Memnu Hakların İadesi

Responsive image
İbrahim ÇİÇEK
9 Ağustos 2020 Pazar

YASAKLANMIŞ HAKLARIN GERİ VERİLMESİ

(Memnu Hakların İadesi)

 

                                                                                                     İbrahim ÇİÇEK

                                                                                                     İstanbul Cumhuriyet Savcısı

 

                ÖZ:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkan tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğundan 06.12.2006 tarih ve 5560 Sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunlarda yapılan değişiklik sonucu 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen madde gereğince 5237 sayılı TCK nun dışındaki kanunlarda YASAKLANMIŞ HAKLARIN GERİ VERİLMESİ kabul edilmiştir.

                Anahtar Kelimeler: Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi, Arşiv Kaydı,  Anayasanın 76. maddesi,  Hak Yoksunluğu,  Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma, Etkin Pişmanlık,

 

Anayasa Mahkemesinin 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun adli sicil arşiv kayıtlarının silinmesi ile ilgili maddelerini iptal etmesi doğrultusunda 6290 sayılı ve 11.04.2012 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 12 ve Geçici 2. maddelerinde değişiklik yapılarak arşiv kayıtlarının silinme koşulları yeniden belirlenmiştir.

Getirilen düzenleme ile Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak mahrumiyetine neden olan mahkûmiyetler bakımından, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren on beş yıl ve her halde otuz yıl geçmesiyle; diğer mahkûmiyetler bakımından, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle silineceği düzenlenmiştir.

Bu düzenleme yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun önemini daha da artırmıştır.

Her ne kadar 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği düzenlenmiş ise de;

6290 sayılı ve 11.04.2012 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddenin 2. fıkrasında, “Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.” denmek suretiyle Türk Ceza Kanununda düzenlenip Anayasanın 76. maddesinde sayılan suçlar yönünden de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu kabul edilmiş olmaktadır.

Bilindiği üzere, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu 121–124 maddeleri ile 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 416–420) maddelerinde düzenlenen yasaklanmış hakların geri verilmesi (Memnu Hakların İadesi), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun benimsediği yaptırım teorisi gereği sürekli hak yoksunluğunun benimsenmemiş olduğu gerekçesiyle konuya ilişkin bir hükme, ne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu da ne de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer verilmiştir.

5237 sayılı yeni TCK’nın 53’üncü maddesinde güvenlik tedbiri olarak uygulanabilecek “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” tedbirine göre, kasten işlenmiş bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilmiş kişinin belli süreyle bu hakları kullanmasına engel olunmaktadır. Yeni düzenlemeye göre hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması mümkündür.

Bu itibarla, söz konusu hak yoksunlukları mahkûm olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edecektir. Böylece, kişi mahkûm olduğu cezanın infazının gereklerine uygun davranarak bunun tamamlanmasıyla kendisinin tekrar güven duyulan bir kişi olduğu konusunda topluma da bir mesaj vermektedir. Bu bakımdan hak yoksunluklarının en geç cezanın infazının tamamlanması aşamasına kadar devam etmesinin, suç ve ceza politikasıyla güdülen amaçlara daha uygun düşeceği düşünülmüştür.

Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesine yer verilmemiştir.

Ancak diğer kanunlarda öngörülen sürekli hak yoksunluklarının hüküm ifade etmeye devam etmeleri nedeniyle,  5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkûm olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğundan 06.12.2006 tarih ve 5560 Sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunlarda yapılan değişiklik sonucu 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen madde gereğince 5237 sayılı TCK nun dışındaki kanunlarda YASAKLANMIŞ HAKLARIN GERİ VERİLMESİ kabul edilmiştir.

            Buna göre;

            5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir.

            Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,

            Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren ÜÇ YILLIK bir sürenin geçmiş olması,

            Kişinin bu süre zarfında yeni bir SUÇ İŞLEMEMİŞ OLMASI ve hayatını İYİ HALLİ olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir.

