı hallerde,  kendiliğinden veya tarafların talebi uyarınca tekrar uzlaşma yoluna gitmesi, bu yola ilişkin usulü uygulamak üzere dosyayı ilgili büroya göndermesi mümkün değildir.

CMK’ nın 253 ncü maddesinin  16 ve 18 inci fıkrasındaki  düzenlemeler , uzlaşmanın  kovuşturmaya geçilebilmesi için bir soruşturma usulü kurumu olmasına ilişkin özelliği nazara alınarak yapılmış olup,  CMK’ nın 254/1 maddesinde yapılan yollamadan hareketle kovuşturma konusu olan suçun kamu davası açılmasından sonra uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde  nasıl bir uygulama yapılacağı ,  mantık kuralları, sosyolojik gerçekler, karşılaştırmalı hukuk ve hukukun genel ilkelerinin araç olarak kullanılması suretiyle, bir sözün, bir deyimin, bir kanun hükmünün gerçek anlamının araştırılması ,  bir hukuk kuralının uygulanması sırasında kanun koyucunun gerçek iradesinin saptanması, bu iradeye göre metnin asıl anlamının tayin edilmesi için yapılan  zihinsel bir faaliyet  olarak tanımlanan ve  ceza muhakemesinde hak kısıtlayıcı olmamak koşuluyla yapılabilmesi mümkün olan ,yorum yoluyla ayrıca irdelenmelidir.  

Anılan irdeleme yapıldığında, kovuşturma aşamasında uygulanan bir uzlaşmada, uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı hallerde, yeni bir durum ortaya çıkmamasına karşın, mahkemenin kendiliğinden veya tarafların talebi uyarınca tekrar uzlaşma yoluna gitmesi, bu yola ilişkin müzakere usulünü uygulamak üzere dosyayı ilgili büroya göndermesi mümkün olmamakla birlikte,  tarafların karar verilinceye kadar her zaman Hakime  başvurarak uzlaştıklarını beyan etmeleri, mahkemenin de  huzurunda gerçekleşen   uzlaşma idarelerini  kayda alarak sonucuna göre bir karar vermesi mümkün bulunmaktadır.

Uzlaşmanın bir şekilde teklif  aşamasında kalarak olumsuz sonuçlandığı hallerde, mağdurun karar verilinceye kadar geçen süre içerisinde, teklifi kabul ederek  sanık ile uzlaştığını beyan etmekle birlikte, uzlaşma müzakeresi yürütülmesini gerektirir ayrı herhangi talepte bulunmadan,  kamu davasının edimsiz uzlaşma nedeniyle  düşürülmesini istediğini açıkça bildirmek suretiyle yetki kullanması halinde uzlaşmanın gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir.

Aksinin düşünülmesi,  uzlaşmayla amaçlanan onarıcı adalet anlayışına aykırı sonuçlar doğurmanın yanında,  eyleme yaptırım uygulanması nedeniyle toplum ve adalet sistemine ilave külfetler  getirecektir.


Önceki Makale

KONUT FİNANASMANI SÖZLEŞMELERİ YÖNETMELİĞİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Sonraki Makale

TCK' nın 163/2 maddesindeki Karşılıksız Yararlanma suçunun uygulama yeri