Savcı Görüşme Tutanağı' nın Hukukiliği ile Adli Emir ve Talimatların Muhatabının Kim Olduğunun Tespiti

Sacit AKDAĞ
21 Aralık 2023 Perşembe

   Uygulamadaki soruşturma evraklarının içinde görüldüğü üzere, kolluk görevlileri ile Cumhuriyet savcıları arasında telefon yoluyla gerçekleştirilen iletişimler kolluk görevlileri tarafından “savcı görüşme tutanağı” başlığı altında yazıya dökülmekte, ardından Cumhuriyet Savcısının imzasına sunulmak suretiyle Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen evraka eklenmektedir.
   Bu uygulama,CMK'nun 161/3 madde ve fıkrasında yeralan, "Cumhuriyet savcısı adli kolluk görevlilerine emirleri yazılı, acele hallerde sözlü olarak verir. Sözlü emir en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir" hükmüne dayandırılmaktadır.

 Ceza Muhakemesi Kanunun uygulamaya dayanak yapılan madde metninin de içinde yer aldığı, ikinci kitabının,"Soruşturma" başlığını taşıyan birinci kısmının , "Soruşturma İşlemleri" başlığını taşıyan ikinci bölümündeki  hükümlere göre, soruşturmanın asıl sevk ve idarecisi Cumhuriyet savcılarıdır. Cumhuriyet savcısı soruşturma işlemlerinde adli kolluk amir ve memurlarına emir verme yetkisine sahip bulunmaktadır.  Kolluk amir ve memurlarının Cumhuriyet savcısına karşı sorumluluklarını daraltan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.  Bu itibarla,  herhangi bir yazılı emri gösterir belgenin, bizzat o emir verme "yetkisine" sahip olan Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Kollukgörevlileri, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen emirleri alarak  uygulama "sorumluluğunu" taşımaktadır.  Aldıkları emrin ne olduğuna dair bir tutanak düzenleme yetkileri bulunmamaktadır.

 

 CMK nun 161 inci maddenin beşinci fıkrası metninde ,diğer madde ve fıkra metinlerinden ayrı olarak "adli kolluk" yerine "kolluk amir ve memurları ile en üst dereceli kolluk amirleri" ibaresi kullanılmıştır. Bu şekilde adli iş ve işlemlere ilişkin sorumluluk , bu hususta Cumhuriyet Savcısınca görev verilen bütün kolluk görevlilerine teşmil edilmiş, hiyerarşik ve fonksiyonel yapılanmada adlikolluk görevi alanlarla sınırlandırılmamıştır. Aynı maddenin gerekçesinde en üst dereceli kolluk amirlerinin adli görevlerinin bulunduğu açıkçabelirtilmiştir. En üst dereceli amirlerin, idari yönden mülki amire karşı , adliiş ve işlemler çerçevesinde de Cumhuriyet Başsavcılıklarına karşı sorumlu olmaları, hiyerarşik yapılanmanın, organik bir bölünme değil, sadece görevlerin daha etkili ve verimli yürütülmesi için fonksiyonel bir iş bölümü olarak ihdas edildiğini göstermektedir.

 

   CMK'nun 161/3 madde ve fıkrasında yer alan hükmün nasıl uygulanacağının tespiti bakımından Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kayda alınarak soruşturma numarası almış derdest dosyalardaki işlemler ile kolluk görevlileri tarafından anlık elkonulan , Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde henüz soruşturma numarası almamış olay soruşturmalarına dair işlemler arasında ayrım yapılması gerekmektedir.

 

 Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kayda alınarak soruşturma numarası almış derdest dosyalardaki işlemler için verilen emirlerin yazılı olması  gerekmektedir. Madde hükmü ile Cumhuriyet savcısından, elinde bulunan derdest soruşturma dosyalarında kolluğa öncelikli olarak yazılı emir vermesi istenmektedir. Bununla birlikte,  acele hallerde sözlü emir verme yetkisi tanınmaktadır. Nitekim uygulamada  Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kayda alınarak soruşturma numarası almış derdestdosyalara ilişkin her türlü soruşturma işlemi için müzekkere  yazılmakta, gerekli görülen hallerde sözlüemirler de verilmekte, sözlü emre konu iş ve işlemler en kısa sürede ikmal edilerek yazılı hale getirilmektedir.