            Mahkûm olunan cezanın infazına GENEL AF veya ETKİN PİŞMANLIK dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren BEŞ YIL geçmesi gerekir.

            Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına ÜÇ YIL eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.

            Yasaklanmış hakların geri verilmesi için;

            Hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine,

            HÜKMÜ VEREN MAHKEMENİN veya HÜKÜMLÜNÜN İKAMETGÂHININ bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.

Mahkeme bu husustaki kararını,

Dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Bu kanun yolu 5271 sayılı CMK nun 267 ve devamı maddelerinde düzenlenen İTİRAZ başvuru yoludur. Temyiz (İstinaf) da olabilir. Bu konu aşağıda ayrıntılı incelenecektir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, ADLÎ SİCİL ARŞİVİNE kaydedilir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün MASRAFLAR HÜKÜMLÜ tarafından karşılanır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2.maddesine gereğince, suçun islendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde failin lehine olan kanun uygulanıp infaz edileceği hükmü getirilmiştir.

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde islenen bir suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki düzenlenişi açısından hangisi sanığın lehine ise, blok halinde bu Kanun uygulanacaktır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mahkûm lehine olduğunun kabul edilerek uygulanması halinde öngörülmüş olan bir hak yoksunluğunun varlığından söz edilemeyecektir.

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun lehe olduğunun tespit edilerek uygulanması halinde Kanun bir bütün halinde uygulanacağından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uygulama alanı bulamayacak ve dolayısıyla hem 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu hem de özel kanunlar gereğince öngörülmüş olan hak yoksunlukları hüküm ifade etmeye devam edecektir.

Bu durumda, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi ile 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 121–124.maddeleri bütün yönleriyle olaya uygulanarak mahkûmun lehine olan kanun belirlenecek ve buna göre karar verilecektir.

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesi ise 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş olup; 01.06.2005 tarihi ile 19.12.2006 tarihleri arasında yasaklanmış hakların geri verilmesini düzenleyen bir hükümde bulunmadığına göre bu süre içinde hangi düzenleme uygulanacaktır.

6290 sayılı ve 11.04.2012 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddenin 2. fıkrasında Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da benimsenen yaptırım teorisi gereği, kural olarak sürekli hak yoksunluğu bu kanun için benimsenmemiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 219/2.maddesine göre hakkında mahkûmiyet kararı verilen sanığa ceza müeyyidesi yanında; Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salâhiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara yahut hükümet emirlerini icraya veya memuru memuriyetinin vazifesi icabına karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar hapse ve adlî para cezası ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hükmolunur.” düzenlemesi dikkate alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre de hak yoksunluğuna hükmedilebileceğinden, bu maddeye göre mahkûmiyet alan sanığı yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumundan mahrum etmek Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.

Yasaklanmış hakların geri verilmesinin ilk koşulu mahkûm olunan cezanın infaz edilmiş olmasıdır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 13/A maddesinde bu koşula “…Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı…” ifadesiyle yer verilmiştir.

İnfazın tamamlanmış olması ile ifade edilmek istenen husus, cezanın/cezaların tamamıyla yerine getirilmiş olmasıdır.

Para ve hapis cezaları gibi birlikte hükmedilmiş cezalarda birinin tamamen veya kısmen yerine getirilmemiş olması halinde, infazın tamamlandığından söz edilemez.

Ceza, hapis cezasına seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan (5237 sayılı TCK m.50) biri ise, bunun da tamamen infaz edilmesi gereklidir.

Koşullu salıverme halinde deneme süresi içinde ceza infaz edilmekte ve bu süre cezanın infazının bir şekli olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, deneme süresi bihakkın (tamamıyla) salıverilme tarihinden itibaren başlayacaktır.

