Rus Uçağının Düşmesi/Düşürülmesi Olayının UA Hukuk Boyutu Hakkında İlk Akla Gelenler...

Responsive image
Hüseyin ÇEKEN
9 Ağustos 2020 Pazar


        UA Hukukta misilleme yasaktır ve BM Şartı 2/4 te formüle edilen Güç Kullanma Yasağının ihlali anlamına gelir. Kendisine karşı haksız ve ölçüsüz güç kullanıldığını düşünen devletin BM Şartı Md. 51 anlamında meşru müdafaa hakkı saklıdır. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için haksız saldırının devam ediyor olması gerekir. Aksi taktirde, bitmiş ve devam etmeyeceği anlaşılan bir saldırıya karşı güç kullanmak, misilleme yapmak ya da güç kullanma tehdidinde bulunmak BM Şartı 2/4 bağlamında hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda meşru müdafaa hakkı ancak sıcağı sıcağına kullanılabilir.

        Kendisine karşı haksız güç kullanıldığını düşünen devletin konuyu gecikmeksizin BM Güvenlik Konseyi önüne getirip, gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bütün bu ilkeler ve muhtemel bir kriz sırasında izlenmesi gereken yol haritası, BM nin kuruluş felsefesini yansıtır. BM Güvenlik Konseyi Daimi üyesi olan bir devletin evleviyetle bunu bilmesi ve buna uygun hareket etmesi gerekir/beklenir. Yoksa BM sisteminin büyük zarar görmesinin önüne geçilemez. 2 nci Dünya Savaşına giden yolda yolda en önemli aşamalardan birinin 1 nci Dünya Savaşı Sonrasında kurulan Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) sisteminin benzer nedenlerle dejenere edilmesi olduğu unutulmasın.


        Diplomasi bu konuda öncelikle başvurulması gereken vasıtadır. Öte yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan müdahalenin tamamı ile hukuksuz olduğu da söylenemez. Çünkü uçağın sınır ihlalinde bulunduğu radar kayıtları ile kanıtlanıyor. Şu da var ki, bu olayda düşürülen uçak sınır ihlali yapmasaydı bile hal ve hareketleri ile düşmansı davranacağı yönünde haklı veya makul bir şüphe olduğunda. UA Hukukta geçerliliği kabul edilen Önleyici Meşru Müdafaa (preemptive self defense) prensibi çerçevesinde bir devlet, diğer bir devletin herhangi bir savaş aygıtına bu tür sınırlı müdahalelerde bulunabilir. Diğer taraftan, bir başka ülkeye ait bir uçağın düşürülmesinin ön şartı, yabancı uçağın sınır ihlalinde bulunması değildir. Bir uçak, dost unsurlar tarafından, sınır ihlalinde bulunmasa bile müdahaleye maruz kalabilir. Örneğin, sınır ötesinden hedef tespiti veya istihbarat çalışması yapıyorsa veya sahip olduğu silahlar ile sınır ötesinden yapacağı atışlarla sizi veya dost unsurları vurması veya bunlara zarar verme ihtimaili varsa bu gibi hallerde de önleyici meşru müdafaa hakkının kullanımı gündeme gelebilir. Bir süreden beri bölgede meydana gelen olaylar ve artan tansiyon TSK unsurlarını bu hususta aşırı ihtiyatlı davranmaya da itmiş olabilir. Ayrıca, bu tür uçakların sahip oldukları yüksek hız nedeniyle sınır hattının ötesine geçmeleri an meselesidir. Zamanında yapılmayan müdahale dost unsurlar açısından teleafisi imkansız sonuçlar da doğurabilir. Bir uçağın, kimlik belirlemeye dönük çabalara ısrarla cevap vermemesi, kendisinden şüphelenilmesini makul hale getirir.   


        Rus tarafının, haklılığına inancı tam ise konuyu, Türkiyenin de uygun görmesi halinde Uluslararası Adalet Divanı önüne götürme şansı bulunmaktadır. Ya da iki ülkenin bir araya gelip, kusur ve zarar durumunu dikkate alarak, diğer çözüm yöntemleri üzerinde uzlaşmaları da mümkündür. Hatta bu görüşmeler sırasında kısmı veya bütün olarak tazminat ödenmesi bile gündeme gelebilir. Burada başvurulmaması gereken tek yöntem karşı güç kullanma ve misillemedir. Böyle bir hareket olayı içinden çıkılmaz hale getirir ve şu ana kadar uygulanması gündeme gelmeyen NATO Antlaşması Md.5 in uygulanmasını gündeme getirebilir. Misilleme veya ölçüsüz karşı güç kullanımı sonrasında Türkiye, NATO Md. 5 in aktivasyonunu talep edebilir.

        Hal böyle iken, Rus yetkililerin "ne şekilde karşılık verileceğine henüz karar verilmediği" ile "Rus vatandaşlarının Türkiye'ye ziyaretten kaçınmalarına" ilişkin söylem ve değerlendirmeleri başlı başına BM Şartı 2/4 bağlamında kuvvet kullanma tehdidi olup, bu da yasaktır. Bu nedenle, sorun bu yönüyle doğrudan BM Güvenlik Konseyi gündemine RF beklenmeden Türkiye tarafından taşınmalıdır.  


        Sorun BM Güvenlik Konseyi önüne gelirse,BM Şartı uyarınca RF nin oy ve veto yetkisini kullanma hakkı ortadan kalkmaktadır


Hüseyin Çeken - Hakim

Önceki Makale

MENŞE ŞEHADETNAMESİ

Sonraki Makale

Rusya'nın Azez'deki tırları vurması savaş suçudur.