 

Kolluk görevlileri tarafından anlık el konulan , Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde henüz soruşturma numarası almamış olay soruşturmalarına dair işlemlerin ise sözlü emir yoluyla getirilmesi gerekmektedir. Bu kuralın istisnalarını CMK'nun 91/3 ve 119/1 madde vefıkralarında yer alan göz altı süresinin uzatılmasına ve arama yapılmasına ilişkinemirler oluşturmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde henüz soruşturma numarası almamış, evrakı kolluk biriminde bulunan  olay soruşturmaları sırasında  göz altı süresinin uzatılması ile ve aramayapılmasının düşünülmesi halinde, buna ilişkin emirlerin sözlü olarak değil, öncelikli olarak yazılı olarak verilmesi gerekmektedir. Nitekim CMK’ nın soruşturma işlemlerine ilişkin diğer hükümleri incelendiğinde, gözaltı emri, beden muayenesi ve örnek alınması emri, fizik kimliği tespiti emri,serbest bırakma emri gibi diğer tüm soruşturma işlemleri bakımından,Cumhuriyet savcısının kolluk görevlilerine yazılı emir vermesi koşulu aranmadığıaçıkça görülmektedir.

 

 Yukarıdaki açıklamalar ve tartışmaya konu  uygulama birlikte ele alındığında;

 

  Adli emir ve talimatlar gereğinin , halen kurulmuş ve örgütlenmiş bir adli kolluk birimi olmaması, bütün kolluk birimlerinin gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının emri ile adli kolluk görevlerini yerine getirmekle yükümlü olduğuna ilişkin açık hüküm bulunması karşısında, zorunluluk bulunmadıkça, teşkilattaki idari işleyişe bağlı  fonksiyonel iş bölümüne göre takibi yönteminden vazgeçilerek, evrakın niteliğine nazaran genel olarak il ve ilçe kolluk birimlerinin en üst dereceli amirince veya görevlendireceği dereceli diğer amirlerce yazılı usule bağlı doğrudan takip edilmek suretiyle sürekli ve etkin bir şekilde denetimin sağlanması gerektiği, ancak bu durumda yetki kullanımı sırasında eksiklik ve aksaklıklara dayalı olarak ortaya çıkan yasal sorumluluğun önüne geçilebileceği ,

 

 Anlık el konulan soruşturma işlemlerinde, kolluk görevlisi ile Cumhuriyet savcısı arasındaki telefon iletişimi sırasında Cumhuriyet savcısının gözaltı süresinin uzatılması ve arama yapılması dışındaki emirleri sözlü olarak verebileceği, kanun gereği veya olaya özel takdiri kapsamında vereceğiyazılı emir bildirimlerinin bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanması gerektiği, Cumhuriyet savcısına ait emrin, o emrin muhatabı olan  kolluk görevlisi tarafından tutanağa bağlanamayacağı, Cumhuriyet savcısının  emirlerinin muhatabının en üst dereceli kolluk amirleri olması gerektiği, bu şekilde kolluk memur ve amirlerinin soruşturma işlemlerindeki özen sorumluluğunun olması gereken seviyelere çıkarılabileceği, adli kolluk hizmetlerinin etkili ve verimli yürütülebileceği, "savcı görüşme tutanağı" başlıklı yazı düzenlenmesi uygulamasının yasal ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gibi, çeşitli hukuka aykırılıklara zemin hazırladığı 

düşünülmektedir. 


 

 

 

Önceki Makale

Suçtan zarar görenin soruşturma aşamasında ölmesi halinde uzlaşmanın uygulanabilirliliği