Cezanın ertelendiği durumlarda Yargıtay’ın (765 sayılı mülga Türk Ceza Kanununa göre) cezanın ertelenmesi halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilemeyeceği yönünde kararları olduğu gibi aksi yönde kararları da mevcuttur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da cezayı düşüren sebepler olarak ölüm (5237 sayılı TCK m.64/2) halinde yasaklanmış hakların geri verilmesinden söz edilemez. Ancak, ezanın infazına özel af (5237 sayılı TCK m.65) veya ceza zamanaşımının (5237 sayılı TCK m.68) gerçekleşmesi nedeniyle son verilmiş olması halinde yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurabilecektir. Ancak bu durumda deneme süresi cezanın infazından değil, kesinleşmesinden itibaren başlayacaktır.

Genel af cezayı, adli sicil kaydının silinmesi dâhil bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırdığından ortada bir hak yoksunluğu kalmadığından yasaklanmış hakların geri
verilmesi de söz konusu olmayacaktır. Ancak gerek Anayasanın 76. maddesinde, gerekse diğer bazı yasalarda
“affa uğramış olsa bile” ibaresiyle sürekli hak yoksunluklarının genel af yoluyla ortadan kaldırılmasına istisna getirilen hallerde, af yasasında özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde yasaklanmış haklar varlığını sürdürecektir.

Yargıtay hak yoksunlukları açısından gerek Anayasanın 76, gerekse bazı özel yasalarla “affa uğramış olsa bile” ibaresiyle sürekli hak yoksunlukları açısından genel affın kapsamına istisna getirilen hallerde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla bu hak yoksunluklarının ortadan kaldırılabileceğini kabul etmektedir.

Etkin pişmanlık veya şikâyetten vazgeçme halinde ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırdığından yasaklanmış bir hakkın varlığından söz edilemez.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi için mahkûmun iyi hali hakkında yeterli bilgi edinilmesine elverişli olacak düzeyde bir sürenin geçmesini aramış, yani bir deneme süresi
öngörmüştür.

Deneme Süresi;

Mahkûm olunan ceza infaz edilerek tamamlanmış ise, İNFAZININ SONA ERDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN ÜÇ YILDIR.

Mahkûm olunan ceza infaz edilmemiş olmakla birlikte, cezanın infazı genel af veya etkin pişmanlık dışında hukukî nedenle (ceza zamanaşımı, özel af) düşmüş ise, deneme süresi HÜKMÜN KESİNLEŞTİĞİ TARİHTEN İTİBAREN BEŞ YILDIR.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunun da benimsenen sisteme göre, sadece hükümde öngörülen sürelerin geçirilmiş olması yeterli görülmemekte;

Ayrıca mahkûmun bu süre içinde; Yeni bir suç islememiş olması ve Hayatını iyi halli olarak sürdürmüş olması, gerekir.

Kanuna göre “yeni bir suç islememe” ve “hayatını iyi halli olarak sürdürmüş olma” koşulları deneme süreleri içinde mevcut olmalıdır.

4.3.2004 tarih ve 5106 sayılı “Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun”un 1.maddesiyle 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’na Geçici 1.madde eklenmiştir. Buna göre, 31.12.1987 tarihinden önce islenmiş suçlarla ilgili olarak yapılan yargılamalar sonucunda; haklarında mahkûmiyet kararı verilenlerden, bu Kanunun yayımı tarihinden önce bihakkın tahliye olanlar ile koşullu salıverilenlerin Türk Ceza Kanununun 122 ve 123 üncü maddelerindeki süreler ve 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesinin131 (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan koşullar aranmaksızın; talep halinde yasaklanmış hakları geri verilecektir.

Kanuna göre yasaklanmış hakların geri verilmesi konusunda hükümlünün veya vekilinin dilekçe ile talepte bulunması gerekir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi, re'sen veya Cumhuriyet savcısının talebiyle istenmesi mümkün değildir

Talep açık olmalı ve yasaklanmış hakların tümüyle geri verilmesini içermelidir.

Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Talebinin Yapılacağı Mahkeme: Hükmü veren veya Hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemedir.

Kararı veren mahkemenin ihtisas mahkemesi veya özel yetki mahkeme olması halinde ikametgâhın bulunduğu yerdeki mahkemenin de ihtisas mahkemesi veya özel yetkili mahkeme olması aranmayacak, aynı dereceli olması yeterli olacaktır.

Yüce Divan’ın veya Yargıtay Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulunun ilk derece mahkemesi olarak verdiği hükümlerle ilgili olarak ortaya çıkan hak yoksunluklarının geri verilmesi aynı yerlerden istenebilecektir.

Mahkeme görevli ve yetkili olup olmadığını resen inceleyecektir.

Mahkeme kararı, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.

Mahkeme, Evrak/dosya üzerinde yapılan incelemelerde hükümlü veya Cumhuriyet Savcısının dinlenilmesinin mümkün olmaması halinde duruşma açarak karar verecektir. Bu durumda yine de Cumhuriyet Savcısının görüşü alınmalıdır.

Mahkeme Bu Kapsamda Yaptığı İncelemede: Mahkûma ait adli sicil kaydını, Mahkûmiyete ilişkin kesinleşmiş ilamı, İkametgâh senedini getirterek deneme süresi içinde islendiği iddia edilen bir suçtan dolayı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı araştırılmalı, gerekirse tanık dinlemeli ve kolluk marifetiyle araştırma yapmalıdır.

Duruşmalara katılım olmasa da dava resen sonuçlandırılır.

Mahkeme Yaptığı İnceleme Sonucunda Talebin Kabulüne veya Reddine Karar Verecektir: Mahkeme yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda istenen bütün koşuların oluştuğunu tespit ederse talebin kabul ederek yasaklanmış hakların geri verilmesine hükmeder ve hüküm kesinleşmesi halinde adlî sicil arşivine kaydedilir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebini inceleyen mahkeme, Kanun da aranan koşulların gerçekleşmemesi durumunda talebi reddedecektir.

1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun aksine yeni düzenlemede dilekçeye bazı evrakları ekleme yükümlülüğü ve buna uyulmaması halinde talebin reddedileceği hususu öngörülmemiştir. Bu nedenle bu tür usulü eksikliklerden dolayı artık ret kararı verilemez.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine verilecek kararlara karşı 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 13/A,f.5 maddesi gereğince “…hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.” seklindeki ifadeyle, bu konuda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa atıf yapılmıştır.

Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A–5.maddesindeki bu düzenleme kanun yolunun tereddütsüz şekilde belirlenmesine elverişli bir hüküm değildir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinin incelemeye yetkili mahkemelerin ilk derece mahkemeleri olması ve verilecek kararların da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272.maddesinde kesin nitelikte olduğu belirtilen kararlar kapsamında olmaması nedeniyle, bu kararlara karsı başvurulabilecek kanun yolu “istinaf” kanun yoludur.

Ancak henüz bölge adliye mahkemeleri kurulmadığından, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Sekli Hakkında Kanunun 8.maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar hakkında 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dört, beş ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ilâ 326. maddeleri uygulanacaktır.

Düzenlemeler dikkate alındığında yasaklanmış hakların geri verilmesi kararlarının temyiz edilebilir olduğunu savunanlar olduğu gibi, bu kararlara karsı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği yönünde görüşlerde bulunmaktadır. Bu konuda maddeye kanun yolunu açıkça düzenleyen bir fıkranın eklenmesi gerekmektedir. Söylemek gerekir ki, kanun yolunun veya merciinin belirlenmesindeki hata ilgilinin hak kaybına neden olmaz.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır (md.13/A,f.7). Burada talebin kabul veya reddedilmiş olmasının bir önemi yoktur.

Yasaklanmış hakların geri verilmesiyle hükümlü hangi haklardan yoksun kalmış ise bu hakları kullanma hakkını elde eder. Ancak elde edilen bu hak, geçmişe şamil olmayıp, geleceğe yöneliktir. Bu nedenle yasaklanmış hakların geri verilmesi mahkûmun önceki hukuki statüsüne otomatik olarak kavuşmasını sağlamaz, örneğin önceki memuriyete iadesini
kendiliğinden gerektirmez, sadece bu veya başka bir göreve tekrar atanabilme hakkını kazanmış olur.

Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu kararlarına göre, süresiz hak mahrumiyetleri ve süresiz ehliyetsizlikler öngören kanunlardaki hükümler, yasak hakların geri verilmesi yolunu kapayan değil, bu yolu açan hükümlerdir. Anayasa md. 76 ve Milletvekili Seçimi Kanunu md. 11’de yazılı suçlardan dolayı mahkûmiyet halinde de yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla kaybedilen seçilme hakkının yeniden kazanılması mümkündür. Ancak yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı ileriye yönelik olarak ehliyetsizliği kaldırdığı için seçimlerde aday olunma tarihinden önce mahkemeden bu konuda karar alınmış olmalıdır.

Danıştay Birinci Dairesinin 22.4.1992 tarihli ve E.No: 1992/126, K. No: 1992/150 sayılı kararında, "657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin A/5 inci fıkrasında öngörülen koşulları, mahkûmiyetinden dolayı yitirmeleri nedeniyle memuriyetle ilişkileri kesilenlerin, memnu hakların iadesi kararı almaları halinde yeniden Devlet memurluğuna alınabilecekleri, ancak kadro ve ihtiyaç durumları bakımından idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunduğu" ayrıca "Memurluğa engel bir mahkûmiyetin saptanması halinde memnu hakların iadesi kararı alınmadıkça veya memurluğa engel sayılanlar dışındaki suçlardan dolayı hükmedilen mahkûmiyetler afla kalkmadıkça yeniden memuriyete atanmanın söz konusu olamayacağı" ifade edilmiştir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi ile mahkûmiyet ortadan kalkmayıp, sadece mahkûmiyetin sonucu olarak kaybedilen hak yoksunluklarına kavuşulduğundan tekerrür, af ve cezanın ertelenmesi açısından olumsuz sonuçlarını doğurmaya devam edecektir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını etkilemez.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı kesinleştikten sonra mahkûm
aleyhine sonuç doğuracak şekilde geri alınması mümkün değildir. Mahkûm yasaklanmış hakları geri verildikten sonra yeniden bir suç işler ve buna bağlı mahkûmiyet nedeniyle sürekli hak yoksunluğuna maruz kalırsa, bununla ilgili olarak tekrar talepte bulunması mümkündür.

Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde ise adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı ASK md.13/A, f.6).

6290 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenlemeye göre; Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak mahrumiyetine neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren on beş yıl geçmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alındığı takdirde dilekçe ile Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden adli sicil arşiv kaydının silinmesini istemek yeterli olup, bu kayıtlar için de dava açmaya gerek yoktur.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmaması halinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak mahrumiyetine neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren otuz yıl geçtikten sonra arşiv kayıtları silinebilmektedir.

Anayasanın 76. maddesinde Sayılan Suçlar:

Taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar,

Zimmet, İhtilâs, İrtikâp, Rüşvet, Hırsızlık, Dolandırıcılık, Sahtecilik, İnancı kötüye kullanma, Dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar,

Kaçakçılık, Resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları,

Terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçları,

Madde metinlerinde "affa uğramış olsalar bile" ibaresi bulunan özel kanunlarda düzenlenen suçlar;

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11. maddesi

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 11. maddesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/5inci maddesi

2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu 8. maddesi

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesi

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yemin­li Mali Müşavirlik Kanununun 4/d maddesi

7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun 2/b maddesi

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesi

1512 sayılı Noterlik Kanununun 7. maddesi

3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle ilgili Kanunun 2. maddesi

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 10. maddesi

5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Oda­lar ve Borsalar Kanununun 74 maddesi.

Yukarıda belirtilen suçlar ile özel kanunlarda düzenlenen suçlardan hüküm giyenlerin arşiv kayıtları yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla 15 yıl içinde, aksi takdirde 30 yıl içinde silinebilecektir.

Önceki Makale

MENŞE ŞEHADETNAMESİ

Sonraki Makale

Sanığımla Hasbihal - 1